Kategori: Makaleler

Cemil Kavukçu’nun ‘Dönüş’ romanına dair – Canan Koçak

Dönüş, romandan çok, öyküye yakın olduğunu her fırsatta dile getiren Cemil Kavukçu?nun ilk romanıdır. Yazar genellikle kitaplarında, toplumdan uzak, ?tutunamayan? diye tabir edilebilen insanların hikayelerini anlatır. Edebiyatçıların ilgisini çeken bu hikayelerin baş karakterleri çoğu zaman birer alkoliktir. Özellikle okuyucuya roman tadı veren öykü kitaplarında bu karakterlere sıkça rastlanır. Yalnızlık, kitaplarındaki karakterlerin en temel ortak özelliğidir.

okumak için tıklayınız

Levi-Strauss İle Dünden Yarına – M. Şehmus Güzel

30 Ekim 2009?da aramızdan ayrılan Claude Levi-Strauss 28 Kasım 1908?de doğdu, 20. yüzyılı bir ucundan öbürüne birçok kalıcı eser bırakarak geçti ve 21. yüzyılın insanoğlunu ne hale getirdiğini görerek üzüldü. Çünkü « Dünyanın eskisi gibi olamayacağını », « Bizden sonra gelenlerin bizim mutluluğumuza sahip olamayacağını » biliyordu. « Düşüncemizin solfejini » çözmek için ugraşan adamdı.

okumak için tıklayınız

Bahar Birgün Yeniden Gelir? – Canan Koçak

Yıllar önce gittiğim tek kişilik bir gösteride, Fransa?nın işgal edilişi ile ilgili oldukça etkileyici bir anlatı dinlemiştim. Anlatıyı anlatanında kattığı güzellikle birlikte, öykü 1940?larda Hitler ordusunun Paris sokaklarını işgal edişi ile başlıyordu. İşgal edilen dükkanlar arasında bulunan küçük bir kitapçının, bu saldırıya, kendince verdiği tepkiydi ilginç ve etkileyici olan. Tüm dükkan sahipleri sessizce işgali seyrederken

okumak için tıklayınız

Teoloji – Psikanaliz Çözümleme / İnsan ? Nejdet Evren

İnsan tür olarak diğer canlılardan kendisini hep farklı görmüştür. Bir yandan diğer türleri sürekli izlemiş, taklit etmiş ve onlar gibi kitlesel çoğalmayı önemsemiş olmasına karşın… İnsan farklıydı. Üretim ilişkileri ile gelişen bir düşüncesi ve tarihsel belleği ile farklılaşmaktaydı. Bu durum onun daha üstün olduğuna değil daha yetenekli olmasına işarettir. O, bunu yanlış yorumlamıştır. Tanrılar vardı

okumak için tıklayınız

Erkekler Jr., kadınlar Sue Ellen – A. Ömer Türkeş

Bugünlerde, romanlardan uyarlanan diziler -Yaprak Dökümü, Aşk-ı Memnu, Dudaktan Kalbe ve Hanımın Çiftliği- konuşuluyor. ?Konuşuluyor?dan kastım dizilerin güzel kadınları, yakışıklı erkekleri, onların birbirleriyle ilişkileri ve en çok da cinsellik sahneleri. Yazarlardan, romanlarından, romanlarda tartışılan meselelerden, romanların edebi değerlerinden söz eden pek yok. Edebiyat klasikleri popüler kültüre transfer edilirken, geriye, anlatılan hikâyelerinden başka bir şey kalmıyor.

okumak için tıklayınız

Merhaba Kitaplar, Dergiler Merhaba – M. Şehmus Güzel

Rastlantılar gerçekten güzeldir. Hem önseziye inanıyorum hem de telepatiye. Uzaktan sevgiye. Bu bir inanıştır. Bu kişisel deneyimlerim sonucu ve bizzat yinelemelerden çıkardığım bir inanıştır. O kadar önsezim doğru çıktı ki. İşte bir örneği daha : Feyza Hepçilingirler?in gönderdiği şirin iki kitapla (isimlerini hemen sunacağım) Mustafa B. Yalçıner?in neredeyse tek başına hazırladığı ve doğduğu ve şu

okumak için tıklayınız

Mekan / Zaman / Sınır / Yer – Nejdet Evren

Mekan denilince ilkin sınırları çizili ve diğer nesnelerden kesin çizgilerle ayrılmış bir yer boyutu düşünülmektedir. Oysa ki, bu sadece onun varlık biçimidir ve temelinde bir sınırlandırmayı içerir. Bu sınırlandırma, özünde bir egemenlik alanını ve bir yasaklamayı içersinde barındıran sosyolojik bir olguyu ifade etmektedir. Hiyerarşik yapıda olsun, olmasın en küçüğünden en büyüğüne kadar tüm mekan-lar mülk-iyet

