Metin Altıok Ağıtı – Fazıl Say. “Beyaz mürekkeple yazdım bu şiiri karanlığın üstüne”. Metin Altıok

Metin Altıok, Madımak ateşe verildiğinde yaşamını kaybeden aydınlarımızdan ve edebiyatımızın büyük şairlerindendir. İnsanın iç dünyasındaki sarsıntıları okuruna olanca açıklığı ile yansıtabilen bu ustanın şiirleri, Fazıl Say gibi bir müzik dehasının elinde önemli bir müzik eserine dönüştü. Fazıl Say’ın bu kitabı, “Metin Altıok oratoryosu”nun öyküsünü ve bir müzikçinin dünyasını ele alıyor. Bir Gün Ölürüm Uzak, solgun

okumak için tıklayınız

Yazmak neydi, Poe? – Öznur Özkaya

Romanlarıyla tanıdığımız Nilüfer Kuyaş?ın ilk öykü kitabı olan ?Yok Adam?; istisnalar olsa da, erkek kahramanlara eğilen, kendini gerçekleştirememiş erkeklerin gözünden anlatılan bir derleme adeta. Kitapta yer alan yedi öyküden, kitaba ismini veren ?Yok Adam?, acı portakal reçelinin tadını arayan Şehir(li) Hasan?ın kederini yansıtan ?Hayvanların Gece Hayatı?, kadına karşı tacizi ve tacize maruz kalan kadının içsel

okumak için tıklayınız

İran Şiir Antolojisi – Mehmet Kanar

‘İran edebiyatı, daha doğru bir ifadeyle Fars edebiyatı iki bin beş yüz yıllık kültür hazinesi içinde doğup gelişmesini sürdüren şiir üstüne kurulmuştur. Şiirsiz bir İran edebiyatı nasıl düşünülemezse, şiir söylemeyen, şiir okumayan, ezberinde çokça şiir olmayan bir İranlı da düşünülemez. Şiirsiz bir hayat, şiirsiz bir toplantı hatta şiirsiz bir bilimsel kongre bile İranlı için söz

okumak için tıklayınız

Uzun Bir Adam?ı Hatırlamak? – Öznur Özkaya

İzmir?de düzenlenen kaçıncı Uluslararası Şiir Sempozyumu?ydu anımsayamıyorum. Can Yücel Sokağı?ndaki Miko?nun da yeni açıldığı dönemlerdi. Etkinlik bitimi akşam şairlerin ve okurların buluştuğu Miko?da, rakının eşlik ettiği şiirsel sohbetler dolduruyordu mekânın atmosferini. Bana uzak masalardan birinde, masaya mesafeli oturup şeyleri duymaya çalışan İlhan Berk?i ilk ve son kez görüşümdü. Bu anla ilgili hafızamı zorlamamı sağlayan; Atlas?ı,

okumak için tıklayınız

Birbirlerine İlham Veren 13 ‘Edebi Çift’

Yazarları yalnızlığı seven insanlar olarak düşünürüz pek çoğumuz. Onlarda öyle bir deha vardır ki bu deha onları yalnızlaştırır, diğer insanlardan bir adım önde olmak, sosyal becerilerini köreltir. Eğer yazarın evli olduğunu veya bir sevgilisi bulunduğunu öğrenirsek, bu sefer de partnerinin edebiyatla ilgilenmeyen biri olduğunu varsayarız. Sevgilisinin bambaşka ilgi alanları vardır ve bu durum yazarı özgür

okumak için tıklayınız

?Melodiyle Örülü Bir Sınıf? – Mehmet Özçataloğlu

Okullar kapandı, sınıflar boşaldı sanıyorsunuz değil mi? Böyle düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Asıl eğitim şimdi başlıyor. Yaz aylarını en iyi şekilde değerlendirsinler diye çocukları kurstan kursa koşturacağız şimdi. Tek amacı sene sonu yapılacak genel sınavlara hazırlamak olan eğitim sisteminin boşluklarını bu şekilde doldurmaya çalışacağız. Neden? Çocuklarımız daha iyi,

