Kategori: Tarih

Kıbrıs Komünist Partisi Tarihi (Sömürgecilik, Sınıf ve Kıbrıs Solu) – Yiannos Katsurides

Kıbrıs’ın sınıf siyaseti bakımından çorak toprakları 1920’li yılların ortasında beklenmedik bir gelişmeye sahne oldu: Kıbrıs’ta bir komünist partisi kuruldu… O yıllarda, Kıbrıs’ta Kilise’nin siyasi liderliği geniş köylü kitelelerine hükmediyordu; Kıbrıslı Türkler siyasi bir uyanışın eşiğinde bile değilken, Kıbrıslı Elen burjuvazisi kendi mezar kazıcısı Kıbrıs işçi sınıfını da beraberinde sürükleyerek tarih sahnesine daha yeni adımını atmıştı…

okumak için tıklayınız

Şefler Nasıl İktidara Geldiler (Tarih Öncesinde Politik Ekonomi) – Timothy Earle

Şefler Nasıl İktidara Geldiler? Şeflikleri inceleyerek, politik iktidarın doğasına ve sosyopolitik karmaşıklığın evrimine dair temel sorulara yanıt vermeye çalışıyor. Northwestern Üniversitesi Antropoloji Bölümü Profesörü Timothy Earle, şefliklerin temel dinamiklerinin devletlerinkiyle esasen aynı olduğunu ve devletlerin kökeninin, şefliklerin ortaya çıkışı ve gelişimine bakılarak anlaşılabileceğini savunuyor.

okumak için tıklayınız

Kentsel İsyanı Anlamak – Munise Nur Aktan

Beşiktaş’ın Boğaz’ı gören en güzel köşesi değildi belki ama İstanbul’da Anadolu yakasında oturanlara özgü Kadıköy sevdasına bana ihanet ettiren ilk yerdi. Üniversite yılları, sevgiliye sığınmak ve buruk çayla ısınmaktı Hasır. Mezun olmaya yakın “hassas” bir bölgede olduğu için yıkılma kararı verildi. Hemen arkasına kondurulan lüks bir otelin görüntüsünü de bozabilirdi üstelik ve bu yüzden artık

okumak için tıklayınız

Maraş’ta iğneyle mezar kazmak – İsmail Saymaz

Ümmühan Duman katliam günü eşi Mahmut’a “Beni sen öldür, onlara bırakma” demişti. Kahramanmaraş’ta, 19-22 Aralık 1978’de 111 yurttaşımızın can verdiği katliamın üzerinden 36 yıl geçti. Alevileri ve Alevilerin şahsında, yükselen sol hareketi hedef alan bu insanlık suçu, halen tam olarak aydınlatılamadı. Kırımın ipuçlarını toplamak ve uç uca eklemek, 78 Maraşı’nı yerinde yaşayan araştırmacı Aziz Tunç’un

okumak için tıklayınız

İzmir’in işgali yıllarında, “Kardeşime kurşun sıkmam” dedikleri için Yunan Krallığı’nca kurşuna dizilen 200 sosyalist Yunan askeri anılıyor…

İzmir’in işgali yıllarında, “Kardeşime kurşun sıkmam” dedikleri için İnciraltı’nda Yunan Krallığı’nca kurşuna dizilen 200 sosyalist Yunan askeri, ölümlerinin 94. yıldönümünde katledildikleri yerde anılacaklar. Şair Tuğrul Keskin’in ‘Zito i Epanastasis’ (Yaşasın İsyan) adlı kitabıyla yeniden gündeme gelen ve İzmir ’in işgali yıllarında,

okumak için tıklayınız

Sevgili Voltaire – Margit Walso

Kalbi de en az zihni kadar büyük olan bir kadının büyüleyici hikâyesi. Paris, 1733. Büyük bir matematikçi olan Émilie du Châtelet her şeyi aynı anda istemektedir: aşkı, heyecanı ve büyük bir biliminsanı olarak tanınmayı… Operaya gittiği bir gece Voltaire’le yıllar sonra tekrar karşılaşan Émilie, evli bir kadın olmasına rağmen eşinin göz yumması sayesinde büyük aşkıyla

okumak için tıklayınız

Kapitalizmin Unutulan Tarihi

Kapitalizmin en büyük başarısı, özel mülkiyet, para, sermaye ya da kâr gibi temel kategorilerini doğallık, yasallık ve meşruiyet perdelerinin arkasına saklamayı becerebilmesidir. Bugün mülkiyet hakkında fikrini sorduğunuz birçok insan, mülkiyet hakkının kutsal bir hak olduğunu, girişimciliğin yasalar tarafından korunması gerektiğini, yatırım yapılarak kazanılan paranın meşru bir kazanç olduğunu söyleyecektir. Ve şaşırtıcı bir şekilde haklı olacaktır:

