Marks, en yakın arkadaşı tarafından anlaşılamamış olabilir mi? ? Suat Kamil Aksoy

Yalçın Küçük’ten sonra, birçoklarıyla birlikte Stalin değer yasasını yanlış kavrıyor demiştik. Sonra Lenin kriz olgusuna yanlış bakıyor dedik. Şimdi Engels Marks’ı anlayamamış olabilir mi diye başlıyoruz. Okuyucu ister istemez bundan sonra sırada Marks var herhalde diye düşünecektir. Marks’a dokunmayacağımıza söz veremeyiz. Ama bulgularımız çerçevesinde ona dokunulmasına en önce bizim karşı koyacağımızı belirterek, okuyucunun içini rahatlatmak

okumak için tıklayınız

Rugan Ayakkabılı Teğmen ? Haluk İnanıcı

12 Eylül Darbesini Ordunun İçinden Anlatan İlk Kitap. Evire Çevire Her Yüzüyle 12 Eylül’ü Okumanız İçin!… Rugan Ayakkabılı Teğmen, öncesi ve sonrasıyla 12 Eylül Darbesi’nin titreşimlerini kanında iliğinde yaşayan, erozyona uğramış bir toplum içinde kendi olmaya ve kalmaya çalışan teğmenlerin odağında yaşadığımız bir toplu kıyıma bakıyor, belleğimizi tazeliyor. Gece olduğunda ay yoksa, yatakhanenin pencerelerinden görünen

okumak için tıklayınız

Şeyler – Georges Perec

( * ) ?Bir arkadaşım yeni evlenen çiftlerin evine ziyarete gittiğinde kendini “İstikbal Showroom”da zannettiğini söylüyordu. En mahrem alanımız, evimizin içinde bile bir gösteri merkezinde, vitrinde, sette ya da sahnede gibi yaşamak… Ne kadar yorucu. Her evlenen, her yeni eve çıkan, belirli bir yaşa gelen, önceden anlaşmış gibi, çarkların içine girmiş gibi oluyor, birbirinin aynı

okumak için tıklayınız

Güneşin Savrulduğu Yerden: Bingöl Hikayeleri – Ahmet Say

1935 yılında İstanbul?da doğan, piyanist Fazıl Say?ın babası, Ahmet Say, küçük yaşta piyanoya başlamış, genç yaşlarında edebiyata tutkuyla bağlanmıştır. Öğrenim için 1954?te Almanya?ya giden Say, 6 yıl sonra yurda döner ve Bingöl?de büyük bir istekle öğretmen, halk eğitimcisi ve folklorcu olarak üç yıl görev yapar.Ahmet Say?ın edebiyat alanındaki beşinci kitabı, Güneşin Savrulduğu Yerden:Bingöl Hikâyeleri, bu

okumak için tıklayınız

Ceza Sömürgesi – Franz Kafka

Ceza Sömürgesi (Almanca: In der Strafkolonie, İngilizce: In the Penal Colony), Franz Kafka’nın bir kısa öyküsüdür. İsimsiz bir ceza kolonisinde geçer. Kimi eleştirmenler, yazarın Octave Mirbeau’nun Le Jardin des supplices (İşkence Bahçesi) romanından esinlendiğini belirtmiştir. Öyküde, Kafka’nın diğer eserlerinde olduğu gibi, anlatıcı korku dolu olayları dışarıdan izler ya da bu olaylar nedeniyle hissizleşmiştir. Öykü, 1999

okumak için tıklayınız

Danko’nun Yüreği – Maksim Gorki

Maksim Gorki, dünyanın gelmiş geçmiş en büyük yazarlarından biri. Yazdığı kitaplar dünyanın bütün dillerine çevrilip yayınlanmış. Danko’nun Yüreği adlı bu kitaptaki üç öyküyü değerli yazarımız Vartan İhmalyan (İhmal Amca) sizler için seçti, Rusça asıllarından Türkçeye sizler için çevirdi. Maksim Gorki, Büyük Ekim Devrimi’nden sonra `Devlet Çocuk Kitapları Yayınevi’nin de ilk yöneticisi olmuştu. Bakın, bu büyük

okumak için tıklayınız

Memleketimden İnsan Manzaraları – Nazım Hikmet

Nazım Hikmet, Memleketimden İnsan Manzaraları’nı 1941’de Bursa Cezaevi’nde yazmaya başlamıştır. İkinci Meşrutiyet’ten II. Dünya Savaşı sonrasına kadar çok geniş bir zaman diliminin öyküsünü (1908-1945) bu kitapta destanlaştırmıştır.Düzyazı, şiir, senaryo tekniklerinin iç içe kullanıldığı Memleketimden İnsan Manzaraları; şiir, roman, öykü, oyun, senaryo, destan olmayan ve hepsini içeren yeni bir türün habercisi olmuştur. Beş cilt halinde yayımlanan

