Aforizmalar IX – Mehmet Ercan
bilim tahtında oturanın, altın tahta ihtiyacı yoktur. *** güçsüz olduğum için sessiz duruyor değilim. sessizliğim, güçlü oluşumdan geliyor.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
bilim tahtında oturanın, altın tahta ihtiyacı yoktur. *** güçsüz olduğum için sessiz duruyor değilim. sessizliğim, güçlü oluşumdan geliyor.
okumak için tıklayınızEkonomik, politik çıkmazlardan, can güvenliği kaygılarından ya da daha güzel bir yaşam sürme hevesleriyle Almanya’ya göç etmek zorunda kalan Anadolu insanının ”Dünyaya Açılan kapı” olarak adlandırılan Hamburg’da yaşadıkları birbirinden ilginç aşk hikâyeleri… Tertemiz duygularla ölümüne sevenler, kaşla göz arasında birbirlerini aldatanlar, çok eşliliğin ve ihanetin kitabını yazanlar, sevdikleri için her türlü fedakârlığa katlananlar,
okumak için tıklayınızSudanlı yazar Tayeb Salih?in ilk olarak 1966 yılının Eylül ayında yayınlanan Kuzeye Göç Mevsimi adlı romanı konusu ile olduğu kadar dili ile de insanı etkileyen bir roman. 2011 yılında Ayrıntı Yayınları tarafından yeniden basılan, 136 sayfa ve 10 bölümden oluşan roman Arapça aslından Türkçe?ye Adnan Cihangir?in akıcı ve özenli çevirisi ile kazandırılmıştır. Sömürgecilik Sonrası Edebiyatı
okumak için tıklayınızDokuz yıl önce, Mayıs 2005?te Ergani?de yeni çıkan Çayönü?nden Ergani?ye: Uzun bir yürüyüş kitabımı satım ve dağıtımını yaparken Sedat Eroğlu ile tanıştım. Tanışma esnasında kitabı dakikalarca karıştırdı ve sonrasında da ?ben de benzer bir kitap çalışması yapıyorum, bu kitapbınla hem işimi zorlaştırdın hem de kolaylaştırdın? sözcükleri ağzından döküldü. Bende kendisine, ?işini kolaylaştırmasına sevindim, ama önemli
okumak için tıklayınızAlime Yalçın?ın ilk çocuk öyküsü kitabı Öykü?nün Bir Tatil Günü, küçük Öykü?nün annesiyle birlikte bir cumartesi sabahı babaannesi ve dedesini ziyaret amacıyla evden çıkmasıyla başlayan, Öykü?nün bilinç penceresinden dünyaya ve yaşama bakan, rengarenk resimlerle dolu, sevimli bir kitap. Okul öncesi ve ilk okuma çağındaki miniklere seslenen Öykü?nün Bir Tatil Günü, odağında ?sevgi?nin yer aldığı bir
okumak için tıklayınız“Karamsarlığa en çok kapıldığımız noktada önümüze harika bir çiçek, içi ağzına kadar su dolu bir kuyu ya da tıpkı Şairin Romanı gibi yemyeşil kocaman bir ağaç çıkabiliyor. Ejderhalar soluk alıyor, soy devam ediyor.” Günler geçer, kitaplar yayımlanır, okunur, üzerinde düşünülür, konuşulur, sonra bir yenisi, bir yenisi daha? Ancak bazı hikayeler vardır, bilirsiniz, sizi içine hapseder.
