Kategori: Makaleler

Yersiz Yurtsuz Filozof – Kaya Genç

Eğer Jack London yaşamamış olsaydı birinin onu icat etmesi gerekecekti. Batı kültürlerinde gerçekleşen yoğun bir tartışma, London?ın 40 yıllık yaşantısının tam ortasından geçiyordu. Bir yandan Darwin?in biyolojik söylemini oluşturduğu ?hayatta kalış? felsefesi Avrupa?da gittikçe yayılıyordu. Bir yandan da Nietzsche?nin Übermensch (Üstüninsan) ve ?efendi-köle ahlakı? kavramı çerçevesinde ilerleyen siyasi bir tartışma vardı. Ve bunlarla bağlantılı olarak

okumak için tıklayınız

“Uykulu” Seyirciler… – Osman Bulugil

Futbol var olduğu süre boyunca halkın ilgisini devamlı çekmiş ve basit, oynamak için maddi külfet gerektirmeyen bir oyun olmasıyla da dünyanın her yerinde ?sokak arasında konserve kutularıyla ya da kumsalda çıplak ayakla- oynanabilen insanlığın ortak kültürü haline gelmiştir. Modern futbol olarak nitelendirilen, oyunun kurallara bağlanması kapitalizmin gelişimi ile paralellik göstermektedir. Sistemin zaman ve mekan üzerindeki

okumak için tıklayınız

Transferin Sihirli Eli (!) ? Osman Bulugil

İki boyutta irdeleyebileceğimiz transfer dönemlerinin krizle ilişkisini ilk olarak ileri kapitalistleşmiş ülkelerin kulüplerinden başlamak gerekiyor. Temel olarak krizin oluşma nedenleriyle futbol piyasasında astronomik bedellerle transfer yapmak hemen hemen aynı sürecin ürünü. Krizin oluşmasının (İceberg?in görünen kısmı -Mortgage krizi gibi) temelinde kapitalizmin çelişkilerinden birini oluşturuyor. Şişirme değerler ve spekülasyonların etkisi krizin tetiklenmesinde başrolü oynuyor. Transfer dönemlerinde

okumak için tıklayınız

Küresel Köy?ün Altın?ı ? Osman Bulugil

Küreselleşme rüzgârının futbol dünyasındaki etkileri de tüm dünyadaki yıkıntılarından bağımsız olmasa gerek. Futbolda başarılı olma algısının sömürü-para-reklam ilişkisine indirgenmesi zaten kapitalizmin bir parçası. Küreselleşmeyle beraber bu durum, kaçınılmaz bir rüzgâr olarak karşımıza çıkarıldı. Sermayeye eklemlenmeyenlerin yaşayamayacağı yaftasıyla beraber endüstriyel futbolun çocukları (FIFA ve UEFA?nın düzenlediği turnuvalar) da payına düşeni fazlasıyla aldılar ve artık dönüşümlerini tamamlamak

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Futbolu – Osman Bulugil

?Sadece futboldan anlayan, futboldan da anlamaz.? (L. C. Menotti) Giriş Bu yazıda futbolun endüstrileşmesi ve bu sürecin günümüzdeki görünümü ele alınacaktır. Endüstriyel futbola yaklaşımımız aynı zamanda kapitalizmin zaman ve mekan üzerindeki tahakkümünün futboldaki yansımalarını da ele alarak, köylülerin özgürce oynadığı oyunun işçi sınıfına pazarlanabilir bir meta olarak sunulmasına, pazarda özgür emekçiler olarak futbolculara ve taraftarlara

okumak için tıklayınız

Bilinç/siz/lik – Nejdet Evren

Bilinç, insan denilen iki ayaklı memeli canlının imgelerin peşinden koşarken kendisi için biçtiği şekilsiz dondur. İçini doldurmak için çırpınıp duran da yine kendisi olmuştur. Tam karşıtında duran bilinç/siz dediği canlı türlerinin yaşam için verdikleri mücadeleyi doğallıklarını küçümseyerek izlemesi bundan olsa gerek. Doğa tüm canlılara eşit koşullarda acımalı/acımasız davranmıştır; doğanın eşitliğini bozan insandır. Eşitliği bozduğu oranda

okumak için tıklayınız

Hatıralar ve Hüzün: İstanbulum? – Hikmet Temel Akarsu

İstanbul?un, Avrupa Kültür Başkenti ilan eylendiği 2010 senesi ağır aksak geçiyor. Dişe damağa dokunur bir etkinlik ortaya konduğunu söylemek zor. Gerçi henüz sene bitmedi ama; mütebaki zamanlarda da öyle aman aman bir şeyler olamayacağı şimdiden ortaya çıktı. Bu başarısızlıkta, kurumlar ve şahıslar arası çekişmeler, didişmeler, kapışmalar, namütenahi sürüp giden polemikler ve bize mahsus organize olma

