Kategori: Makaleler

Sovyetler Nasıl Olurdu da Çözülmezdi? ? Suat Kamil Aksoy

Biz şu ana kadar yazdıklarımızda esas yönleri itibariyle Marx tarafından da desteklenen reel sosyalizmin yanlış bir pradigma üzerine kurulmuş olduğunu iddia ettik. Ayrıca Marx?ın işçi sınıfı ile ilgili beklentilerinin yanlış olduğunu söyledik. Marx?ın temel katkısı açısından yanlış anlaşıldığını da iddia ettik. Buradan yola çıkarak bu durumun tam tersinin vukuu bulma olasılığını hayal edebiliriz. Yani Marx

okumak için tıklayınız

10 soruda “Muzır Kurul” – Mehmet Onur Doğan

Ölüm Pornosu davası 30 Eylül 2011 Dünya Çeviri Günü’nde açıldı, Yumuşak Makine davasının ikinci duruşması ise 11 Ekim 2011’de. Sabitfikir Güncel Edebiyat Dergimizin Temmuz sayısı dosyasında davaların açılmasında etkili bir rol oynayan T.C. Başbakanlık Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’na yer vermiştik. Bir anlamda yayıncı ve çevirmenlerinin hapsinin istendiği iddianamelerin hazırlandığı kurula tekrar göz atalım istedik.

okumak için tıklayınız

Giz ve güz Menekşesi / Azer Yaran – Fatin Hazinedar

? milyar gazel humusu döner bir can sürer şimdi dalımdan koptum 2005 yılı ekiminin ikinci gününde güz rüzgârları türküsünü söylerken, bir yaprak daha dalından koparak toprağa yavaşça düşerek güz türküsüne katılır. ? şair ölmüş yas denizi ışıldıyor ? bir yaşam dizesine gömün onu şair ölmüş– toprağa gazel düştü

okumak için tıklayınız

Paçoz ve Hödükler Bataklığı : Paranın Saltanatı – Müslüm Kabadayı

İnsan türünün evrim tarihine dair, özellikle biyolojik evrimiyle ilgili son dönemde çok önemli yayınlar yapılıyor. İnsanın biyolojik evriminin temel duraklarını kısaca şöyle özetlemek mümkün görünüyor: ?İnsan dalı şempanzeden 6 milyon yıl önce ayrıştıktan sonra Afrika’da evrilmeye devam ediyor. Bu arada [Homo erectus], [Homo neanderthalis] gibi çeşitli insansılar, Afrika’da evrildikten sonra Avrasya’ya yayılıyorlar. Modern insanın ataları

okumak için tıklayınız

Günlerin Köpüğünde Yürek Sökmek – Özlem Pekcan

Colin ve Chick iki yakın arkadaştırlar. Colin son derece zengin ve elit bir yaşantı sürerken, Chick?in en büyük tutkusu Jean-Sol Partre (esasta Jean-Paul Sartre) ve onun eserlerini toplamaktır. Colin?in evinde Aşçı Nicolas?nın birbirinden lezzetli yemekleriyle süslü sofralarda buluşan iki arkadaş günlerini hoş bir başıboşluk içinde geçirmektedirler. ?- Bu yılanbalığı ezmesi gayet güzel olmuş, dedi Chick.

okumak için tıklayınız

Demokratikleşme, Siyaset ve Sosyalizm – Suat Kamil Aksoy

Metin abi soL’da ele alınca biz de makale boyutlarına riayet etmeye çalışarak görüşümüzü beyan etmek için bahane bulmuş olduk. Bilindiği gibi geleneksel sol yaklaşım açısından siyasal devrim, toplumsal devrimi öncelemek zorundadır. Sosyalizme geçiş ancak böyle olabilir. Örneğin feodalizmden kapitalizme geçişteki mekanizma bu şekilde değildir. Feodalizmin bağrında meta üretimi ve kapitalizm boy atar, gelişir, üretimdeki payı

okumak için tıklayınız

Mihri Belli – M. Şehmus Güzel

Mihri Belli siyaset dünyamızın çok önemli isimlerinden biriydi. Ülkesinde gerektiği kadar kıymeti bilinmedi, yazdıkları ve yaptıkları hakkıyla anlaşılamadı. Bu konular zaman içinde mutlaka daha ayrıntılı ve hak ettikleri biçimlerde ve umarım bilimsel boyutlarda incelenecek, irdelenecek, gerekli ve yararlı dersler çıkarılacaktır mutlaka. Mihri Belli sadece siyaset dünyasında değil aynı zamanda bilim dünyasında, üniversiter alanda da bir

