Eşitlik ve Özgürlük Yolunda Kadın ? Zafer Köse

Kadınlara eşitlik sağlamak için gerekli yasalardı bunlar: Oy kullanma, devlet işlerinde görev alabilme, eşlerden birinin isteğiyle boşanma, eşit işe eşit ücret, doğum öncesi ve sonrasında dörder ay ücretli izin, devlet tarafından ücreti karşılanan çocuk bakımı, ücretsiz ve sadece kadının kararıyla uygulanabilen kürtaj… 1917?de Rusya?da sosyalist devrim gerçekleştirilmişti. Sonraki on yıllar boyunca dünya genelinde aşılamayacak kadın

okumak için tıklayınız

Rosenbergler (Çocuklarının Kaleminden ve Mektuplarıyla) – Michael Meeropol, Robert Meeropol

ABD ve Sovyetler Birliği arasında İkinci Dünya Savaşı ertesi başlayan Soğuk Savaş’ın ilk büyük hukuk davası -ve gövde gösterisi- bir atom casusluğu etrafında kurgulanmıştı. 1951’de başlayan davada, Ethel ve Julius Rosenberg çifti, dönemin en büyük teknolojik sırrı olan atom bombasına dair can alıcı bilgileri SSCB’ye sızdırdıkları savıyla yargılandılar. Rosenberglerin yakın akrabalarının da aralarında bulunduğu pek

okumak için tıklayınız

Sansürlenen kitaplara yoğun ilgi…

Bu yıl 11.si düzenlenen Bursa Kitap Fuarı, bugün sona eriyor. Fuar boyunca bir çok panel, söyleşi ve imza gününe ev sahipliği yapan Bursa Kitap Fuarı?na özellikle ilköğretim ve lise çağındaki gençler ilgi gösterdi. Haliyle kültür kitaplarından daha çok test kitaplarına ilgi yüksekti. Öte yandan son dönemde çeşitli okullarda sansüre uğrayan ?Şeker Portakalı? ve ?Zıkkımın Kökü?

okumak için tıklayınız

Uluslararası İlişkiler Tarihi / Cilt: 5 (Diplomasi Tarihi) – Kolektif

İlk dört cildi yayınevimizce basılan “Uluslararası İlişkiler Tarihi” kitabının bu 5. cildi Ali Rıza Dırık tarafından Rusça aslından çevrilerek hazırlanmış ve böylece ilk kez Türkçe’ye kazandırılmıştır. Daha önce yayınlanan ilk dört cilt ile insanlık tarihinin 3500 yıllık evresi uluslar arası ilişkiler etrafında anlatılarak 1939 yılına dek gelinmişti. 1939-1945 yıllarını kapsayan tarihsel süreç, uluslararası sistemdeki güçler

okumak için tıklayınız

Sivas”ta katledilen Behçet Aysan’ın kızı: “Sivas kıyımını yapanların nasıl bir insana kıydıklarını görmelerini istedim” Söyleşi: Deniz Toprak

?Şimdi bakıyorum da kitapta insanlar dolaşıyor kol kola… Anılar, duygular, coşkular, özlemler yürüyüp gidiyor. Bununla birlikte adeta tarihsel bir kesit sunuyor kitap… Seksenlerin o soğuk ikliminden kopup gelen acılarla hüzünlerin bir bileşkesi çıkıyor ortaya.? Böyle diyor 2 Temmuz 1993?te Sivas?ta 33 aydın arkadaşı gibi diri diri yanan Şair Behçet Aysan?ın kızı. Katliamda babası elinden alındığında

okumak için tıklayınız

Sırları kırmadan önce ne yapmalı? Seza Özdemir

Bir şairin, dili nesneleştirerek şiirini kurmasıyla okurda bıraktığı etki daha çok müziğin, resmin bıraktığına benzemez mi? Bir öykü ise asıl anlatmak istediğini dili bir araç gibi kullanarak oluşturmaz mı? Sır nedir? Gizemli, kendini var eden pek çok ayrıntıyla örtülü kalmış bir ?şey?e sır diyebilir miyiz? Tersten sorarsak, hiç bilinmeyen/tanınmayan bir gerçek, sır olabilir mi? Peki

okumak için tıklayınız

Akra?da bulunan pembe düşler – Deniz Antepoğlu

Kitabın kurmacalığını, gerçekliğini bir kenara bırakırsak sunduğu zihniyetin yanlış olduğunu düşünüyorum. Kişisel gelişim kitaplarında olduğu gibi kişiyi suçlayarak, hayatta karşılaşılan tüm zorlukların sebebini bireyselleştirip kişiye yıkarak, yaşadığımız düzenin veya sosyal ve ekonomik koşulların hiçbir tesiri yokmuşçasına avutulmayı kabullenemiyorum Yazarın hiçbir şeyi eleştirmeden, sanki çok şeyi eleştirircesine, ama özde bireysel sorunlarımız olduğunu vurgulayarak toplumdan bizi soyutlama

okumak için tıklayınız

Bu belgeler Fikret Hakan’ı utandıracak. “12 Eylül’e yürekten inanıyorum. “Anarşikler idam edilmeli.”

