Kategori: Makaleler

Özgeciliğe Adanmış Bir Yaşam: Simone Weil ? Mert Sarı

Dupduru Türkçesine hayran olduğum Melih Cevdet üstadın, Zülfü Livaneli?ce ezgilendirilmiş anı şiirini herkes bilir. 50?li yılların başında ABD?de haksız bir suçlamayla elektrikli sandalyeye gönderilmiş Rosenberglere adanmıştır o şiir. ? Sevdiğim çiçek adları gibi, sevdiğim sokak adları gibi tüm sevdiklerimin adları gibi adınız geliyor aklıma?. İşte böyle düşer benim aklıma Simone Weil adı. Kahraman uluslar yoktur

okumak için tıklayınız

Çok yaşa Yaşar Kemal… – Kenan Mortan

Ülke Mevsimleri yapmak bir Fransız âdeti. Birbirini anlamada bir kültürel çaba olarak on yıla yakın süredir bunu yapıyorlar. Sonuncusu Brezilya?ydı. Türkiye?deki Fransız Mevsimi sönük geçmişti, iki taraf politikacının birbirini anlamaması bu düşük tonda etkiliydi. Oysa, Fransa?da dokuz ay süreyle başta Paris, ona yakın Fransız kentinde süren 441 etkinliğin durumu çok farklı… 14 ayrı disipline yayılan

okumak için tıklayınız

Hediyemiz Kitap Olsun ? Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

Yeni yıla çeyrek kaldı. 2010 hızla yaklaşıyor. Ülkemizde parti kapatma hastalığı da sürüyor. Çaresi bulunacak mutlaka. Kimbilir çaresi belki kitaplardadır. O zaman gelin 2010 için nene ve dedelerimiz, ana ve babalarımız en başta, yakınlarımıza, çocuklarımıza, torunlarımıza, sevgililerimize, eşimize, dostumuza, arkadaşlarımıza, « içeridekilere » evet bilhassa onlara kitap(lar) hediye edelim. Evet kitap hediye edilebilir. Ah, bunu

okumak için tıklayınız

Çirkine / İz-Düşmeler ? Nejdet Evren

Güzel ve çirkin bir-birlerine hep karşı durmuşlardır; gece ile günün, iyi ile kötünün, karanlık ve aydınlığın karşı duruşları gibi… Çelişir ve çatışırlar; hepsinin de göreceli tanımları vardır. Biri olmadan diğeri olamayacağı gibi bir-birlerine ne kadar muhtaç iseler de bir diğerine asla benzemezler. Hiç birinin kesin evrensel ve değişmez bir tanımı yapılamaz. Bu çıkarımdan hareketle güzel

okumak için tıklayınız

Surname ve Şark Klasiklerimiz Hakkında… – Hikmet Temel Akarsu

Kültür piyasasındaki gelişme ve hareketlilik uç noktalara vardı; ve oradan inişe geçti. Geçtiğimiz yıllarda, yeni açılan, -abartısız- binlerce yayınevi, her yıl on binlerce kitapla yüzyüze bıraktı Türk okurunu. Yepyeni türler ve alttürlerde; yepyeni dillerden çeviriler yapıldı. İngilizce?de ise durum birazcık farklıydı. Geçtiğimiz son on-on beş senede Anglo-Amerikan dünyada neredeyse öksürük sesi duyulsa Türkçe?ye çevirilip kitaplaştırıldı.

okumak için tıklayınız

Kadının Toplumsal Ezilmişliğinin Tarihsel ve Ekonomik Arka Planı ? Mert Sarı

Kimi küçük anaerkil (matriyakarkal) yerli ekinleri dışında tüm insanlık baba ?erkini? yaşamakta. Yoğunluğu, toplumların modernleşme düzeyleriyle ters orantılı olarak farklılık gösterse de erkek egemenliği sosyal ilişkilerin yaşanılış biçiminin baskın karakteri babaerkilik ya da eş anlamıyla ata erkillik sosyal ilişkilerde kadın varlığı için cinsiyet temelinde eşitsizlik, ayrımcılık ve hiyerarşi doğururken erkek cinsine toplumsal üstünlük, öncelik ve

okumak için tıklayınız

Taksim Anıtı’nın Bilinmeyen Yönü – Emrah Motuğan

İstanbul?un en önemli kültür eğlence sanat mekanlarından biridir Taksim. Adı Osmanlıcada dağıtmak paylaştırmak taksim etmekten gelir. Döneminde İstanbul?a suyun dağıtım yeri olmasından dolayı bu isim verilmiştir. Taksime çıktığınızda yoğun bir insan kalabalığı karşılar sizi. Dolmabahçe?ye Maçka?ya Şişliye Tünel?e Şişhane?ye ve Cihangir?e akan yoların kesişim noktasıdır burası. Taksim meydanın tam ortasında yeralan sevdiklerimizle buluştuğumuz yada fotoğraf

