Kategori: Makaleler

Nikomakhos’a Etik – Mert Sarı

İnsanlığın kültür birikimindeki anlamlı kök değerlere sahip çıkılması gerektiğini düşünüyorum. İnsanlığın, üzeri örtülmüş kültür hâzinelerini yeniden gün ışığına çıkarmak gerek. İnsanlığın devasa yapıtlarını, öğretilerini ve öğretmenlerini… Kanımca, artık entelektüel ahlak, insana her şeyi açık adıyla çağırmayı yükümlüyor. Küresel sistemin yalpalamaya başladığı son yıllar, tüm ülkelerin toplumsal gerçekliklerinde

okumak için tıklayınız

Gelenek ve Direniş – Zafer Köse

Neyin doğru, neyin yanlış olduğunu her sabah kalktığınızda yeniden düşünmezsiniz. Bir önceki gün yaşayan kişinin devamı olarak başlarsınız yeni güne. ?Güzel?, ?çirkin?, ?iyi?, ?kötü? gibi kavramları ezberlemiş biri olmanın rahatlığını duyarsınız. Toplumlar da içinde bulundukları dönemi, bir önceki dönemin devamı olarak yaşıyorlar. İlk doğduğu günlerde, bugünkü bir insanla 3 bin yıl önceki

okumak için tıklayınız

Dostluk Üzerine – Selma Sayar

?Dostluk!…Güzel bir sözcük. Neler söylenmemiş, neler yazılmamış bu konuda. Kişi, kendini bildiğinden bu yana dostluğu öteki duygularından üstün tutmuş. Dost bildiğine sarılmış dört elle. Dostunu dünyanın en güvenilir, en inanılır kişisi bellemiş. Çoğu kez düş kırıklığına uğramışsa da gene de dostluk sürüp gelmiş bugüne dek. Yarınlara da kalıp gidecek.? Usta yazar Oktay Akbal?ın dostluk üzerine

okumak için tıklayınız

Tekrar Dil Üzerine – Faiz Cebiroğlu

Dil üzerine bir çok makale yazdım. Yazılarımı okuyanlar, çok iyi biliyor; sürekli, dilin pedegojik, sosyal ve psikolojik etkisi ve önemi üzerinde duruyorum. Pratikten elde ettiğim deneyimlerimi de katarak, insanın hakkı olan dilin, nasıl gelişeceğine dair görüşlerimi belirtiyorum. Bu yazım da, daha önceki, dil üzerine yazdıklarımın, bir devamı niteliğindedir. Nedense, tanımlardan başlamak, âdet olmuştur. Şimdilik, ben

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’ten Ceyhun Atuf Kansu’nun annesine ağıt – Işık Kansu

“Nâzım Hikmet’in ölümü üzerine ağıt yazdığı Müfdale Hanım’ın büyük olasılıkla 1920 yılında çekilmiş bir fotoğrafı. Müfdale Hanım’ın kucağındaki bebek, şair Ceyhun Atuf Kansu’dur. Nâzım Hikmet’in, Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi Yöneticisi Ömer Türkoğlu tarafından yapılan araştırma sonucu gün ışığına yeni çıkarılan iki şiirinden biri olan “Vehbi ve Nafi Kardeşlerimin Acılarına: Aldığım Bir Mektup” adlı şiirinin,

okumak için tıklayınız

Kral Hamile miymiş? Elif Kutlu

Toplumsal cinsiyetin ne olup ne olmadığını sorgulayan Anthony Giddens, ?Toplumsal Cinsiyet ve Cinsellik? adlı makalesinde bu konuyla ilgili üç yaklaşımı ortaya çıkarır: Birinci grup, insan biyolojisinin doğuştan gelen davranış farklılıkları nedeniyle kadın-erkek diye bir farklılaşmanın belirdiğini savunmaktadır. Bunun temeli ilk çağlardaki avcı erkeğe dayandırılır. Saldırganlık özelliğini erkeklere atfedilir, kültürel etmenler ve toplumsal etkileşimler ise göz