okumak için tıklayınız

Odysseus’un Dünyası – Christine Laidlaw

Bu sorular yüzyılı aşkın bir süredir bilimadamlarının kafasını kurcalamaktadır. Tüm bu sorulara cevaplar arayan Finley 1954 yılında kitabını ilk yayımladığında tarihçi, arkeolog ve klasik filologların dünyasında yer yerinden oynamıştı. 1975 yılında ikinci baskısında son halini bulan bu eser ilk yayımlanmasının ardından 60 yıl gibi uzun bir süre geçmesine rağmen halen başucu kitabı olarak kabul ediliyor

okumak için tıklayınız

‘Erikler Çiçek Açınca: Nurhak’ı Hatırlamak’ ve Tom Joad’un hayaleti

68 kuşağıyla -ve tabii THKO’yla- ilgili birçok anı ve tanıklık kitabı yazıldı. Ancak geçtiğimiz ay Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan “Erikler Çiçek Açınca: Nurhak’ı Hatırlamak” beni en çok etkileyenlerden oldu. Tuncer Sümer’in anlattığı hikaye, yazarlarının da belirttiği gibi, ‘kendinin de içinde olduğu bir ortak tarih’. O ortak tarihte yanılgılar, umut, dostluk ve cüret bir arada. “Erikler Çiçek

okumak için tıklayınız

Mehmet Atlı ile ‘Hepsi Diyarbakır: Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği’ isimli kitabına dair söyleşi

Bugüne kadar şarkılarından ve güzel sesinden tanıdığımız Mehmet Atlı’nın ‘Hepsi Diyarbakır: Herkesin Bildiği Kimsenin Bilmediği’ isimli kitabı geçen ay İletişim Yayınları tarafından yayımlandı. Kitap, şehrin çeşitli bölgelerinin mimari tarihine farklı açılardan bakışı merkeze alan makalelerden oluşuyor. Atlı’yla kitabını ve kitabından yola çıkarak Diyarbakır’ın tarihini ve bugününü konuştuk. Bu kitap nasıl ortaya çıktı? Bundan sonra ne

okumak için tıklayınız

Rusya’da Eylemin Sanatla Buluşması (Edebiyatta ve Sinemada Devrim)

Rus devrimlerinin edebiyat ve sinema tarihini her yönüyle ele alan bir ortak çalışma. Devrimler toplumsal, siyasal, ekonomik ve tarihsel nedenlerle ortaya çıkar ve her devrim, hem çağının sanatında büyük izler bırakır, hem de o sanat tarafından yaratılır. Rusya’da devrim fikri, on dokuzuncu yüzyıl sonundan itibaren Rus edebiyatının ve sanatının temel konularından biri olmuş, 1905 ve

okumak için tıklayınız

Zapata ve Meksika Devrimi – John Womack Jr.

John Womack’ın kaleme aldığı bu önemli toplumsal tarih çalışması, Meksika Devrimi ve özel olarak da 1914 tarihli Emiliano Zapata’nın önderliğinde Morelos eyaletindeki köylü ayaklanmaları üzerinde duruyor. Kuzeydeki müttefiki ve yakın dostu Pancho Villa’nın aksine Zapata yoksul bir çiftçi olmadığı gibi bir “bandit” yani haydut da değildi. İstese hayatını yaşadığı eyalette küçük bir soylu olarak geçirebilirdi.

okumak için tıklayınız

Büyükada hakkında yazılmış en önemli eser Türkçede.

Büyükada hakkında yazılmış en önemli eser Türkçede. Akillas Millas, Ada’nın mahallelerinde, evlerinde gezmemizi sağlıyor. Oralarda oturan insanlarla tanışıyor, manastırları dolaşıyor ve eski sandıkları açıyoruz. Adalı Yayınları önemli bir işe imza atarak Akillas Millas’ın Büyükada-Prinkipo, Ada-i Kebir adlı kitabını yayımladı. Kitap Büyükada hakkında yazılmış en önemli eser olarak anılıyordu yıllardır. Ama Yunanca olduğundan açıp okuyamıyorduk. Büyük

