Kategori: Makaleler

İnsanı Aramak / Toplumsal Utanç 3 – Nejdet Evren

İnsanı aramak onun salt biyolojik, antropolojik yapısı ile sınırlı değildir; o, tüm işlevselliği ile sosyal bir tür olarak hem öznel hem de kolektif yaşayan/var-olan bir canlı tür olduğuna göre, Nazım Hikmet Ran?ın ifade ettiği gibi ?bir ağaç gibi tek ve hür/bir orman gibi kardeşçesine? yaşamasını, yaşatmasını bildiği ölçeklerde ?insan? olarak tanımlanmayı hak edecektir. Diğer türler

okumak için tıklayınız

Dostoyevski’nin Kumarbaz romanına dair – Süleyman Deveci

Kumarbaz büyük üstadın kırkbeş yaşındayken 1867´de kendi yayınevinin dayatması sonucu 25 günde yazdığı önemli roman klasiklerinden biridir. Bu zaman dilimi içerisinde eğer bu eserini bitirmez ise diğer yapıtları üzerindeki yayın hakkını yitirecektir. Bu yazma esnasında kendisine yardımcı olması, yazıları aktarması dahası konuştuklarını yazıya aktarması amacıyla tuttuğu Anna Grigoryevna ile daha sonra evlendiğini edebiyat tarihçileri yazarlar.

okumak için tıklayınız

Ergani Yürüyor – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Ergani?den ve Tarihten Bir Yaprak « Kuzeyinde Makam Dağı vardır. Dağın beyazımtırak ve saydamsı çiçekleri yükseklerden ovayı seyrederler. Ovada göz alabildiğine uzayıp giden gelincik tarlaları bütün cografyayı kızıla boyar. Sağ kol üzerinde, dipte, iyi bakın, işte Hilar Çayı… Tarih burada doğdu. Evet burada. Solda, anayol üzerinde bir köy… sonra bir tane daha…Tam önümüzde evleri ağaçlı

okumak için tıklayınız

1980 Sonrası Türkiye’de Roman – Doç. Dr. Mediha Göbenli

Genelde edebiyat bilimcileri ve eleştirmenlerinin 12 Eylül 1980 sonrası edebiyatla ilgili paylaştıkları ortak görüş, romanın bu tarihten sonra kökünden bir değişim geçirdiği ile igilidir. Romanın konusu artık toplumsal içeriklerden uzaklaşmıştır; genel eğilim psikolojik, fantastik, mistik, yani gerçek üstü süjelerden oluşmaktadır. Bunun toplumsal-siyasi ve de edebi nedenlerinden biri hiç kuşkusuz 12 Eylül 1980 darbesinde aranmalıdır. Nitekim

okumak için tıklayınız

Namık Kemal ?in İntibah romanına dair ? Süleyman Deveci

1876 yılında Namık Kemal´in Kıbrıs´ta edebiyatta en verimli yıllarında sürgünde iken yazdığı İntibah, diğer adıyla Sergüzeşt-i Ali Bey yada Son Pişmanlık yazarın edebiyatımızda gördüğü roman eksikliğini giderme hevesiyle kalemini oynattığı ciddi ve kalıcı bir eserdir. Kırık bir aşk öyküsüdür aslında yazarın özünde şairce aktardıkları, o yılların koşulları, dünyası, ilişkileri ve ufku ile. Kahramanımız Ali Bey

okumak için tıklayınız

Guernica – Pablo Picasso

Guernica, Pablo Picasso tarafından 1937’de yapılan, İspanya İç Savaşı sırasında Nazi Almanyası’na ait 28 bombardıman uçağının 26 Nisan 1937’de İspanya’daki Guernica şehrini bombalamasını anlatan, 7,76 m eninde ve 3,49 m yüksekliğinde anıtsal tablodur. Saldırı sırasında 1.600 kişi hayatını kaybetmiş, çok daha fazla sayıda kişi de yaralanmıştı. İspanyol hükümeti, Paris’teki 1937 Dünya Fuarı kapsamındaki Modern Hayatta

okumak için tıklayınız

Estetik ve Politika II – Doç. Dr. Mediha Göbenli

Başlangıç yazısı olan “Estetik ve Politika I” adlı yazıyı okumak için tıklayınız 1970?ler siyasetin toplumla buluştuğu bir dönemdir. Bu dönem kuşkusuz edebiyat eleştirisine de yansımıştır ki bu dönemde eleştiri genelde toplumcu, dolayısıyla taraflı bir yana sahipti. Elbette ki tarafsız bir eleştiri olamaz. Ancak 1980 sonrası edebiyat eleştirisi 12 Eylül darbesinin ve de genel bir eğilim

