Kategori: Romanlar

Bi ‘Bakele’

“BAKELE”, bi’bakayım hele deyip, iki yüz sayfayı yek nefeste okutan bir Sezgin Kaymaz kitabı. April Yayıncılık tarafından çıkarılan kitabı Bakele ile okurunun karşısına yalın haliyle çıkıyor yine, hep olduğu gibi. Sezgin Kaymaz okuru çözmüş; müdavim okurları da onun dilini çözmüş. Muhabbet zaten hazırda kurulu, buyur etmiyor, zira o hikayelerin aşikarı, tanığı ve vicdanı olduğunuzu siz

okumak için tıklayınız

Nezanin (Bilmemek) – Milan Kundera

Fransızca yazılmış, orijinal adı L’ignorance olan “Nezanîn” (Bilmemek) Fransızca’dan Kürtçe’ye çevrilmiş, Milan Kundera’nın önemli eserlerinden biridir. Nezanîn, Milan Kundera’nın Kürtçe’ye çevrilmiş ilk kitabı olması açısından da önem taşımaktadır. Yazar Milan Kundera, kitabın Kürtçe’ye çevrilmesi aşamasında, özellikle kapak tasarımları için birebir sürecin içerisinde yer almıştır.

okumak için tıklayınız

Ahlâk ve Mantık Arasındaki Sarkaç – Merve Tokgöz

Modern Japon edebiyatının mihenk taşlarından biri olarak kabul edilen Natsume Soseki’nin Küçük Bey adlı kitabı 2003 yılında Oğlak Yayınları tarafından basıldı. 2003’e dek Japon edebiyatına ait diğer kitaplar İngilizceden çevrilirken, bu kitap Mariko Erdoğan ve Hüseyin Özkaya’nın emekleriyle Japoncadan Türkçeye çevrilmesi hasebiyle bir ilk olma özelliğini de taşıyor.

okumak için tıklayınız

İntihardan Katharsise Kısa Yoldan Varolmak – Deniz Yavuz

Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları Popüler Japon Edebiyatı’nın çok satan yazarı Haruki Murakami’nin -yayınlandıktan kısa bir süre sonra- diğer kitaplarının da çevirmeni olan Hüseyin Can Erkin tarafından Türkçeye çevrilen son romanıdır. Kitabın adının aksine epey renkli bir yazar Murakami; Aklınıza gelebilecek neredeyse her filozoftan, yazardan alıntılar ya da bu kişilere ve bağlantılı okullara, ekollere (bilhassa

okumak için tıklayınız

Pislik – Zafer Köse

O dünyadaki en pis şey pisliktir. Zaten pislikten başka bir şey yok. Kaçılamaz pislikten. Örneğin o hava. İletken bir maddedir hava. Pisliği iletir. Ve Üstüngel Arı’nın romanı Hikayesi Olan Ölüler, işte o havayla dolu. Bu atmosferin etkisinde bulunduğunuz bir sırada, dünyayı ve insanları hiç de hoş biçimde algılamazsınız. Gece okuduğunuz romanı da yanınıza alıp işe

okumak için tıklayınız

Arayışın ve Erimenin Romanı – Barışcan Demir

2014’ün başlarında yayıncılık dünyasından çekilen Turkuvaz Kitap’ın mazide bıraktığı birkaç nimetten biri de Kôbô Abe’nin, “eşsiz” sıfatını tümüyle hak eden Kumların Kadını isimli romanıdır. 2008 yılında Hüseyin Can Erkin’in Japonca aslından yaptığı alkışlanası çeviriyle yayımlanmış kitap, çoğu eşsiz romanın kaderinde olduğu gibi, satılmadığından dolayı ikinci baskısını yapamamış ve Turkuvaz Kitap’ın da kapanmasıyla birlikte, telifinin bir

okumak için tıklayınız

İlişkilerin Tuhaf Dünyası – Onur Koçyiğit

Fransız yazar Andre Maurois’in İklimler romanı, ilk Türkçe baskısını, 1967’de, o kör zamanlarda Tahsin Yücel çevirisiyle yapmış. Bu tarih, yalnızca ansiklopedik bir bilgi değil; geçen onlarca yıla rağmen aynı çeviriyi kullanan Helikopter Yayınları, romanı yeniden yayımladı. Okuyucular Andre Maurois’i “Emile Herzog” müstaear ismiyle de tanıyor. İklimler yayınlandığında Maurois henüz 33 yaşındaydı. Ne ki, kendisi uzun

okumak için tıklayınız

Bir “deneysel roman” ya da “romansal deneme” – Gönül Çatalcalı

“Göz ucuyla bakılan, bakıldığı yerde bırakılan, bırakıldığı yerde unutulan bir adamım ben… R. G.” Rıdvan Gecü, ‘89 doğumlu genç bir yazar. SÜNEPE adlı ilk romanını okumak istedim. Genç yazarların neler yazdığını merak ediyordum çünkü. Öyle ya, çağdan, teknolojiden dem vurulduğunda ilk olarak gençler akla geliyordu ve telefon, internet bağımlılıkları üzerine konuşuluyordu. Hep ateş hattındaydı bu

okumak için tıklayınız

Yakalanan Zaman , Marcel Proust

Artık yaşlanmış, ancak bunu bir zamanlar, gençliklerinden tanıdığı kişilerin yüzlerinde yılların bıraktığı izleri görünce farkeden bir zihnin, yaşamını, o büyüleyici belleğini doğrulamak istercesine sarıldığı bir yapıt. Zaman’ın izinde yılların birbirlerine eklendiğini farketmeden, yıllarla git gide uzayan, çan kulelerini aşan “sırıklar” üzerinde koşmaktan yorgun düşmüş Proust, günlük yaşantısına dair son görevlerinden arınmanın ve kendini bütünüyle yapıtına

