Kategori: Romanlar

Sağ Ol Yaşar Kemal! – Zafer Köse

Yunus’la, Karacaoğlan’la, Pir Sultan’la… Yaşar Kemal’le on yıllar boyunca yaşanan böylesine derinlikli bir ilişki sonucunda ortaya çıkıyor, Livaneli’nin kitabı. İKİ SEVGİLİ, BİR ROMANCI Sonunda yemin töreni denen şey yapılıyor ve genç adam askeri birliğin kapısında sevgilisiyle buluşuyor. İlk kez yaşadığı 30 günlük hasretle kucaklıyor onu. Her molada, her zorlukta bu sıcaklığın hayalini yaşamıştı. Bir de

okumak için tıklayınız

Suçlu Kim ? – Aleksandr Ivanoviç Herzen

” Siyasi hürriyetten yoksun bir halk için edebiyat, öfkesinin ve vicdanının çığlıklarını duyacağı biricik kürsüdür.” Herzen Klasik Rus edebiyatının başyapıtları arasında yer alan Suçlu Kim?, Rus edebiyat tarihinde, saf anlamda ilk “toplumsal” roman olarak değerlendirilmektedir. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı, çağdaş Rus yaşamını toplumsal ve psikolojik açıdan ele alması bakımından çok önemli bulmuştur.

okumak için tıklayınız

Tehlikeli bir roman: “Sayın Başkan” – M. Angel Asturias

Sayın Başkan, zamanımızın en önemli devlet adamı, bilgelerin bilgesi, büyüklerin en büyüğüdür. Halk onu hiç görmese bile, aynı doğa güçleri gibi acımasız varlığını her zaman üzerinde hisseder. Sayın Başkan’ın yüksek yerinde bir başkasının bulunacağını düşünmek bile ulusun iyiliğine karşı bir suikasttir; bunu aklından geçirmeye cüret eden kimse buna cüret etmemeli, toplum için tehlikeli bir akıl

okumak için tıklayınız

Sema Kaygusuz: Çaresizlik diye bir şeyin olmadığını, çaresizliği bizim uydurduğumuzu, bizim birbirimize ettiklerimiz yüzünden doğan bir şey olduğunu anlıyorsun.

“…O zaman çaresizlik diye bir şeyin olmadığını, çaresizliği bizim uydurduğumuzu, bizim birbirimize ettiklerimiz yüzünden doğan bir şey olduğunu anlıyorsun.” (Sayfa 33, Barbarın Kahkahası) Deniz kıyısında taş sektirmek gibi kimi kitaplar. Zıplaya zıplaya kaya kaya gider taş suyun üstünde. Taşı sektiren de taş da deniz de hatta suyun dibindeki yosun da bilir o taşın dipte bir yerlere

okumak için tıklayınız

Aytmatov Farkıyla Aşk – Zafer Köse

Cemile: Bir aşk hikayesi. Aytmatov, her türlü kötülüğün, zorbalığın, çirkinliğin farkında olarak güzellikleri ve iyi insanları anlatıyor. Cengiz Aytmatov, kuşkusuz büyük bir anlatıcı. Belki de anlatımından çok, anlattıkları ile devleşen bir edebiyatçı. Yani büyük hikayelerin anlatıcısı. Kahramanların davranışları o kadar derin gerçeklikleri ortaya çıkarıyor ki, olayların yaşandığı bölgeden ve dönemden kaynaklanan farklar önemsizleşiyor. Hani, Yüz

okumak için tıklayınız

Bir öncü yazar ve roman: Henry Fielding, Tom Jones

Henry Fielding’ten söz ederken, onun romancı yanı kadar roman kuramcısı ve eleştirmeni özelliğine de değinmek gerekir. Çünkü, roman yazımının en sorunlu yanlarından birisi olan “anlatıcının kimliği” meselesini ilk tartışan kişidir Henry Fielding. Öyküyü aktarma görevini romanda hiç yer almayan “bilinmeyen bir üçüncü şahsa” vererek, yazarlar arasında en yaygın olarak kullanılan anlatım tekniğini roman dünyasına sokmuş

okumak için tıklayınız

Örgütlenmemiş bir memnuniyetsizlik, örgütlü bir terörle asla baş edemez.

