Kategori: Politika

Şefler Nasıl İktidara Geldiler (Tarih Öncesinde Politik Ekonomi) – Timothy Earle

Şefler Nasıl İktidara Geldiler? Şeflikleri inceleyerek, politik iktidarın doğasına ve sosyopolitik karmaşıklığın evrimine dair temel sorulara yanıt vermeye çalışıyor. Northwestern Üniversitesi Antropoloji Bölümü Profesörü Timothy Earle, şefliklerin temel dinamiklerinin devletlerinkiyle esasen aynı olduğunu ve devletlerin kökeninin, şefliklerin ortaya çıkışı ve gelişimine bakılarak anlaşılabileceğini savunuyor.

okumak için tıklayınız

Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler – Marguerite Duras

Fransız edebiyatının tartışmasız en başarılı ve üretken yazarlarından Marguerite Duras’nın zaman zaman romanlarında da yansıttığı iç dünyasına dolaysız bir dokunuş. Savaş Yılları Defterleri ve Diğer Metinler, Duras’nın Hindiçin’de geçen çocukluğundan Nazi işgali sırasında sonsuzmuş gibi gelen bekleyişlerine, Paris’in gündelik hayatı ve sıradan sakinleri hakkında yaptığı etkileyici gözlemlerden politik görüşlerine acıyla, özlemle, başarıyla yoğrulmuş bir yaşamdan

okumak için tıklayınız

Radikal Kötülük Bağlamında Şiddet – Onur Koçyiğit

Şiddet, varoluşun tumturaklı, karmaşık ve bilin(e)meyenlerle dolu labirentinin, belki de en saf ve tartışmalı yanıdır. Tarih, öngörülmeye ve anlaşılmaya çalışıldıkça, daha da detaylı incelemeler yürütülmüştür – şiddet üzerine. Toplumsallığının tartışıldığı günlerden coğrafi etkenlerin –en azından sosyoloji için– şiddetin kavramsallaşması üzerine etkileri ve varlığı dahi artık söz konusudur. Bu bağlamda yürütülen tartışmalar, şiddeti bir davranış ya

okumak için tıklayınız

Kentsel İsyanı Anlamak – Munise Nur Aktan

Beşiktaş’ın Boğaz’ı gören en güzel köşesi değildi belki ama İstanbul’da Anadolu yakasında oturanlara özgü Kadıköy sevdasına bana ihanet ettiren ilk yerdi. Üniversite yılları, sevgiliye sığınmak ve buruk çayla ısınmaktı Hasır. Mezun olmaya yakın “hassas” bir bölgede olduğu için yıkılma kararı verildi. Hemen arkasına kondurulan lüks bir otelin görüntüsünü de bozabilirdi üstelik ve bu yüzden artık

okumak için tıklayınız

Barbarlığa Övgü – Onur Kartal

“İyimser, çağdaş dünyanın sunduğu korkunçlukları ve hassas ruhları keyfine uygun şekilde yumuşatan sosyal hareketin, politik oluşumda ve özellikle de hükümette yapılacak küçük reformlarla yönlendirilebileceğini sanır. Arkadaşları iktidarı ele geçirdiğinde, işlerin oluruna bırakılmasını, fazla acele edilmemesinin ve iyi niyetlerinin onlara salık verdikleriyle yetinilmesinin bilinmesi gerektiğini söyler; ona tatmin sözlerini söylettiren de her zaman sanıldığı gibi çıkarı

okumak için tıklayınız

AKP Deneyine Karşı Öz-Savunma – Barış Yıldırım

“Petrarca şunu soruyordu: Tarihte Roma’yı övmeyen ne var ki?” Biz ise şunu soruyoruz: “Tarihte içinde devrim çağrısı ya da korkusu olmayan ne var?” Foucault College de France’da verdiği derslerde, Batı düşüncesi içinde iktidar açıklaması öneren düşünceleri inceler ve her şeyin ardında savaşın var olduğunu iddia eden düşüncenin soy kütüğüne odaklanır.

okumak için tıklayınız

Neoliberal rantın anatomisi

Chomsky’nin makaleleri sadece fikirleri değil, onları temellendiren tarihi bilgileri de barındırıyor. Noam Chomsky ismi, uzun bir süredir Türkiye’nin zihinsel haritasında çınlıyor. Bunun tek sebebi Chomsky’nin eserlerinin çoğunun artık Türkçede olması değil, kitaplarındaki konuların ülke gündemiyle örtüşüyor, bu gündeme dair önemli kavramsal anahtarlar sunuyor olması.