okumak için tıklayınız

Anlam / Anlama / Anlamak – Nejdet Evren

İçsel ve dışsal olguların devinim türlerine göre kendilerine bir değer yüklenir. Bu değer olgu ve maddeyi tanımlamaktan farklıdır. Olguların varoluş biçimlerini gözlemleyerek ne olduklarını tanımlamak, onun aynı zamanda ne olmadığını tanımlamak ve anlamaktır. Bu yönü ile eğer madde-düşünce diyalektiğini esas alıyor isek şunu hemen söyleyebiliriz ki ?anlamak? şeklindeki düşünce zinciri ?anlama? ve ?anlam?dan önceki bir

okumak için tıklayınız

Doğaya Dönüş – Nejdet Evren

J.Richard Gott evrenin sırlarını çözmeye çalışırken der ki, ? Einstein?in -tanrının evreni nasıl yarattığını anlamak istiyorum- cümlesi, onun kişiliği ile ilgili tartışmalara konu olmuştur. Bugün bilim, tanrının evreni nasıl yarattığı çabasını sürdürmekte, evreni anlamanın gerçek şartı olarak Einstein?ı anlamak olduğunu kabul etmektedir.? ( 1 ) Ve Nicolaus Copernicus ilkesinden hareketle insan türünün %95 olasılığı ilkesine

okumak için tıklayınız

İnsan Bedeni – Nejdet Evren

?İnsan bedeni nedir ? sorusu, ?bedensiz insan mı olur? karşı sorusunu çağrıştırmaktadır. Beden ve canlı, şekil ve içerik olarak ayrıştırılamayacağına göre, insan tanımı başka bir noktaya düşmektedir. ?İnsan? denilen canlı türünü her şeyden önce bu ayrışma noktasında ?insan olmayan? tanımından çekip çıkartmak gerekir. Hayvanların ve bitkilerin de bir bedenleri vardır. Evrimleşme sürecinde elini alet gibi

okumak için tıklayınız

Önemsemek Üzerine Notlar – Nejdet Evren

Önemsemek; içsel ya da dışsal bir olguya değer verme, onu öncelikli bir sıraya koymadır. Önemsemenin aktif / etken ve pasif / edilgen iki tarafı vardır. Bunlardan birincisi önemseyen ikincisi ise önemsenendir. Bu durum bireyler arasındaki bir değerlendirme olduğunda ise etken ve edilgenlik sürekli yer değiştirirler. Önemseme subjektif /öznel bir yargıyı içinde barındırır. Bu yargı, sosyal

okumak için tıklayınız

Fahri Petek: Bir Hayat, Üç Can (*) – Hasan Akarsu

Yazar, ozan M. Şehmus Güzel, Türkiye işçi ve sol hareketi üzerindeki araştırma, inceleme çalışmalarıyla tanınıyor. ?Fahri Petek: Bir Hayat, Üç Can? adlı yeni yapıtında da bu yönüyle öne çıkıyor. Yapıtın öndeyişi olarak sunulan bölüm Francis Combis?in ve çevirisi Özdemir İnce?nin. Anlatılanlar, ?yenilenlerin tarihi? olup dünyayı değiştirmek için savaşım verenlerin, ?insanların insanlığa doğru uzun yürüyüşünün tarihi?

okumak için tıklayınız

Şiir Üstüne – René Char

Kabul ediyorum, sezgi akıl yürütür ve buyruklar verir; yeter ki, anahtarların taşıyıcısı olarak, yankıların uyuduğu ve ön tansıklara bulanıp döllendiği yüce kafeslerin içinden geçsin, şiirin tohum biçimlerinin demetini titretmeyi unutmasın. Ozanın araştırmaları sırasında, kendisinin ancak çok daha sonra, yok olup gittikten sonra beklendiği bir kıyıya vardığı olur. Ozan, geri kalmış çevresinin düşmanlığına duyarsız, kendini hazırlar,

okumak için tıklayınız

Edebiyatsever Bir Meslek Grubu: Mimarlar… – Hikmet Temel Akarsu

Yirmi altı yıldır üyesi bulunduğum Mimarlar Odasına ve daha sonradan kurulan Mimarlık Vakfı?na Edebiyatçı Mimarlar Antolojisi hazırlama önerisinde bulunduğumda, itiraf etmeliyim ki ne büyüklükte bir aysbergin su üzerindeki görüntüsünden hareketle bunu yaptığımı tam olarak bilemiyordum. Mimarlık mesleğinin son derecede entelektüel bir meslek olduğunu, mimarların sadece edebiyat değil, müzik, sinema, plastik sanatlar gibi alanlarda da önemli

