Kategori: Romanlar

“Leskov olmadan Bulgakov da, Çehov da, Garcia Marquez de, Julio Cortázar da olmazdı…” Büyülü Gezgin – Nikolay Leskov

Roman, öykü ve oyun yazarı Nikolay Semyonoviç Leskov (1831-1895), on dokuzuncu yüzyıl Rus edebiyatı geleneğinde bir bomba etkisi yaratmıştır. Gerçekçi geleneğe karşı olmasa da mitsel, ayrıksı bir Rusya’dır onun resmettiği; askerlerin, rahiplerin, serflerin, prenslerin, çılgın Tatarların ve Çingenelerin cirit attığı, büyülü, düşsel, kabına sığmaz bir dünyadır.

okumak için tıklayınız

Lizbon’a Gece Treni – Pascal Mercier

Antik diller öğretmeni Raimund Gregorius lisede ders sırasında ansızın sınıftan çıkar, duyduğu Portekizce bir kelimenin büyüsüne kapılarak yaşadığı şehri, düzenli hayatını terk edip hakkında hiçbir şey bilmediği gizemli bir Portekizli’nin, doktor ve yazar Amadeu Prado’nun izini sürmek üzere Lizbon’a doğru trenle yola çıkar.

okumak için tıklayınız

Güvercinler de Gitti (O gün yazılmıştı, Hrant’ın ardından) – Zafer Köse

İlk ne zaman okumuştunuz o romanı? Daha okumadan önce, bir kitapçıda gördüğünüz anda sizi etkilemişti. O ne biçim roman adıydı öyle! “Kuşlar da Gitti”! Aceleyle eve gitmiştiniz. Hemen okumuştunuz. Zaten incecik bir kitaptı. Yaşar Kemal’in alışılmış boyuttaki romanlarından değildi. Çocuklar vardı romanda. Kuşları yakalıyorlar, kafeslere dolduruyorlardı. İnsanlar vardı. Merhametli. Kafeslerin içine tıkılmış kuşları görünce üzülüyorlardı.

okumak için tıklayınız

Kuş Sesleriyle Direnenler – roman

Kuşların uçuşması insanlar seyretsin diye değilmiş. Sabahları dinleyenler huzur bulsun diye ötüşmezlermiş. Yiyecek ararken, çiftleşmek isterken, tehlikeli durumları bildirirken cıvıldaşırlarmış. Birbirleri için eşyalar, hizmetler, bilgiler üreten insanlar hayatı güzelleştirirmiş. Zaten onlar güzel bulduğu için güzelmiş kuş sesleri. İnsanlar güneşin doğuşunu sevmeseymiş, nesi güzel olacakmış o manzaranın? Değeri bilinmezse çiçekler boşuna açarmış, türküler boşuna söylenirmiş, hastalar

okumak için tıklayınız

Umut Işığı – Kristine Barnett

Çocuğunuzun gözlerinize bakması mucize olsaydı, ne yapardınız? Hiç konuşamayacağı söylenen oğlunuzun, sesini nasıl hayal ederdiniz? Her zaman size ihtiyacı olacağını düşündüğünüz bir çocuğu nasıl yetiştirirdiniz? Kristine Barnett bu sorulara kalem aldığı ‘’Umut Işığı’’ kitabıyla cevap veriyor. Final Kültür Sanat Yayınları’ndan çıkan, uzmanlar ve aileler tarafından ilgi gören bu kitapta otizmli bir çocuğun matematik dehalığına giden

okumak için tıklayınız

“Yaşamak güzel şey be kardeşim” – Nazım Hikmet “Baskıya, acıya, sefalete rağmen inandıkları düşünceler adına boyun eğmeden savaşan insanların öyküsü.

“Nazım Hikmet, Türkçe’de yazılmış en güzel şiirlerin yazarı… Bu coğrafyada yaşayan insanların büyük bir kısmı ondan hiç değilse bir kaç dize okumuştur. Ama Nazım’ın romanlarını pek azımız biliriz. Ölümünden sonra basılan “Kan Konuşmaz”(1965) ve “Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim” (1967) romanları, -o dönemde- şiirlerinin yanında göze çarpmamış, bugünlerde ise bütünüyle unutulmuş durumda. Şiirleri tekrar tekrar