okumak için tıklayınız

Umberto Eco’dan insanoğlunun en önemli çağı – Çetin San

“Ortaçağ” üzerine “Barbarlar, Hıristiyanlar, Müslümanlar” isimli kitap yazan Umberto Eco, bu ikinci ciltte, çağın gündelik yaşamından müziğine, teknik gelişmelerinden Haçlı Seferleri’ne uzanan bin bir yüzünü uzmanlar tarafından yazılmış makalelerle aydınlatıyor. Şu anda düşünüyorum da, gerçekten insanoğlunun en önemli çağıdır ‘Ortaçağ’… Çünkü o çağ artık bir değişim yapmaya karar verdiği, hatta belki de gezegenin üstündeki hükümdarlığını

okumak için tıklayınız

Sınıf mücadelesinin antikçağı – İsmail Gezgin

“İnsanlık tarihi bir mücadele tarihidir; ırklar, bireyler arasında değil sınıflar arasında cereyan eder.” Marx-Hegel 1993 yılından bu yana Çatalhöyük kazılarını yürüten arkeolog Ian Hodder, ören yerinden son zamanlarda elde ettikleri ilginç verileri kamuoyu ile paylaşmaya başladı. Ona göre, Neolitik Dönem’in ilginç bir temsilcisi olan ve yaklaşık 9400 yıl önce kurulan, çağdaşlarına göre bir hayli kalabalık

okumak için tıklayınız

Tarihyazımının Sarmalındaki “Tarih” – Gülçin Ayıtgu

“Tarih“in ne olduğuna ve tarihsel gelişimin nasıl gerçekleştiğine ilişkin soru uzun yıllar boyunca “tarih nasıl yapılır?” şeklinde sorulmuştur, bugün ise bu sorunun “tarih nasıl yazılır?”a dönüştüğünü görmekteyiz. Bu soru zaman zaman failin içinde bulunduğu koşulları değiştirebilme gücüne ket vuruyor gibi görünse de aslında hala tarihin nasıl yapıldığını ve neyin tarihsel olup olmadığını sormaya devam etmekteyiz.

okumak için tıklayınız

“Bekleme Odası”: Tarih – Yasin Karaman

Isadore Twersky, Harry Austryn Wolfson’un 1974’deki ölümünün ardından onun hakkında yayınladığı bir yazısında, bu ünlü felsefe tarihçisinin yorulmak bilmez çalışkanlığını ve mesleki titizliğini vurgulamak isterken, onun “modası geçmiş bir gaon”u andırdığını söyler. 7. ve 13. yüzyıllar arasında Talmud araştırmacılarına ilişkin dini ve toplumsal bir onurlandırma nişanesi olan gaon, İbranicede aşağı yukarı “hazret, üstat” anlamına gelir.

okumak için tıklayınız

Kadınların Tarihi – Melike Uzun

“Her zaman meçhul askerden daha meçhul birisi vardır. Meçhul askerin karısı.” Komünist Manifesto’dan beri tarihsel bilgi üretiminin yalancı bir iktidar edimi olduğunun farkına varıldı. Tarih generallerin ve kralların başarı ve başarısızlık hikâyelerinden değil, cephede savaşan erlerin, yapıya taş taşıyan kölelerin, kendilerini savaşa sürükleyenle, köleleştirenle mücadelesinden oluşuyordu. Böylece er ve kölelerin hikâyeleri anlatılmaya değer bulunmaya başlandı.

okumak için tıklayınız

Tarih Öğretimi Kimin Hizmetinde? – Zerrin Yılmaz

Kimliğimiz üzerine düşünmeyiz. Kimliğimiz üzerine düşündüğümüzde ya kimliğimizden dolayı ötekileştirilmişizdir ya da ötekiyle karşılaşmışızdır. Kierkegaard’ı hatırlatır biçimde birey, kimliğinden dolayı tekinsizliğe kapıldığında ya da kaygıya düştüğünde neliği üzerine düşünmeye başlar. Türkiye’de yaşayan bireyler için “kimlik problemleri” aslında çok tanıdıktır. Türkiye’de bireyler, birçok etiketlemeyle ve ötekileştirmeyle yaşar. Kimliği kategorize etme ve tanımlama çabası, kendi içinde anlamlı

okumak için tıklayınız

Yıkın Boğaziçi’ni, ODTÜ’yü, Bilkent’i!

Orlin Sabev’in monografisi Osmanlı’da eğitimin modernizasyonu sürecine dair bugün de anlamlı olan birçok soruyu gündeme getiriyor. Önce Binali Yıldırım, öğrencilik yıllarında “yoldan çıkarım” korkusuyla Boğaziçi Üniversitesi’ni tercih etmediğini açıkladı ki bir ulaştırma bakanının ‘yoldan çıkma’lardan korkması kadar doğal ne olabilir? Daha sonra Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Yusuf Kaplan, yeni cumhurbaşkanına önerdiği yirmi maddeden on dokuzuncusunda,

okumak için tıklayınız