okumak için tıklayınız

Ne olursa olsun, Hakikat?i söylemek – Mustafa Erden Kahveci

Hikmet Temel Akarsu’nun son kitabı ‘Nihilist’, Doğan Kitap tarafından basıldı. Tohumları, Turganyev?in kuşaklar arasındaki çatışmayı işlediği ?Babalar ve Oğullar?ında atılan ve Nietzsche?nin ?büyük inançların kaybolmasından doğan inançsızlık durumu; üst insana geçişte bir etik basamak? olarak ifade ettiği nihilizm, yani hiççilik bu kez gotik bir atmosferde, mekanı ve zamanı pek de kestirilmeyen çağlarda işleniyor. Romanın konusu,

okumak için tıklayınız

Çiçeği Burnunda Yazara Tavsiyeler – Prof.Dr. M. Şehmus Güzel

Birkaç gün önce yazar ve gazeteci olmak isteyen genç bir arkadaştan şöyle bir not aldım : « Merhaba. Geçen akşam üstü, kitapevinde tanışmıştık. Vaktinizi ayırıp, yazdıklarım hakkında görüşlerinizi bildirirseniz çok memnun olurum. Görüşmek üzere… » İletisine son derece şık metinlerinden küçük bir seçme eklemişti. Onları okuduktan sonra yanıtladım. Bu yanıtı birazcık değiştirerek sizlere de sunmak

okumak için tıklayınız

Kumarhane Kapitalizmi Değil, Üretim Biçimi! – Suat Kamil Aksoy

Borsa balonları, köpürmenin kimyası, sanal sermayenin hareketi, kabarcıkların yörüngesi… Bu yazıda Marks’ın analizinin mantıksal sonuçlarına dayanarak yine sıradan algıya ters düşmeyi deneyeceğiz. Bu yazıyla birlikte yeni birşeyler söylememiş olacağız, ama söz hiç bu biçimde söylenmemiş olacak. Dolayısıyla tüm sorumluluğun bu satırların yazarına ait olduğunu en baştan hatırlatıyoruz. Kapitalizmin, üretimden değil, paradan para yapma hastalığına tutulduğunu

okumak için tıklayınız

Konuşan Onlar – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Karanlığın İçinde Aydınlık Yüzler, ?Ölülerimiz Konuşuyor? bir kitap başlığıdır. Bu kitap herhangi bir kitap da değildir. Bu kitabın tanıtıma da ihtiyacı yok: Çünkü kendi kendine ve kendini anlatarak konuşuyor. Konuşanların her birini tek tek ve ortaklaşa tanıyoruz. Evet, konuşanlar onlardır. Onlar da bizi/bizleri tanıyorlar. Onlar babamız, anamız, teyze, dayı, amca ve kirvemizdir (« kirvem hallerimi

okumak için tıklayınız

Savulun Aziz Nesin geliyor – Mert Ali Başarır

Çağdaş Türkiye mizahının babası Aziz Nesin’in aramızdan bedensel olarak ayrılışının üzerinden tam 15 yıl geçti. Türkiye geçen bu süre zarfında yüzlerce ‘Azizlik’lere tanıklık etti. Aziz ağabey yaşasaydı, tüm bunları keskin zekâsı, sivri dili ve toplumcu mizahıyla yorumlayacak, halkın, mazlumun, fukaranın, gerçeğin sesi olacaktı. Bir bedenin birden fazla beyni bir arada taşımasının ağırlığına başka bedenler de

okumak için tıklayınız

Küfür / Erk-Sefalet – Nejdet Evren

Onur, insanların sahip oldukları değerlerdendir. Küfür, genel olarak insan /kişi onurunu kıran, inciten,aşağılayan söz ve eylemlerin tanımı olarak kullanılır. Hemen hemen tüm toplumsal düzlemlerde bu eylemin bir yaptırımı vardır. Kişi onurunun korunması, toplum içerisinde bireyin yok edilmemesi elbette doğru bir yaklaşımdır. Küfrün soyut varlıklara yöneltilmesinin de gerçek kişilerin düşünce/duygularında yarattığı kırılma/ezilme/üzüntünün giderilmesi amacı ile yaptırıma

okumak için tıklayınız

Türkçesini bekleyen şair William Butler Yeats – Semiha Şentürk

Şiir dilinin özel bir dil olduğu hepimizin malumu… Gündelik dilden farklıdır. Bize sözcüklerin büyülü dünyasını açar, sözcükleri olduğu gibi dünyayı da hiç olmadığı gibi düşünmemizi sağlar. Belki de bu nedenle her şiirin bizi yepyeni bir evrene taşıdığını hissederiz. İrlanda edebiyatının olduğu kadar dünya edebiyatının da en verimli ve usta yazarlarından olan William Butler Yeats, ölümüne

