Kategori: Makaleler

İran: Kaf Dağı’nın Ötesindekiler (Yezd-Şiraz) – Erinç Büyükaşık

Yezd’e yaklaştıkça pazarlarla çevrili (Han Pazarı, Kuyumcular Pazarı, Pencah Ali Pazarı), Emir Çakmak Kompleksi ve Camisiyle ?Şia? geleneğinin ve ?Aşura?nın tüm izlerini taşıyan çöl ortasındaki bu şehri iyiden iyiye merak eder olmuştum. Aşura günündeki kalabalıkların matem ritüellerini elimdeki kitaptaki fotoğraflardan tarıyordum otobüste yol alırken. Devlet-i Abad Bağı?na gözüm takılmış şehre on kilometre kaldığında. Yıllarca

okumak için tıklayınız

Işığın Dili – Zafer Köse

Fotoğraf makinesi ile ilgili bir konu konuşurken, sakın ha, ilk sorunuz “Kaç mega piksel?” olmasın! Benim gibi, ne kadar cahil olduğunuz anlaşılır. Çözünürlükten önce dikkate almak gereken birçok özellik varmış. Diyafram açıklığı, örtücü hızı ve çeşidi, objektifin özellikleri? Neyse ki, gittikçe gelişen teknoloji sayesinde, birçok işlemi ve ayarı otomatik olarak yapan makineler üretiliyor. Ta 1889’da,

okumak için tıklayınız

Senin Bir Şiirin Oldu mu Hiç? – Selma Sayar

Şiir üzerine konuşmak, tartışmak uzmanlık, birikim gerektiren önemli bir duygu, sezgi ve akıl işidir. Konunun en zor kısmı tanımıdır belki de. Çünkü yüzlerce tanımı yapılabilir şiirin. Nazım?ın Güneşi İçenlerin Türküsü?nde sözünü ettiği ? Akın var güneşe akın! Güneşi zaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! dizelerindeki direniştir… Ya da Nikola Vaptsarov?un idam edilmeden önce sevdiğine

okumak için tıklayınız

İran: Kaf Dağı?nın Ötesindekiler (Tebriz-İsfahan) – Erinç Büyükaşık

Yıllar sonra birçok insanın ?ulaşılmaz?, ?ırak? gördüğü yanıbaşımızdaki komşuya yaptığım on günlük gezinin öykülerini yazmak istemiştim. Belleğimde yer alan ipuçlarını, ayrıntıları, izleri belirginleştirmek, yedi yıl önceki gözlemlerimi aktarmak düşüncesiyle gezdiğim bu coğrafyanın rotalarını belirginleştirmeye başlamıştım kafamda: ?Tebriz, İsfahan, Yezd, Şiraz?. Fars kültürünün binlerce yıllık tarihsel mirasının önemli ölçüde korunduğu, yer yer ortaçağa özgü görüntüler sunan

okumak için tıklayınız

Şiirle Yaşamak – Müslüm Kabadayı

Adnan Yücel, yıllar önce ?Şairler beyinlerinden ölür,? demişti. Bu eşitlik ve özgürlük için kalemiyle de mücadele eden Yücel, kaderini kendi eliyle çizmişçesine beyin kanserinden aramızdan Temmuz 2002?de ayrılmıştı. Şimdi aynı kaderi şair bir öğrencimin paylaşmış olmasının acısını duyuyorum. Henüz en verimli çağında, 38 yaşında kaybettiğimiz Antakyalı şair Özcan Özgün?ü sevgiyle anıyorum. Ailesine ve dostlarına sabırlar

okumak için tıklayınız

İlk Kürtçe roman: Bolşevik Bir Kürt’ün Hikâyesi – Özkan Öztaş

SSCB, Kürt tarihinin en çok ürün verdiği bir döneme ev sahipliği yaptı. Yapılan Kürdoloji çalışmaları, konferanslar, kültür-sanat üretiminin mihenk taşları Reel Sosyalizmin desteğiyle Kürt halkına sunuldu. Sovyetlerin, özellikle de Kürtlerin yoğunlukla yaşadığı Ermenistan Sovyet’inin bünyesinde yapılan çalışmalarda Kürtler aktif görev aldılar. İşte bu kişilerden biri Ereb Şemo, çalışmalarından biri de ilk Kürtçe roman olan “Şıvané

