205 aydından Kobanê bildirisi

205 aydın ortak bir bildiriye imza atarak Türkiye’nin DAİŞ politikasına tepki gösterdi. “Türkiye’nin Kobanê’ye yönelik politikaları Kürtlerle barışın önündeki en tehlikeli engel” diyen aydınlar “IŞİD’e karşı başlatılan askeri operasyon dikkatlerimizi dağıtmamalı, bizleri bölge halkları, Kürtler ve özellikle Kobani halkı ile dayanışma konusunda tereddüde düşürmemeli” uyarısında da bulundu.

okumak için tıklayınız

Emek’ten kimler geldi kimler geçti

Hülya Uçansu’nun festival yılları boyunca kişisel olarak tanıştığı ve İstanbul Film Festivali’nde ağırladığı 12 yönetmeni anlattığı Nisan, Ayların En Güzeli sinemaseverler için bulunmaz nitelikte bir yapıt. Yüzüncü yılını kutlayan Türk sinemasının bu yılının dolu dolu geçmesi için sinemacılar, kültür sanat çevreleri, sinemaseverler oldukça yoğun bir uğraş içindeler. Türk sinemasının dünya sinema çevrelerinde tanınmasında kimi yönetmen,

okumak için tıklayınız

Bir Nietzsche yaratmak 2 – Nazê Nejla Yerlikaya

Nietzsche’nin dünyayı anlatmak için edebi sanatsal modellere başvurduğunu biliyoruz. Nehamas’a göre Nietzsche hayatlarımızı sanatçıların yapıtlarını biçimlendirdiği şekilde biçimlendirdiğimizi iddia ediyor. Özgürlüğün kendini yönetme biçimi olduğunu söyleyen Nietzsche sanatçılar için şu cümleleri sarf ediyor: “Başka konularda onlardan daha zeki olmamıza rağmen sanatçılardan ders almalıyız. Çünkü bu incelikli[ düzenleme, şeyleri güzelleştirme] gücü ancak onlarla, sanatın bitip hayatın

okumak için tıklayınız

Bir Nietzsche yaratmak 1 – Nazê Nejla Yerlikaya

“bu benim yolum, ya sizinki nerede? –Bana ‘asıl yolu’ soranlara verdiğim cevap bu işte. Çünkü asıl yol- zaten yok ki” Zerdüşt Böyle Buyurdu Nietzsche’nin çok-üsluplu bir edebi yazma tarzıyla kaleme aldığı yapıtlarının bütününden özel bir karakter inşa ettiğini düşünen Alexander Nehamas, “Edebiyat Olarak Hayat” isimli kitabında bu sorgulamayı derinleştirip Nietzsche’nin kendisini edebi bir karaktere dönüştürüp

okumak için tıklayınız

Bilinen, bilinmeyen Diyarbakır – Şeyhmus Diken

Kürtçe adı sîsalik (otuz yıl) olan “meymenetsiz” bir kuş varmış. Otuz sene yaşadığına inanılırmış. Leyleğinse onca göçerliğine rağmen ömrünün hepi topu bir yıl olduğuna inanılırmış. Bu sîsalik denilen “mahlukat” ömrünün bereketine böbürlenip birgün dayanmış leyleğin kapısına; “Seninkisi de hayat mı arkadaş? Bir yıllık hayat! Bak bana, otuz yıl yaşıyorum” demiş. Leylek, bilge bir edayla karşısındaki

okumak için tıklayınız

Mikropların varlığının bilinmediği dönemler

Tarih Vakfı Yurt Yayınları’ndan yeni bir kitap. Uzun bir adı var: 14. Yüzyıldan Cumhuriyet’e: Hastalıklar, Hastaneler, Kurumlar (Sağlık Tarihi Yazıları 1). Yazarı İstanbul Üniversitesi Tıp Tarihi ve Etik Anabilim Dalı başkanı Prof. Dr. Nuran Yıldırım. Girişinde, kitabın bir makaleler toplamı olduğu ve geniş bir zaman dilimine ait olmasına karşın yazıların çoğunun Tanzimat sonrası ve II.

okumak için tıklayınız

Direniş ve Zaferin Şehri: Stalingrad (şimdi Kobanê)

