Kategori: Tezer Özlü

Kafka ile Yaşamak – TEZER ÖZLÜ

Kafka ile Yaşamak “Yaşam insanın yaşantı aradığı değil, kendi kendini aradığı bir olgudur.” Cesare Pavese Kafka için birkaç tümce söylemek isterken, neden Pavese? Ama Kafka’nın kendi kendini arayışı, tüm insan örgütü içinde bireyin kendini arayışına en büyük, en zengin kaynak. Sanırım Kafka’yı ilk kez Değişim öyküsü ile okudum. Onbeş yaşlarımda.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tezer Özlü: biz dünyaya değil dünya bize bakıyor olamaz mı?

TEZER ÖZLÜ: 1950 yıllarının sonuna doğru ülkemiz edebiyat çevresinde en çok sözü edilen öykü, Franz Kafka’nın Değişim’iydi. Bir sabah uyanıp kendini hamamböceğine dönüşmüş bulan Gregor Samsa, Kafka’nın tüm iç dünyasını yansıtıyor. Ayrıca, bürokrasi ve iş çarkının, yüzyılımız insanını böceğe ya da “robot”a dönüştürdüğünü, hepimizin birer “Gregor Samsa” olduğumuzu kavrayamazsak, biz

OKUMAK İÇİN TIKLA

Direnmenin Estetiği’nin yazarı Peter Weiss – Tezer Özlü

Kültürü Tüm İnsanlığın Yararlanacağı Bir Olgu Haline Getirmek İçin Yaşamı Boyunca Çalışan Bir Sanatçı: Peter Weiss 10 Mayıs 1982 günü Stockholm’de öldü. Yaşamı boyunca tüm yapıtlarında dünyada savaşın, barbarlığın, insanın insanı öldürmesinin, insanın insanı sömürmesinin karşısında dikilmiş bu büyük insanı, ilkin saygıyla anıyorum. Onun öldüğü gün de, Alman radyo ve

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tezer Özlü: Bir zamanlar mutluluk suların üzerine akmış. Dalgalar boğmuşlar onu. Kalkın.

Çağrı BU ODADA neden bulunuyorum? Kırmızı, siyah çizgilerin iç içe girdiği örtüye bakıyorum. Tahtadan yapılmış masa. Şimdi gelecekler. Beni götürecekler. Bilemiyorum. Kırmızı kanlara bulanmış bir örtü buldum. Sakladım onu. Kapı çalacak mı? Bana sorular yöneltecekler mi? İnsanın biri. Neden bakıyor bana? Yaklaşıyor. – Sizin – dedi. Titriyorum. Ona anlatacak hiçbir

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tezer Özlü: “Her şeyin dışında ve hiçbir yerde” – Emek Erez

Tezer Özlü, üzerine çok şey söylenebilecek bir yazar. Edebiyatın “gamlı prensesi” ona yakıştırılsa da bu yakıştırma ona sadece gamlı, kederli bir yazar misyonu biçtiği için doğru gelmiyor bana. Çünkü Tezer Özlü, yıkıcı, kural tanımaz, normallik sınırlarının dışında, kurumlarla, yaşamla, dünyayla derdi olan kavgacı bir yazar benim fikrimce. Cendrars, yazmak yaşamak demek

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tezer Özlü: Çevirmek istediğim üç kitap var.

İstanbul, 11 Şubat 1967 Sevgili Ferit, Feriköy’de güzel bir ev tutarak yerleştik. Burada, parke büyük salon, ayrıca iki yatak odası var. Banyo ve mutfak da güzel. Kalorifer ve sıcak su da var ve 600 lira. Kirayı annem ödüyor, ev benim. İstediğimi içeri alırım, istemediğim gelmez, adresi kimsenin bildiği yok. Burada bugün kar yağıyor.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tezer Özlü: Dostoyevski’den ilkin Tatsız Bir Olay, sonra Amcanın Rüyası okunmalıdır.