okumak için tıklayınız

Ömür Boyu Mücadele – Zafer Köse

Jack London, 1876 yılında dünyaya geldi ve 40 yıl yaşadı. Bazı kaynaklardakiler birbiriyle çelişse de onunla ilgili birçok bilgi var. Yaşarken hakkında çok söz edilmiş, hâlâ da üzerinde durulan bir yazar. Hayatı serüven doluydu. Gemilerde işçilik, altın arayıcılığı, boksörlük, elektrik teknisyenliği, maden işçiliği, gazetecilik, istiridye korsanlığı gibi birçok alanda çalıştı. Günde 12 saat, hatta bazen

okumak için tıklayınız

Türkiye İşçi Romanları: Bir Derleme ve Değerlendirme – Diyar Saraçoğlu

Türkiye işçi romanları diye bir başlık atmak, bir yandan tarihsel bir koridordan geçip öte yandan tarihsellik içerisinde işçi sınıfını (ve çalışma gereği işçi romanlarının) değişimini incelemeyi gerektiriyor. Bu nedenle böyle bir çalışmaya başlarken ?işçi romanları? çerçevesi çizmek, zorunlu olmasının yanı sıra zor bir görev olarak da karşımıza çıkıyor. İşçi romanları için, işçilerin çalışma ve yaşam

okumak için tıklayınız

Freud?la hayali bir söyleşi – Ceren Şekerciler

?Freud, var olmasaydı, onu icat etmek zorunda kalacaktık.? Hayali Söyleşiler, ilginç bir düşünceden yola çıkarak hazırlanmış. Yaşadıkları döneme olduğu kadar, günümüze de damgasını vurmuş, ancak bugün aramızda olmayan kişilerle şimdi bir araya gelsek, onlarla sohbet etmek nasıl olurdu fikrinden yola çıkan seri, en çok da tarihe mal olmuş bu kişileri tanıtmayı amaçlıyor. Serideki söyleşiler tamamen

okumak için tıklayınız

İnsansız Bir Toplumda ?Birey? Aranıyor: Ne Çare! – H.Senday Tuncer

Günün İlk Işıldayan Işık Demetiyle Birlikte Rüzgâr Esintisinin Ilık Neminin Kulağa Gelip Bir Dost Sesiyle Uyanması Yaşama Sevinci Verir ?Birey?e, Yüzyıllara Uzanacak. H.Senday TUNCER Kördüğümdür yaşam, belli belirsiz olaylar zinciri devam edip sürükler ?Bireyi.? ?Bensiz ve Bizsiz? anlam karmaşası içinde yaşamın devinim gücü azalmaya yüz tutar.

okumak için tıklayınız

Denizin Işığı – Zafer Köse

Sümerler yazıyı icat etti. Homeros 2700 yıl kadar önce destanlar yazdı. Onun yazdıklarının, tarihin ilk yazılı edebiyat ürünleri olduğu söyleniyor. İnsan, yaklaşık 5300 yıldır yazabiliyor. İcat edildikten sonra geçen sürenin yarısı kadar zamandır, yazı, edebiyat üretiminde de kullanılıyor. Bunca zamandır büyük sanatçılar yetişti, büyük eserler ortaya çıktı. Yaşar Kemal gibi, Deniz Küstü gibi…

okumak için tıklayınız

Hatay Basın-Yayınından İzlenimler – Müslüm Kabadayı

Dergilerde yazmaya başlayalı 27, gazetelerde ise 24 yıl olmuş. Yaklaşık çeyrek yüzyıldır dergi ve gazetelerde araştırma-inceleme yazılarım, deneme ve makalelerim yayınlanıyor. İlkleri 1986?da Ankara?da yayınlanan ?Yaşamın Tüm Birimlerinde Yoğunluk Sanat Kitabı? ve 1988?de Samsun?da çıkan Kuzeysu dergilerinde olmak üzere şiir ve öykülerimin de okuyucuyla buluştuğu basın-yayın alanıyla içli dışlı sayılabilirim. O nedenle bu alanın toplumsal

okumak için tıklayınız

Çocukların Büyüdüğü Yıkılası Kapılar – Serdar Türkmen

Bilmiyorum ağızdan çıkan bir laf genele değmeden havada asılı kalabilir mi? Yani kapitalist devletin hayatlarından çaldığı yıllara bir de çocuklarının çalınan ‘çocukluğu’ eklenince, hele de bu bir kitaba konu edilmişse, o kitabın içindeki her söz genele gönderme yapar ve olsa olsa iki işe yarayabilir: Okuyan ya öfkeyle donanacaktır ya da “aman benim/yakınlarımın başına gelmesin” diyerek

