Kategori: Makaleler

Değerler, fiyatlar ve Bortkiewicz – Suat Kamil Aksoy

Bu yazıda fiyatların değerlerden sapmasını ele alacağız. Matematikçi Bortkiewicz’in, fiyatların değerlere dönüşümü ile ilgili cebirsel çözümlemesini değerlendireceğiz. Marks’ın fiyatların değerlerden sapması hakkındaki vargısının dolaylı sonuçlarını hesaplamaya çalışan Bortkiewicz bazı aykırı sonuçlar elde etmiştir. Hataları ayıklamaya çalışacağız. Hatırlarsak; fiyatlar arz ve talep dengesindeki değişimler sonucunda dalgalanabilmekteydi. Değer belirlenimi, kendisini yeterince uzun bir dönemdeki ortalama fiyatlar ile

okumak için tıklayınız

Ergani?ye Güzelleme – M. Şehmus Güzel

Makam Dağı, Ergani?nin hemen kuzeyindedir. Diyarbakır?ın bu şirin kasabası Makam?ın eteklerinden Hilar?a doğru yayılır : Dağ?dan ovaya. Dağ?dan nehire. Makam Dağı kadim bir nöbetci gibi gece gündüz bekler : Kasaba geçmişinden kopmasın dercesine. Makam Dağı Erganililerin ortak paydasıdır. Ermeniler bilir. Kürtler bilir. Türkler ve diğerleri de. Yolunda, kıvır kıvır kıvranan yolunda, sağlı sollu ve kayalarında

okumak için tıklayınız

Devrim, Sınıf ve Edebiyat – Çağhan Kızıl

Toplumsal değişimin sosyal özneleri ile onların sanatsal yaratıcı etkinlikleri arasındaki ilişki biçimi, dönemin toplumsal ve siyasal ihtiyaçlarına, estetik anlayışının genel algısına, sanatçının kişiliğine göre değişiklik gösterdiği için genel geçer kurallara bağlı değildir. Yine de her devrimci özne, kendi edebiyatını yaratmayı ve ideolojisini bu kanaldan beslemeyi seçmiştir. Bu nedenle de, sınıf hareketleri ve edebiyat arasındaki bağımlılık

okumak için tıklayınız

Kudret Tapınağı / Tersinden Okumak / Tuğlanın Rengi – Nejdet Evren

Kudret, güç/lü olmayı ifade eder. Tapınak ise, insanların manevi / tinsel inanç ve değerlerini yaşadıkları / gerçekleştirdikleri yerlerdir. Her tapınak temsil ettiği bir güce dayanır ve o güç karşısında her bireyin boyun eğmesini ister. Kudret tapınağı ise, ?güç istenci?nin tabulaştırıldığı bir paradigmadır. Bir yandan gücün bireyde yaratılması gerektiği düşüncesi diğer yandan o gücün ?mükemmelin- esriği

okumak için tıklayınız

Şeytan – Tahir Ürper

Güneş yeni batmıştı. Dağın doruklarından hayatımın kederli çizgilerini seyre dalmıştım. Kan Çizgisi: Bir çocuk masumuyetinde kendimi dünyanın kurtuluşuna vermiştim. Her şey benim düşündüğüm gibi olmalıydı. Yaşam, benim yüzdüğüm nehirlerde akmalıydı. Bahar, benim sevdiğim, kokladığım çiçeklerde yaşanmalıydı. Sevdalar, benim yüreğimden geçen sözcüklerin anlamında yaşanmalıydı. Ve bütün bunlar adına kan akıttım; başka dünyalarda yaşananları, hayalleri, güzellikleri yoksayarak.

okumak için tıklayınız

Korkunun Diyalektiği – Franco Moretti

(*) 1. BİR MODERN CANAVAR SOSYOLOJİSİNE DOĞRU Burjuva uygarlığının korkusu iki adda özetlenir: Frankenstein ve Drakula. Canavar ve vampir, 1816 yılında, Cenevre yakınlarındaki Villa Chapuis?un bir çalışma odasında, bir arkadaş grubunun yağmurlu bir yaz gecesini geçirmek için oynadıkları bir sosyete oyunundan birlikte doğarlar. Endüstri devriminin en hızlı döneminde doğduktan sonra, 19. yüzyıl sonundaki kritik dönemde,

okumak için tıklayınız

Kentimi Okuyorum… / Çocuk Edebiyatında ?Tür? Yayıncılığı(?) – Hikmet Temel Akarsu