okumak için tıklayınızBazı Kürtlere göre ?Büyük diplomat?, hatta bazılarına göre Kürtlerin Nizam-ul Mülk?ü, ama kimilerine göre de ?taşeron?, hatta ?Kürtlerin devlet olamamasının? en önemli nedenlerinden biri. Tam bir ?iblis?. Nuri Dersimli?ye göre tereddütsüz ?hain?. Resmi Osmanlı tarihine hatta T. C. Kültür Bakanlığı kitaplarına göre ise ?ülkeye hizmet etmiş çok değerli bir kişi?? Aleviler açısından ise İdris-i Bitlisi,
okumak için tıklayınızAntalya?da birçok sinema öğrencisi ile konuştum, Türkiye?deki durum hakkında hemen hiçbir şey bilmiyordum, öğrendiklerime ne kadar da şaşırdım. Öğrenciler çoğunlukla mülakat olmadan, proje dosyaları sunmadan, merkezi bir sınavla alıyormuş, okulların ekipmanı azmış, en çok şaşırdıklarımdan biri de olan ekipmanları kullanma izni ya çok zormuş çoğu kere de zaten reddediliyormuş. Bir de Türkiye?deki sinema okullarının sayısı
okumak için tıklayınızÖğretmenle velinin bir öğrenci hakkında konuşmalarına tanık oldunuz mu hiç? Bazen, ortada bir yanlışlık olduğunu, aynı çocuktan söz etmediklerini düşünürsünüz. Çünkü çocuğun evdeki ve okuldaki halleri birbirinden çok farklı olabiliyor. Aynı şekilde, işyerinden, mahalleden veya akraba çevresinden görüştüğünüz kişilerle birlikteyken ortaya çıkan özellikleriniz farklılık gösterebiliyor. İlhan İrem?in bir şarkısındaki gibi, sihirli aynalar arasında dolaşırcasına yaşanıyor
okumak için tıklayınızTutkulu, inançlı bir dille yazılmış “iddialı” bir kitap Doğanın Düşmanı. Bir yandan kapitalizmi tutkuyla eleştirerek ona karşı alternatif üretmenin artan ekolojik kriz yüzünden tarihte hiç olmadığı ölçüde hayat-memat meselesi haline geldiğini gösteriyor. Diğer yandan, çağdaş fizik ve biyolojinin verilerinden yararlanarak, doğanın ayrılmaz bir parçası olması anlamında “insan”ın ne demek olduğuna dair iddialı bir “antropoloji” kuramı
okumak için tıklayınız“Bu çalışmamızın amacı, Ermeni tiyatrosunun ilk yıllarına ait bulguların köklü bir araştırmasını yapmak değildir. Konudaki bir inceleme kendi halindeki mütevazi makalemizin sınırlarını oldukça aşar. Kaldı ki bugüne kadar yapılan araştırmalar ve yayınlar sonucunda Ermeni tiyatrosunun doğuşu ve geçirdiği evreler hakkında oldukça yeterli bilgiye sahip olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu konuda elimizdeki veriler dikkatimizi belli bir konuya yoğunlaştırabilmemiz
okumak için tıklayınızUrsula K. Le Guin bir denemesinde okurlarından birinin ona, ?Bu fikirler aklınıza nereden geliyor?? diye sorduğunu ve bu soruya ciddi bir yanıt beklediğini anlatır. Le Guin, yazar olmanın tekrarlı, uzun süren, yöntemli çalışmalar gerektirdiğini ve bunun bir püf noktası olmadığını söyler. Büyük ihtimalle okur bu yanıtı sevmemiştir. Öyleyse bu okura Feyza Hepçilingirler?in “Nasıl Pop-Yazar Olunur?”