Zweig’ın Diktatör’e ithafıdır Mağdurken mağrur olan, iktidarın bozduğu bir şahsiyettir Jean Calvin. Reform’u başlatan Luther’in yanında saf tuttuğu için Fransa’dan Basel’e kaçmak zorunda kalır. Dinin dönüşmekte olduğu Cenevre?de belediye meclisi onu küçük bir maaşla vaiz olarak atar. Eğer önemsemedikleri bu işsiz kaçağın, “Vaizler en üsttekilerden en alttakilere, herkese emir verebilir” yazdığını fark etmiş olsalardı bunu

okumak için tıklayınız

Devrimci Burjuva Yazarlarının Konaklarda Gördükleri – B.Sadık Albayrak

Geçen yazıda Nahit Sırrı Örik’in Sultan Hamid Düşerken romanına eğilmiştik ve romanın günümüze taşıdığı devrim sahnelerine bakmıştık. Gerçekçi yazar, devrimin gerekliliğini, hayatı asalaklık üzerine kurulu ve çürümüş egemen sınıfın tasvirinde, Nimet’in halka bakışında, rüşvetle elde edilen konak ve yalılardaki doymaz servet ve iktidar hırslarıyla, genç ve saf devrimciye pençesini geçirip onu bir karşıdevrimciye dönüştürme sürecinde

okumak için tıklayınız

Saramago Okurları Yaşıyor – Zafer Köse

Olay örgüsü gelişirken Saramago ölüyor; bir roman kahramanı değil, bu kez yazar ölüyor. Kurgunun bir parçasına dönüşüyor bu ölüm. Toplantıda, yolculukta, komşulukta… Türlü ortamlardaki türlü işlerde sahtekarlara rastlayabilirsiniz. Bencillere, zamanınızı harcayanlara, zorbalara. Kötülere. Kötülükten kaçmak imkansızdır bazen. Ama kötü insan olmamak her zaman mümkün! İyiliğin, umudun, bütün olumsuz koşullara rağmen sevginin mümkün olduğunu biliyoruz biz.

okumak için tıklayınız

Maymun bilmeye cüret ederse

Tam da goril Koko’nun Paris’te düzenlenen Dünya İklim Zirvesi’ne gönderdiği mesajın videosunun sosyal medyaya düştüğü günlerde Pierre Boulle’un Maymunlar Gezegeni’ni okudum. Ne tevafuk ama! Koko, “siz insanlar aptalsınız” diyordu. Kendi uygarlığımızın içinden o kadar zeki gözüken “homo sapiens sapiens,” yani “düşündüğünün üzerine düşünebilen” Descartes’ın o muazzam öznesi, kartların bambaşka dağıtıldığı bir gezegen ve uygarlıkta kim

okumak için tıklayınız

Kırmızı Saçlı Kadın’ın eleştirel okuması

Kırmızı Saçlı Kadın’ın birinci bölümünü bitirdikten sonra Orhan Pamuk’un en iyi kitaplarından biri olduğunu düşündüm. İlk bölümde Pamuk’un çok sevdiğim sohbet eder gibi anlatımıyla; aşk, baba oğul çatışması ve 80 sonrasının büyüyen İstanbul’unu oldukça etkileyici biçimde okudum. Damağımda yoğun bir Masumiyet Müzesi tadıyla devam ettim. İkinci bölüm de güzel başladı ama maalesef kitabı bitirdiğimde beklentilerimin

okumak için tıklayınız

Bir direnişin tarihi: İgbolar

Şiir, roman, öykü, eleştiri ve politika alanında pek çok eseri bulunan Chinua Achebe Afrika Edebiyatı’ının en önemli isimlerinden birisidir. Nazan Arıbaş Erbil’in çevirisi ile Türkçe’ye kazandırılan Afrika Üçlemesi’nden başka bir eseri Türkçe’de bulunmamaktadır. Achebe’nin kendi kültürü olan İgbo’ların beyaz adamdan öncesini ve sonrasını konu alan bu üçleme, çevirmenin Achebe’nin diline müdahale etmemesiyle; Türkçe’ye İgbo’lara ait

okumak için tıklayınız

Mavi Kumru Moteli’ndeki Memleket – Selma Sayar

Çevremdeki kitapsever arkadaşların önerileri, hakkında okuduğum yorumlar, Yunus Nadi Roman Ödülü’nü kazandığı haberi ve Sema Kaygusuz’un adı; bunların bir araya gelmesi, Barbarın Kahkahası’nı okumak için bir heves, bir heyecan yarattı. Böyle yüksek beklentiyle bir kitaba başlamak, elbette hayal kırıklı yaşamak riskine de neden oluyor. Ama daha ilk sayfalarda felsefesi, meselesi ve adı gibi ilginç konusu

okumak için tıklayınız

Ne zaman aydının iktidar karşısındaki durumu söz konusu olsa, aklımıza düşen şahıslardan biri: Miguel de Unamuno