okumak için tıklayınız

MEB’den “yeni değerler” eğitimi

Türkiye’deki tüm eğitim kurumlarındaki öğrencilere seminer şeklinde verilmesi planlanan değerler eğitimi için hazırlanan kitapçıkta belirlenen konular 9 başlıkta anlatıldı Kitapçıkta, ‘Çocuklarını dini ölçülere uygun şekilde evlendirmek anne babanın vazifesidir’, ‘Devletimizin bekası, kurulacak meşru aile yuvalarıyla mümkündür” gibi ifadelere yer verildi.

okumak için tıklayınız

“Burjuva denen insan türü paranın en yüce erdem, kişioğlunun görevi olduğunu açık açık söyler.” Dostoyevski

(…) Pazarlık etmeyi çok seviyor Parisli. Ne var ki pazarlık ederken de, dükkânında sizi soyup soğana çevirirken de çıkar için değil, -eskiden öyleymiş oysa- erdeminden, kutsal bir gereksiniminden yapıyor bunu. Dünyalık biriktirmek, elden geldiğince çok mal sahibi olmak… Günümüzde Parislinin kitabında ahlâk kurallarının oturtulduğu temeller bunlardır. Aslında eskiden de böyleydi ama, şimdi, günümüzde -nasıl söylemeli-

okumak için tıklayınız

Niçin ülkede yoksulluk olmadığına inandırmaya çalışıyor herkesi? Dostoyevski

(…) Niçin yoksulların hepsini bir yere tıktı da, ülkede yoksulluk olmadığına inandırmaya çalışıyor herkesi? Niçin beylik edebiyatla yetiniyor? Dergilerinin parayla satın alınmış olmadıklarına kendini inandırmayı niçin öylesine çok istiyor? Gizli polise böylesine çok para harcanmasına niçin göz yumuyor? Meksika’ya düzenlenen bilim gezisine karşı bir sözcük söyleme yürekliliğini niçin gösteremiyor? Tiyatro oyunlarında kocalar niçin hep soylu,

okumak için tıklayınız

“Roboski Katliamını Hatırlamak ve Hatırlatmak: İstenmeyen Çocuklar”

Türkçe ve Kürtçe çift dilli hazırlanan kitap “İstenmeyen Çocuklar”, Roboski Katliamı’nı unutturmamak için Müge Tuzcuoğlu tarafından derlendi. Tuzcuoğlu ile kitabı, acıyı, insanı ve devleti Gamze Akdemir konuştu. Alev Karaduman da bu konuşmaya yazısıyla katıldı. ‘Roboski, yeni bir kırmızı çizgi gayreti’ 28 Aralık 2011’de, Türkiye’ye ait savaş uçakları, Şırnak/Uludere’de Roboski (Ortasu) ve Bejuh (Gülyazı) köylerinin sınıra

okumak için tıklayınız

“Unutursak kalbimiz kurusun” Roboski katliamını ağıtlarla anıyoruz.

28 Aralık 2011 tarihinde, Irak’ta yaşayan akrabalarıyla ticaret yapmak üzere, Şırnak ili Uludere ilçesi Roboskî köyünde yaşayan köylüler bir kez daha yola koyulmuşlardı. 38 kişi; uzun süren yolculuğun ardından katırlara yükledikleri birkaç litre mazot, birkaç karton sigara ile köylerine geri dönüyorlardı. Sınıra yaklaştıkları sırada Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F-16 savaş uçaklarının hava saldırısı ile Şırnak’ın

okumak için tıklayınız

Frankfurt Okulu’nun tarihi

“Diyalektik İmgelem”, 1923-1950 yılları arasındaki gelişmeleri, kaygıları ve yazarların tüm insani duruş ve yönelimlerini içerdiği için Türkiye okuru için bir eksiği kapattığı kanısındayım. Dili ve anlatımı kendi kategorisinde bir kitap için oldukça anlaşılır. İsteyenler için ileri okuma açısından geniş bir kaynakçaya da sahip. Velhasıl, elimizdeki kitap; marksistler açısından önemli isimleri ve dönemi içerdiğinden de okunup