Stalingrad Muharebesi, Stalingrad Meydan Muharebesi[2] ya da Stalingrad Savaşı, II. Dünya Savaşı’nın Doğu Cephesi’nde, Mihver ordularıyla Kızıl Ordu arasında, Stalingrad kenti için yapılan savaştır. Hemen hemen tüm tarihçiler tarafından II. Dünya Savaşı’nın kesin dönüm noktalarından biri olarak kabul edilir. [3] Bu savaş, tarafların tüm güç ve azimlerini ortaya koydukları, kıran kırana süren ve sonuçta, toplam

okumak için tıklayınız

Yılmaz Güney’in bilinmeyen yüzü kitap raflarında

Yılmaz Güney’in İmralı’daki tutsaklığını anlatan kitap, Everest yayınları tarafından yayımlandı. Yılmaz Güney’in İmralı tutsaklığı iki önemli tanığının bir araya gelmesiyle gün ışığına çıktı. Ölümüne değin Yılmaz Güney’in en yakınında bulunan isim olan Nihat Behram’ın yoğun çabaları sonucunda, ünlü sinemacının set dışında ilk kez fotoğraflarının çekilmesine izin verdiği Ahmet Boga’nın deklanşöründen yansıyan fotoğraflar okurla buluştu.

okumak için tıklayınız

Anton Çehov’un yaşam ve ölüme ilişkin yorumu

Bir gün, sedire uzanmış, kuru kuru öksürerek elindeki termometreyle oynarken şöyle demişti: “Sonunda ölmek için yaşamak eğlenceli bir şey değil ama vaktinden önce öleceğini bile bile yaşamak da çok aptalca…” Başka bir defa, açık pencerenin önünde oturmuş, uzaklara, denize bakarken ansızın kızgınca şöyle demişti: “Güzel bir hava, iyi bir ürün, hoşa giden bir roman umuduyla,

okumak için tıklayınız

Dünyanın En Zor Portresini Yazmak: Cemal Süreya

“Hep zorlanarak yazdım; mecburdum sanki. Elimde bulunan bir ilk imge ya da bir ilk dizenin şiddetli dürtüsünden de hiçbir zaman kurtulamadım. Bu dürtünün benim için yalnız sanat değil, hayat dürtüsü de olduğunu söyleyebilirim.” Cemal Süreya Önceleyin Şimdiye kadarki bütün yazılarımda, göğe uzanmaya çalışan bir servinin gövdesini sundum hep. Ama bu kez kökleri toprağı deldi ve

okumak için tıklayınız

Simone de Beauvoir’dan “Moskova’da Yanlış Anlama”

Türkçede ilk kez yayımlanan “Moskova’da Yanlış Anlama”, orta yaşı geçmiş bir çiftin çıktığı yolculukta beliren iletişim güçlüğünü ve birbirini yeniden keşfedişini anlatıyor. Simone de Beauvoir’ın kaleme aldığı metin, bir krizin varoluşsal çözümlemesiyle beraber yaşlanmanın getirdiği kimi sıkıntıları da ortalığa saçıyor. ‘Katıksız bir şimdiki zaman’ Simone de Beauvoir’a popülist biçimde yaklaşanlar, onun Jean-Paul Sartre’la yaşadığı büyük

okumak için tıklayınız

Salvador Dali’nin astroloji resimleri çizdiği ortaya çıktı.

Dünyaca ünlü sürrealist ressam Salvador Dali’nin astroloji resimleri çizdiği ortaya çıktı. İspanyol sanatçının 1972’de taşbaskı yöntemiyle çizdiği 12 burç resmi, ABD’nin Milwaukee eyaletinde sergileniyor. İspanyol sürrealist ressam Salvador Dali’nin yıllar önce astrolojiye el attığı resimlerin orjinalleri sergileniyor. ABD Milwaukee eyaletinde bulunan David Barnett Galeri’de sergilenen 12 burç, ünlü ressam tarafından taş baskılar üzerine resmedilmiş.

okumak için tıklayınız

William Faulkner 117 yaşında

Özellikle “Ses ve Öfke”, “Döşeğimde Ölürken” ve “Absalom, Absalom” adlı eserleriyle tanınan William Faulkner 117 yaşında! “William Faulkner’la Konuşmalar” başlığı altında toplanan yazılar bize Faulkner’ın sevdiği kitaplar ve yazarlar, genç yazarlara tavsiyeleri, yayıncılık sektörü, modern edebiyat, eğitim, medeniyet, toplum ve birey üzerine düşüncelerini gösteriyor. “Bill ufak tefek ve zayıf bir adam, güçsüz görünür ama sağlıklıdır.

okumak için tıklayınız

“Bir gün umarım kendi gerçek hikayemi de yazabilirim” Kürşat Başar’la Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

Kürşat Başar, 11 yıl gibi uzunca bir aradan sonra “Yaz” isimli yeni romanıyla okura merhaba dedi. Başar, henüz küçük bir çocukken sarsıcı kayıplar yaşayarak hayatla tanışan Murat’ın varoluş serüvenini resmettiği bu romanda 60’lı-70’lı yılların Kıbrıs olaylarını da fon olarak seçmiş. Bugün çoğu insanın belki hiç duymadığı, bilmediği “kayıp otobüs” ve “Erenköy savunması” da hikâyede kendine

okumak için tıklayınız

Koş Bingo koş!

