“Laik – Bilimsel Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam İçin Boykottayız!”

Haydi Veliler, Okuldan Kaçmaya! Okuyan, doğru kitapları okuyan, kitapları doğru okuyan çocuklar için… İnsanokur olarak, “Laik – Bilimsel Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam İçin Boykottayız!” çağrısını destekliyoruz. Dostlarımızı, büyüklerimizi, kardeşlerimizi, tüm duyarlı yurttaşları, 13 Şubat günkü boykota ve etkinliklere katılmaya çağırıyoruz.

okumak için tıklayınız

İmkânsızın Sınırlarında “Adalet” – Murat Özbek

Ryunosuke Aktagava hayatının son onaltı yılında tüm eserlerini, son on yılında ise en önemli eserlerini kaleme almıştır. Eserlerinde ulus bilincinden ziyade sınıf bilincine yönelik temalar işleyen yazarın görüşlerini Şuiçi Kato Japon Edebiyatı Tarihi isimli kitabında şöyle bir alıntıyla örnekler: “İçinde bulunduğumuz çağın ötesine geçemeyiz, içinde bulunduğumuz sınıfında öyle.”

okumak için tıklayınız

Ahlâk ve Mantık Arasındaki Sarkaç – Merve Tokgöz

Modern Japon edebiyatının mihenk taşlarından biri olarak kabul edilen Natsume Soseki’nin Küçük Bey adlı kitabı 2003 yılında Oğlak Yayınları tarafından basıldı. 2003’e dek Japon edebiyatına ait diğer kitaplar İngilizceden çevrilirken, bu kitap Mariko Erdoğan ve Hüseyin Özkaya’nın emekleriyle Japoncadan Türkçeye çevrilmesi hasebiyle bir ilk olma özelliğini de taşıyor.

okumak için tıklayınız

İntihardan Katharsise Kısa Yoldan Varolmak – Deniz Yavuz

Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları Popüler Japon Edebiyatı’nın çok satan yazarı Haruki Murakami’nin -yayınlandıktan kısa bir süre sonra- diğer kitaplarının da çevirmeni olan Hüseyin Can Erkin tarafından Türkçeye çevrilen son romanıdır. Kitabın adının aksine epey renkli bir yazar Murakami; Aklınıza gelebilecek neredeyse her filozoftan, yazardan alıntılar ya da bu kişilere ve bağlantılı okullara, ekollere (bilhassa

okumak için tıklayınız

Yaşam İçin ve Yaşama Karşı Kurbanlar – Bulut Yavuz

“Savaş Yolu anlamını ölümle kazanır. Ölüm kalım durumunda, çabucak seçilecek olan ölümdür. Tereddüte yer yoktur. Kararlılıkla ölüme ilerlemek gerekir”; Yamamoto’nun bu sözleri Yukio Mişima’yı anlamak için elzemdir. Mişima bütün yaşamını ve yaşamı boyunca ürettiklerini bu anlamı yakalamaya doğru yazmıştır. Kalbi artık saflaştığında (hiçleştiğinde) seppuku yapması da bunu doğrular niteliktedir. Hagakure Nyūmon adıyla Yamamoto’nun Hagakure’sinin modern

okumak için tıklayınız

Pislik – Zafer Köse

O dünyadaki en pis şey pisliktir. Zaten pislikten başka bir şey yok. Kaçılamaz pislikten. Örneğin o hava. İletken bir maddedir hava. Pisliği iletir. Ve Üstüngel Arı’nın romanı Hikayesi Olan Ölüler, işte o havayla dolu. Bu atmosferin etkisinde bulunduğunuz bir sırada, dünyayı ve insanları hiç de hoş biçimde algılamazsınız. Gece okuduğunuz romanı da yanınıza alıp işe

okumak için tıklayınız

Arayışın ve Erimenin Romanı – Barışcan Demir

2014’ün başlarında yayıncılık dünyasından çekilen Turkuvaz Kitap’ın mazide bıraktığı birkaç nimetten biri de Kôbô Abe’nin, “eşsiz” sıfatını tümüyle hak eden Kumların Kadını isimli romanıdır. 2008 yılında Hüseyin Can Erkin’in Japonca aslından yaptığı alkışlanası çeviriyle yayımlanmış kitap, çoğu eşsiz romanın kaderinde olduğu gibi, satılmadığından dolayı ikinci baskısını yapamamış ve Turkuvaz Kitap’ın da kapanmasıyla birlikte, telifinin bir

okumak için tıklayınız

Odası Dünya Olan Yazar – Ayşegül Tözeren

Tomris Uyar’ın, Yapı Kredi Yayınları Delta Serisi’nden çıkan Bütün Öyküleri’ni okumayı bitirdikten sonra, yazarın sesini duymak istedim. Daha önce ne okuyan, ne eleştiren olarak hissettiğim bir duyguydu. Youtube’tan Tomris Uyar’la yapılmış bir söyleşiden kısa bir parçayı dinleme fırsatı buldum. Uyar, her yerde “maalesef”yazabildiğini söyledikten sonra, sözlerini “Hiçbir zaman benim bir odam olmadı, çalışmak için” diye

okumak için tıklayınız

Siyah Beyaz Yazılar… – Kemal Ulusaler

Umudu öldürüyorlar yavrum baharda kuşları balaban düşleri öldürüyorlar yalansız gülüşleri balözü öpüşleri öldürüyorlar. En güzel şeyleri öldürüyorlar yavrum kitapları ve çocukları öldürüyorlar bal veren arıları hamarat karıncaları öldürüyorlar ışıyan şafağı gülen düşünceyi anaç türküleri öldürüyorlar.