[Ankara] 26 Aralık Pazartesi, 1966 Sevgili Ferit’çiğim, (karının laflarından da biraz yazacaktım, ama anlar diye, bu kadarla yetiniyorum.) Şimdi mektuba geçebiliriz: Evde dinleniyorum. Şunu idrâk ettim ki (neyi diyeceksin) ne kadar çok dinlenirsem, o kadar çabuk normal (acaba normal mi diyeceksin) yani – kendi yaşamıma dönebileceğim.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Franz Kafka üzerine – Tezer Özlü

“Bizi insan düşüncesi sınırının sonuna götüren yazar. Absürd sorununu tüm boyutlarıyla ortaya koyan yazar” Çağımızda varoluşçuluk akımında Jean-Paul Sartre?ın yanında anılan Albert Camus böyle diyor Franz Kafka üzerine. Bir sav daha öne sürmek olası: İçinde yaşadığımız gerçekler absürd, absürd de gerçek olduğuna göre (ben bunu böyle algılıyorum), mutlak Kafka dünyanın

OKUMAK İÇİN TIKLA

Füsun Akatlı: Tezer Özlü’nün Çocukluğun Soğuk Geceleri, duygu düzeniyle ve bütün incelikleriyle özgün bir kitap

“En baştan gireyim kitaba: Bu bir roman mı? Ve hemen olduğu yerde bırakayım soruyu: ‘Roman nedir?’in tartışılması Çocukluğun Soğuk Geceleri”ni ısıtmaz. Tutalım ki roman değil de anlatı, herhangi bir yazınsal metindir elimizdeki, fark etmez. (…) Bence, Çocukluğun Soğuk Geceleri bu güç işi, güç yaşanmış bir yaşantılar öbeğini yazınsallık dışına taşmaksızın

OKUMAK İÇİN TIKLA

Tezer Özlü ile ilgili Güner Kuban ‘la söyleşi – Onur Köybaşı

Edebiyat dünyasının en önemli isimlerinden birisi, şüphesiz Tezer Özlü’dür; onun eserleri, duyguları,tutkuları, sevdikleri, sevmedikleri, boyun eğmedikleri ile okurlarının kalbinde muhakkak bir iz bırakmıştır. “On yaşına kadar evrendeki sessizliği kavramaya çalıştım.Yirmi yaş ile otuz yaş arasında aklın bittiği yerleri ve çıldırmanın sınırlarını aradım. Akıl ve çılgınlık arasındaki, yıldırım hızındaki bu atlayışı

OKUMAK İÇİN TIKLA

Çocukluğun Soğuk Geceleri’nden Kadın Cinayetlerinin Karanlığına… Tezer Özlü

Yaşam-ölüm, varlık-yokluk, hiçlik-benlik, anlam-anlamsızlık, gitmek-kalmak kavramları zihnimde birbiriyle cebelleşiyor. Ben kimim? Yaşamın anlamı nedir? Neden birilerinin dayattığı kurallar hayatımızı belirliyor? Kendi kaidelerimiz bu hayatı kucaklamaya ve yaşamaya neden yeterli olmuyor? Böyle varoluşsal soruların altında ezildikçe imdadıma Tezer Özlü yetişiyor.

OKUMAK İÇİN TIKLA

Beklenmedik bir durakta inen yolcu: Tezer Özlü

Yazmak benim için salt yaratmadır. Öykü olsun, roman olsun, bütün anlatılar, eleştirel bir deyimlemeye uygun olarak “kurmaca”dır salt. Yaşamla yazmayı karıştıranlarla da pek aram iyi değildir. Ne var ki, bu yaklaşımımı tepetaklak eden yazarlar da var. Özellikle Amerikan şiirinin bir bölümüne alabildiğine egemen olmuş “Günah Çıkaran Şairler”, “İtiraf Eden Şairler”

OKUMAK İÇİN TIKLA