okumak için tıklayınız

Çıplak Teslimiyetin Modern Bireyde Tezahürü – Elif Kutlu

Abdülgaffar El-Hayati?nin bir sözü ile bu yazıya başlamak istiyorum, yazının sonunda neden bunu yapmış olduğumu açıklamış olmayı umuyorum: Dostluk, anlaşmayı aşar. Anlaşmak arkadaşlığın yani öteki ile buluşmanın koşuludur yalnızca. Arkadaş ile anlaşırsınız, beraber gülüyorsanız şanslısınız, ama o kadar! Dostluk ise anlaşmakla yetinmez. Tarafları, teslim olmaya çağırır. Teslim olmak çıplak olmayı becermektir; ötekine kırılganlıklarını cesaretle gösterebilmek

okumak için tıklayınız

Latif Çetin Yazar – M. Şehmus Güzel

Latif Çetin?in Ölü-Yaşar Kadın Hikayaleri isimli eserinin ikinci baskısı Hawar Yayınlarınca okuyuculara sunuldu. Bu yapıtın en çarpıcı yanı beş kadının öyküsünü aktarması ve beş kadının beş öyküsünü anlatanın yirmi yıldır, evet evet tam yirmi yıldır, « içeride » bulunmasıdır. Bu genç ve kararlı adam onsekizinde « içeri » düşmüştür ve tam yirmi yıldır « içeride

okumak için tıklayınız

İkircikli Ütopya Olmak ya da Olmamak – Elif Kutlu

Ütopya kavramı temel olarak Platon ile başlıyor gibi görünse de aslında bu öyle değildir. Kimi yazarlar durumu daha da ileri götürüp ütopyaları Pre-Sokratikler ve öncesine kadar götürürler. Bu durumda sorulması gereken bir soru çıkar ortaya: Her toplum tasarısı ütopya olarak adlandırılabilir mi? Başka bir deyişle ütopyaların geçmişi 5000 yıl öncesine mi yoksa 500 yıl ötesine

okumak için tıklayınız

Normal Olmak İsteyen Kim? – Elif Kutlu

Kimi çocuk kitapları ?çocuk kitabı? olmanın çok ötesindedir. Misal Küçük Kara Balık ya da Küçük Prens çocuk kitabı olma mertebesinden ?büyük kitabı? olma mertebesine çoktan ulaşmıştır. 80?li yıllarda Küçük Kara Balık adlı öykü kitabının yasaklanması ?mahcup edici bir şekilde- bunun bir göstergesi olabilir. Belki de birileri bu balığın serüvenini ?tehlikeli/sakıncalı? bulmuştur. Öyle ya ?aile? adı

okumak için tıklayınız

İspanya İç Savaşı Bibliyografyası – Diyar Saraçoğlu

İspanya İç Savaşı, nedenleri ve sonuçları ile birlikte İspanya sınırlarını aşan bir savaş. Kimine göre seçimle kazanılan iktidarın iç ve (özellikle) dış dinamiklerle kaybedilişinin öyküsü. Kimine göre ise faşizmin ayak seslerinin gümbür gümbür geldiğinin kanıtı. Savaş ile ilgili farklı görüşler olmakla birlikte savaşın dünya tarihi açısından önemi tartışılmaz. İspanya İç Savaşı ile ilgili ilk Türkçe

okumak için tıklayınız

Gözün Büyüsü – Selman Büyükaşık

Birileri şiire ?sözün büyüsü? demiş. Ben bundan esinlenerek yazımın başlığını koydum. Çünkü göz, duygularımızın en saydam aynası bir organımız. Göz deyince diğer duyu organlarımızın akla gelmesi kaçınılmaz. Bunlar arasında bir karşılaştırma, tercih yapmaya çalışmayacağım. Biliyoruz ki, ?gül parmaklı şafak? imgesini destanında sıkça yinelerken yaptığı betimlemelerle bizi büyüleyen Homeros kör bir ozandı ya da öyle bilinir.

okumak için tıklayınız

İstanbul’dan Çizgiler – Serhat Çakın

Orhan Kemal? in İstanbul?dan Çizgiler adlı eseri onun en son; fakat en ilginç yapıtlarından birisidir. Çizgilerle ortaya konan bu yapıt; İstanbul? un 20.yüzyılın ikinci yarısındaki fiziksel ve toplumsal görünümünü ve sosyal sınıf farklılıklarını yansıtır. Bu eserde İstanbul? da yaşayan insanların birbirleriyle olan ilişkileri, yoksul insanların iş ve geçim derdi, konut sorunları ve sıkıntıları, ev sahipleriyle

okumak için tıklayınız

Ermeni Edebiyatında Kürtler (Abovyan yazıtlarında)

