Kategori: Makaleler

Tenar?ın Hayatından Toplumsal Cinsiyete Bakış * – Elif Kutlu

Ursula Le Guin?in Yerdeniz serisinin ikinci kitabının (2) kahramanı Tenar. Sahnedeki başrol oyuncusu bu kez bir kadın; kısıtlamaların, bağnazlıkların içine sıkışmış bir kadın. Tenar, çocukluktan kadınlığa geçiş sürecinde. Kadınlar bilirler, aslında bu süreç büyümeyi, kendini var etmeyi gerektiren bir süreç. Bu nedenle Tenar?ın dönüşümü bir kız çocuğunun kadınlığa geçiş aşamasının metaforu olarak düşünülebilir. Başlangıçta her

okumak için tıklayınız

YÖK “Dünyası” – M. Şehmus Güzel

Diyarbekir Yahoo Grubu üyelerinden Ebru İnce, geçenlerde, grup içi iletişimde, Yayın Kurulu?nda yer aldığım Ekin Belleten dergisinin 1991 Kış sayısındaki « YÖK ?Dünyası? » başlıklı çalışmamdan söz etti. Bana da isteği üzerine meseleyi biraz açıklamak ve birkaç noktayı belirtmek görevi düşüyor. En önce şunu yazmalıyım : Ebru İnce?nin iletisi sayesinde şu bir kez daha ispatlandı

okumak için tıklayınız

“Sorumluluğunu Arayan Sözün Derinliği” / “yaşamayı bilmeden, ölümü bilemezsin?(*) – Nejdet Evren

?Sözcüklerin bilinci? olur mu? Sözcükler sorumluluklarının peşinden koşuyorlarsa bu neden olmasın ki? Sorumluluk bir yönüyle kişinin her şeyden önce kendine karşı bir yükümlülüğü değil midir ki; her zaman söylendiği gibi ?üstlenemeyeceğini yapma ve yapamayacağını üstlenme ? diye…İnsan, iki ayak üzerinde dik durmaya başladığı günden bu güne değin hep koşmuştur; ve fakat kaçmak bundan öte bir

okumak için tıklayınız

Hagi Nereye Geldi? – Osman Bulugil

Galatasaray?da ikinci Hagi dönemi başladı. 1996?da geldiğinde, futbolunun en olgun döneminde bir Hagi ve buna ihtiyacı olan bir Galatasaray vardı. Fatih Terim?den sonra Galatasaray?ın başına geldiğinde, teknik direktör olarak Galatasaray?ın getirebileceği ?en iyi? teknik adamdan sonra gelen futbol efsanesiydi. Şimdi de bu döngüde Hagi, ikinci kez ?yuvam? dediği Galatasaray?a geldi. Fakat Galatasaray, Hagi?nin yuvası olarak

okumak için tıklayınız

İşte Rekabet (!) – Osman Bulugil

Kapitalist sistemde futbolun en büyük pastası olarak öne çıkan organizasyonlarda (UEFA ve FİFA?nın düzenlediği turnuvalar) yapılan değişiklere baktığımızda futbolun bir rekabet ortamının olmadığını ve ileri kapitalistleşmiş ülkelerin kulüplerinin tekelleştiğini vurgulamak gerekiyor. İleri kapitalistleşmiş ülke kulüplerinin tekelleşme sürecinde, öteki kulüplerle aralarındaki uçurum derinleşiyor ve UEFA ve FİFA?nın düzenlediği organizasyonlar da buna göre şekilleniyor. Bugün endüstriyel futbolda,

okumak için tıklayınız

Yüz Yıl Sonra Bir Lenin Eleştirisi! – Suat Kamil Aksoy

Narodniklere Karşı Lenin, Lenin’e karşı Marks Öncelikle okuyacağınız eleştirinin Lenin için bir Marks?a uygunluk araştırması olmadığını belirtmeliyiz. Daha önemlisi Lenin?in kendi zamanında olduğu gibi, bugün de siyasal hasımları vardır. Onların eleştiri ya da dışlamaları herkesin malumu! Bizim eleştirimiz bu açıdan içeriden sayılır. Bir bakıma özeleştiri olarak da kabul edilebilir. Ama en nihayetinde herkes kendi fikrinden

okumak için tıklayınız

Edebiyatta Pati İzleri – Murat Serdar Arslantürk

Sokaklarında, bahçelerinde bu kadar kedinin dolaştığı ama diğer yandan da, kim bilir hangi aklı evvelin söylediği ?Kediler nankör olur? söylemine rağmen, evlerinde kedi besleyen başka bir millet daha var mı? Mesela dünyada en çok kedi seven ve evlerinde kedi besleyen ülke, biraz da tarihlerindeki mitler nedeniyle Mısır?dır. Takiben nüfuslarına oranla fazla kedi sever olduğunu söyleyebileceğimiz

