Kategori: Makaleler

?Dünyaya kendi utancını gösteren kitaplar? – Güney Özkılınç

Son günlerde çeşitli gazetelerde, artan kitap yasaklamaları haberlerini okuyoruz. Haberler okunduğunda bunun merkezi hükümetten değil de yerel bazı yöneticilerin eksikliklerinden kaynaklandığını veya bu yasaklamaların istisna olduğunu düşünenler olduğunu da tahmin edebiliyoruz. Son birkaç yıl içinde basılmadan toplanan kitaplar, üstü örtülü baskılar sonucu işinden olan gazeteciler ve bu baskılara direnenlere verilen cezalar; had safhaya ulaştı.

okumak için tıklayınız

Ayşe Kaygusuz’un Öykülerinde Anlamsal Yapı – Mehmet Akif Tutumlu

Ayşe Kaygusuz’un öykülernideki anlatı mesafesine baktığımızda mimetik olmaktan çok diegetik bir yazı kipinin egemen olduğunu söylemek mümkün: Genelde anlatıcının öyküyü doğrudan anlattığı bir yazınsal dil. Olayın aktarımı ise genelde birinci planda olmakla birlikte, anlatıcının fikir dünyasını dolaylayıp betimleyen bir dramatik kurgu niteliğinde yazınsal söyleme eklemlenmekte. Ancak bu kısa bildiride amacım, Ayşe Kaygusuz’un öykü dilini inşa

okumak için tıklayınız

Eleştiri – Selma Sayar

Eleştiri zor iştir. İnsanlık günlük yaşantısında eleştirilmeye gelmezken, bunu sanatta, edebiyatta, sporda, bilimde yapmak daha da güç. Oysa eleştiri yerinde ve zamanında yapılırsa çok olumlu sonuçlar doğurabilir. Bu gün Türk ve dünya edebiyatını yönlendiren yapıtların kalitesinin artmasında eleştirinin payının büyük olduğunu düşünüyorum. Eleştiri genel tanımıyla herhangi bir konuda, dalda, alandaki nesne, olay, olgu ya da

okumak için tıklayınız

Sansür ve yasaklama John Steinbeck, Yunus Emre ile sınırlı değil. Daha neler neler…

İzmir Milli Eğitim Müdürlüğü?nce John Steinbeck?in ?Fareler ve İnsanlar? adlı yapıtının bazı bölümlerinin ?çıkarılması? fikri, Milli Eğitim Bakanlığı?nda ?sansürcü zihniyet? meselesini gündeme getirdi. Bunun hemen öncesinde, Yunus Emre?nin bazı dizelerinin, alıntılanan şiirden çıkarıldığı haberi gündeme gelmişti. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, basına yansıyan demecinde, ?Yunus Emre?yi sansürlemek bizim haddimize mi?? diye belirterek,

okumak için tıklayınız

Murat Bardakçı Ve Necip Fazıl – Ferhat Zidani

Sosyal medyada bugünlerde Abdullatif Kılıç tarafından yayınlanan, Şair Necip Fazıl Kısakürek?in eski başbakanlardan Adnan Menderes ?e 10.000 lira karşılığında kalemini hizmetine sunacağını taahhüt ettiğine dair yazdığı iddia edilen bir mektup ortalığı ayağa kaldırmış durumda. Tartışmalar ideoloji ve özel hayatın gizliliği ekseninde gidip geliyor. Mektubu yalanlayanlar bir tarafta, doğrulayanlar öbür tarafta. Benim anlamadığım Murat Bardakçı hangi

okumak için tıklayınız

Ak Behice – İbrahim Kürşat

Düşlerin yarım kaldığını kimse iddia edemez, ama düşlerinin yarım kaldığı söylenenlerin hasretine de sevgisine de doyulmaz… Türkiye’nin, müzeye çevirilen Ulucanlar cezaevinin bir koğuşunda, koğuşun hemen girişindeki sol ranzanın ikinci katında, cumhuriyetin ilk öğretmenlerinden, ilk kadın Sosyolog, üniversiteden kovulan ilk kadın öğretim üyesi, parti genel başkanlığı yapan ilk kadın, TBMM ve Avrupa Parlamentosundaki ilk Sosyalist Türk

