Yaşar Kemal (Zülfü Livaneli’nin Konuşması)

Yaşar Kemal bana edebiyatta, müzikte, resimde, hangi dalda olursa olsun oyun oynamamayı öğretti. * Bir roman dünyası yaratmak ve o dünyayı gerçeğinden ayırarak bir mikrokozmos haline getirip bu yolla bütün insanlığı anlatmak çok zor bir iştir. —————————————– Benim için Yaşar Kemal üstüne konuşmak çok zor. Çünkü kırk yıllık bir dostluğun anlatımı ayrı, Yaşar Kemal’in edebiyatını

okumak için tıklayınız

Güney Eşkıyaları – Müslüm Kabadayı

Doktorlarının hastalığının ağırlaştığını açıkladığı bugünlerde, çağdaş destancılarımızdan Yaşar Kemal’in İnce Memed romanındaki kahramanlarla ilgili kimi açıklamaları da içeren aşağıdaki metni – kaybolduğunu sanıyordum – gün ışığına çıkarmak istedim. Üzerinde hiç işçilik yapmadan, ilk biçimiyle okurun değerlendirmesine sunuyorum. Umuyor ve diliyorum ki büyük anlatıcımız sağlığına kavuşur ve bu notlarda yazılanlarla ilgili düşüncelerini öğrenme olanağı buluruz.

okumak için tıklayınız

Osmanlı Ermenilerinin asimilasyonu

Taner Akçam, yeni kitabında Ermenilerin dininin zorla değiştirilmesi ve asimilasyon süreçlerini inceliyor. Kitapta Talat Paşa’nın ihtida edenlerin tehcirden muaf tutulması emrini daha sonra nasıl geri çektiği de anlatılıyor. Taner Akçam bugün belki de Türkiye’nin en ihtilaflı meselelerinden biri olan “Ermeni Sorunu” ve bunun etrafında dönen tartışmalarla ilgili resmi Türk tarih tezini ciddi biçimde sorgulayan, onun

okumak için tıklayınız

Depresyon beyni düş kırıklığına uğratıyor

Depresyondaki kişiler, duygusal iletileri, sağlıklı kişilere nazaran daha olumsuz yönden almaya eğilimlidir. Örneğin, üzgün bir yüze verdikleri tepki, mutlu bir yüze verdiklerinden çok daha fazladır. Bu önyargılı tepkilerin biyolojik bir açıklaması olabilir mi? Yeni yayımlanan bir çalışmada bir mekanizma belirlendiği gösterildi. Beynin çok önemli bir alanındaki alışılmadık kimyasal denge düş kırıklığı hissi yaratıyor olabilir.

okumak için tıklayınız

Dil ve alet yapma becerisi karşılıklı mı gelişti?

İki buçuk milyon yıl önce Afrika savanlarında yaşayan atalarımız avladıkları hayvanları parçalamak ve etlerini kemiklerinden ayırmak için kırılıp yontulmuş taş aletler kullanıyordu. 700.000 yıl boyunca bütün kıtaya yayılan bu kasaplık teknolojisi, Berkeley’deki Kaliforniya, İngiltere’deki Liverpool ve St. Andrews Üniversitelerinin ortak araştırmalarının gösterdiği kadarıyla, insanın evrimsel gelişiminde temel güçlerden birisi olmuş.

okumak için tıklayınız

Bazı kan grupları kalp krizi riskini etkiliyor mu?

Son yapılan araştırmalara göre, A, B ve AB kan gruplarındaki insanların, 0 kan grubundaki insanlara oranla kalp hastalıklarına yakalanma riski daha fazla. Fakat bu risk 0 kan grubundan başka kan grubuna sahip olan insanları endişelendirmemeli, çünkü kalp hastalıkları riskini azaltmak ve insan ömrünü tehdit eden faktörleri ortadan kaldırmak egzersiz ve sağlıklı yaşamla sağlanabilir.

okumak için tıklayınız

Çalınmış vals – A. Ömer Türkeş

Antonio Skarmeta, Gökkuşağı Günleri’nde Şili tarihinde dönüm noktası sayılan bir süreci, Pinochet diktatörlüğününün sonunu getirecek olan halk oylaması sırasında cereyan eden olayları anlatıyor. 1988 yılındayız. General Augusto Pinochet’nin faşist askeri darbesinin üzerinden on beş yıl geçmiş ama muhaliflere yönelik baskılar, tutuklamalar, faili meçhul cinayetler sürüp gidiyor.

okumak için tıklayınız

30 yazardan mutluluk üzerine

Hepimiz mutluluk ve mutsuzluk üzerine düşünmüşüzdür mutlaka. Bizi nelerin mutlu, nelerin mutsuz ettiğini tespit etmeye çalışmış, bu tespitlerden bazılarının tamamen bize özgü olduğunu, bazı noktalarda ise neredeyse tüm insanlığın uzlaştığını görmüşüzdür. Fakat edebiyatın belli başlı isimleri, bunlarla yetinmeyip, bir kavram olarak mutluluğu ve mutluluğun mümkünlüğünü de ele aldılar. ShortList’ten derledik:

okumak için tıklayınız

İçimizdeki küçük hayır canavarı

Bu hafta Çikolata ile Mavibulut Yayıncılık’tan çıkan Hayır Hayır Bana Ne! isimli kitabı okuduk. Marie-Isabelle Callier’in yazdığı, Annick Masson’un resimlediği bu kitabın Türkçesi Acar Erdoğan’a ait. Hep hayır diyen bir karakterle, Selin’le tanıştık biz bu kitapta. Tanışmaz olaydık. Daha doğrusu ben tanışmaz olaydım.