Konu bulma sıkıntısı çeken üçüncü sınıf gazeteciler mahsus ?Memlekette iyi şeyler de oluyor,? tümcesiyle yazıma başlamamdan dolayı benim de konu sıkıntısı çektiğim düşünülmesin. Belki başka alanlarda konu sıkıntısı çekilebilir ama bizim alanımızda; yani kitaplar konusunda bilakis bereket çağı yaşanıyor. Çok şükür memlekette kitap, hiç olmadığı kadar çok basılıyor. Biz edebiyat meraklıları sözcüğün tam anlamıyla darı

okumak için tıklayınız

Franz Kafka: Şato – Süleyman Deveci

Praglı Franz Kafka denilince akla her şeyden önce Max Brod adı gelmelidir. Zira onun bu arkadaşı olmadan ne edebiyatçılar ne de koca dünya böyle bir yazarın varlığından haberdar olurdu. Kafka´nın 1924´de Viyana´da bir sanatoryumda kırkbir yaşında vefatından sonra Max Brod isimli yirmi yıldır arkadaşı kendisine imha edilmeleri için verilen yazılarının hemen hepsini yayınlatma kararı verir.

okumak için tıklayınız

İyelik / Kölelik / Özgür Düşünce / Bağlılık – Nejdet Evren

Tüm iyeliklerinden sıyrılıp bağsız kaldığında birey bir korku yaşar. O güne/ana kadar hep içinde var olduğu şekil ona yabancılaşır ve yok olmaktan korkar. Korkuların temelinde, dış olgu/etkileyen olay/oluşum/ve bunların sonuçları karşısında olgu/olay/oluşumun tanımlanamamış olması, kişinin bir açıdan bilgi yetersizliği içersinde olması yatar. Bilgiye dayalı korkular ise olgunun zararlı yönünün ve etkisinin bilinmesi ile gerçekleşir. Toplumsal

okumak için tıklayınız

Formüllerle Düşünürken Kritik Halkalar – Suat Kamil Aksoy

Kapital, Marks tarafından yanlış anlamaya mahal vermeyen ve mutlaka anlaşılmayı arzu eden bir tarzda yazılmıştır. Ancak bir çok okuyucu, adeta inadına, Marks’ın anlaşılma arzusunu boşa çıkaracak biçimde davranmış gibidir. Sanki basit anlatım zekaya hitabetmemektedir!. Bu açıdan bir kaç tartışmalı başlıkta kesin belirlemeler yapmaya cesaret etme niyetindeyiz. Bu başlıklardan ilki Marks’ın kapitalin ilk cildinden sonra uzun

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal´in ilk romanı Hüyükteki Nar Ağacı – Süleyman Deveci

Yaşar Kemal bir yazısında bu ilk romanını Ocak 1951´de yazdığını ifade eder, oysa roman 1982 de ilk baskısını yapar. Yazarın İstanbul´a gelmeden önce yazdığı, bir ara kaybedip sonra annesinin vefatından sonra sandığında bulunan ve son sayfaları yeniden yazılan, kısa bir romanı. Olay traktörün 1950´li yıllarda Çukurova´ya girmesiyle günlük yaşamı altüst olan halkın sorunlarının ve yöresel

okumak için tıklayınız

Bilinç / Altından Sıyrılmak / Tarihsel Bellek – Nejdet Evren

Bilinç, insan türünü diğer türlerden ayıran düşünsel bir olgudur. O, doğanın zor koşullarına uyum sağlamayı değil doğayı kendisine uyarlamayı hedefleyen bir birikimdir. Taşı yontarak kesici alet yaptığında insan bunun sırrını sonraki kuşağa aktarırken kıskanç davranmış ve gözlem/deneylerinin sonucunu başkalarından gizlemiştir. Derken bakırın eridiğini, kalay ile karıştığında daha yetkin olan tunç alaşımını keşfettiğinde ateşin gizemiyle yarattığı

okumak için tıklayınız

Kızıl Ütopya – Canan Koçak

Başımızı gökyüzüne çevirip şöyle bir baktığımızda o küçük aklımızdan neler geçer kim bilir? Küçük dedim yanlış anlaşılmasın, sonsuz evren ve uçsuz bucaksız uzay boşluğu düşünüldüğünde kim olursa olsun minicikleşir böylesi bir enginlikte. Hayal kurmak serbest tabi, güneş sistemindeki gezegenler dahil, kurgulanan ve acaba diğer gezegenlerde hayat bulma şansı ne kadar? gibi soruların çoğaltılması da mümkün.

