Matmazel Bach – Öznur Özkaya

Ve bir gün çocuklarından birinin isyanıyla tahtından olacağı korkusuna kapılan Zeus, ilk karısı Metis?i yuttu. Zeus?un kafasında gün be gün büyüyen bir şişlik oluştu. Metis; Athena?yı Zeus?un kafasının içinde doğurdu. Kızını en iyi biçimde yetiştirdi, ona mızrağını ve kalkanını verdi. Bu şişlik yüzünden dayanılmaz baş ağrıları çeken Zeus, demirci ustası Hephaistos?u çağırıp en güçlü balyozuyla

okumak için tıklayınız

Madenlerde kadın işçiler

Ethem Çavuş?un anıları, Osmanlı?nın son yıllarından itibaren Zonguldak madenlerini anlatıyor. Bu en eski madenci kitabında yerüstünde çalışan kadın ameleler de var: Adalı Sultan, Topçu Emine, Kırdıkaçtı Zülfiye… Türkiye İşçi Sınıfı tarihi söz konusu olduğunda her iş kolu için belli adlar hatırlanır. Mesela ?mürettipler grevi? adını izleyen ad Yaşar Nezihe Hanım?dır. Onun yazdığı şiir hemen anımsanır.

okumak için tıklayınız

Bilim için “manga”lar – İzge Günal

Bilimi topluma sevdirmede, bilimi topluma maletmede ve hatta her düzeyde bilim eğitiminde bilim insanlarının biyografilerinin iyi bir araç olduğunu hep düşünmüşümdür. Kendi verdiğim derslerde kullanıyorum da. Geçenlerde Bilim ve Gelecek Kitaplığından Soner Tuna?nın hazırladığı ?Tesla. Elektriğin Tanrısı? isimli kitap, daha doğrusu ?manga? yayınlandı. Okuyunca ?manga?ların bilim eğitiminde biyografi kitaplarından daha yararlı olabileceğini de düşünmeye başladım.

okumak için tıklayınız

Kapıların Dışında – Wolfgang Borchert

?Bize ihanet ettiler. Korkunç bir ihanete uğradık. Daha biz küçükken savaşıyorlardı. Ve büyüdüğümüzde savaşı anlattılar bize. Coşkuyla. Hep hayrandılar. Sonra, biraz daha büyüdüğümüzde bizler için de bir savaş tasarladılar. Ve bizi savaşa gönderdiler. Sevinç içindeydiler. Coşkundular. Ama kimse bize nereye gittiğimizi söylemedi. Kimse bize, siz cehenneme gidiyorsunuz demedi. Hayır, hiç kimse! Marşlar bestelediler, Langermarck?ın işgaliyle

okumak için tıklayınız

Problemli ciltlerin düşmanı Shakespeare

Yeni yapılan bir araştırma, uçuk, çıban, ben gibi cilt problemlerinin olumsuz çağrışımlarının sebebinin Shakespeare?in oyunları olabileceğini iddia ediyor Independent?ın haberine göre, Nottingham, Leicester ve Derby?den araştırmacılar, kullandığı dili incelediklerinde Shakespeare?in Elizabeth döneminin lekesiz ve kusursuz cilt takıntısını yansıttığı sonucuna ulaştılar. İngiliz Dermatologlar Birliği?nin yıllık konferansında sunulan ?Cilt hastalıklarının negatif çağrışımlarından Shakespeare mi sorumlu?? isimli makale,

okumak için tıklayınız

Sahnenin dışındakiler – A. Ömer Türkeş

Wilhelm Genazino?nun Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk ve O Gün İçin Bir Şemsiye romanlarındaki kahramanları, Avrupa?nın ya da yeni dünya düzeninin yarattığı krizin bunalımını yaşayan insanlar. Çağdaş Alman edebiyatının önemli isimlerinden Wilhelm Genazino, yakın zamana kadar Türkçeye çevrilmemişti. Geçtiğimiz günlerde art arda yayımlanan Mutsuzluk Zamanlarında Mutluluk ve O Gün İçin Bir Şemsiye romanları sayesinde yazarla ve onun

okumak için tıklayınız

?Ben dağlarına yabancı bir yolcu değilim? – Ömer Erdem

27 yaşında bir düelloda ölen Lermontov?un enerjisi, duyuşun derinliğiyle birleşiyor ve bizi Çarlık Rusyası?nın evrenine çekiyor. Lermontov?un Poemalar?ı doğa ve insanlarla dolu. Kayhan Yükseler çevirisiyle dil coşkusu da devreye girince yer yer başı dönüyor insanın bu çağlayıştan. 27 yaşında bir düelloda ölen genç şairin enerjisi, duyuşun derinliğiyle birleşiyor ve bizi Çarlık Rusya?sının evrenine çekiyor. Giriş

okumak için tıklayınız

Edebiyatla mayalanan bir dostluk hikayesi – Elif Şahin Hamidi

Hep sorulagelen “Edebiyat ne işe yarar?” sorusuna bir cevap niteliği taşıyor Allak Bullak. Diyor ki; bizi “insan” yapar! Marcel Proust, Okuma Üzerine adlı eserinde “Bize yaşanmamış gibi gelen çocukluk yıllarımızda, çok sevdiğimiz bir kitapla geçirdiğimiz günler kadar dolu dolu yaşanmış başka bir zaman belki yoktur,” der. Peki ya çocukken çok sevdiği bir kitabı olmamışsa insanın,

okumak için tıklayınız

Ağzı bozuk, kafası atık bir roman: Deliduman

Güncel, yani içinden geçmeyi sürdürdüğümüz, henüz ?dün? olmamış, olsa da eski bir şeye bakar gibi bakmayı henüz beceremediğimiz bir şeyin romanını yazmak, ya da böylesi ?sanatsal? bir çabayı bir kenara koy, o mesele hakkında sadece adamakıllı bir çıkarım bile yapmak, bunu yapan için de, onun yaptığına ?seyirci? olan için de pek kolay bir iş değil.

okumak için tıklayınız

Türkiye’de edebiyat ödüllerinin gerçek yüzü. Çok şaşıracaksınız!