Oyuncu ve yönetmen Fikret Hakan, Habertürk ekranlarında Balçiçek İlter ‘in sunduğu ?Söz Sende? programında 12 Eylül darbesinden sonra Yalçın Küçük ve Aziz Nesin öncülüğünde hazırlanan Aydınlar Dilekçesi’ni kastederek şunları söylemişti: “Aziz Nesin bizi çağırdı. Toplandık ve şuna karar verildi: Yazarlar adına

okumak için tıklayınız

Kelimeler ve Şeyler / İnsan Bilimlerinin Bir Arkeolojisi – Michel Foucault

Théophile Gautier, Velázquez’in Las Meninas’ını ilk kez gördüğünde, kendisini “Tablo nerede?” diye haykırmaktan alıkoyamamıştır. İlk bakışta, tablo basit bir konuyu işlemektedir. Kralın beş yaşındaki kızı Margarita (infanta), nedimeleri (las meninas) ve soytarılarıyla çevrelenmiş olarak tablonun ortasındadır. En dip tarafta, saray nazırının silueti görülmektedir, ama biraz daha yakından ve daha dikkatle bakılınca, tabloda başka kişilerin de

okumak için tıklayınız

Deliliğin Tarihi – Michel Foucault

Michel Foucault, Deliliğin Tarihi?nde, deliliğin gündelik yaşamın bir parçası sayıldığı, kaçıklarla çılgınların sokaklarda ellerini kollarını sallayarak dolaştıkları Orta Çağ?dan, tehlikeli sayılmaya başladıkları, tımarhanelere kapatıldıkları, öteki insanlarla aralarına ilk kez duvarların çekildiği 18. yüzyıla kadar, Batı?da deliliğin arkeolojisini irdeliyor. Deliliğin fantastik dünyasında dolaşırken Foucault, aslında ?deli?nin bize onun deli olduğuna karar veren, onu öyle konumlandıran genel

okumak için tıklayınız

Beowulf – Seamus Heaney

İngiliz edebiyatı tarihinin en eski metinlerinden Beowulf tahminen sekizinci ve onuncu yüzyıllar arasında bir zaman diliminde Britanya’da kaleme alınmıştır, oysa konusu ve olayların geçtiği yerler, beşinci yüzyıla kadar Ada’yı istila eden Kuzeyli pagan kavimlerin beraberlerinde getirdikleri destanlardan olduğuna işaret eder. Prens Beowulf’un önce Danları, sonra kendi kavmi olan Gotları doğaüstü varlıklardan kurtarmak için girdiği mücadeleleri

okumak için tıklayınız

Bir Acıya Kiracı – Metin Altıok “Kıyamet çoktan koptu, haberiniz yok! Siz hala güneşin, her sabah doğuşuna güvenin.”

‘Bir acıya kiracı’ydı Metin Altıok… Pir Sultan Abdal Kültür Şenliği için gittiği Sivas’ta, 2 Temmuz 1993 günü Sivas katliamından ağır yaralı olarak kurtuldu ama 9 Temmuz’da hayatını kaybetti. Geride sevgi dolu yüreğinden, üreten beyninden mısralar bırakarak… ‘Kendime sürgün / Bir garip kişiyim’ diyor ve bir şair sezgisiyle, şu mısraları yazıyordu:‘Tekinsizim size göre / İbret için

okumak için tıklayınız

Kürk Mantolu’yu neden çok sevdik? Sevengül Sönmez

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali?nin yetmiş yıl önce yayımlanan bu romanı, ne oldu da çok satanlar listesinin üst sıralarından düşmüyor? Keşke Sabahattin Ali de görebilseydi. Kitap okurlarının, edebiyatseverlerin ve elbette tüm yayıncıların şaşkınlıkla izledikleri bir çok satan karşısındayız: Kürk Mantolu Madonna. Sabahattin Ali?nin yetmiş yıl önce yayımlanan bu romanı, ne oldu da çok satanlar listesinin

okumak için tıklayınız

Sınıf, Kültür ve Bilinç (Türkiye’de İşçi Sınıfı Kültürü, Sınıf Bilinci ve Gündelik Hayat) – Mustafa Kemal Coşkun

Sınıf çalışmaları alanında, sınıf kültürü ve sınıf bilinci konularının oldukça sınırlı işlendiği Türkiye’de, bu konudaki eksiliği gidermeye dönük mütevazı bir girişim olan elinizdeki kitap, toplumsal sınıf sorunsalını toplumsal bilimlerin araştırma gündeminden çıkarma çabasına ve Türkiye işçi sınıfına dair günümüze dek süregelen yanlış yargılara cephe alan bir eser. Gerek akademik, gerekse popüler tartışmalarda genellikle Türkiye’de bir

okumak için tıklayınız