okumak için tıklayınız

Eleştirel bir mizah tarzıyla yazılmış dev bir roman Ölü Canlar – Süleyman Deveci

Ölü Canlar, Gogol´un en büyük hatta en muhteşem eseridir. Elimizdeki romanın üç ciltlik bir çalışmadan geriye kalan ilk bölümü olduğunu duymayanımız kalmamıştır herhalde. Gogol´un usta yazarlığını anlamak isteyenlerin, edebiyatın sihirli gücü ve doyulmaz tadına varmak isteyenlerin günlerce değil yıllarca meşgul olabileceği dev bir klasik karşımızdaki. Romanın kahramanı Pavel İvanoviç Çiçikov aslında hayatını gerçek yaşamda kendisini

okumak için tıklayınız

Değer Yasası 1 – Suat Kamil Aksoy “Dünyanın Bütün Marksistleri, Kapital’i Okuyunuz!”

Dünyanın Bütün Marksistleri, Kapital’i Okuyunuz! Bugüne kadar Marksistler Marks’ı değişik biçimlerde yorumladılar, oysa önce anlamak gerekirdi! Okuyucuyu fikrimizle temas etmeden önce uyarmak isteriz. Bu kez ortaya koyduğumuz düşünce ile ilgili Marks alıntılarına başvurduk. Amacımız Marks’tan destek almak değil. Geçmişte ve halen Marks yandaşı olanların ezici çoğunluğuna aykırı düşerken, itiraz edeceklerin önüne bir Marks duvarı koymanın

okumak için tıklayınız

Empati / Determinist Hata / İnsan – Nejdet Evren

Empati, bilinen genel tanımı ile davranış bilimlerinde kişinin düşünce düzleminde bir davranışı değerlendirmeye tabi tuttuğunda kendisini o kişi ile özdeşleştirerek, kendisini o kişinin yerine koyarak, içselleştirme yapmak suretiyle ve belki de o-na ilişkin düşünceler ile bir değerlendirme yapması girişimidir. Ne demiş ana/atlarımız? ?yiğidi öldür, hakkını yeme!? bu ata sözünde doğru olmayan iki yön ve bir

okumak için tıklayınız

Estetik ve Politika I – Doç. Dr. Mediha Göbenli

Yazıma başlarken önce bu iki kavram üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum. Tarihte bu iki kavramı ürettikleriyle bağdaştıran, bu doğrultuda eser veren, estetiği siyasetten soyutlamayıp bilgi ve praksis alanlarıyla bağlantılı gören sanatçılar, yazarlar edebiyat tarihi içinde kalıcılıklarını kanıtlamışlardır. Bu isimlerin en başında Nâzım Hikmet, Bertolt Brecht, Peter Weiss gibi şair/yazarlar gelmektedir. Onlar estetik alanda yaratıcı olurken, siyasi

okumak için tıklayınız

Adresi Olmayan Sığınak / ?Ölümle Alay? – Nejdet Evren

Onlar olmadan hiç-bir-şey olmuyordu; maskeleri yoktu onların. ?Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde/ Ne de aşktan başka bir sığınakları/ Ama yaşarlar dünyanın dört bir yanında/ Ölümle alay ederler sanki? (*) Aşkın dili/dini/rengi/soluğu/coğrafyası hepsi bir yöne işaret eder; o da, ?insan? denilen sosyolojik/tarihsel canlının kendisidir. Aşk ister geniş, isterse dar yorumlansın, her zaman güzel/içten/sım-sıcak/sevgi dolu olanın

okumak için tıklayınız

Tartışma Kültürü ? Nejdet Evren

Var mı gerçekten? Varsa nerelerde gizlenmiş? Yoksa diğer tüm olgular gibi liberalleşerek özgürleşmiş midir? Hiç bir düşüncenin irdelenmeden/düşünülmeden yadsınması bir özgürlük “bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” felsefesine mi bürünmüştür? Ya, ne den “bırakınız batsınlar” denmiyor? Düşüncenin bağsızlığı/öznelliğinden ayrılmaz. Her düşünce öznel olmak