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’den Bir Ölünün Hatıraları – Süleyman Deveci

Sibirya diyerek geçmemek gerekir. Hala bugün dahi dünyada ağır cezaevi koşulları, sürgün, zor hayat şartları, soğuk denilince ilk akla gelen doğal ve gerçek zindanların en meşhurlarından biri. Romanın babalarından Dostoyevski’nin de burada dört yıl sürgünde kaldığını biliyoruz. Bir yazar için dünyanın neresinde olursa olsun cezaevi, insanı, insanın ruhunu mahkumlar özgülünde tanımak için üniversite gibi bir

okumak için tıklayınız

Ölümünün 12. Yılında Süleyman Okay (1928-20 Eylül 1999) / Şiir, Öykü Ve Yazılarıyla Anmak? – Arif Okay

Geçmiş yıllarda yaşam öyküsünü verdiğimiz babamız Süleyman Okay?ı bu kez şiir, yazı ve fotoğraflarıyla anımsamak istedik. Önce hoş bir delikanlılık şiiri verelim: PÜSKÜLLÜ BELÂ Belâsın başımda Püsküllü belâ… Yazmak için Ne hacet yıldızlara: Ne hacet ay?a? Sen varsın başımda;

okumak için tıklayınız

“Faşist Darbeler” ve İki Roman – Müslüm Kabadayı

Her yazınsal yapıt, gerçekliğin soyutlanıp yeniden kurgulanarak ?sanatsal gerçek?e dönüştürüldüğü, o yapıtı ?gerçekleştiren?in algı-imgelem ve anlatım gücüne göre okur dolayımında ?hayat gerçek?ine kavuştuğu bir süreçte değerlendirilmelidir. Bu açıdan yazınsal yapıtın niteliği; yaratıcısının gerçekçiliğine, yaratıcılığına ve anlatım gücüne de bağlı olmak kaydıyla hayata tanıklığın, insani durumların ve duyarlıkların kahramanlar, olay ve olgular, nedensellik, tutarlılık bakımından verebilme

okumak için tıklayınız

Numaratörlü Hayat – Nejdet Evren

Teknik ilerledikçe buna bağlı ürünler sosyal hayatı öyle-böyle etkilemeye başlar. İnsan, hayatı kolaylaştırmak ve zenginleştirmek için tekniği kullanırken yine aynı ediminden dolayı yaşam alanlarını bir-bir daraltmaktadır. Bin-bir türlü kıtlık çeşidi vardır; bunlardan biri de, zaman kıtlığıdır. Teknik ilerleme ile zaman kıtlığı at-başı yarışır. ?tersine bir gelişme beklenir- iken öyle değil…Zamanı ölçmeye çalışan insan, onu kovalamaya

okumak için tıklayınız

İhanete ödül ihanettir! – Sungur Savran

Uluslararası Hrant Dink Ödülü, 15 Eylül?de yapılan bir törenle Ahmet Altan?a verildi. Bu gerçek bir skandaldır. Ahmet Altan?ın Genel Yayın Yönetmeni ve başyazarı olduğu Taraf gazetesi, daha bir yıl önce, AKP hükümeti ile Hrant arasında ?taraf? olmak gerektiğinde tercihini AKP hükümetinden yana yapmıştır. Bu konuda veriler o kadar açıktır ki, bunun aksini kimse iddia edemez.

okumak için tıklayınız

Dünün Geleceği Bugün Yaşıyor: Mayakovski – Emine Gürbüz

“Bana göre sosyalistlerin gelmesi kaçınılmazdı. Beklenen günün gelmesiyle birlikte gözler gelecekçilere çevrilmişti. Üye olmalı mı, olmamalı mı? Böyle bir sorun yoktu benim için -diğer Moskova gelecekçileri için de. Bu, benim devrimim…” V. Mayakovski Mayakovski ailesi Gürcistan’da, Kutais kentindeki Bağdadi köyünde oturuyordu. Vladimir Mayakovski 7 (19) Temmuz 1883’te bu köyde doğmuştur. Babası, Vladimir Konstantinoviç Mayakovski orman

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in yayınlanmamış cezaevi mektupları