okumak için tıklayınız

En-Barbar Savaş / Ana-Kadın-Erkek / İnsan – Nejdet Evren

Kadının doğal üreticiliği yanında emeği ile yarattığı değer birleşince tüm toplumsal yapı şekillerinde ? tarih öncesi ve sonrasında- onun ayrı bir yere konulması sonucunu doğurmuştur. Kadının her alandaki üreticiliği onun duygusal yapılanmasını da etkileyerek daha karmaşık ?erkeğe göre daha gelişkin ? yapı oluşturmasını sağlamıştır. Üretici emeğinden dolayıdır ki kadın emek-sömürüsünden ilk nasibini alan tür olmuştur.

okumak için tıklayınız

Abidin Dino?nun Yapıtları – M. Şehmus Güzel

Abidin Dino sadece ressam olarak değil, ilk gençliğinden itibaren gazeteci ve yazar olarak ta dikkat çekti. Daha 17-18 yaşlarındayken, 1930?ların başından itibaren, dönemin dergi (Fikret Âdil?in yönetimindeki Artist gibi) ve gazetelerinde (Örneğin Yarın?da) öykü ve öykücük, karikatür, desen ve söyleşiler yayınladı. 1930-1938 döneminde yazdıklarından öykü veya öykücük biçiminde olanların birkaçı Yeditepe Öyküleri adı altında yayınlandılar.

okumak için tıklayınız

Postmodernizmin Tarihsel ve Siyasal Serüveni Üzerine Bir Deneme – Mediha Göbenli

Özet Bu yazının hedefi 1980?lerde yaygınlaşıp genel bir eğilim olarak sanat ve tin bilimlerine (felsefe, filoloji, sosyalbilimler) sirayet eden postmodernizmin tarihsel ve siyasal bir değerlendirmesini yapıp paradokslarını ele almaktır. Postmodernizmin Aydınlanma karşıtlığı, yücelttiği kimlik politikaları ve siyasal bağlamı günümüz sosyopolitik ve dünya-tarihsel gelişmeleri ışığında tartışılacaktır. Anahtar Sözcükler: Postmodernizm, Marksizm, Aydınlanma, ?Bütük Anlatılar?, Lyotard, Küresel Pazar,

okumak için tıklayınız

Hiç-Bir-Şey ? Nejdet Evren

Kullanıldığı yere göre ?hiç? bir sığınak, bir soluklanma, bir zaman kazanmadır. Bu gün parçacıklar arasında bir boşluk olduğu düşünülmektedir. Ve bu boşluk tanımlanmamış olmasına göre bu bir ?hiç? olduğu varsayımına dayanır. On-üzeri çok sayıdaki rakamlarla ifade edilebilen mikro düzeydeki alan bilgisi, gözle görülen alan bilgisinden daha küçük değildir. Mikro ölçeklerle makro düzeydeki alan ölçümlenmeye, tanımlanmaya

okumak için tıklayınız

Petek Toplantısı – M. Şehmus Güzel

Gaye Petek, babasının, annesinin ve kendisinin hayat hikayesini anlattığım Fahri Petek : Bir Hayat, Üç Can isimli kitabımın tanıtılması için Elele?de, 28 Kasım 2009 cumartesi öğleden sonra düzenlenen tanıtım ve sohbet toplantısını yönetmesinin hem hakemlik hem oyunculuk anlamına gelebileceğini düşündüğü için maçın pardon sohbetin yönetimini Uğur Hüküm?den rica etti. RFİ?de (Radio France İnternatonale), yayın yaptığı

okumak için tıklayınız

İçeni Öldürür, İçmeyeni de!… – Nejdet Evren

Kapının zili üç kere çaldı. Oysa,Tatil-günün keyfini çıkartıp, öğlene kadar uymak istiyordu. Söylene, söylene yataktan kalktı. Kapıyı açtığında kimsecikler yoktu ortalıkta. Beyaz bir paket, kapı önündeki eşiğe bırakılmıştı. Beyaz paketin üzerinde siyah ve kalın harflerle ?ACABA NEDİR? NEDİR? NEDİR?? diye yazılıydı. Çay yanında simit yerine, bisküvi de iyi gider diye düşündü. Paketin üzerindeki söz dizini