okumak için tıklayınız

Sevgili Kişisel Gelişim Meraklısı Okur – Zafer Köse

Doğrusu, kişisel gelişim kitapları okumak, bence bir okur etkinliği olarak görülmemeli. Çünkü bu kitaplara ilgi duymanın nedeni, en kolay şekilde sonuç alma hevesi olsa gerek. Oysa okurluk, bir konuya yoğunlaşmakla, sorgulamakla, araştırmakla ilgili bir şey. Bir yolculuk gibi. Ulaştığın bilgileri inceleyerek, aralarında bağlantı kurarak ilerlersin. Kolay bir çözüm peşinde olduğundan değil, düşünüyor olmanın, anlıyor olmanın

okumak için tıklayınız

Uzaklaştıkça ? Nejdet Evren

?Suç ve Ceza? neredeyse insanlaşma tarihi ile yaşıt bir toplumsal olgudur; her çağda farklı içerik ve biçimlerde toplumlarla birlikte var olan ayrılmaz iki kavram; her ikisinin birden adaletin ölçüsü olması ise yüklenilen içeriklerinin toplumsal değer-yargıları ile ilişkilendiklerini gösterir. Kendi-kendine yapılan hesaplaşma/bir yönüyle kişisel vicdan ile toplumun/toplumların kendi iç hesaplaşmaları, kolektif düşüncenin irdelenmesi, sesli olarak dile

okumak için tıklayınız

Halkın Sanatçısı ve Savaşçısına Yeni Bir Saldırı Daha – Metin Yoksu

Yılmaz Güney?in kızı Elif Güney Pütün, Ocak 2012?de Doğan Kitap?tan ?Bir Odadan Bir Odaya? adında bir kitap çıkardı. Kitap çıkaran kişi, Güney?in kızı olduğu için kitap hemen dikkat çekti. Özelikle de kitap türünün anı olması ayrı bir merak konusu oldu. Kitabın içeriği ve konusu hakkındaki görüşlerime gelmeden önce kitabın dili hakkında görüş belirtmek isterim. Elif

okumak için tıklayınız

Sibel Öz ve SERÇELER ÖLÜRSE – Adil Okay

Sibel Öz?ün, ?Serçeler Ölürse? adlı öykü kitabı, iki aydır masamın üzerinde sırasını bekliyordu. Elimde, Muzaffer Tansu?nun hapishanede yazdığı ?İki Kıyı Arasında? adlı öykü kitabı ile Marge Piercy?nin ?Zamanın Kıyısındaki Kadın? adlı romanı vardı. Bu iki kitabı bitirdikten sonra ?Serçeler Ölürse?ye başladım ve bir solukta okudum. ?Serçeler Ölürse? hakkında notlarıma değinmeden önce, Muzaffer Tansu ile Marge

okumak için tıklayınız

Beyrut’tan Hayata – Zafer Köse

Ece Temelkuran, hayatın içinden konulara yaklaşımındaki duyarlığıyla tanıdığımız bir yazar. Bu sağır medyanın içinde, tepki gösterme yeteneği körelmeden kalabilen çok az kişiden biri. Ağrı?nın Derinliği, Biz Burada Devrim Yapıyoruz Sinyorita, Oğlum Kızım Devletim gibi araştırma, gezi, düşünce kitaplarında bile edebiyat tadı yaratabilmiş bir kalem. Ve ilk romanı Muz Sesleri ile, tam kendisinden bekleneceği gibi, sağlam

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Mizah Yayıncılığının Kısa Tarihi – Emre Yılmazoğlu

Türkiye topraklarında mizah yayıncılığına ilk örnek, 1868 yılında Ali Raşit ve Filip Efendiler tarafından çıkarılan Terakki gazetesinin, haftada bir verdiği mizah eki Letaif-i Asar?dır. Bu ek halktan pek ilgi görmemiştir. İlk bağımsız mizah yayını ise, 23 Aralık 1869 tarihinde, Teodor Kasap tarafından yayımlanmaya başlanan Diyojen adlı dergidir. Bir süre Fransızca ve Rumca çıkan dergi, 24

okumak için tıklayınız

“Kanuni’nin tek günahı harem olsaydı keşke” – Vedat Türkali

“Şiirdi, mimarlıktı, kent sorunuydu, yontuculuktu derken sinemaya, tarihsel dizilere taktı kafayı Recep Tayip Bey! Özellikle de aylardır reyting rekorları kıran Kanuni dönemi dizisi “MUHTEŞEM YÜZYIL”a. Sorunun iki yanı var demek;”tarih yanı”, “sinema yanı”. İki yanı da ilgilendirir beni. Yazar, özellikle roman yazarı olarak tarihi doğru öğrenmeden bugünkü sınıfsal yapımızı kavrayamazsınız. Molla müezzin eğitiminden öte geçememiş