okumak için tıklayınız

Bir satır arası şairi: M.Şehmus Güzel – Güngör Gençay

Bugüne kadar yayınladığı eserleri ve Fransa?da sürdürmekte olduğu öğretim üyeliğini esas alırsak, M.Şehmus Güzel?ın öncelikle bilim insanı olduğunu söyleyebılırız. 1947 Erganı/ Diyarbakır? doğumlu olan yazar, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesını bitirdikten sonra yüksek lisans ve doktora tezini Fransa?da tamamlayarak Türkıye?ye döndü. Mezun olduğu Siyasal Bilgiler Fakültesınde profesörlüğe yükseldi. 1982 yılında tekrar Fransa?ya giden M.Şehmus Güzel, siyasetbilim

okumak için tıklayınız

Louise Michel – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Paris Komünü?ne pek çok kadın katıldı. Sadece eşlerine, sevgililerine, baba ve kardeşlerine yardımcı olarak, sadece yemek yaparak, bakım ve onarım işleriyle ugraşarak değil. Elde tüfek, boyundan kemere fişeklik, kemerinde dönemin en etkili patlayıcıları, birer savaşçı olarak ta. Bunların içinde günümüzde bile ismi unutulmayan Louise Michel?dir. Bunun birçok nedeni var elbette. Louise 1850?lerde geldiği Paris?te öğretmen

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya ‘nın Kaleminden Turhan Selçuk…

Her sanatçı kendisine sağlam bir dil kurmak zorundadır. Çizgiye dayanan karikatürde bunun daha da gerekli bulunduğunu söylemek fazla olacak. Turhan tam anlamıyla kurmuştur dilini. Bu bakımdan gerçek ve soylu bir sanatçıdır. Hatta Türk karikatür geleneği Turhan’ın kurduğu dille başlamaktadır, diyebiliriz. Turhan’da ide, çizgiden önce gelir. Önce ide belirir, sonra çizginin genel konumuna yer hazırlar, sonra

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal ‘in Kaleminden Turhan Selçuk…

Turhan Selçuk bir edebiyat adamıdır. Bir şair, bir romancı, bir hikayecidir. Bu söylediklerimi şaşırtmak için söylemiyorum. Turhan Selçuk gerçeği budur da onun için söylüyorum. Bunları gene söylerken de karikatür sanatını hiç de küçük görmüyorum, söylediklerim bu düşüncenin tam karşıtıdır. İnsan karikatürde de bir Çehov, bir Sait Faik, bir Mansfield olabilir. Karikatürün olanaklarını destan olanaklarına ulaştırabilir.

okumak için tıklayınız

Kadın ve Erkek ? Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

8 Mart 2010 vesilesiyle gündemin yoğun olduğunu görüyorum ve bunun böyle olmasından sevinç duyuyorum. Geçmiş yıllarla kıyaslanınca aradaki fark son derece olumlu ve kadın erkek eşitliğinde ve kadınların özgürleşmesi meselesinde alınan yolu göstermesi açısından önemli. Bugün hemen hemen bütün kentlerde ve « benim diyen » kasabalarda kadınlık durumu, kadınların mücadelesi, tarihi ve geleceği konularında birçok

okumak için tıklayınız

Gölgenin Gölgesi / Olan Ve Olması Gereken İkilemi – Nejdet Evren

Olan, gözlemlenebilen yaşanılmış bir süreç içerisindeki olguların var-lık durumlarını gösterir. Bu durum onun objektif/nesnel olduğunu açıklar. Gerçekte ise oluş süreci, onu gözlemleyenin ne kadar dışında ise o denli onunla etkileşimini sürdürüyor demektir. ?Olan? ın ne olduğuna dair yapılacak belirleme/tespit/analiz bu nedenle önemlidir ve gözlemleyenin ?olan?dan kendini soyutlayarak kaçması mümkün/olanaklı değildir. Görüleceği üzere ?olan? tüm boyutları

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin Ve Halk Masalları – Tahir Alangu

Ünlü yazar Aziz Nesin, bir süredir mizah hikayelerinde olduğu kadar oyunlarında da masal motiflerini, anlatım tekniğini kullanıyor. Çok yazmak zorunda oluşu, onu, sürekli olarak yeni temalara götürünce, elbette eski halk masallarının ve hikayelerinin gür kaynağını da yoklamadan edemeyecekti. Kendi mizah ölçüleri ile dil anlayışı kadar “toplumcu öğreti” amaçları da onu “masal ve halk hikayeleri”ndeki uygun

okumak için tıklayınız