okumak için tıklayınız

Miguel de Cervantes ?in Hayatı

İspanyol romancı, şair ve oyun yazarıdır. Cervantes, 29 Eylül 1547 tarihinde, Madrid’e 20 mil uzaklıkta, Alcalá de Henares’te doğmuş, yedi çocuğun dördüncüsüydü. Miguel’in babası, Ruy (Rodrigo), cerrahtı.Hümanist Juan López de Hoyos, Cervantes’in “Sevilen kimse ve sevgili öğrenci” olarak bilindiğini belirtir. Sanat yaşamına genç yaşta başlamıştır. Yazıları ve tiyatroları ile kısa sürede tanınan bir yazar olmuştur.

okumak için tıklayınız

Mavi Oktav Defterleri – Franz Kafka

“Her insan içinde bir oda taşır. Bunu işitme duyusuyla bile kanıtlamak mümkündür. Diyelim ki gecedir, dört bir yanda sessizlik hüküm sürerken biri seri adımlarla ilerlemektedir; bir kulak kabartan çıkarsa, duvara tam tutturulmamış bir aynanın takırdamasını işitebilir örneğin.” F. Kafka Kafka?nın ölümünden sonra bulunan kâğıtları arasında sekiz tane mavi oktav defteri de vardı. Bu defterler aforizmaların

okumak için tıklayınız

Yüzyıllık Yalnızlık – Gabriel Garcia Marquez

Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez’in 1967 yılında Meksika’ya ilk gidişinde yazdığı başyapıtı olan (İspanyolca Cien años de soledad)  ”Yüzyıllık Yalnızlık”, büyülü gerçekliğin en önemli eserlerindendir. Yirminci yüzyılın önemli bir parçasının gerçekliğini sıradışı bir yetkinlikle yansıttığı için klasikleşen ”Yüzyıllık Yalnızlık”, kendinden sonra gelen yazarları da kendine yakışır biçimde etkileyip okundu. Sonradan büyülü gerçekçilik denen bu yaratım biçimi,

okumak için tıklayınız

‘Arızalı’ Bireylerin Anlatıcısı Magda Szabo ‘nun Hayatı

1917 Macaristan doğumlu yazarın, romanlarının yanı sıra; başarılı dramaları, Macar edebi geleneğine yeni ufuklar açan denemeleri, kişisel deneyimleriyle bütünleşen seyahat anıları ve ilk göz ağrısı şiirleriyle bilinir. Dobruca Üniversitesi’nde Latin ve Macar edebiyatı üzerine eğitim alarak aynı yerde, Kalvinist bir kız okulunda öğretmenlik yapar. 1945-1949 yılları arasında Din ve Eğitim Bakanı olarak çalışan Szabo, 1947’de

okumak için tıklayınız

William Shakespeare Marksist miydi? – A. Ömer Türkeş

Marx’tan çok önce yaşayan Shakespeare elbette Marksist değildi. Sanatıyla yoksulların sözcülüğüne soyunmamıştı. Hatta siyasi açıdan muhalif bile sayılmazdı. Buna karşılık Marx’ın iyi bir Shakespeare okuyucusu olduğunu, ardında sistematik bir edebiyat kuramı bırakmamışsa da, edebiyat ve sanata büyük ilgi duyduğunu biliyoruz. Kitaplarındaki etkileyici, canlı, zaman zaman imgesel üslubunu kuşkusuz bu ilgisine borçludur. Ekonomi, tarih ya da

okumak için tıklayınız

İstanbul Mektupları – Mustafa Balel

Mustafa Balel bu kitabında bir İstanbul tablosu çiziyor. Konuğu François’ya Batılı gözüyle İstanbul?u anlattırıyor. Mektupların yazarı bu sanal konuk gezdiği, gördüğü yerleri, edindiği izlenimleri Fransa?daki bir yakınına aktarıyor ve anlattıkları tarihi yapılarla sınırlı değil. Onu rehber kitaplar veriyor nasıl olsa. Tarihsel değerler, yapılış hikâyeleri, özellikleri ve tarih boyunca geçirdiği evreleriyle bir söyleşi havası içinde, şu