okumak için tıklayınız

Hayalden Hedefe Umutla HEMEN ŞİMDİ – Zafer Köse

Dünya edebiyatında Don Kişot’un çok önemli bir yeri var. Roman sanatının ilk ve en büyük örneklerinden biri kabul ediliyor. Peki, 400 yıldır değerinden bir şey kaybetmemesini sağlayan özeliği nedir bu romanın? Cervantes, yüzyıllar sonra da geçerli olacak bir hikayeyi nasıl kurmuş? Galiba aslolan, hikayenin perspektifi. Doğru ve geniş bir bakış açısıyla, doğru odaklanmayla, kahramanların yaşadıklarını

okumak için tıklayınız

Başıboş Bir Yolculuktan Notlar – Fernando Pessoa

Ardında edebiyatın her alanından binlerce sayfalık eserler bırakmış, 20. yüzyılın en kendine özgü yazarı-şairi Fernando Pessoa’dan (1888-1935) bir güldeste, tanımayanlar için tanışma vesilesi… Pessoa’nın gözde temaları olan “düşünmek/hissetmek”, “düşlemek/yaşamak”, “dış/iç” karşıtlıkları, “kendiyle ben arasındaki mesafe”, Tanrı, teozofi, mitler, yitim duygusunun sürekliliği gibi kavramlar etrafında dolanıp duran kısa metinler, cümleler, dizeler… Baştan sona ya da atlayarak

okumak için tıklayınız

Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar

Sinekli Bakkal, Halide Edip Adıvar’ın romanıdır. İlk olarak İngilizce The Clown and His Daughter, (Soytarı ile Kızı) adıyla 1935 yılında Londra’da yayımlanmıştır. Türkçe olarak ilk defa 1935 yılında Haber gazetesinde bölümler halinde basıldı. Daha sonra 1936 yılında kitap olarak basılmıştır. 2006 itibariyle 37. basımı yapılmıştır. “Tekrar tekrar basılan Sinekli Bakkal’ın, okuru en çok çeken yönü II.

okumak için tıklayınız

Yaz Biter Hissiyatı Kalır

Bir kitabı okurken ağzınızda gerçekten bir tat kalması, vücudunuzda farklılıklar hissetmeniz çok garip değil mi? Hiç unutmam, Zoran Drvenkar’ın “Onlardan Biri” adlı romanındaki kan işeme sahnesi yüzünden bir süre tuvalete korka korka gitmiştim… Ama bu kez, hisler farklı. Bu kez, “Dedem Bir Kiraz Ağacı”nın Akdenizli yazarı, Hans Christian Andersen Ödülü sahibi Angela Nanetti’nin götürdüğü yere

okumak için tıklayınız

Amerigo, Stefan Zweig

Avusturyalı yazar Stefan Zweig?in ?Amerigo? adlı romanı, Ogün Duman?ın çevirisiyle Can Yayınları arasında Türkiye?de yayımlandı. Zweig, derin karakter incelemeleriyle ünlenen bir yazar. Beş tarihsel kişiliğin portrelerini içeren ??Yıldızın Parladığı Anlar??, Fransız Devrimi?nde bir politikacının portresi niteliğindeki ??Joseph Fouché??yle birlikte “Amerigo” da böyle bir eserdir. Burada Amerigo Vespucci?nin portresi vardır. Hem düşsel hem de tarihsel karakterler

okumak için tıklayınız

Bir Livaneli Adası – Zafer Köse

Yeryüzü cenneti bir adada, ormanlar arasındaki kırk konutta yaşayan insanların hikayesi, Son Ada’da anlatılan. Adanın asıl sahibi olan martılarla dengeli ve saygılı bir ilişki geliştirilmiştir. Onların yumurtlamak ve yaşamak için gereksinim duydukları alanlara girilmemektedir. Adadaki insanlar arasındaki ilişkiler de bir cennet anlayışını yansıtır. Hesapsız dostluklar, tasasız günler, huzurlu hayatlar yaşanmaktadır. Değerli bir fıstık çeşidinin yetiştiği

okumak için tıklayınız

Elguca ve Mzağo – Aleksandre Kazbegi

Aleksandre Kazbegi’nin Elguca adlı romanı, Türkçe’ye “Elguca ve Mzağo” adıyla çevrilmiştir. Roman, Gürcü genci Elguca’nın bir Çerkes olan Mzağo’ya tutkulu aşkını ve Gürcülerin işgalcilere karşı direnişini anlatır. “Elguca ve Mzağo” adlı yapıtını okuyan şair Grigol Orbeliani, büyük bir heyecan ve coşku içinde “Gürcü dilinde bugüne kadar böyle bir yapıt görülmemiştir” demiştir. Aleksandre Kazbegi’nin yapıtlarına çok