okumak için tıklayınızReiner Stach?ın uzun ve titiz çalışmalar sonucu hazırladığı Franz Kafka?nın iki ciltlik biyografisi Sel Yayıncılık?tan çıktı. Dünya edebiyatının en önemli yazarlarından olan ve çalkantılı bir dönemde yaşayan Praglı sigorta memuru Franz Kafka, yapıtlarıyla dünyanın her köşesinde günümüze kadar süren kültürel bir şok dalgası nasıl yaratabildi? Sorunun yanıtını vermek için titizlikle çalışan Reiner Stach, sonunda kapsamlı
okumak için tıklayınızTürkiye yayıncılık sektörü özellikle 2000?li yıllarda ciddi bir atılım gerçekleştirdi. Edebiyat eserlerinin basımında ? özellikle romanda- sürekli bir artış söz konusu. Son on üç yılda basılan yeni roman sayısı, Cumhuriyetin ilanından 2000?li yıllara kadar basılan yeni roman sayısını geçmiş durumda. 2012 ise bu açıdan düşünüldüğünde yeni rekorların kırıldığı bir yıl oldu: Yaklaşık sekiz yüz yeni
okumak için tıklayınızÇağımızda Türk şiirindeki temel sorunun, toplumsal hayatın izdüşümü olarak; ?farklılaşma? çabası olduğunu düşünürüm. Elbette ki, kendi şiirini kurmak, üslup sahibi olmak şairin aşması gereken ilk eşiktir. Gel gelelim, mevzu bahis farklı olma gayreti başkadır. Nüfus artışına paralel, daralan imkanların ve bozulan arz/talep dengesinin nihayetinde, kişiler düzen muhalifi olamamakta mamafih ?moda tabirle- ?fark yaratmak? suretiyle düzenin
okumak için tıklayınızNâzım Hikmet, “Belki Ben” şiirinde, görmeyi arzuladığı devrimi, “o gün” şeklinde tanımlayarak şöyle diyordu: “Belki ben o günden çok daha evvel: köprü başında sallanarak bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım. Belki ben o günden çok daha sonra: matruş çenemde ak bir sakalın izi sağ kalacağım…” Gazeteci – Yazar Emin Karaca, “o gün”ü görememiş, on bir
okumak için tıklayınızAlmanya’da politik tiyatronun bir altbaşlığı olarak alınabilecek “belgesel tiyatro”nun öncülerinden ve teorisyenlerinden biri olan Peter Weiss, Direnmenin Estetiği’nde, 1937-1944 yılları arasındaki anti-faşist direnişi ve bu direnişin içinde yer alan gerçek kişilerin öykülerini / yaşantılarını merkez alarak, isimsiz bir Ben Anlatıcı’nın (sınıf bilincine sahip aydın bir işçinin) bakış açısıyla, tarihi, Antik Yunan’dan bu yana sanat ve
okumak için tıklayınızProf. Dr. İzge Günal, “50 Soruda” dizisinin 15. kitabı olan 50 Soruda Üniversite’de, üniversite gibi çok geniş bir konuyu, hem bir başvuru hem de ileri okumalar için giriş niteliği sağlayacak bir çerçeveyle sunuyor. Yazarın, bilgi üretme işlevini özellikle vurguladığı “üniversite”yi, kavramsal, tarihsel, sosyal, kültürel, ekonomik ve yapısal bir bağlam zenginliğinde ele alırken geçtiği sorular şöyle:
okumak için tıklayınızBiyopolitika kavramı çağdaş politikaya damgasını vuran kavramlardan biri. Neo-liberalizmin anlamını içten içe oyduğu hukuk, demokrasi, özgürlük, müzakere gibi temel kavramların yeniden ve yeniden tanımlanması; hatta politik olanın neliğine kadar inen çağdaş düşünsel çabalardan tutun da, 11 Eylül sonrası egemen antiterör söylemi ve söylemin meşrulaştırdığı hukuk düzeni, ekoloji temelinden yükselen yeni toplum tahayyülleri, toplumsal cinsiyet mücadeleleri,
okumak için tıklayınızTürkiye’de bir dizi konferansa katılacak olan ünlü Marksist düşünür Bertell Ollman soL’a konuştu. Ollman, Obama’nın seçilmesiyle solda yeşeren umutların eskisi gibi olmadığını söylerken, kapitalizmin krizinin sosyalizme olan ihtiyacın göstergelerini de yarattığını belirtti. ‘OBAMA?YA YÖNELİK İYİMSER UMUTLAR TÜKENME NOKTASINDA’ Bertell, öncelikle gazetemizle böyle kapsamlı bir söyleşi yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz. Obama 2009 yılında seçildiğinde
okumak için tıklayınız