okumak için tıklayınız

‘Kırmızı Fare’de Pazarcık – Mehmet Söğüt

Francis Bacon, ”İntikam vahşi bir adalettir?? der. Aslında Bacon, adaletin olmadığı yerde müdahaleci olmamız gerektiğini söyler. Nitekim olan da budur. Bu isyankârlığımızın temelinde, son yüz yıl değil, bin yıllık bir süreç yatar. Kaçan, göçen, görüldüğü yerde öldürülen ve her türlü adaletsizliği yaşayan bir kavmin çocuklarıyız. Öldürülmüş, acıtılmış, zehirletilip iğdiş edilmişiz

okumak için tıklayınız

Kış Uykusu’nun havasında yüzde 30 Çehov varsa, yüzde 70 de Sabahattin Ali mevcut!

Herkes Çehov’dan esinlendiğini söylese de Kış Uykusu ile herhangi bir Çehov eseri arasında somut bağlantı yok. Film, Çehov’dan çok Sabahattin Ali öyküleriyle yakın bir ilişki kuruyor. Nuri Bilge Ceylan’ın sinemamız adına tarihi bir zafere imza atarak Cannes’da Altın Palmiye kazanan filmi Kış Uykusu’nun, yönetmenin önceki çalışmalarıyla karşılaştırıldığında önümüze çok daha

okumak için tıklayınız

Doğa?nın karar ânı

Hakan Bıçakcı yeni kitabında, metropol tekinsizliğine bu defa bir kadının gözünden bakıyor. Rekabetin, teşhirin, güzel ve mutlu görünmenin baskısını Doğa’yla resmediyor. Her insan yaşamının bir yerinde, nasıl yaşayacağına, daha doğrusu nasıl yaşamayacağına, yani kim olacağına karar verir ve o karar ânı, beklenildiği gibi çok büyük bir olayın ardından da olmaz genellikle. Yıllarca süren terapi seanslarında

okumak için tıklayınız

Eksik evler kitabı: Terk Divanı – Ömer Turan

babam ah sözleri gencecik olan babam senin ve ölümün oğluyum Mesut Aşkın?ın kısa bir süre önce Chiviyazıları Yayınevi?nden çıkan ? Terk Divanı? nı okuyorum. Heybetli bir duygu yoğunluğuyla ve yer yer dağınık düşüncelerle şiirler içinde yolumu ararken dibe kadar çöktüğümü fark ediyorum. Priamos?un

okumak için tıklayınız

Bohemler sanayileşirse…

Ali Artun’un “Kültür İşçileri ve Prekarite” alt başlığını taşıyan kitabı, insanlığın ilk dönemlerinden itibaren var olan sanat ile emek, sanat ile sanayi arasındaki karşıtlıkları ve her iki kavramın da işlevsel farklılıklarını tarihsel tartışmalar ışığında ortaya koyarak ilerliyor. ?Aslında sanat ve emek birbirine karşıt şeyler. Emek, amaçlı, yararlı, işlevsel, bilinçli ve akla dayalı bir iş; oysa

okumak için tıklayınız

Brecht, Lukacs ve Bloch?un izinde

Prof. Dr. Onur Bilge Kula bu kitabında Marksist literatürün önemli düşünürleri Bertolt Brecht, Georg Lukacs ve Ernst Bloch?u konu ediniyor. Onur Bilge Kula, Türkiye?nin en üretken akademisyenlerinden biri. Gerek ilgilendiği konuların çeşitliliği gerek bu konular hakkında ürettiği sayısız kitap ve makaleyle dikkat çeken, üreten ve aktaran bir isim Kula. Bu üretken akademisyenin son ‘büyük’ kitabı

okumak için tıklayınız

Kafkaesk olan gerçek ve politiktir!