okumak için tıklayınız

Paslı Hayatlara Karşı: “Kalaylı Şiir” – Müslüm Kabadayı

Bir kitaptaki tüm şiirleri bir başlık çağrıştırabilir mi? Mustafa Akyürek, ikinci şiir kitabına verdiği ?Kalaylı Pusu? ile bunu başarmış. İki bölümden oluşan bu kitabın, ?Köz Süngüye Körük? başlıklı birinci bölümünde 30, ?Söz Sancıda Peşrev? başlıklı ikinci bölümünde ise 25 şiir yer alıyor. İlk bölümde kısa ve uzun şiirler bir aradayken, ikinci bölüm dörtlüklerden oluşuyor. Phoenix

okumak için tıklayınız

“Maden”i İçinden Harlayan Şair: Mehmet Yılmaz – Müslüm Kabadayı

İnsanlar vardır, yaşamlarını doğaya, toplumsal ilerlemeye, siyasal mücadeleye adarlar. O insanlar, deneyimlerini örgütledikleri oranda amaçlarına daha verimlilik ve süreklilik kazandırırlar. Bazıları bunu doğrudan kurumsal örgütlenmelerle ortaya koyarken, kimileri de yapıtlarıyla bunu gerçekleştirirler. Mehmet Yılmaz, uzun yıllar iki biçimde de bunu hayata geçirenlerden. 1970?li yıllarda TSİP, Halkevleri çalışmalarında bunu yaşarken, aynı zamanda şiir, öykü üreterek gerçekleştirir.

okumak için tıklayınız

Sürü/leş/mek! – Nejdet Evren

Sürü, her şeyden önce sayısal bir çokluk demektir; ancak bu çokluk, ögeleri yek-diğerine benzeşen bir çokluktur; heterojen/çok türlü görünen türlerinde de tam anlamıyla homojen/tek-tür olma özelliğini taşır. Sayısal çokluklar bir araya gelmeyle oluşurlar. Fiziksel olarak bir araya gelen sayısal çokluklar ile bilgi/deneyim/bilinçsel olarak bir araya gelen sayısal çokluklar arasında önemli farklar vardır. Deniz ya da

okumak için tıklayınız

Mitolojik ve fantastik öğelerle bezenen öykülere farklı bir örnek: “sur ve gölge” – Müslüm Kabadayı

Okumalarımızda önceliklerimizin belirlenmesinde, bazen bir tartışma konusu, bazen de dostlarımızın ?ayıktırmaları? etkili olmaktadır. Daha önce hiçbir yapıtını okumadığım Mehmet Zaman Saçlıoğlu?nun ?Sur ve Gölge? öykü kitabını bir gecede okumama vesile olan da bir internet günlüğünde okuduğum yazıydı. O yazıda, söz konusu kitapta yer alan sonuncu öykü ?Yüzün Tamamlayıcısı?ndan söz edilmekte ve özellikle mekan olarak Antakya?yla

okumak için tıklayınız

Afşar Timuçin Romanının Işıldağı: Mücadele – Müslüm Kabadayı

Giriş Yaşamını, estetiği merkeze alarak üretken kılmaya çalışan insanın, sarıldığı her şeye ışıltı vermesi doğal değil mi? Estetiği bizimle buluşturan öğe, o insanın yaşama sevincindeki o güzel ışıltıdan başka bir şey değildir. Doğrudan konuyla ilgili olmayanlar, Afşar Timuçin?i şiirlerinden ve felsefe kitaplarından tanırlar. Biraz daha ilgili olanlar hikayelerini de okumuşlardır. Benim gibi, hocayı kişi olarak

okumak için tıklayınız

Küba Yazarlar Birliği Başkanı Nancy Morejón ile Küba Edebiyatı üzerine bir söyleşi – Cüneyt Göksu

Küba Kültürü, İspanya ve Afrika kültürlerinin bir arada olduğu çok güçlü bir bileşimdir ve melezdir. Dışarıdan bakıldığında bazen İspanyol, bazen de Afrika?nın baskın olduğu düşünülürse de aslında herhangi birinin ötekine baskın olması kesinlikle söz konusu değil. Nancy Morejón, Küba?nın ulusal lideri, edebiyatçı, şair, José Martí?yi yetiştiren topraklarda, Küba?da, 1944 Ağustosu?nda dünyaya geldi. Küba?da devrimin olduğu

okumak için tıklayınız