okumak için tıklayınız

En önemli 40 roman kahraman

İki ayda bir yayımlanan edebiyat dergisi Notos’un yarın yayımlanacak 50’nci sayısında (Şubat-Mart) roman kahramanlarına dair kapsamlı bir soruşturmanın sonuçları yer alıyor. Derginin farklı bir başlık altında gerçekleştirdiği soruşturmasının bu yılki konusu, dünya ve Türk edebiyatının “en önemli roman kahramanları” oldu. 295 seçicinin önerdiği 367 isim arasından seçilen 40 kahramanın yer aldığı listenin ilk sırasında Suç

okumak için tıklayınız

“Birçok Hayat Yaşadım” Aleksandra Kollontay – Ayşe Kaygusuz

“Aslında yalnızca bir tek hayat değil, birçok hayat yaşadım, hayat kesitlerim birbirinden o kadar ayrıydı. Kolay bir hayatım olmadı, İsveçlilerin değimiyle ‘gül bahçesinde’ değildim. Yaşamadığım bir şey kalmadı; başarılar, korkunç derecede çok çalışma, takdir, kitlelerce sevilme, izlenmeler, nefret, cezaevleri, başarısızlıklar ve temel düşüncemde (kadın sorunu ve evlilik sorunu üzerine) yeterli anlayışı görememem, yoldaşlarla acı farklılıklar,

okumak için tıklayınız

Sağlık Olsun! – Zafer Köse

Otomatik kapı gülümser gibi açılıyor. Klimalı hava perdesinden geçerek büyük binaya giriyorum. Hastane binasının koridorunda yürürken içim ferahlıyor! Kaldırımı olmayan sokaklardan, sıkış tepiş otobüslerden, etrafa çöplerin yayıldığı pis kokulu park alanlarından, havasız işyerlerinden, gürültülü apartmanlardan sonra böyle bir yere gelmek ne güzel! Sessizlik, tenhalık, temizlik… “Hoş bulduk” diyorum beyaz beyaz gülümseyen kıza. Yanımda yürürken çeşitli

okumak için tıklayınız

Süper Bilim / Molekül Macerası – Tom Adams

Nelerden oluşuyoruz? Soğan neden gözümüzü yaşartır? Havai fişekler nasıl çalışır? Nanotüp de neyin nesidir? İşte, kitapta yer alan kulakçıklarla, üç boyutlu anlatımlarla, broşürlerle ve de etiketlerle, kimyanın dünyamızı -siz de dahil!- nasıl şekillendirdiğini anlayacaksınız. Atomları, elementleri, molekülleri, tepkimeleri, radyoaktiviteyi ve daha birçok şeyi bu bilgi dolu, yerinde duramayan kitapta keşfedeceksiniz.

okumak için tıklayınız

Süper Bilim / Fiziğin Gücü – Tom Adams

Elektrik aslında nedir? Su tabancası nasıl çalışır? Neden köşelerin arkasını göremeyiz? Üç boyutlu sayfalar, pencereler, hareketli parçalar ve birbirinden eğlenceli deneylerle fiziğin harika dünyasını keşfet. Eğlenceli bir bilim gezisi için hazır mısın? Rahat okunabilen bu ilginç kitap sayesinde fiziğin temel prensiplerini kolayca öğrenebileceksin.

okumak için tıklayınız

İşte Yaşam! Süper Bilim (3 Boyutlu Biyoloji) – Tom Adams

Bir lokmalık kapakçık ve kulakçıklarda biyoloji! Bir canlıyı canlı yapan şey nedir? Bitkiler neden yeşildir? İnsan kalbi yaşam boyunca kaç kez atar? Zürafaların neden uzun boyunları vardır? Bu uygulamalı kitaptaki, açılan ve çekilen kulakçıklarla, kitapçıklar ve kapakçıklarla günlük yaşamımızda merak ettiklerimizin bir bölümünü açıklıyor.

okumak için tıklayınız

Bir Tuhaf Bu Zeplin – Onur Köybaşı

Kuzey’den bir misafir geldi geçen hafta sonu. Onu davet etmekte geç kaldığım ama iyi ki bu zaman için bekletmişim, dediğim bir misafir. Tuhaf, tekinsiz, temkinli, olağandışı okudukça olağan bir hâl alan ,zeki , ara ara gerilimli, dokunaklı samimi… Bu sıfatları tek bir kelimede toparalayacak olursak -büyülü- hikayeleri olan Karin Tidbeck “zeplin” i ile uğradı yanıma.Elinde

okumak için tıklayınız

“Ölümüm şiiri Orhan Veli’nin değil Fahri Erdinç’in”

Aylık edebiyat dergisi Varlık’ın Ocak sayısında, Orhan Veli Kanık’ın hiçbir kitabında yer verilmeyen “Ölümüm” adlı bir şiirinin ortaya çıktığı gündeme getirildi. Dergiye göre; bu şiir Orhan Veli Kanık’ın ölümünden sekiz yıl sonra, sanat gazetesi Köprü’nün, 1 Aralık 1958 tarihli beşinci sayısının ikinci sayfasında, Tarık Erman’ın, “Ölenler – Kalanlar” başlıklı yazısının çerçevesi içinde, “Orhan Veli’nin ölüm

okumak için tıklayınız

Utanç – John Maxwell Coetzee

J. M. Coetzee, 1999 Booker Roman Ödülü’nü alan etkileyici romanı Utanç’ta, şiddetli, yaoğun bir dönüşüm geçirmekte olan bir toplumun, yeni Güney Afrika’nın öyküsünü anlatıyor. İki kez evlenip boşanmış, bir kız babası olan, elli iki yaşındaki Profesör Lurie’nin öyküsünde, hem siyasal hem de kişisel dönüşümler, değişimler yaşayan sanclıı bir toplumun insanını tanıtıyor. Bir kız öğrencisiyle girdiği

okumak için tıklayınız