Dünya edebiyatının sıra dışı yazarlarının başında gelen Franz Kafka, bundan tam 90 yıl önce, 3 Haziran’da hayatını kaybetti. 41 yıllık ömrüne 40’tan fazla eser ve onlarca mektup sığdıran Kafka’ya Milliyet Kitap olarak saygı duruşunda bulunalım istedik. Hayatına göz atan ‘usta işi’ bir yazıyla… ?1883?te doğan Franz Kafka, Çekoslovakya?nın Prag kentinde yerleşmiş, anadili Almanca olan

okumak için tıklayınız

Bir yolunu bulmaya çalışmanın romanı; “Deliduman”

Emrah Serbes?in yeni romanı “Deliduman” vazgeçmemenin, öyle ya da böyle bir yolunu bulmaya çalışmanın romanı. Yalnızca bu yönüyle bile okunmaya değer. Şu günlerde, sene-i devriyesini idrak ettiğimiz Gezi direnişi, hemen herkesin hayatına, bir yerinden dokundu. İstanbul ya da taşra fark etmez, Gezi Parkı?ndan yükselen ruh her yere, herkese sirayet etti. Kimi hayatının

okumak için tıklayınız

Sessiz yazıların üstadı Maurice Blanchot?dan: ?Bekleyiş Unutuş? – Emek Erez

?Okuduğumuzu anlamadığımız olurda, anlamadığımızı okuduğumuz olur mu?? diye bir soru sorulsa kuşkusuz başlangıçta biraz garip gelecektir. Bunu başaran bir yazardır, Maurice Blanchot, sessiz bir yazı üstadı olarak tanımlanır çoğunlukla. Sessiz bir yazı nasıl olur derseniz, bunu ancak deneyimleyerek, yani onu okuyarak anlamlandırabiliriz sanırım. Blanchot?nun yazı üsl?bu anlatmayan, açıklamayan ve

okumak için tıklayınız

Kültür sanatın acılı dili

Özlem E. Bulut’un kaleme aldığı denemeleri “Dersim Kültür Sanat İçinde”, Dersim?in sanat, edebiyat içindeki yerini araştırıyor. Dersim bugüne değin çoğunlukla tarih ve askeri hareketin sonuçlarıyla incelendi, yazıldı, araştırıldı. Bu kadar trajedinin olduğu yere kuşkusuz sanat kayıtsız kalamazdı. Şiirler, romanlar, öyküler, müzik ve belgesel filmler Dersim?in tanıklığını yaptı. “Dersim Kültür Sanat İçinde” ise

okumak için tıklayınız

Eski kitap kokusuna dair

Kimyagerlere “Eski kitaplar neden bu kadar güzel kokar” diye soracak olursak, bize hemen eski kitap kokusunun bileşimini söylerler: ?Çimen kokusu ile bir parça asidin karışımına eklenen küf kokusuyla birlikte hafifçe burna çalınan vanilya kokusu.? Oldukça şairane bir cevap olsa gerek, ancak gerçekten ne sebep oluyor bu kokuya? Kitapların çoğu organik materyallerden yapılmadır: Kağıt,

okumak için tıklayınız

Nükleer Enerji Çözüm Değil (Ne Küresel Isınmaya, Ne De Başka Bir Şeye) – Helen Caldicott

Dünyaca ünlü aktivist ve yazar Helen Caldicott, ilk defa Türkçe’ye çevrildi. Üstelik çok yeni bir eseriyle. Dilimize Nükleersiz aktivisti Korol Diker çevirdi. Nükleersiz aktivisti ve Yeni İnsan Yayınevi Ivan Illich Serisi editörü, Ümit Şahin kitabın editörlüğünü yaptı. Okumayı kolaylıştıcı pek çok dip not titizlikle eklendi. İki yılı bulan ve yoğun emek yüklü bir süreç böyle

okumak için tıklayınız