okumak için tıklayınız

Hacerler – Zafer Köse

Onlar hapishanelerde isyan çıkarmadılar. Silahları falan yoktu. İtirazlarını dile getirmek için açlık grevi dışında bir çareleri de yoktu. Devletin denetimde, can güvenlikleri de yasalarca devlet sorumluluğunda olan mahkumlardı. 19 Aralık 2000’de, 20 cezaevinde “Hayata Dönüş Operasyonu” düzenledi devlet. 32 kişiyi öldürdü. Hacer Arıkan, sağ kurtulanlardan biri. “Hastanede aylar boyunca bakıma muhtaç kaldım. Zaten ayağa kalkamaz

okumak için tıklayınız

Paralel Yürüdük Biz Bu Yollarda – Ahmet Şık

AKP-Cemaat İttifakı Nasıl Dağıldı? AKP ve Gülen Cemaati, yakın zamana kadar Türkiye’yi siyasal ve toplumsal olarak birlikte dönüştüren iki iktidar ortağıydı. Devleti soyma amaçlı bir talan zincirini yalanlarla ve hukuku ayaklar altına alarak örtbas etmeye girişen hırsızlar çetesiyle, bunun üzerinden hukuki değil siyasi operasyonlara kalkışanlar geçmişin yol arkadaşlarıydı. Tuzaklar, hileler, sahteliklerle örülü soruşturma ve davalar

okumak için tıklayınız

Diktatörlük Üzerine Liberal Savların Eleştirisi

Liberal teoride, diktatörlük kavramı en yalın ifadesiyle demokratik olarak nitelendirilmeyen yönetim şekillerini tanımlamak için kullanılır. Liberal yaklaşımların diktatörlüğe dair analitik bir tanım koyamamasının, buna karşın genellemelere başvurmasının başlıca nedeni, kavramın karşıtı olarak kabul ettikleri temel kıstasın, yani “demokratik olmayan” tiplerin hem tarihsel bağlamda hem de pratik açısından çok çeşitli olmasıdır. Tek bir tanımla ifade edilemeyen

okumak için tıklayınız

Demokrasi ve Diktatörlük

Günümüzde kapitalist devletler gittikçe otoriter bir biçim almaktadır. Parlamentoların öneminin azalması ile yürütmenin gittikçe güç kazanması, biçimsel dahi olsa hukuki düzenlemelere riayet etmeyen hükümetler ve sosyal hakların kapsamının gittikçe daralması istisna olmaktan çıkan bu yeni devlet biçiminin bazı özellikleri. Elbette kapitalist devlet başından beri otoriter bir devlet biçimine meyilliydi ancak sınıf mücadeleleri ve dünya konjonktürü

okumak için tıklayınız

İmtiyaz, Güvenlik, Diktatörlük

“Hiçbir şey Schmitt’in ‘liberalizm olağanüstü durumları görmezden gelir; liberal devlet, meseleleri tartışmakla yetinen ve ‘istisnai durumlar’ hakkında ‘kararlar alma’ yeteneğinden yoksun olan ‘zayıf’ bir devlettir’ şeklindeki önermesi kadar gerçeklerden uzak olamaz. Hiçbir şey liberalizmin ve devletin doğru kavranmasına Schmitt’in bu önermesi kadar zarar veremez.” Mark Neocleous

okumak için tıklayınız

Arendt Totalitarizm ve İdeoloji

Siyaset bilimi literatürü açısından en temel ve yanıtlanması zor sorulardan birinin kitlelerin baskıcı rejimlere hangi koşularda, neden ve nasıl destek verdiğinin açıklanması olduğu söylenebilir. Bugün Türkiye’de de siyasi iktidarın niteliğindeki dönüşüme odaklanırken sürdürülen rejim tartışmalarında bu soruya verilen olası yanıtlar belirleyici olmaktadır. Bu soruya yanıt ararken, siyasetin pratikteki formunun teorideki gibi adalet ve erdem gibi

okumak için tıklayınız

Fazıl Say’a uygulanan sansüre tepki gösterdi, eserlerini çekti

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın 2014 – 2015 programından Fazıl Say’ın ‘İstanbul Senfonisi’ ‘Su’ başlıklı konçertosu ve ‘Yunus’un Sırtındaki Çocuk – Hermiyas’ adlı üç eseri çıkarılmıştı. Say, konuya ilişkin sosyal medya üzerinden bir mesaj paylaşırken, besteci Muammer Sun’un Say’ın eserlerinin yerine programa kendi eserlerinin konulmasını kabul etmediğini dile getirdi. Say’ın mesajı şöyle:

okumak için tıklayınız