Ne zaman aydının iktidar karşısındaki, hele de baskıcı bir iktidar1 karşısındaki durumu söz konusu olsa, alması gereken tavır, geliştirmesi uygun düşen tepki tartışılsa adı ilk aklıma düşen şahıslardan biridir Miguel de Unamuno, -şüphesiz başkalarına haksızlık etmeksizin- yurtdışından Howard Zinn, Eduardo Galeano, bizden Nâzım Hikmet, Yaşar Kemal, Aziz Nesin gibi isimlerle birlikte. Ne mutlu ki, İnsanlığın

okumak için tıklayınız

Tarih, Oblomov’a yalnızca insanlığın ne kadar zavallı olduğunu öğretmişti

Oblomov böyle eve kapanıp ne yapıyordu? Okuyor mu, çalışıyor mu, yazı mı yazıyordu? Evet, eline bir kitap, bir gazete geçerse okurdu. Önemli bir eser çıktığını duyunca da okumaya heveslenirdi; kitabı elde etmeye çalışır, ondan bundan ister, çabuk getirirlerse okumaya koyulurdu. Konuyu şöyle böyle anladı mı, zihni işlemeye başlardı; biraz daha gayret etse eseri kavrayabilirdi; ama

okumak için tıklayınız

“Bu maden ocağı, dünyayı yemek üzere çökmüş, doymak bilmez bir yırtıcı hayvana benziyordu” Emile Zola

Kara bir mürekkep kadar yoğun ve karanlık gecede, düz ovada, Marchiennes’le Montsou’yu birleştiren ve pancar tarlaları arasında ip gibi uzanan yolda, bir adam tek başına yürüyordu. Bastığı yeri bile göremiyor, engebesiz vadinin uçsuz bucaksızlığını da, ancak denizi döven sağanağı andıran, çırılçıplak tarlaları ve bataklıkları yalayıp gelirken buz kesen mart rüzgârından sezebiliyordu. Göğün tekdüze karanlığını bozan

okumak için tıklayınız

Sanat, Hayat ve Livaneli – Zafer Köse

Başarı, mutluluk, yarı aydınlar, pop kültürü, arabesk, tek boyutlu yaşamak, itaat… Hepsiyle meselesi olan bir sanatçı, Livaneli. Rotterdam’da bir otel odası. Zülfü Livaneli birazdan dışarı çıkacak, bir sanat etkinliği için bulunduğu kentte dolaşacak. Bu gece programı yok. Çıkmadan önce bağlamasını alıp akortunu kontrol ediyor. Sazı yatağının yanına koyduktan sonra, herhalde biraz oyalanmak için, diğer tarafa

okumak için tıklayınız

Viran Dağlar – Necati Cumalı

Necati Cumalı’nın üç ödüllü “Viran Dağlar” adlı romanı (Orhan Kemal Ödülü, 1995 / Yunus Nadi Ödülü, 1995 / Ömer Asım Aksoy Ödülü, 1995 ), Makedonya 1900’ün devamıdır. Fransız ordusunun Makedonyayı işgal etmesiyle dağa çıkan Zülfikar Bey’in biyoğrafisi, Necati Cumalı’nın ailesinden, Ege Bölgesine yerleşen Makedonya göçmenlerinden hayranlıkla dinlediği anılardan hayat buluyor.

okumak için tıklayınız

Bayram Dağı – Alisa Ganieva

Bir yanda Rus hükümeti, öbür yanda İslamcı mücahitler. Bütün bunların ortasında günlük yaşamını sürdürmeye çalışan Dağıstan halkı. Bütün bu bulanıklık içinde yönünü tayin etmeye çalışan Şamil’in hepimize tanıdık gelecek hikâyesi. Aile baskısı mı, koca baskısı mı? Şer cephesi devlet yapıları mı, kılıcından kan damlayan mücahitler mi? Bütün rejimlerin ilk önce ve her zaman kadınlarla uğraştığının

okumak için tıklayınız

Sessizce Anlatan Bir Roman – Zafer Köse

Yitik Bir Aşkın Gölgesinde: Mehmed Uzun’dan Cumhuriyet’in ilk dönemindeki bir Kürt aydınının hikayesi. Bir karanlık bir aydınlık fotoğraflara bakar gibi okuyorsunuz. Bir dostunuz sizi davet etmiş. Oturmuş, karşınızdaki duvara yansıtılan fotoğrafları izliyormuşsunuz. Yavaş yavaş değişiyormuş fotoğraflar. Hemen arkanızdaki cihazdan çıkan ve omzunuzun yanından geçerek duvara ulaşan huzmenin içinde toz zerrecikleri uçuşuyormuş. Genişleyerek ilerleyen bu ışık

okumak için tıklayınız