okumak için tıklayınız

İlişkilerin Tuhaf Dünyası – Onur Koçyiğit

Fransız yazar Andre Maurois’in İklimler romanı, ilk Türkçe baskısını, 1967’de, o kör zamanlarda Tahsin Yücel çevirisiyle yapmış. Bu tarih, yalnızca ansiklopedik bir bilgi değil; geçen onlarca yıla rağmen aynı çeviriyi kullanan Helikopter Yayınları, romanı yeniden yayımladı. Okuyucular Andre Maurois’i “Emile Herzog” müstaear ismiyle de tanıyor. İklimler yayınlandığında Maurois henüz 33 yaşındaydı. Ne ki, kendisi uzun

okumak için tıklayınız

Bir “deneysel roman” ya da “romansal deneme” – Gönül Çatalcalı

“Göz ucuyla bakılan, bakıldığı yerde bırakılan, bırakıldığı yerde unutulan bir adamım ben… R. G.” Rıdvan Gecü, ‘89 doğumlu genç bir yazar. SÜNEPE adlı ilk romanını okumak istedim. Genç yazarların neler yazdığını merak ediyordum çünkü. Öyle ya, çağdan, teknolojiden dem vurulduğunda ilk olarak gençler akla geliyordu ve telefon, internet bağımlılıkları üzerine konuşuluyordu. Hep ateş hattındaydı bu

okumak için tıklayınız

Önlenebilir bir Karşı-Devrim – Kansu Yıldırım

Türkiye’nin son on yıllık siyasi tarihi bir tür kompakt dosya gibi diyebiliriz. AKP döneminde ekonomi alanından ideoloji alanına çok sayıda değişiklik gerçekleşti ve bunların bazıları bir dönem popüler olan bir şiar gibi “ezber bozan” türdendi. Milli Görüş geçmişini, neoliberal ve muhafazakâr bir günce ile buluşturan AKP’nin alâmetifarikası, “değişim” olarak telaffuz ettiği süreci kendi özelinde işletmesinden

okumak için tıklayınız

Deccal – Friedrich Wilhelm Nietzsche

Nietzsche, klasik filoloji eğitiminden hareketle Apollon-Dionysos karşıtlığında bulduğu yaşamın sonuna kadar savunulması gerektiği fikrinden hiç vazgeçmemiştir. Bu bağlamda Hıristiyanlığa savaş açmıştır. Tanrı’nın ölümüyle başlayan süreçte sıradanlıktan kurtulmamız ve üstün-insan olmaya giden yolda çalışmayı savunmuştur.

okumak için tıklayınız

Roma’dan Sonra Avrupa – Julia M.H. Smith

Bu kitap geleneksel anlatıları altüst ederek yaklaşık 500-1000 arası döneme tamamen yeni bir yaklaşım geliştiriyor ve Roma-sonrası dünyayı büyük bir deneyim ve algı çeşitliliğinin nitelendirdiğini öne sürüyor. Yazar bu dönemde yaşamış erkeklerin ve kadınların işlerini nasıl düzene soktuklarını açıklamak için kültürel tarihi, bölgesel araştırmaları ve toplumsal cinsiyet tarihini birleştiren yenilikçi bir yöntem kullanıyor.

okumak için tıklayınız

Londra İdamları (18. yy.’da Suç ve Sivil Toplum) – Peter Linebaugh

“Bu kitap, suç ile ücret biçimi arasındaki ilişkiyle ilgilidir” der Linebaugh. Kapitalizmin yükselişini ve emekle sermaye arasındaki mübadele ilişkisinin kuruluşunu, emeğin “ortak olan”dan mülksüzleştirilmesinin tarihi üzerinden okur. Emek gücünün yeniden üretiminin belirleyici unsuru olan cadı avları, çitlemelerin doğurduğu aylakların ve serserilerin kapatılması ve 18. yy.’da ücret biçimini dönüştüren idamlar, “işçi sınıfının oluşumu”nun zora dayalı tarihini

okumak için tıklayınız

‘Dersim’de katliamdan önce askerler köylülerle kebap yedi’

Dersim katliamına tanıklık etmiş Sarkis Gregoryan’ın anıları ilk kez yayınlandı. Murat Kahraman, Sarkis’in kardeşinden aldığı notları Gökyüzünü Kaybeden Kartal isimli kitapta topladı. Sarkis henüz 12 yaşındayken katliamdan tesadüfen kurtulmuş. Anılarında, katliamdan bir gün önce yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Askerler bizim köyün üstündeki Beyaz Dağ’da çadır kurmuşlardı. Bir kötülük beklemiyorduk. Köyün ileri gelenleri dağa gitti, alay komutanıyla

okumak için tıklayınız