okumak için tıklayınız

Çocuklar Arasında – Fyodor Dostoyevski

Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük birkaç yazarından biri sayılan Dostoyevski’nin yazdığı birbirinden ünlü kitaplarını tarayarak, bu kitaptaki öyküleri sizler için derledik. İnanıyoruz ki, gerek konu, gerekse dil açısından hiç yadırgamadan severek okuyacağınız öyküler bunlar. Okuduğunuz sıradan çocuk kitaplarına pek benzemiyordur bu öyküler, ama bu kitabı okumaya başlayınca, hem elinizden bırakamayacak, hem de dünyanın en büyük

okumak için tıklayınız

Tarihin Marksist Kavrayışı – Louis Althusser

Klâsik iktisatçıların, iktisat kategorileri için, tarihî değil, ebedî bir kavramları olduğunu söylemek ?bu kategorilerin, kavramlarına uygun hale getirilmeleri için, tarihî olarak ele alınmaları gerektiğini söylemek? tarih kavramını önermektir, ya da daha doğrusu, olağan imgelemde varolan, ama kendi kendisi hakkında soru sormak gereğini duymayan belirli bir tarih kavramını önermektir. Aslında, kendisi bir teorik sorun yaratan bir

okumak için tıklayınız

Boyalı Kırlangıç – Vartan İhmalyan ( İhmal Amca )

Türkçe?nin büyük masalcısı İhmal Amca’nın (Vartan İhmalyan), uzun yıllar anayurdu Türkiye?den uzak kalmanın acısıyla, özlemiyle yazdığı bu sevgi dolu masallarını çocuklara sunuyoruz. Doğa?ya düşkün bir yazar İhmal Amca. Doğa?ya yapılan haksızlıkları, insan?a yapılan haksızlıkları kınıyor. Kardeşlik, barış, dayanışma, özgürlük, güzellik onun vazgeçmediği ilkeler. Çocuklar için neden masallar yazdığını, masal yazmaya nasıl başladığını bakın nasıl anlatıyor:

okumak için tıklayınız

Hiç İçin Metinler – Samuel Beckett

Bırak, bırak tüm bunları diyecektim. Kimin konuştuğunun ne önemi var, biri kimin konuştuğunun ne önemi var dedi. Biri kalkıp gidecek, giden ben olacağım, ben olmayacağım o, ben burada olacağım, buradan uzaktayım diyeceğim, ben olmayacağım o, hiçbir şey söylemeyeceğim, bir öykü anlatılacak, biri bir öykü anlatmaya çabalayacak. Evet, yadsımıyorum artık, her şey düzmece, hiç kimse yok,

okumak için tıklayınız

Lukacs?ın Gerçekçiliği ? Cem Taylan

Lukacs’ın eserlerindeki kuramsal ilkelerin tartışılmasına, onun «yansıma» (reflection) kategorisine verdiği önemin değerlendirilmesiyle başlanmalıdır. Lukacs’ın kuramsal girişiminde «yansıma»ya bu denli önemli bir yer vermesini doğal karşılamak gerekir; çünkü Lukacs, «yansıma» da gerçekliğin bilinç aracılığıyla kuramsal ve pratik düzlemlerde kavranış biçimlerine ortak bir temel sağladığına inanmıştır. Lukacs’a göre Yansıma kuramının, idealist ya da mekanik maddeci varyantların çıkmazlarını

okumak için tıklayınız

Ergani’de Bayram – M. Şehmus Güzel

DEĞERLİ ARADAŞLARIM, ŞİRİNLERİM, GÜZELLERİM, İKİ GÖZLERİM, SEVGİLİ KARDEŞLERİM, YEĞENLERİM, YAKINLARIM, OKUYUCULARIM TÜMÜNÜZE MERHABA. Geçmişe bir yolculuk yapalım dedim. Hep birlikte. Elele ve dayanışma içinde. ERGANİ?DEYİZ. Ellili yılların sonunda, altmışlıların başında, umutlu, şirin, güzel ve mutlu günlerinde. Anam rahmetli Ganime Güzel, kız ve erkek çocuklarını pırıl pırıl, herkes için eşit ölçüde, ayrı gayrı olmaz bizde, ve

okumak için tıklayınız

Filmlerle Sosyoloji – Bülent Diken, Carsten Bagge Laustsen

Filmler asla “sadece film” ya da bizleri eğlendirmeyi ve dolayısıyla dikkatimizi dağıtarak bizi toplumsal gerçekliğimizle ilgili asıl sorunlardan ve mücadelelerden uzaklaştırmayı amaçlayan hafif kurgular değildir. Filmler yalan söylerken bile toplumsal yapımızın can evindeki yalanı söylerler. Bu nedenle, elinizdeki kitabı yanlızca filmlerin toplumsal gerçeği nasıl yansıttığı ya da meşrulaştırdığıyla ilgilenenler değil, toplumlarımızın nasıl olup da kendilerini

okumak için tıklayınız