Sinemanın ‘Çirkin Kralı’ Yılmaz Güney’in cezaevinde yazdığı ve daha önce yayınlanmayan bazı mektupları, memleketi Adana’da Sinema Müzesi’nin açılış hazırlıkları sırasında ortaya çıktı. Adana Erkek Lisesi?nde birinci sınıfı birlikte okuduğu arkadaşı emekli coğrafya öğretmeni 75 yaşındaki Yavuz Pağda?ya cezaevindeyken yazdığı mektuplarda Yılmaz Güney, o döneme ait çeşitli güncel konulara değiniyor ve yaşama bakışına ilişkin duygularını kendi

okumak için tıklayınız

“Arkadaş” ile Arkadaş Kalabilenler ve Düşman Olanlar Üzerine – Zahit Atam

Yılmaz Güney ikinci uzun hapislikten çıktığında bir dizi film projesi ile çıkmıştı. Kulaklarında ise iki söz vardı: birincisi Elia Kazan?a aitti. ?Ben bu adam için endişeleniyorum?. İkinci söz ise sıkıyönetimin işkenceci generali Faik Türün?e aitti, daha önce söylenmişti: ?Sen büyük bir sanatçısın, halka mal olmuşsun. Devrimciler serserinin teki, ne işin var bunlarla. Sen git filmlerini

okumak için tıklayınız

Fabl Taşlamaları – Müslüm Kabadayı

Edebiyatta ?hayvan masalları? ya da ?fabl? olarak kavramlaştırılan anlatıların, çocukların eğitiminde ne denli etkili olduğu bilinir. İlk kez Hititlerin tabletlerinde yazılı anlatımlarına ve resmedilmelerine tanık olduğumuz fabllar; toplumsal, siyasal olay ve kişileri yergi yoluyla topluma ders vermek amacıyla değerlendirilmiştir. Dünya edebiyatında Ezop başta olmak üzere Beydeba ve La Fontaine bu türün ustalarıdır ve ?Karga ile

okumak için tıklayınız

Sosyalizm Mücadelesi, Havuz Problemi ve Metin Çulhaoğlu ? Suat Kamil Aksoy

Metin abinin BirGün Gazetesi’nde 9 Eylül 2011’de yazdığı makale bize de yorum yapmak için ilham verdi. Konu çok bilinen bir tekerleme ile başlıyor.”Yirmisinde sosyalist olmayanın kalbinden, kırkında hala sosyalistlik yapanın aklından şüphe etmek gerekir.” Elbette bu tekerleme aşkın bir tipin, sevecen yada babacan bir tavırla sosyalizmi tenkit edişidir. Doğal olarak dışarıdandır. Biraz çelişkilidir. İnsan genç

okumak için tıklayınız

Üçüncü Dünya Sineması ve Yılmaz Güney’in Direniş Destanı (2) Zahit Atam

Yazının ilk bölümü için TIKLAYINIZ Diyalektik Olarak Umut: Statükoya Muhalif Ama Onun Eteklerinde Filmin adı tümüyle diyalektiğin yansıması olarak, inanılmaz bir yoksulluk içinde çıkış kaynağı olarak giderek çöken insanın hem define bulmayı ümit etmesi, hem de bu insanların çıkışsızlığından gelecek güzel Türkiye?nin mücadele ile yeni bir düzende buluşmasının toplumsal koşullarını bulması anlamında Umut konmuştur. Arabacı

okumak için tıklayınız

Üçüncü Dünya Sineması ve Yılmaz Güney’in Direniş Destanı (1) Zahit Atam

1966 yılında Akad?ın yönettiği ve Yılmaz Güney?in oynayıp yapım sürecini üstlendiği Hudutların Kanunu (Akad, 1966) ve Kızılırmak-Karakoyun (Akad, 1967) adlı filmlerle başlayan değişimi ve kendi elleriyle yarattığı Çirkin Kral?ın dönüşümü süreci 1970?te Umut?la büyük bir başarıyla sonuçlanmıştır. Artık ismi belirli bir estetik-siyasi-aydın tavrıyla anılmaya başlamıştır. Güney büyük oranda sezgileriyle bulduğu, ancak içinde bulunduğu siyasal ortamın

okumak için tıklayınız

Kelimelerle Vurmak! – Faiz Cebiroğlu

Dikkatinizi çekmiş mi, bilmiyorum. Son yıllarda, Türkiye?de, âdeta bir hastalık haline geldi: Kelimelerle vurmak! Her türden insanlar, her meslek türünden insanlar, ?diyalogu? bir yana iterek, birbirlerinin başlarına ?boş ve anlamsız? kelimeler fırlatıyor, birbirlerini ?kelimelerle? vuruyor. Ne acıdır, birlikte iş yapma bir yana itilmiş; diyalog, bir yana itilmiş; ?tartışma? adı altında, birbirlerine kelimeler fırlatarak ?kim kaybetti?

okumak için tıklayınız