okumak için tıklayınız

Rica Değil Mücadele! – Zafer Köse

Ara sıra birileri ölüyor. Geçinmek için çalışırken ölüyorlar. Yani ?iş kazası? denen şeyler yaşanıyor. Birileri de sakat kalıyor. Daha fazla kişi ise, sadece yaralanmayla atlatıyor kazayı. İyileşip çalışmaya devam ediyorlar. Olur böyle şeyler! Normal… Öyle diyorlar. İş kazaları sonucu Türkiye?de her altı saatte bir işçinin ölmesi, her iki buçuk saatte bir de sakatlanma meydana gelmesi…

okumak için tıklayınız

Devrimci Kişilik Üzerine – Zafer Köse

?Reenkarnasyon Kulübü? romanının teması, devrimcilik. Önceki romanlarından ikisinin adı ?Devrimciler?, ve ?Karşıdevrimciler? olan Kaan Arslanoğlu?nun okurları için tanıdık bir konu. Daha ilk bakışta, Arslanoğlu?nun yazınsal açıdan tehlikeli bir işe kalkışmış olduğunu anlıyorsunuz. Sarsıcı, derinlikli, etkisi yıllarca sürecek bir kitap da olabilir elinizdeki, yazarın altından kalkamadığı, dolayısıyla sizin de tamamlayamayacağınız bir yük de olabilir. Faulkner, bir

okumak için tıklayınız

Marx, Ricardo ve Malthus – Suat Kamil Aksoy

Marx artı değer teorileri başlığı altında yazdığı metinlerde Malhthus ve Ricardo örnekleri üzerinden kendi ahlaki tutumunu ortaya koyuyor. Yararlı olacağını düşünüyor ve paylaşıyorum. Malthus’un Anderson’u kullanış tarzı tipiktir. Anderson, tahıl ihracına prim verilmesini, tahıl ithalinden vergi alınmasını savunuyordu; bunu toprak sahiplerine herhangi bir çıkar sağlama düşüncesiyle yapmamıştı, ama bu tür bir yasamanın “ortalama tahıl fiyatını

okumak için tıklayınız

?Sanat ve Propaganda?ya İlişkin – Serkan Fırtına

Ayrıntı Yayınları tarafından sanat ve kuram dizisi içerisinde yayınlanan sanat ve propaganda ilişkisi üzerine gerçekleştirilmiş önemli bir yapıt ?Sanat ve Propaganda?. Çevirmeni Esin Hoşsucu?nun nitelikli çevirisi ise yapıtın anlaşılır olmasını sağlayan en önemli etken olarak göze çarpıyor. Toby Clark?ın Sanat ve Propaganda adlı eseri beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Devrim Reform Hareketleri ve Modernite, İkinci

okumak için tıklayınız

Edebiyat parçalayan nutuklar 2 – Türey Köse

Nâzım Hikmet, afla cezaevinden çıktıktan sonra 49 yaşında askere çağrıldı. Sağlık sorunları, baskı ve tehditler üzerine, Refik Erduran 17 Haziran 1951?de Nâzım Hikmet?i bir motorla kaçırdı. 19 Kasım 1951 tarihinde Türk Ceza Kanunu?nun bazı maddelerinin değiştirilmesine ilişkin tasarı görüşülürken gizli oturumda askeri yargıç Şevki Mutlugil ?hükümet adına memleketteki komünizm cereyanları hakkında izahat? veriyordu. 45 yıl

okumak için tıklayınız

Edebiyat parçalayan nutuklar 1 – Türey Köse

1929-1938 yılları arasında sık sık cezaevine giren Nâzım Hikmet, 1938 yılında askeri öğrencileri isyana teşvik ettiği savıyla açılan Donanma davaları nedeniyle 28 yıl 4 ay hapse mahkûm edilmiştir. 17 Ocak 1938?den beri tutukludur. İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa?da ?Dört Hapishaneden? şiirler yazmaktadır. 29 Ocak 1947?de CHP Giresun Milletvekili Ahmet Ulus, ?Son günlerde kendini daha fazla

okumak için tıklayınız

Dünyayı Kendine Gömen Şair: Niyazi Börklü – Müslüm Kabadayı

?Dört elle sarılmışım dünya?ya Felek gelse koparamaz yerimden Bitmez bir türküdür yaşama Düşmez olmuş dilimden? (?Ölmezlik Türküsü? şiiri, s.102) diyen şair-eğitimci Niyazi Börklü 22 Ekim 2012?de aramızdan ayrıldı. ?Uzun Ömürler Şehri Antakya?dan 1928?de ayağa kalkıp şimdi Erdek?te uzun uzun yatan Niyazi Börklü öğretmenimizin toprağı karanfil koksun. ?Ters dönecek bir gün dünyam / Bütün ışıklar sönecek

okumak için tıklayınız