okumak için tıklayınız

Sherlock Holmes ölümsüz mü? A. Ömer Türkeş

19.yüzyılın sonlarında amatörce yazılan bir hikaye ile başlayan Sherlock Holmes efsanesi, polisiye edebiyatın ?Dashiell Hammet, Raymond Chandler, Agatha Christie, Georges Simenon, Patricia Highsmith gibi- en parlak yazarlarının yetiştiği bütün bir 20. yüzyıl boyunca ihtişamını hiç yitirmedi. 21.yüzyılın ilk on iki yılını devirdiğim şu günlerde görünen o ki; onca güçlü rakibe rağmen tahtını korumayı sürdürüyor. Maceraları

okumak için tıklayınız

Bir Güzel Aşk’tır Burhan Günel? – Nebih Nafile

En güzel aşk, en güzel mutluluk, dostluk, paylaşımın, direnç ve onurun adıdır Burhan Günel. Sonsuz aşktır? Yazılarının yanı sıra, Güney Rüzgarı dergisinde yayınlanan bir makalesinde, ilk kitabım ?Umut Yaşam İnsan? üzerine ve doğum günüme denk gelen günde tesadüfen okuduğum kitabıma dair yazısı ile tanıdım o güzel yüreği, naif insanı? Öyle güzel gülümsüyordu ki resminde; yüz

okumak için tıklayınız

Umut Mesleği – Zafer Köse

Zülfü Livaneli?nin sesi ve müziği ile ?Mesleğimiz umut bizim? diyor, Ülkü Tamer, ?Kuranlara selam olsun.? Selam olsun dağa taşa Yâranlara selam olsun Ormandaki kurda kuşa Cerenlere selam olsun Umut kurmak, en çok ?yâran?a karşı bir sorumluluk elbette. Yani ortak amaç için bir araya gelmiş dostlara. Yoksul halka, onurlu insanlara, emekçilere.

okumak için tıklayınız

Yeni Yıl İçin Bir Kitap – M. Şehmus Güzel

Geçmişte, yeni yıl yaklaşırken tebrik kartları satın alınır, özel zarflar hazırlanır, kartlar özenle ve bezenle yazılır, incelikle zarfına yerleştirilir ve, birçoğu birarada, aynı sepette binbir renkle boyalı seçkin yumurtalar gibi, postanaye götürülür ve postalanırdı. Yine böylesi ritüel sürüyor mutlaka kimi mekanlarda. Bunun tadı da başkadır. Zamanla yeni yıl kartı yerine, bir parça farklılık, iki dirhem

okumak için tıklayınız

Savaşsever Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Zafer Köse

Paul bacağından vurulan arkadaşını sırtına alıyor. Onu acele revire ulaştırmalı. Cephede yürümek zaten zor, bir de böyle sırtında ağır bir yük taşımak Paul?ü nefes nefese bırakıyor. Bazen çok yakınından geçen bir merminin ıslık sesini duyuyor. Eh, bu sesleri duyduğuna göre, demek ki hâlâ yaşıyor. Kat?ın yarası ölümcül değil ama belli de olmaz,

okumak için tıklayınız

ODTÜ hep direndi – Can Dündar ?ODTÜ?ye dokunan yanar!?

Teslim olmayan, korkmayan bir kampüs. Hocalarıyla, öğrencileriyle, eylemleriyle baş eğmeyen bir yapı… Tepkisini gösteren, gerekirse kavga eden, stadına ?Devrim? yazan bir üniversite. Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını saklayan okul. Emperyalizme karşı verilen devrimci mücadelenin yüksek öğrenim yurdu. Burası ODTÜ… Bulaşanın hayır göremediği bir kurum… 16 Ocak 1971 gecesi ODTÜ Rektörü Prof. Erdal İnönü?nün Mebusevleri?ndeki evinin telefonu

okumak için tıklayınız

Okuduklarımız ve Davranışlarımız – H. Senday Tuncer

Gel bireyi bireyden oku Yas eğleme gönlünü Çare aşkın gözlerini dağlamalı Yunus, Plautus gibi Doğurganlığını eksik etme beyninden Akıp gitsin şelale gibi çoğalarak içinden Ilık bir meltemin estiği yerini lodos tufanına bırakmadığı bir gün, yaşam alaca şafak karanlığından çıkmış güne el uzatıyor,

okumak için tıklayınız