‘Dersim’de katliamdan önce askerler köylülerle kebap yedi’

Dersim katliamına tanıklık etmiş Sarkis Gregoryan’ın anıları ilk kez yayınlandı. Murat Kahraman, Sarkis’in kardeşinden aldığı notları Gökyüzünü Kaybeden Kartal isimli kitapta topladı. Sarkis henüz 12 yaşındayken katliamdan tesadüfen kurtulmuş. Anılarında, katliamdan bir gün önce yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Askerler bizim köyün üstündeki Beyaz Dağ’da çadır kurmuşlardı. Bir kötülük beklemiyorduk. Köyün ileri gelenleri dağa gitti, alay komutanıyla

okumak için tıklayınız

Yakalanan Zaman , Marcel Proust

Artık yaşlanmış, ancak bunu bir zamanlar, gençliklerinden tanıdığı kişilerin yüzlerinde yılların bıraktığı izleri görünce farkeden bir zihnin, yaşamını, o büyüleyici belleğini doğrulamak istercesine sarıldığı bir yapıt. Zaman’ın izinde yılların birbirlerine eklendiğini farketmeden, yıllarla git gide uzayan, çan kulelerini aşan “sırıklar” üzerinde koşmaktan yorgun düşmüş Proust, günlük yaşantısına dair son görevlerinden arınmanın ve kendini bütünüyle yapıtına

okumak için tıklayınız

Osmanlı’yı Müslümanlaştırmak (Kitle Siyaseti, Toplumsal Sınıflar, Boykotlar ve Milli İktisat 1909 – 1914) – Y. Doğan Çetinkaya

İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla beraber Osmanlı siyasal alanında boykot ve sokak gösterileri, erken dönem Müslüman/Türk milliyetçiliğinin repertuvarındaki en tipik araçlar olarak temayüz edecekti. Bu tarihten sonra ne zaman bir diplomatik ya da ulusal sorun ortaya çıksa, Müslüman/Türk milliyetçi hareketi protesto gösterileri düzenleyecek ve imparatorluğun düşmanlarına karşı ekonomik boykotlar örgütleyecekti. Osmanlı’yı Müslümanlaştırmak, kitle siyasetinin bu iki önemli

okumak için tıklayınız

1916 Ankara Yangını (Felaketin Mantığı) – Taylan Esin, Zeliha Etöz

Elinizdeki kitap, kıt kaynakları didik didik ederek, 1916 Ankara Yangını’nın arka planını ve “felâketin mantığını” aydınlatmaya çalışıyor. Bu yangın büyük bir maddi hasara yol açmakla kalmamış, şehrin tarihinde bir dönüm noktası olmuştu. Ankara’nın çok etnili nüfus yapısını “düzlemiş”, toplumsal ve ekonomik gücün el değiştirmesini sağlamış; müstakbel ulus-devletin başkentinde “yoktan var etme” anlatısına uygun, sıfırdan inşa

okumak için tıklayınız

Yüzünde Bir Yer – Sema Kaygusuz

“Gözüm!” Bir keresinde babaannen böyle diyerek okşamıştı seni, halk dilinden türeyen bu epeski sevgi sözcüğüyle. Kendi görüp göremeyeceği her şeyi bir tek sen göresin diye mi üçüncü gözü kıldı seni? Kendinden verdiği bu göz, bakışın, algının, ışığın ve tanıklığın çok ötesinde gizil bir mirassa eğer, ne zaman fotoğraf makineni bir dürbün gibi ona buna doğrultup

okumak için tıklayınız

Dünyamızı Biçimlendiren Olağanüstü Bitkiler – Helen & William Bynum

Kew Kraliyet Botanik Bahçesi’nin benzersiz koleksiyonundan 174’ü renkli toplam 205 görsel ile süslenmiş bu kitap, dünyamızı biçimlendiren dikkate değer bitkilerin güzelliğine, çeşitliliğine, önemine övgü niteliğinde. Beslenme, barınma, giyinme, ulaşım ve tedavi ihtiyaçlarımız için binlerce yıldır bitkilerden yararlanıyoruz. Günümüzde modern petrokimya sanayi ürünlerine külfetsizce ulaşmanın keyfini sürsek de, bitkilere hâlâ aynı ölçüde muhtacız. Bitkiler besin zincirimizin