okumak için tıklayınız

Bayram Balcı, Yaşamı Ve Ölümü Sorguluyor – M. Şehmus Güzel

Bayram Balcı şairdir. İyi şiir yazar. Kendine saklamaz. Paylaşır. Son şiirlerini derlediği Livar?ı (Kibele Yayınları, İstanbul, 2009) alır almaz okudum. Çok beğendim. Bunun üzerine Canıma Değmez Hayat isimli şiirler kitabını (Ütopya Yayınları, Ankara, 1999) yeniden okudum. Her iki çalışmanın ortak temaları var çünkü. Şimdi elbette aynı şair yazdığına göre öyle olması doğal denebilir. Ama öyle

okumak için tıklayınız

Rütbeli Sefiller / Erkekler, Kadınlar ve Çocuklar ? Nejdet Evren

Fiziksel/tarihsel/kültürel gücüne hayran kalarak yürüdü. Toprak, ayaklarının altında titredi. Er-kek-ti; sıktığı taşın suyunu çıkartabilir, elini uzattığı fidanı kökünden sökebilirdi. Yer-yüzü-nde bir toprak parçasını çevirerek, benim-dir dedi. Çit ile örerek kendisine bir kafes yaptı. Yalnız yapamazdı; o, aynı zamanda bakılmaya muhtaç ve belki de bu yönü ile bir acizdi. Ona bir kadın verdiler. O kadını verenler

okumak için tıklayınız

Altın ve Para, Himaye ve Serbestlik – Suat Kamil Aksoy

Bütün konularda olduğu gibi Marks?ın ne düşünüp, ne yazmış olduğu önemli oluyor. Kapitalin formülleri başlığı ile kişisel yorumlarımıza Marks desteği ya da koruması sağlama çabası içerisinde değiliz. Hayatı doğru anlamak adına Marks?ın katkısından mahrum kalmama güdüsü ağır basıyor. Marks’ı yanlış anlamak, yanlış anlatmak ya da yanlış eleştirmek ayıbından da uzak durmak istiyoruz. Kapitalizmin kriz uğraklarının

okumak için tıklayınız

Körleşmek, öyle bir tutsaklık şeklidir ki; bakarken görmemek, gördüğüne gözünü kapatmaktır. – Nejdet Evren

Bilgi ne kadar sınırsız ise insan o kadar tutsaktır. Bu tutsaklık biçimi zincirsiz bir tutsaklıktır ve adına ?tutku? denilmektedir. Tutkular körlemesine bir bağlılık gerektirirler; bu duruma, Elias Canneti ?Körleşme? adını vermiştir. Öyle bir tutsaklık şeklidir ki; bakarken görmemek, gördüğüne gözünü kapatmaktır. Tutku, o yer/zamanda olmayı düşleyip olamadığında ona yenik düşmektir. Tutkular gerçekte vaz-geçilemeyen birer saplantılar

okumak için tıklayınız

Martin Heidegger düşününde varlık ve zaman – Tüm varoluş olanaklarının ufuk çizgisi ve son sınırı olarak zaman kavramı, Mert Sarı

Bu ve izleyen bir kaç yazımızda düşün yapıtları üzerindeki ateşli tartışmaları bir türlü dinmek bilmeyen Martin Heidegger’i (1889?1976) ele alacağız. Martin Heidegger; Hegel, Marks, Nietzsche, Freud Frankfurt Okulu üyeleri ile birlikte en çok tartışılan yüksek kişiliklerden bir tanesidir. Böylesine ince kıvrımlarla bezenmiş bir düşün yapısını bir kaç yazının sınırları içerisinde tüketmeye kalkışmak bizi kaçınılmaz olarak

okumak için tıklayınız

Şey ? Nejdet Evren

?Şey? temelde ?bilinçsiz varlık? olarak tanımlanmakta / benimsenmektedir. Gerçekte ?şey? i bir nesne olarak görmek mümkün müdür? Yada ?şey? den anlaşılması gereken sınırları belirli biçimler midir? ?Şey? nesnelerin tümü olarak kullanılabilir mi? Bu konuda düşünce tarihinde değişik anlamlar yüklendiği görülen ?şey?in ağırlıklı olarak nesneler ve cansız varlıklar ile, biçimleri belirgin algılanabilir cisimleri anlatmak için kullanıldığı

okumak için tıklayınız

Kürt Edebiyatı Okuma Kılavuzu – Abidin Parıltı

(*) 2009 Yılı TÜYAP Kitap Fuarı?na bu defa birçok Kürt yayınevi katıldı. Son yıllarda birçok Kürtçe metin de Türkçeye çevrilmeye başlandı. Madem kitap fuarı var o zaman Kürdili?nde de eksiği gediğiyle bir okuma listesi yapayım… Öncelikle Ehmedê Xanî ?nin 17. yüzyılda yazdığı Mem û Zîn?ine kulak kabartmak gerekir. Hem Kürtçesi hem Türkçesi olan bu kadim

okumak için tıklayınız