Türkiye?de Edebiyat Ödülleri Nasıl Verilir? ?Hamdi Koç?un 2014 yılında Orhan Kemal Roman Ödülü?nü almasıyla başlayan bu tartışmada?? Yazıya böyle başlamak isterdim ama başlayamıyorum. Çünkü Hamdi Koç?un bu ödülü alması hiçbir tartışma yaratmadı.Neredeyse 2 aylık sürede bunu eleştiren sadece 1 (yazıyla bir) yazı gördüm.Bu ödülün jürisi kimlerdir diye merak ederken Türkiye?deki edebiyat ödüllerinin jürilerini inceledim. En

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in “Severmişim Meğer” şiiri son 50 yılın en büyük aşk şiirleri listesinde

Londra?da bulunan sanat merkezi Southbank Center, son 50 yılın en büyük aşk şiirlerini seçti. Listede Nâzım Hikmet?in ?Severmişim Meğer? şiiri de var. İngiltere?nin başkenti Londra?da bulunan sanat merkezi Southbank Center, son 50 yılın en büyük aşk şiirlerini seçti. Listede Nâzım Hikmet Ran?ın ?Severmişim Meğer? şiiri de var. Liste üzerinde çalışan ekipte yer alan James Runcie,

okumak için tıklayınız

?Quo Vadis?? şiire…

?Yolda kalan yolcular! o dağın uzağında/ eksik kanatlardı; sorarlar şimdi rastgele; baba, nereye…? Her şeyin naylondan olduğu zamanların ötesinde yalnız şiir muhaliftir. Şairler kendi döneminin tanığıysa, tarihçilere değil şairlerin anlatıcılığına sığınmalıyız. Bertolt Brecht, şairleri çağın tanığı ve yılmaz muhalifi olarak sorumlu başkişi ilan ediyordu:

okumak için tıklayınız

Eski bir fotoğrafa bakarken: Ölmeme Günü – Ömer Turan

Geçmişin izini sürerken; bir yazı, bir belge, bir anı yerine o zamana ait fotoğraflar beni daha çok etkiler ve içine çeker. Çünkü fotoğraflardaki durum, zaman ve mekân anlatımı bir yazıdan daha güçlüdür. Görsel algı bellekte daha uzun yaşar. Şöyle düşünün: Yıllar önce gazete, dergi ya da bir kitapta görüp etkilendiğimiz bir fotoğraf usumuzda tazeyken hâlâ,

okumak için tıklayınız

Cam işçilerinin grevini Osmanlı bile yasaklamamıştı

İlk grevlerini 1903 yılında yapan, 1966?da Taksim alanını doldurun cam işçilerinin, cam üretiminde olduğu kadar grevler ve direnişlerde de maharetli olan cam işçilerinin grev tarihi de üretim tarihleri kadar etkileyici… Asırlardır nefesleriyle cama can veren işçilere ?camın cambazları? deyimini

okumak için tıklayınız

Emek – Emile Zola

Emek, sevginin ve özgürlüğün romanıdır. Romanın karakterleri ve kurgusu, kadın ile erkek arasındaki aşkın, hatta bütün insani duyguların ancak emeğin özgür olduğu bir toplumda yeşerebileceğini gösterir. Zola, ücretli emeğin 19. yüzyılda içinde bulunduğu kölelik koşullarını anlatırken, bu kölelikten kurtuluşun yeni bir dünyanın kapılarını açacağını kanıtlar. Emeğin özgürleşmesi insanlığın kurtuluşudur ve insanlar arasında sevgi dolu ilişkiler

okumak için tıklayınız

21 yıl önce gazetelerde ”Madımak”

2 Temmuz 1993’de Sivas’ta yaşanan olayları izleyen Sabah, Hürriyet, Sabah, Milliyet, Türkiye, Meydan gibi yüksek satışlı beş gazete, ilk sayfalarının neredeyse tamamını olaya ayırmıştı. Beş gazetenin beşi de “olaylara Aziz Nesin’in yaptığı bir konuşmayla neden olması”nı öne çıkarıyor. 3 Temmuz 1993 gazeteleri

okumak için tıklayınız

Yüreklerimiz Hala Yangın Yeri (Sivas 2 Temmuz 1993) – Orhan Tüleylioğlu

2 Temmuz 1993 günü, Cumhuriyetin temellerinin atıldığı Sivas’ta halk edebiyatımızın büyük ozanlarından Pir Sultan Abdal için düzenlenen şenlikler çok acı bir sonla, bir katliamla noktalandı. Cuma namazından sonra kent merkezinde gösteriye başlayan şeriatçılar, Ozanlar Anıtı ve Atatürk heykellerine saldırdılar. Önce valilik ve kültür merkezini daha sonra da şenliğe katılanların kaldığı Madımak Oteli’ni kuşattılar. Sayıları

okumak için tıklayınız