okumak için tıklayınız

Güney’in Tasarıları – Prof Dr. M. Şehmus Güzel

Yılmaz Güney, 47 yaşında, çok genç ayrıldı aramızdan. Kısa hayatına çok şeyi sığdırmayı bildi. Ama gerçekleştirmek istediği birçok tasarısı ise onsuz öksüz kaldılar. Bu tasarılarından birkaçını burada anımsamaya ne dersiniz? Güney, sinemacı bakışını, kalemini ve kamerasını dünyanın kanayan ve mücadele verilen coğrafyalarına, Afrika’ya, Ortadoğu?ya, Latin Amerika’ya taşımak, nicedir aklında oluşturduğu ve beyaz perdeye yansıtılmak için

okumak için tıklayınız

Mitoloji Ne İşe Yarar? ?Galipler Gülemez? / ?Savaşın Anlamsızlığı Üzerine Bir Tez? – Hikmet Temel Akarsu

Bazı düşünürler, doğadaki tüm canlıların öldürmeye programlı, yani doğuştan katil olduğunu iddia ederler. Gerçekten de doğaya dikkatli baktığımızda sürekli birbirlerini tüketmeye ve çoğalmaya çabalayan türlerin amansız savaşını görürüz. Genellikle beslenmek ve yaşamını sürdürebilmek amacıyla, kural tanımaksızın karşısına çıkan her canlıyı öldürmeye programlı türlerin hilafına hareket eden bir tür aradığımızda ise olanca azametiyle ve parıltılı zekasıyla

okumak için tıklayınız

Edebiyatın Müziği (Konulu Albümler) – Emre Karacaoğlu / Hikmet Temel Akarsu

Sanat türleri arasında sürekli etkileşim vardır. Kimi disiplinler arasında bu öne çıkar. Sinema ile edebiyat arasında olduğu gibi. Sinemada edebiyat uyarlamaları her zaman derin etki yaratmıştır. Aslında edebiyatın etkilemediği sanat dalı yok gibidir. Bunlar arasında en önemlilerinden biri müzik olsa da bu konu bugüne dek derinlemesine incelenmemiş, eleştirmenler tarafından hep ihmal edilmiştir. Edebiyat ve sinemayla

okumak için tıklayınız

Zülfü Livaneli’nin ‘3G’li 4 Köşeci Özgürlük’ Anlayışı – Emrah Motuğan

ÖZGÜRLÜK (LİBERTE) Okulda defterlerime Sırama ağaçlara Kumlar kar üstüne Yazarım adını Okunmuş yapraklara Bembeyaz sayfalara Taş, kan, kağıt veya kül Yazarım adını Yaldızlı tasvirlere Toplara tüfeklere Kralların tacına Yazarım adını… Zülfü Livaneli’nin bestesiyle yıllarca ve hala dilimizden düşürmediğimiz o ünlü şiirin yazarı Paul Eluard’ı bilmem bilmeyeniz var mıdır? Özgürlüğün ve umudun şairi kabul edilen Paul

okumak için tıklayınız

İşçi Tarihine Bakmak (*) – Hasan Akarsu

?İşçi Tarihine Bakmak? ozan, yazar M. Şehmus Güzel?in yeni yapıtı. 1947 doğumlu yazarın birçok araştırma-inceleme yapıtının yanında, ?Aşk-Olsun? , ?İkinci Şiirler?, ?Ve Kapımı Çaldı Yalnızlık? adlı şiir yapıtları da bulunuyor. Yazar, ?İşçi Tarihine Bakmak? adlı yapıtına yazdığı sunu ve giriş yazılarında yapıtın içeriğiyle ilgili bilgiler veriyor. Türkiye?de toplumsal tarihin istenilen düzeyde olmadığını, işçi hareketi tarihinin

okumak için tıklayınız

Nihat Ziyalan, Şair – Prof. Dr. M. Şehmus Güzel

KİMİ ZAMANLAR SATIRLARI BİRBİRİ PEŞİ SIRALAMAK VE KAMUOYUNA SUNMAK CESARET İŞİYDİ. BUNDAN EMİNİM VE BUNA CESARET EDENLERİN CESARETİNDE ADANA’DAKİ KEBABIN, YOGURDUN, KAVUNUN, ERİKLERİN (ERİK ÇİÇEKKEN YENMEZ), ELMALARIN VE O İRİ SALKIMLARIYLA KARA ÜZÜMÜN KATKISI KESİNDİR. BUNU BİR YERE NOT EDELİM. ŞALGAMI ASLA UNUTMADAN ELBETTE.. Şimdi saat tam 14:28. Burada, ortalık olağanüstü sessiz, kuşlar bile öğlenden

okumak için tıklayınız