okumak için tıklayınız

Che : Gelecek Zaferlerin Komutanı – M. Şehmus Güzel

Che bugün yaşasaydı yapacağı ilk şey bürosundaki kapıyı çıkarıp atmak olurdu: Eğer bürosu ve bürosunun kapısı olsaydı. Commandante Ernesto Che Guevara?nın nefret ettiklerinin başında BÜRO, BÜROKRASİ VE BUNLARA BAĞLI HER ŞEY GELİYORDU. O?nun devrimci, inanmış, samimi, içten, uçarı, çocuksu, insancıl, vefalı, yıkılmaz derecede insanoğlu insana inanmasının doğal sonucuydu bu. O?na göre bürokrasi bütün dertlerin başında

okumak için tıklayınız

Uzun Yaşanmış Bir Akşamdan Bilinç Sahneleri ? Mert Sarı

İstiklal Caddesinde, Neco?yla yüksek bir yapının teras barındayız. Teras barın görüş alanı İstanbul?un ana manzarasını çepeçevre kuşatıyor. Necoya soruyorum: Neco, İstanbul her zamanki gibi kent ışıklarından derinmiş siyah inci gerdanlığını takınmış mı? Neco beni yanıtlıyor. Takınmış Mert Hocam, her zamanki gibi takınmış. Biliyor musun Neco, İstanbul?un gerdanlığındaki bu iri siyah inciler Bahreyn denizi açıklarında derin

okumak için tıklayınız

Endüstriyel Futbolun Yerlileri: Liglerin Yabancıları – Osman Bulugil

Futbolun endüstrileşme sürecinde liglerde oynayan yabancı oyuncu sayısı ve federasyonların tutumları farklılık göstermekle beraber temel olarak futbolun pazar ilişkilerinin bir parçasını oluşturuyor. Bu yönüyle futboldaki başarı algısı, transferin tekelleşme süreci, turnuvaların yapısı ve Bosman kararları yabancı oyuncu kısıtlaması üzerinde belirleyici olan faktörler olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye?de spor medyasında hemen her gün karşımıza çıkanları şoven milliyetçiliğin

okumak için tıklayınız

“Alter-Eco” : Bir Derginin Otuz Yılı – M. Şehmus Güzel

Bir derginin on yıl, yirmi yıl, hele otuz yıl yaşaması ve giderek okuyucu sayısını artırması öyle sık rastlanan bir hadise değildir. Bizde, Engin Erkiner?in yönettiği Yazın dergisi, zaman zaman yayınını askıya almak zorunda kalan Birikim Sosyalist Kültür Dergisi ve belki bir-iki dergi daha vardır bu sınıflamaya girebilecek. Varlık dergisini ise saymıyorum, çünkü o yaşamına birkaç

okumak için tıklayınız

İnsanlaşma/ya – Değer ? Nejdet Evren

Gerçek bir açıdan görecelidir. Boşuna denmiyor; bütün, tüm parçaların toplamından daha fazlasını ifade eder. Göreceli de olsa gerçeğin/gerçek olarak benimsenenin değeri onunla hem bir bütünlük içerisinde olurken , diğer yönden onunla bir çelişki içerisinde bulunur. Değer, ona yüklenen sosyal/tarihsel bir anlam taşır ve onun gerçeği ile örtüşmez. Gerçeğin salt varlığı ile paylaşılması ve üzerinde ortaklaşılması

okumak için tıklayınız

Futbol: Para = Başarı (?) – Osman Bulugil

Futbol ekonomisinde ?pasta? nın değerinin büyümesine orantılı olarak sömürü de büyüyor. Bir piyasa ürünü olarak futbol, bugün artık kulüplerin ne kadar gelir elde ettiği ve hangi sponsorluk anlaşmaları yaptıklarıyla değerlendiriyor. Oyuncu yetiştirip satmak bir başarı öyküsü olarak lanse ediliyor. Bütün algı aslında futbolla ilgili değil. Futbolda dönen parayla ilgili. Tam da bu noktada Barcelona ya

okumak için tıklayınız

Budala’ya Dair – Tahir Ürper

Prens Mışkin, her karşılaştığı karakterle kendinden bir şey kaybedecek ve hayatın; bedeninde,ruhunda bıraktığı izlerin derinliğini daha da açacak ve “budalalığın” doruk noktasına varacaktır.Yaşamın bütün bu durumlarında çevreyle oluşturduğu ilişkinin bir sorgulama alanı oluşturduğu görülür.Bu sorgulama bilincin içinde idrak etme kabiliyetiyle acının,intikamın her türlüsüyle yüzleşmeyi ve dışa vurmayı sağlar. Aslında Prens Mışkin’in çevresi kendi benliğini oluşturan

okumak için tıklayınız

Kapitalizm Miadını Doldurdu mu? / Sermaye ilkesi, emek ilkesi tarafından ezilebilir mi? ? Suat Kamil Aksoy

