Rüzgara Karşı (Emek Süreçleri ve Karşı Hegemonya Arayışları)

Rüzgara Karşı, emek ve sınıf çalışmalarını önemsizleştiren yaklaşıma ve son dönemde ortaya çıkan ve ortalığı yaban sarmaşıklarının arsızlığıyla kaplayan liberalizm esintili yaklaşımlara karşı duran akademisyenlerin çalışmalarından oluşuyor. Rüzgara Karşı, Türkiye’de son dönemde emek süreçlerini derinden etkileyen ve sınıf haritasını yeniden yapılandıran gelişmeleri inceliyor.

okumak için tıklayınız

Avrupa’da Son Yaz (1914’teki Büyük Savaşı Kim Başlattı?) David Fromkin

1914’te savaş patlak verdiğinde Avrupa’da insanlar son yılların en güzel yaz mevsiminin tadını çıkarıyordu. Aradan yüzyıl geçmesine rağmen tarihçiler Arvupa’yı şaşkınlığa uğratan bu savaşın nedenlerini tartışıyor. Kimileri Franz Ferdinan’ın suikastini işaret ederken, kimileri de savaşın kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Avrupa’da Son Yazı’nda David Fromkin farklı bir cevabın izini sürerek savaşın perde arkasını sürükleyici bir anlatımda, titizlikle

okumak için tıklayınız

Osmanlı İmparatorluğu’nda Diyarbakır Ermenileri – Kasım Ertaş

Anadolu coğrafyasının kadim milletlerinden olan Ermenilerin, sosyo-kültürel hayatları hakkında çok az bilgi var elimizde. Bu bilgi noksanlığı, Diyarbakır Ermenileri için de geçerlidir. Hâlbuki Osmanlı’nın Diyarbakır vilayeti,barındırdığı dini grupların çeşitliliği ve kültürel zenginliğiyle Osmanlı dünyasını bütün boyutlarıyla resmediyordu.İmparatorluğun adeta küçültülmüş bir hali olan Diyarbakır,Anadolu Ermenilerinin nüfus bakımından en yoğun olduğu ve ‘Vilâyât-ı Sitte’ olarak isimlendirilen altı

okumak için tıklayınız

Anarşizm öncesi bir anarşist

William Blake (1757-1827) yaşamı boyunca eserleri anlaşılamamış, öldükten sonra uzun bir süre unutulmuş, kıymeti ancak 20. yüzyılda bilinmiş, dünya sanat tarihinin en ilginç ve önemli isimlerinden. Türkçede özellikle Tozan Alkan ve Selahattin Özpalabıyıklar’ın çevirileri değişik yayınevlerince yayımlanmıştı. Pinhan Yayıncılık, çıtayı biraz daha yükseltiyor: Blake’in kendi bulduğu teknik ile ürettiği gravürlerin tıpkı basımlarının bulunduğu, renkli, kuşe

okumak için tıklayınız

‘Alis Harikalar Diyarında’nın 1903 tarihli ilk sinema uyarlamasını izle

Lewis Carroll, 1832 yılında bugün doğdu. Yazarın 152. doğum yılını, ünlü masalı “Alice’s Adventures in Wonderland”in (“Alis Harikalar Diyarında”) ilk sinema uyarlamasıyla kutluyoruz. Bundan tam 152 yıl önce bugün dünyaya gelen Lewis Carroll (asıl adıyla Charles Lutwidge Dodgson), özellikle 1865 tarihli bir klasik olan Alice’s Adventures in Wonderland‘la (Alis Harikalar Diyarında) popüler kültürde bugün bile

okumak için tıklayınız

Zafer Köse’yle ‘Kuş Sesleriyle Direnenler’ üzerine

“Yıllarca”, “Fabrika Yolu” ve “Sarsılmak” adlı kitapları Siyah-Beyaz Yayınları, “Söz İstiyorum”, “Evin Yolu” ve “Son Ozan Livaneli” kitapları Mevsimsiz Yayınları’ndan çıkan sitemiz yazarlarından Zafer Köse’nin yeni romanı yayımlandı: “Kuş Sesleriyle Direnenler”. Yine Siyah-Beyaz Yayınları’ndan çıkan, Haziran Direnişi ve Fatsa deneyimini birleştirerek kurgusallaştırdığı bu kitabı üzerine konuştuk.

okumak için tıklayınız

Ölüyorum tanrım, her ölüm erken ölümdür! – Selma Sayar

Dünya, insanlığını unutmuşlara inat, sevdayı, aşkı andı bugün. Sevginin, emeğin, insanlığın tek umudu olduğu gerçeğini haykırdı herkes bir eksikle: Özgecan yok. Sonsuzluğa uğurlandı aşkın ve sevginin kutsandığı bugünde. Gökyüzü bile acıya boğuldu, gözyaşlarını esirgemedi ondan. Şairin deyişiyle “ Ölüyorum tanrım, bu da oldu işte. Her ölüm erken ölümdür, biliyorum tanrım.