okumak için tıklayınız

Ahmet Necdet Sözer için – Prof . Dr. M. Şehmus Güzel

1975 Yazı. Fransa?nın güneyinde şirin Aix-en-Provence kasabasında yaz sıcağı bindiriyor. Marsilya?ya otuz kilometre. Casis?e otuz kilometre. Akdeniz?e otuz kilometre. Bunalınca sıcaktan denize atıyoruz kendimizi. Denizden önce bir otomobil bulup otomobile atmamız lazım ama kendimizi. Bütün bunlar bir sabah kuşluk vakti kapıyı üç kez çalan bir postacı gibi karşımıza Ahmet Necdet?in çıkmasına kadar sürdü. Ahmet Necdet

okumak için tıklayınız

İnsanı Aramak / Fetus?un Gözleri (Son) – Nejdet Evren

Bilinç, insan türünü diğer türlerden ayıran düşünsel bir olgudur. O, doğanın zor koşullarına uyum sağlamayı değil doğayı kendisine uyarlamayı hedefleyen bir birikimdir. Taşı yontarak kesici alet yaptığında bunun sırrını sonraki kuşağa aktarırken kıskanç davranmış ve gözlem/deneylerinin sonucunu başkalarından gizlemiştir. Derken bakırın eridiğini, kalay ile karıştığında daha yetkin olan tunç alaşımını keşfettiğinde ateşin gizemiyle yarattığı imgeleri

okumak için tıklayınız

İlk gerçekçi romanımız Samipaşazade Sezai´nin Sergüzeşt´i – Süleyman Deveci

Yerli romanda batıdan gelen gerçekçiliğe romantizmden geçiş ürünlerinden sayılan Sergüzeşt Tanzimat edebiyatının meşhur yazarlarından Samipaşazade Sezai´nin en önemli ürünlerinden biridir. Masum ve malum bilinen aşklardan biridir öykü, ailesinden ve normal yaşamından Kafkasya´da bir gemi seyahati esnasında zorla koparılıp esir alınan 8-9 yaşlarındaki kız çocuğunun, kölelik hayatı yaşamaya mecbur bırakılan bir Çerkez kızının başından geçenlerdir anlatılanlar.

okumak için tıklayınız

Şuurun Meşru Mahsulü Atalet, Yani Gönüllü Avareliktir? – Canan Koçak

Sizi güldürmek istediğini sanmayın. Bunda da öncekiler gibi yanılabilirsiniz. Sandığınız kadar neşeli biri olamaz o, olsa olsa sinir bozucu bir geveze. Belki hasta, belki kötü, belki sadece suratsızdır kim bilir? Kendi deyimi ile kötü biri bile olmayı becerememiş, herhangi biri olamamıştır. Zekidir zeki olmasına fakat, zaten bir baltaya sap olamamasının da sebebi bu değil midir?

okumak için tıklayınız

İnsanı Aramak / Toplumsal Hayvanın Etiği 4 – Nejdet Evren

Charles Darwin insanı ararken, türler arasındaki benzer/ortak ve farklı yanları ve tüm bunların biyolojik oluşum evrelerini ve de doğal seçmeciliğe bağlı olarak ta nasıl evrim geçirmiş olduklarını/olabileceklerini değerlendirmek istemiş; toplumsal olarak yaşayan tüm türlerin ?yukarı hayvanlarda en yaygın karşılıklı hizmet, hepsinin duygu birliği ile birbirlerini yaklaşan tehlikeye karşı uyarmalarıdır…toplumsal hayvanlar birbirini savunur..birbirlerine karşı, toplumsal olmayan

okumak için tıklayınız

Kitap Sevgisi – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Paris?te « Küçük Türkiye » ismini taktığımız « bizim mahallenin » tam ortayerinde Özgül Kitabevi. İşte adresi : 15, rue de L?Echiquier, 75.010, Paris. Kitabevi?nin yönetiminde 1982?den bu yana Paris?te Türkçe ve Türkiye üzerine kitap satmak işini inat mı inat yürüten iki kişi var : Françoise Rastoix ve Rüstem Gücüyener. İnadı soyismindan belli Rüstem?in. 23

okumak için tıklayınız

Bir Yanılsamanın İzinde… – Suat Kamil Aksoy

Politik olarak çok çeşitli yaklaşımlara sahip olsalar bile Marksistlerin değer yasasına ilişkin ortak bir yanılsama içerisinde bulunmaları dikkate değerdir. Bu derece temel bir konuda edinilmiş yanlış bilincin, ya da bilinçsizliğin politik başarılara engel teşkil etmediği de gayet açıktır. 20. yüzyılda dünyanın büyük bir bölümüne yayılmış olan sosyalist deneyimlerin, Marks’a çok önem vermelerine karşın, Marks’ı anlamakta

okumak için tıklayınız