Kapitalizm burjuva çıkarıyla anılır. Burjuvanın kendi çıkarını takip etmesiyle, toplumsal çıkarın da sağlanacağı varsayılır. Biz ise burjuva çıkarının ilerlemenin aleyhinde çalıştığını, hatta Marks?ın esas olarak bunu kanıtladığını iddia etmiştik. Sıradan bir akıl, bu iddia hakkında çok kolayca ?hadi canım sende? diyecektir. Ardından kapitalizmin nasılda ilerlediğine ilişkin apacık ve somut kanıtları sayıp ortaya dökmek ise hiç

okumak için tıklayınız

Kızıl Karanfillerle Jose Saramago’ya Veda… ? Canan Koçak

“Her bir harfte, her bir kelimede, her bir sayfada, birbiri ardından her kitapta yaptığım şey, aslında yarattığım karakterleri peyderpey içime yerleştirmektir. Bu karakterler olmasaydı, bugün karşınızdaki bu adam olmayacaktım ben.? Jose Saramago Yazmaktan ve ilerlemiş yaşına rağmen çok çalışmaktan yorgun düşmüş, bol çizgili gülümseyen bir yüz ve numarasının hayli yüksek olduğunu tahmin ettiğim kocaman siyah

okumak için tıklayınız

Gerçeği Arayış; Nihilist – Ceylan Koryürek

Nihilist, Hikmet Temel Akarsu?nun son romanı. Kitaptaki ondokuz anlatı iğne oyası gibi işlenmiş, her bir sözcük sanki defalarca düşünülmüş ve belki de bu yüzden anlatılanlar çok canlı. Kendini, Reddedilenlerin Mesih?i olarak gören saf bir yüreğin yazdığı metinlerin, söylemlerin ve iyilik için verdiği mücadelenin karşılıksız kalışını ve iktidarlarca nasıl kullanıldığını anlatan, okuyucuyu kendi devinimi içine alan

okumak için tıklayınız

Bir Buluşum Var – Murat Serdar Arslantürk

Bir babanın evladının dilinden dökülen ilk sözcüğünün ?Baba? olduğunu duyması ne kadar özel bir andır, değil mi? Çocuk emeklemeye başlar, tay tay yapar ve sonra bir gün ağzından bir kelime çıkıverir: ?Ba-ba?,?De-de? hatta ?An-ne? gibi? Hemen hepimizin annesi veya babası, bebekken ağzımızdan dökülen ilk sözcüğü dün gibi hatırlar da, kaçımız ilk yazdığımız sözcüğü hatırlarız? Kaçımız

okumak için tıklayınız

Laboratuvarda Edebiyatçılar da Var – Murat Serdar Arslantürk

Heyecan verici gelişmeler yaşıyoruz. Bundan on yıl kadar önce, İskoçya´da yapılan biyolojik araştırmaların olağanüstü sonuçlar vermesiyle, insanoğlu bir canlıyı genetik olarak kopyalamayı başardı. Kopyalanmış canlı bir koyundu ve İskoç´lar bu kopyaya ´Dolly´ adını verdiler. Bir canlıyı kopyalamanın amacı, elbette çeşitli türlerdeki canlıların bire bir kopyalarını üretmekten ibaret değildi… Esas amaç; kopyalanan canlı türleri arasına yararlı

okumak için tıklayınız

Abidin Dino Pulu – M. Şehmus Güzel

Arnavutluk Cumhuriyeti Abidin Dino için bir pul çıkardı. Abidin?in şık bir portresi ve soyut eserlerinden birinin röprodüksiyonu ile. Onu ekte gönderiyorum. Yaratılanın güzelliğine bakmak için. 40 Lekê?lik (liralık) pul Shqipéria (Arnavutuk. Kartallar Yuvası/Ülkesi anlamında) başlığı altında Abidin Dino?nun doğum ve vefat tarihlerini veriyor, kenarında « Piktore te diaspores » (« diasporada ressamlar ») notunu taşıyor.

okumak için tıklayınız