?En sert ve acımasız mevsim kıştır. Ama Kürtler kışın 20-25 derece soğuğunda bile yalın ayakla çalışıyor ve geziyorlar. Hastalıklarını otlarla iyileştirmeye çalışıyorlar. Yaşlıları bile çok moralli ve genç gibi ayaktadırlar. Onlarda 120-130 yıl yaşayanları az değil. Kürtleri ilk bakışta tanıyabilirsiniz cesur bakışları ve korku salan bir duruşları vardır? Kürtler söz verdiğinde, emanet aldığında yâda, sır

okumak için tıklayınız

Adana?da Üç Kardeş – M. Şehmus Güzel

Rasih Nuri İleri?nin dünya kadar zengin koleksiyonundan çıkıp gelmiş bir fotograf var önümde : Fotograf Adana?nın bildiğimiz ünlü parkında çekilmiş. Sonradan Adanalıların bu parkın ismini Abidin Dino, Yılmaz Güney, Yaşar Kemal Parkı olarak koyacaklarını henüz bilmiyoruz o günlerde. Çünkü tarih 1943 Martı mı ? Nisanı mı ? Mayısı mı desem ? Haziranı mı ? Öyle

okumak için tıklayınız

Pamuk Prenses ve Küçük Kara Balık – Elif Kutlu

Masallarda kadınlar hep aynıdır. Beyaz atlı prenslerini beklerler. Prens geldiğinde ise kadın kahraman köşesine çekilip “evinin kadını çocuklarının anası” olmaya hazırdır. Masumane sözcükler altında pornografik özelliklerin barındığını, henüz üç/beş/on (fark etmez) yaşındaki çocuklara aslında altında cinsel imgelerle donatılmış simgelerin geçtiğinin farkına bile varılmaz. Bu durumu masallara özgü bir özellikle “göz önünde bulunanın görünmezliği”[1] ile

okumak için tıklayınız

Hayli Yadırgatıcı Bir Roman: Görünmeyen – Selman Büyükaşık

Paul Auster Türkiye?de hayli tanınan, geniş bir okur kitlesi olan, çağdaş Amerikan edebiyatının ünlü (popüler) yazarlarından. Bu yılın başında, düşünce üzerindeki siyasi baskıları gerekçe göstererek Türkiye?ye gelmekten vazgeçince her konuda olduğu gibi Başbakan Erdoğan?ın ona gösterdiği sert tepkiyle gündeme gelen bu ABD?li yazar, okuma grubumuzun da ister istemez gündemine gelmişti. Grubumuz, onun GÖRÜNMEYEN romanını okuma

okumak için tıklayınız

Gezgin Kitapçımız Selim Sevim – Müslüm Kabadayı

“Antakya’dan kırk beş ileride Yayladağı’ndan on beş beride Beş kalır inildiğinde İşte orası: Kışlak 1943’te Hatay?ın Yayladağı ilçesine bağlı Kışlak köyünde doğan Selim Sevim, köyünü böyle tarif eder. O, ilkokulu köyünde bitirdikten sonra Yayladağı Ortaoku?ndan mezun olur. Daha sonra Antakya Lisesi’ne devam eder.

okumak için tıklayınız

Eğitim ve Tek Tip Giysi – Zafer Köse

Çocuklara tek tip kıyafet giydirerek eğitim verilebilir mi? Öğrencinin kişisel özellik geliştirmemesi için önlem almak eğitime dahil olabilir mi? Mantık aramadan beklenen davranışları yapması, beynini sadece kuralların ne olduğunu öğrenmek ve uygulamak için kullanması hedeflenerek yetiştirilince, o insan eğitilmiş mi oluyor? Öyleyse en etkili eğitim askerlikte mi uygulanıyor? Kızlar nasılsa annelerinden ek ders alıyordur, erkeklerin

okumak için tıklayınız