okumak için tıklayınız

Işık Vermek İçin Yanmak Gerekir – Müslüm Üzülmez

“Tüm bu olmuş olanların bir anlamı olmalı O halde olması gerekenin olmasına az kalmış olmalı” (s.151) İşin kolayına kaçmadan mutluluğun kitabı yazabilir mi? Çok zor. Nazım Hikmet “Saman Sarısı” şiirinde “Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?” dizesiyle seslendiğinde, kadim dostu ressam Abidin Dino -bildiğim kadarıyla- mutluluğun resmini yapamadı, ama yazdığı güzel bir şiirle mutluluğu anlatmaya

okumak için tıklayınız

Bir Hava Taarruzu Sırasında Barış Üzerine Düşünceler – Virginia Woolf

20. yüzyılın en parlak romancılarından Virginia Woolf, denemelerinden oluşan bu seçki ile çağını yalnızca edebi ya da duygusal değil; düşünsel anlamda da tam anlamıyla kavradığını ve yansıttığını gösteriyor. İkinci Dünya Savaşı’nın en zorlu günlerinde yazılan barış üzerine makalesiyle umut verirken; edebiyatta kalıcılığın ve niteliğin izini sürdüğü denemeleri ile de yazarlara ve edebiyat tutkunlarına eşsiz bir

okumak için tıklayınız

Papirüs’ten Başyazılar – Cemal Süreya

Elinizdeki kitap Türk şiirinin önde gelen adlarından Cemal Süreya’nın aralıklarla elli üç sayı yayımladığı dergisi Papirüs’teki başyazılarını bir araya getiriyor. Kavrayıcı bir zekâ ve geniş bir kültürün sanat ve edebiyattan düşünce ve siyasete uzanan geniş bir alandaki değerlendirmeleri.

okumak için tıklayınız

1909 Adana Katliamı: Üç Rapor – Ari Şekeryan

Aras Yayıncılık, 1909 Adana katliamının hemen ardından kaleme alınmış olan üç önemli raporu okurlarla buluşturuyor. Nisan 1909’da Adana vilayetinde yaşanan ve 20 binden fazla Ermeni’nin hayatını kaybetmesine yol açan katliamlar gerek İmparatorluk genelinde gerekse dünyada büyük yankı uyandırmıştı.

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in eksantrikleri – Jale Parla

Yaşar Kemal Türk romanının en çok okunmuş, en çok incelenmiş yazarıdır. Böyle olunca onun yapıtları hakkında yeni bir şey söylemek güçleşiyor. Bu güçlüğün farkında olarak yaptığım bu çalışmada başlangıç noktası olarak onun çok ilgi çekmiş yapıtlarından Dağın Öte Yüzü üçlemesini seçtim. Türk romanının dönemeçlerinden biri saydığım bu üçlemede, Yaşar Kemal’in özgünlüğünün anahtarını bulmaya çalıştım.

okumak için tıklayınız

Heidi’nin ayakları neden çıplaktı? – Sevim Akyürek

Verdingkinder… Bu kelimeyi, “Sözleşmeli Çocuk” diye çevirsek de Türkçeye, kapsadığı karanlık ve acı öyküyü bilmeden anlamını açıklayamayız. Bu yazıda onlardan “çıplak ayaklı çocuklar” olarak söz edeceğiz. Karlı dağlarla çevrili yemyeşil çimenlerin üzerinde, sardunyalarla süslü ahşap çiftlik evlerini gösteren kartpostal resimlerinden tanırız İsviçre’yi.

okumak için tıklayınız

Domates elması

Benim gibi domatesin meyve olduğuna inananlardan mısınız? Oldum bittim itiraz etmişimdir onun sebzelerden sayılmasına. Her tür pişmiş ve kızarmış halinde ayrı bir lezzet saklayan domatesi en çok hissettiğimiz an, şöyle bir güzel kokladıktan sonra dişlediğimiz an değil midir? Hele üzerine biraz tuz ekilmiş böyle bir domatesi anlatmak için sayfalar dolusu cümle kurmak gerekir. Dünyamızı Biçimlendiren

okumak için tıklayınız

Hangisi sizin “Küçük Prens”iniz?

Antoine de Saint-Exupéry’nin ölümsüz eseri “Küçük Prens”in telif hakları 1 Ocak 2015 tarihi itibarıyla serbest bırakıldı. Ve o tarihten bugüne “Küçük Prens”i basmayan yayınevi neredeyse kalmadı. Gazeteler, sadece ilk on günde 30’dan fazla yayınevinin “Küçük Prens”i yayımladığını haber yaptı. Ayrıca kitap, önceki yıllarda, yılda ortalama birkaç bin satılırken, 1 Ocak sonrasında 130 bin adetlik bandrol

okumak için tıklayınız

Bozguncu – Maksim Gorki

İnsan ruhunun en büyük araştırmacılarından biri olan Gorki, genellikle özyaşamöyküsel olan edebiyat eserlerinde insanı, iradesi ve iradesizliğiyle, yeteneği ve yeteneksizliğiyle, en çelişkili yönleriyle anlattı. Yaşamın her katmanından insanları anlatan edebiyatıyla hem çarlık döneminde hem de Sovyetler döneminde dile gelmemiş hayatların gür sesi oldu. Bu derlemede yer alan ve 19. yüzyıl sonunda Rusya’nın engin bozkırlarına, sayısız

okumak için tıklayınız

Nezanin (Bilmemek) – Milan Kundera

Fransızca yazılmış, orijinal adı L’ignorance olan “Nezanîn” (Bilmemek) Fransızca’dan Kürtçe’ye çevrilmiş, Milan Kundera’nın önemli eserlerinden biridir. Nezanîn, Milan Kundera’nın Kürtçe’ye çevrilmiş ilk kitabı olması açısından da önem taşımaktadır. Yazar Milan Kundera, kitabın Kürtçe’ye çevrilmesi aşamasında, özellikle kapak tasarımları için birebir sürecin içerisinde yer almıştır.

okumak için tıklayınız