okumak için tıklayınız

Geceleri Sokaklarda (Öyküler 1925 – 1930) – Cesare Pavese

Geceleri, Sokaklarda, Cesare Pavese’nin henüz on yedi yaşındayken kaleme almaya başladığı ve ölümünün ardından yayımlanan öykülerini ve öykü taslaklarını içeriyor. Öykülerin başkişileri, hayatın kıyısında kalmış, sınırlarda gezinen insanlar: Pavese’nin alter ego’su diyebileceğimiz, sanatçılığın ilk yaratım sancılarını varoluşsal düzlemde deneyimleyen, yazar olmayı arzulayan genç; bohem hayatın aksak ritminde savrulan sanatçı; insanca yaşamayı umut eden dilenci ve

okumak için tıklayınız

İnsanların Dünyası – Antoine de Saint-Exupery

Saint-Exupéry’nin Sahra ve And Dağları’nda yaşadığı ve posta pilotluğu yaparken başından geçen maceraları, Küçük Prens’ten aşağı kalmayan bir şiirsellik ve duyarlılıkla anlattığı İnsanların Dünyası, aynı zamanda Saint-Exupéry’nin hem pilot, hem romancı hem de filozof yanını bize tüm açıklığı ile gösteriyor.

okumak için tıklayınız

Neoliberal ve Militarist Post – Politika (Siyasalı Bastırma Sanatı) – Ali Rıza Taşkale

Neoliberal ve militarist post-politika siyasalı bastırmanın ‘sanatı’dır. Temel amacı çatışmanın, antagonizmanın ve radikal toplumsal değişimin olmadığı bir dünya yaratmaktır. Antagonizmaya, çatışmaya ve devrimci fikirlere dair bu bilinçli körlük, post-politika ile hesaplaşmanın neden politik bir görev olması gerektiğini de açıklıyor. Eğer bugün post-politika çatışma, antagonizma ve “olay”ı görünmez kılıyorsa, devrimci politikanın yapması gereken bunları görünür kılmaktır.

okumak için tıklayınız

Yedi Kapılı Kırk Oda, Murathan Mungan

Söze,”bir zamanlar” diye başlamak, sözü ne kadar eskitebilir ki? Tarihin bütün zamanları eskidir. “Şimdi”den bakıldığında hepsi eskir. Tarih ancak nasıl anlatıldığıyla yakınlaşır bize. Bütün hayatını köprüye adamıştı Dumrul. Kendi başına bir güzelliği vardı; köprünün taşların dizilişinde, harcının özünde. Sert görünümlü ince ruhlu insanları anımsatıyordu. Dumrul mevsimlerini vermişti köprüyü yaparken. Kumuna, taşlarına, harcına kendini katmıştı. İnsanlar

okumak için tıklayınız

Kardeşim hepsi hikaye! adlı kitaba ilişkin – Sadık Güvenç

Kitabın adı bu. Ama okudukça anlatılanların hiç birinin hikaye olmadığını, tamamen yaşanmışlık olduğunu anlıyorsunuz. 12 Eylül 1980 cunta yönetimi öncesi ve sonrası devrimci mücadele birebir tanıklarla, olayları yaşayanlarla birlikte belgesel tadıyla ortaya konuluyor. Kitabın yazarı Mahmut Memduh Uyan, devrimci mücadeleye dair hem değerlendirmeler yapıyor hem eleştiriyor hem de öz eleştiri yapıyor.

okumak için tıklayınız

“Kısa Süren Saltanat”: John Steinbeck’in yegâne siyasi hicvi

John Steinbeck’in “Kısa Süren Saltanat” adlı romanı, Belkıs Dişbudak’ın çevirisiyle Sel Yayınlarınca yayımlandı. John Steinbeck, bu yegâne siyasi hicvinde Fransız Devrimi’ni adeta ters yüz ediyor. Cumhuriyetin sürekli olarak krize girmesinden bıkan Fransızlar, çözümü kadim kralların soyundan gelen amatör astronom Pippin Héristal’i kral ilan etmekte bulurlar. Yeni kral ve ailesi bir anda magazin basını, saray görevlileri,

okumak için tıklayınız

Kobane İzmir’in neresine düşer? Öznur Özkaya

Ercüment Akdeniz’in Reyhanlı’dan Antep’e, İzmir’den Çağlayan’a kayıt dışı çalışan pek çok Suriyeli işçiyle yapılan röportajları derleyerek oluşturduğu “Suriye Savaşı’nın Gölgesinde Mülteci İşçiler” adlı çalışması; bize işçi sınıfının vatanının olmadığını, kapitalist ülkelerde mültecilerin ucuz iş gücü olarak görüldüğünü, bunun üzerinden ırkçı bir dalga yaratıldığını, Türk, Arap, Kürt, Sünni, Şii fark etmeden bütün emekçilerin tek yumruk olması