Afrika’nın, kenar mahallelerin, yoksulluğun, suçun, siyah ve beyazların savaşının, din tacirliğinin, sınıfsal farkların, kısacası bir topluma dair olağan pek çok şeyin hikâyesini barındıran bir kitap; Bingo’nun Koşusu (Bingo’s Run). “Geçmiş, insanı ezer, geçmişin yükü arttıkça hareket edemezsin.” O, Bingo Mwalo. Kibera’nın, Nairobi’nin ve muhtemelen dünyanın en hızlı koşan taşıyıcısı. Boyu kısa aklı uzun 15 yaşındaki

okumak için tıklayınız

Sermaye, Siyaset, Medya – Zafer Köse

SERMAYENİN ÜRETTİĞİ Bunca mal ve hizmet, elbette bir üretim sistemi içinde, bir yönetim anlayışı ile üretiliyor. Üretim ilişkileri; toplumdaki değer yargılarının, güzellik anlayışlarının, kişisel görüşlerin oluşmasında belirleyici oluyor. Paylaşım meselesi ve yaşam biçimi konusu, üretim biçiminden bağımsız olamıyor. Sonuçta eğitim sisteminden şehirlerin yerleşim planına, akrabalık ilişkilerinden modaya kadar birçok olgu, üretim sisteminin özelliğine göre şekilleniyor.

okumak için tıklayınız

Cemal Süreya Yayın Hayatı ve Papirüs – Burak Abatay

– Kaç dergi çıkardınız bugüne kadar? – 17 Dergi batırdım. İşte Papirüs, üç kez batırdım. Türkiye Yazıları Dergisi’nin kurucusu ve yazı kurulu başkanıydım. İkinci sayıdan sonra ayrıldım. Sonra Maliye Yazıları Dergisi’ni kurduk. İkinci sayıda onlar beni tasfiye ettiler. Türk Dili Kurumu Dergisi’nin yazı kurulundaydım. Şaka bir yana ben yalnızca kendi çıkardığım dergilerin batmasından sorumluyum herhalde.

okumak için tıklayınız

“Bu gece en hüzünlü şiiri yazabilirim” Pablo Neruda

Neruda, dizeleriyle halkları özgürlüğe davet ederken, tıpkı pek sevdiği dostu Nâzım gibi aşkı devrimle bütünleştirdi. “Buğdayın Türküsü”nde bağımsızlığı, hürriyeti vurgularken, “Yirmi Aşk Şiiri ve Umutsuz Bir Şarkı”yla da aşkın büyülü rüzgarını estirdi. 23 Eylül 1973’te sonsuzluğa adını yazdıran Neruda’nın şiirleri nesilden nesile aktarılmaya, dilden dile dolanmaya devam ediyor. Pablo Neruda, yaşamı boyunca zorbalara karşı işçi

okumak için tıklayınız

Sanatçılardan çağrı: Şengal’e ses ver! “Paylaştığın senindir, sakladığın değil.”

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Aram Tigran Kent Konservatuarı Sinema Bölümü eğitmenlerinden yönetmen Zeynel Doğan’ın Şengal için hazırladığı kamu spotu için sanatçılar kamera karşısına geçti. “Ezidiler günde üç kez güneşe döner, dua ederler. Belki de insan soyunun şimdiye kadar söylediği en güzel dualar onlarındır. Onbinlerce Ezidi göç yollarında… Şengal’e bir ses ver…

okumak için tıklayınız

Dağlar – Sabahattin Ali (Seslendiren: Tuncel Kurtiz, Şarkı: Sezen Aksu)

DAĞLAR Başım dağ, saçlarım kardır, Deli rüzgarlarım vardır, Ovalar bana çok dardır, Benim meskenim dağlardır. Şehirler bana bir tuzak; İnsan sohbetleri yasak; Uzak olun benden, uzak, Benim meskenim dağlardır. Kalbime benzer taşları, Heybetli öter kuşları, Göğe yakındır başları; Benim meskenim dağlardır. Yarimi ellere verin; Sevdamı yellere verin; Yelleri bana gönderin; Benim meskenim dağlardır. Bir gün

okumak için tıklayınız