okumak için tıklayınız

Kovan: Acımasız Ballı Dünya – Müslüm Üzülmez

Arı kovanlarının içinde büyüdüm. Dedem, amcam ve babam dönem dönem arıcılık yaptılar. Ben, kardeşlerim ve amca çocukları arı kovanları temizlenirken, kovandan bal alınırken, oğul arıları kovanlara yerleştirilirken ve çamur ya da tahtadan kovan yapılırken yardımcı olurduk. Arı kovanlarından yayılan uğultu ve arıların çevrede gezinirken çıkardıkları vızıltı bizlere ninni gibi gelirdi. Arı sokmalarından korkmazdık. Bazen kovanların

okumak için tıklayınız

“Barbarları Beklerken” – Sadık Güvenç

“Hiçbir şey hayal edebileceklerimizden kötü olamaz.” Asıl barbar kim? İşgalci mi barbar, işgal edilen topraklarda eskiden beri yaşamakta olan halklar mı? Sözde uygarlık götürme adına insanların yaşama biçimine, geleneğine, kültürüne, toprağına, suyuna, balığına, ağacına, evine barkına, karısına, kızına el koyan “uygar” sayılıyor da; bu yer benim, bu ağaç, bu su, bu yaşam benim diyen “barbar”

okumak için tıklayınız

Uzun Yürüyüş’te Mao’nun Maceraları – Frederic Tuten

“Cüretkâr bir şıklık ve canlı bir değişiklik” Yukarıdaki başlığı 13 Mayıs 1972 tarihinde John Updike’ın kitap üzerine yazdığı bir inceleme yazısından alıntıladım.. Frederic Tuten’in Uzun Yürüyüşte Mao’nun Maceraları’nı değerlendirdiği makalesinde, “Okurunu farkında olmaya zorlayan, keskin ve sivri uçlu bir romanın canlı devinimine sahip” demiş Updike. 68 isyanının sıcaklığında, o isyanı paylaşan düşünce ve duygularla yazılan

okumak için tıklayınız

Cevabı Dostum, Yeni Yılda Bunun – Zafer Köse

Beethoven’a, Nazım’a, Dostoyevski’ye o büyüleyici yapıtları üretme gücünü veren neydi? Gözlerinin içi gülerek insan sevgilisine neden çiçek verir? Bir anne, neden dünyaya çocuk getirir? Cevabı dostum, umutta bunun. İyi müziğin, nitelikli şiirin, katmanlı romanların değerinin anlaşılacağına duyulan güvende. Çiçeği uzatan yüreğin içtenliğinin hissedileceğine inanmakta. Doğan bebeğin dünyaya güzellik katmasında. Yeni başlangıçlar yaratan insanın umudunda.

okumak için tıklayınız

Fesat – Paul Nizan

Sartre, yakından tanıdığı ve sevdiği Nizan’ın bu çok boyutlu romanı için yazdığı uzun bir yazıda, eseri ayrıntılı olarak incelemekte, bu arada şöyle demektedir: “Nasıl Marks’ta, özellikle mal fetişizmini çözümlediği ilginç bölümlerde, ekonomik kavramların bir fenomenolojisi varsa, onun gibi Nizan’da da, hareket halinde bir kavram olan gençliğin, toplumsal ve tarihsel verilerden kalkarak yapılmış bir saptaması ve

okumak için tıklayınız

Sana Gül Bahçesi Vadetmedim – Joanne Greenberg

Amerikalı roman ve öykü yazarı Joanne Greenberg’in dilimize çevrilen ilk yapıtı “Sana Gül Bahçesi Vadetmedim”, deliliğin ?resmi tanımıyla akıl hastalığının? serüvenidir. İnsanın, neredeyse toplum düzenine geçtiği ilk günden başlayarak, kitlesel uzlaşımlara, kabullenilmiş değer yargıları ve davranış biçimlerine aykırı düşen bireylere yakıştırdığı konumun serüvenidir. Romanın baş karakteri Deborah, hastanede gördüğü yanlış bir uygulamayı doktora anlatıyor. Doktor

okumak için tıklayınız