okumak için tıklayınız

Yüzünde Bir Yer – Sema Kaygusuz

“Gözüm!” Bir keresinde babaannen böyle diyerek okşamıştı seni, halk dilinden türeyen bu epeski sevgi sözcüğüyle. Kendi görüp göremeyeceği her şeyi bir tek sen göresin diye mi üçüncü gözü kıldı seni? Kendinden verdiği bu göz, bakışın, algının, ışığın ve tanıklığın çok ötesinde gizil bir mirassa eğer, ne zaman fotoğraf makineni bir dürbün gibi ona buna doğrultup

okumak için tıklayınız

İnsanların Dünyası – Antoine de Saint-Exupery

Saint-Exupéry’nin Sahra ve And Dağları’nda yaşadığı ve posta pilotluğu yaparken başından geçen maceraları, Küçük Prens’ten aşağı kalmayan bir şiirsellik ve duyarlılıkla anlattığı İnsanların Dünyası, aynı zamanda Saint-Exupéry’nin hem pilot, hem romancı hem de filozof yanını bize tüm açıklığı ile gösteriyor.

okumak için tıklayınız

Stephen King’in 1986 yılında yayımladığı romanı O, ilk kez Türkçede.

1212 sayfa tekmili birden! Stephen King’in 1986 yılında yayımladığı romanı O, ilk kez tam metniyle Türkçede. Gelmiş geçmiş en başarılı ve en ünlü korku-gerilim yazarlarından biri sayılan Stephen King’in kaleme aldığı 64 roman bugüne kadar dünya çapında 350 milyondan fazla sattı.

okumak için tıklayınız

Masaldan gece müziği – Onur Köybaşı

“Köpekler yağmuru korkunç bir haber sayarlardı. haber değil de haberin bir belirtisi sarsıntısı bilirlerdi onu.” O gece, yağmura eşlik edecek iki kişi olacaktı ve dahası… Gecenin içinde bir orman, ormanın içinde hayvanlar ve onlara eşlik eden rüzgar,onun yanında yağmur, yağmurun içinde bir avcı, avcının içinde bir yürek (!)

okumak için tıklayınız

Şifacı / Işığın Getirdiği – Mücella A.

rüyalar mesajdır… yaşadıklarımızı düşlemekten çok düşlerimizi yaşarız, gizemlere açılan kapıların peşi sıra… mutluyken de kaybedebiliriz… Rüyamda ormanlık bir yerdeyim. Gözleri olmuşum o erkeğin, takip etmekteyim aralıksız. Kendimi gördüğüm de, gökyüzünde iki büyük göz olmuşum. Ürperdim!

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal (Zülfü Livaneli’nin Konuşması)

Yaşar Kemal bana edebiyatta, müzikte, resimde, hangi dalda olursa olsun oyun oynamamayı öğretti. * Bir roman dünyası yaratmak ve o dünyayı gerçeğinden ayırarak bir mikrokozmos haline getirip bu yolla bütün insanlığı anlatmak çok zor bir iştir. —————————————– Benim için Yaşar Kemal üstüne konuşmak çok zor. Çünkü kırk yıllık bir dostluğun anlatımı ayrı, Yaşar Kemal’in edebiyatını

okumak için tıklayınız

Çalınmış vals – A. Ömer Türkeş

Antonio Skarmeta, Gökkuşağı Günleri’nde Şili tarihinde dönüm noktası sayılan bir süreci, Pinochet diktatörlüğününün sonunu getirecek olan halk oylaması sırasında cereyan eden olayları anlatıyor. 1988 yılındayız. General Augusto Pinochet’nin faşist askeri darbesinin üzerinden on beş yıl geçmiş ama muhaliflere yönelik baskılar, tutuklamalar, faili meçhul cinayetler sürüp gidiyor.

okumak için tıklayınız

Bir Tuhaf Bu Zeplin – Onur Köybaşı

Kuzey’den bir misafir geldi geçen hafta sonu. Onu davet etmekte geç kaldığım ama iyi ki bu zaman için bekletmişim, dediğim bir misafir. Tuhaf, tekinsiz, temkinli, olağandışı okudukça olağan bir hâl alan ,zeki , ara ara gerilimli, dokunaklı samimi… Bu sıfatları tek bir kelimede toparalayacak olursak -büyülü- hikayeleri olan Karin Tidbeck “zeplin” i ile uğradı yanıma.Elinde

okumak için tıklayınız

Utanç – John Maxwell Coetzee

J. M. Coetzee, 1999 Booker Roman Ödülü’nü alan etkileyici romanı Utanç’ta, şiddetli, yaoğun bir dönüşüm geçirmekte olan bir toplumun, yeni Güney Afrika’nın öyküsünü anlatıyor. İki kez evlenip boşanmış, bir kız babası olan, elli iki yaşındaki Profesör Lurie’nin öyküsünde, hem siyasal hem de kişisel dönüşümler, değişimler yaşayan sanclıı bir toplumun insanını tanıtıyor. Bir kız öğrencisiyle girdiği

okumak için tıklayınız

İçerdekiler – Victor Serge

Devrimci bir asiydi Victor Serge. Elli yedi yıllık hayatının on yıldan fazlasını hapishanelerde geçirdi. İçerdekiler romanında, Rusya’ya sürülmeden önce, 1912’den 1917’ye kadar Fransız hapishanelerinde anarşist politik bir mahkûm olarak yattığı beş yılı anlatıyor. İçerdekiler abartısız ama canlı ve gerçekçi anlatımıyla rahatsız edici bir roman. Belki içinde yaşadığımız fakat farkında olmadığımız hapishanelerde, cezaevi yönetimi, gardiyanlar ve

okumak için tıklayınız