okumak için tıklayınız

Austen ailesinin 52 özel mektubu

Asırlara meydan okuyan, ölümsüz yazarlardan Jane Austen’ın anne tarafından akrabalarına ait bugüne dek bilinmeyen 52 mektup ortaya çıktı. Kitapları yayımlandığı günden bu yana halen çok okunan, filmlere, dizilere uyarlanan ölümsüz yazar Jane Austen’ın anne tarafının aile içi yazışmalarını içeren 52 mektup ve şiir California’daki Huntingon Library tarafından satın alındı.

okumak için tıklayınız

Stephen King’in 1986 yılında yayımladığı romanı O, ilk kez Türkçede.

1212 sayfa tekmili birden! Stephen King’in 1986 yılında yayımladığı romanı O, ilk kez tam metniyle Türkçede. Gelmiş geçmiş en başarılı ve en ünlü korku-gerilim yazarlarından biri sayılan Stephen King’in kaleme aldığı 64 roman bugüne kadar dünya çapında 350 milyondan fazla sattı.

okumak için tıklayınız

İktidar ile bireyin bürokrasiden doğan iletişimsizliğinin romanı: Şato – Franz Kafka

Roman, yeryazımcı olan K.’nın, bir köprünün başında durmuş, karın, sisin içerisinde Şato’yu görmeye çalıştığı bir durumda başlar ve hep K.’nın o şatoya ulaşmak için verdiği mücadelelerle devam eder. Ancak her türlü girişimine rağmen K., ne şatoya ne de şatodan bir üst görevliye ulaşamaz. Dava romanında da olduğu gibi, yeryazımcı olan K. hep kurumların temsilcilerinin temsilcileri

okumak için tıklayınız

İbni Haldun’dan Bir Önsöz – Zafer Köse

İbni Haldun, Mukaddime adlı eserinde, insanın toplumsallık zorunluluğuna dikkat çeker. Yaşama gereçlerinin tek başına sağlanamayacağını anlatır. Üretim, üretime yetecek kişilerin bir araya gelmesiyle mümkün olur. Korunma da öyle, eğlenme, eğitim, güvence de. İnsanlar için normal olan, birbirlerinin payına göz dikerek değil, ortak hareket ederek yaşamalarıdır. Bu durumda, üretimin nedeni “pazarlamak” ve “kâr” olamaz.

okumak için tıklayınız

Masaldan gece müziği – Onur Köybaşı

“Köpekler yağmuru korkunç bir haber sayarlardı. haber değil de haberin bir belirtisi sarsıntısı bilirlerdi onu.” O gece, yağmura eşlik edecek iki kişi olacaktı ve dahası… Gecenin içinde bir orman, ormanın içinde hayvanlar ve onlara eşlik eden rüzgar,onun yanında yağmur, yağmurun içinde bir avcı, avcının içinde bir yürek (!)

okumak için tıklayınız

‘İnce Memed’i biliyorsun da Yaşar Kemal’i niye bilmiyorsun, ben onun yazarıyım işte!’

‘Peki, Kerimoğulları nerede?’ dedim. ‘Şu aşağıdaki köy benim köyüm, Hemite köyü. Onlar gelirler, yanımızda konaklardı,’ dedim. ‘Haa,’ dedi, ‘biliyorum o Kerimoğlları’nı, ama görmedim. İnce Memed romanında var onlar,’ dedi. ‘Peki,’ dedim, ‘İnce Memed’i biliyorsun da Yaşar Kemal’i niye bilmiyorsun, ben onun yazarıyım işte!’ ‘Ne bileyim ben onun yazarı olduğunu, Köroğlu gibi bir şey zannediyorum,’ dedi…”

okumak için tıklayınız

Duygusal bağı olan anılar, geçmiş anıları da güncelliyor

Geçmişteki duygusal yoğunluklu olaylarla -11 Eylül olayları ya da bir çocuğun doğumu- ilgili anılarımızın güçlü olduğu bilinen bir durum, ama bu olaylar geçmişteki anılarımızı da değiştirebilir mi? Nature dergisinde yayımlanan bir makalede araştırmacılar sezgisel öğrenmenin geçmişteki anıları güçlendirebileceğini ortaya koydu.

okumak için tıklayınız