Türkiye kitap üretiminde 13. sırada

Kütüphaneler ve Yayınlar Genel Müdür Vekili Prof. Dr. Onur Bilge Kula, Türkiye’nin kitap üretiminde dünyada 13. sırada olduğunu söyledi. Almanya’da bu yıl 64.’sü düzenlenen Frankfurt Kitap Fuarı’nda konuşan Kula, Türkiye’nin bu fuarı dünyaya açılmanın bir yolu olarak gördüğünü söyledi. Türkiye’de çok genç, dinamik ve üretken bir yazar topluluğu olduğunu, dünya dillerini ve kültürlerini iyi bilen

okumak için tıklayınız

Barbiana Öğrencilerinden Mektup

Kaldıraç Yayınevi olarak “Düzene Uygun Kafalar Nasıl Oluşturulur?” kitabının teorik zemindeki eğitim tartışmalarını pratiğe taşıyan, yayınevimizce devam niteliğindeki “Barbiana Öğrencilerinden Mektup” kitabıyla eğitim dizimiz sürüyor. 20. yüzyıl başlarında uygulanmaya başlayan ancak özellikle 1960’lı yılların hareketli ortamında yoğun şekilde tartışmaya açılmış olan ‘radikal eğitim’e dair bir kitap “Barbiana Öğrencilerinden Mektup”. Eğitim sisteminin ciddi bir eleştirisini yapan,

okumak için tıklayınız

Gömüyü Arayan Adam (Fotoğraflarla Aziz Nesin’in Yaşamöyküsü) – Aziz Nesin

Gömüyü Arayan Adam (Fotoğraflarla Aziz Nesin’in Yaşamöyküsü) adlı bu kitapta, Türkiye’nin önde gelen matematikçilerinden Ali Nesin babası Aziz Nesin’in yaşamöyküsünü yine onun ağzından anlatıyor. Kitapta Aziz Nesin’in çeşitli yapıtlarına dağılmış hayatıyla ilgili bilgiler ustaca kurgulanarak bir bütünlük içinde sunuluyor. Tarihsel değer taşıyan çok sayıda fotoğrafı da içeren

okumak için tıklayınız

Anavoles ke Katifori – Hristos Anagnostopulos

Hristos Anagnostopulos’tan Anavoles ke Katifori [Sürüncemeler-Yokuş Aşağı Gözü Kapalı]. Hikâyemiz 60’lı yıllardan 90’lı yıllara kadar uzanan bir zaman çizgisinde Atina’da geçiyor; burada kahramanımız Dimitris Galinos, 1964’te Yunan uyrukluların İstanbul’dan sınır dışı edilmesinden sonra hayatında yeni bir sayfa açmaya çalışıyor. Yazarımız 64 kuşağının yaşadığı sendromlar, çelişkiler ve zihinlerine ve bedenlerine dadanan “hayaletler”e hasrettiği anlatısını bu travmatize

okumak için tıklayınız

Berber Nonoş (Çizgi Roman) – Aziz Nesin

Aziz Nesin’in “Serberber” takma adıyla yazdığı Berber Nonoş ilk kez Akbabaca yayımlanmış, dönemin en önemli çizerlerinden Yalçın Çetin tarafından resimlenmiştir. Elli yıllık uykusundan uyandırdığımız bu çizgi-romanı yayımlandığı gibi, ama baskı kusurlarından arındırıp yıpranmış yerlerini onararak sizlere sunuyoruz. Aradan geçen yıllara karşın Berber Nonoş’un değerinden bir şey kaybetmediğini göreceksiniz. Çizimler hâlâ özgün ve genç,

okumak için tıklayınız

“Eylül Kokusu” ve Adil Okay – Temel Demirer

?Kaç Kişi Kaldık?? sorusu ile post- modernizmden malûl ?yenik ruh hâline?, ?Hayır? diyen Adil Okay, yaşadığı tarihin umutlarını bizimle paylaşırken, Can Babanın yolunda, İbni Haldun?un uyarısını unutmamacasına ilerliyor… Okay?ın ?uzun yürüyüşu?nde ?düş kırıklıkları?, ?yenilgi?, ?aşk?, ?sürgün? ve ?yitirilenler?; ya da başkaldıran insana ait her şey var! Ama yılgınlık, vazgeçiş, tövbe yok… Insan(lık)tan umudunu kesememiş Okay;

okumak için tıklayınız

Mustafa Suphi’leri konu edinen “on beş yunus koy’verdim bu kıyıdan” ırmak şiir kitabının tanıtımı ve Ali Ozanemre’nin şiiri üzerine söyleşi yapıldı

(Haber: Müslüm Kabadayı) Ankara’da yayınlanmakta olan ekinsanat dergisi, Çukurova’nın bitek toprağından yetişmiş şair-yazar Ali Ozanemre’nin yeni yayımlanan “On Beş Yunus Koy’verdim Bu Kıyıdan” adlı şiir kitabı üzerine söyleşi ve imza günü düzenledi. Türkiye Komünist Partisi’nin 10 Eylül 1920’de Bakü’de kurucu kadrosundan “on beşler”, 28 Ocak’ta Sürmene açıklarında Türkiye burjuvazisinin maşaları tarafından

okumak için tıklayınız

Bilmem Ne Adası (Çizgi Roman) – Aziz Nesin

Aziz Nesin’in “Kaptan-ı Derya Ali Kâhya” takma adıyla yazdığı “Bilmem Ne Adası” ilk kez Akbaba’da yayımlanmış, dönemin en önemli çizerlerinden Nehar Tüblek tarafından resimlenmiştir. Elli yıllık uykusundan uyandırdığımız bu çizgi romanı yayımlandığı gibi, ama baskı kusurlarından arındırıp yıpranmış yerlerini onararak sizlere sunuyoruz. Aradan geçen yıllara karşın “Bilmem Ne Adası”nın değerinden bir şey kaybetmediğini göreceksiniz. Çizimler

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal’in Işığı – Zafer Köse

Yaşar Kemal, Bir Ada Hikayesi dörtlemesinde, sadece bir adada yaşananları anlatmıyor. 1920’lerde, mübadele kararıyla boşaltılmış Karınca Adası’na gelip terk edilmiş evlere yerleşen insanların kendilerine bir hayat kurmalarından bahsetmek değil derdi. Bir ada yaratıyor. Bir dünya yaratıyor. Dörtlemenin ilk kitabında, Poyraz, adaya öyle bir ayak basıyor ki! Kuşların böceklerin, çiçeklerin ağaçların, efil efil esen yelin ve

okumak için tıklayınız

Suların Sessizliği – Jose Saramago

“Kıyıya geri döndüğümde güneş batmıştı bile, oltamı attım, bekledim. Dünyada suyun sessizliğinden daha derin bir sessizlik olduğunu sanmıyorum.O saatte onu hissettim ve asla unutmadım.” Tijo Nehri’nin kıyısında bir çocuk saatlerce büyük bir balık yakalamaya çalışır. Sonunda oltasına bir balık takılır ama çocuk onu elinden kaçırır. Usta yazar José Saramago bu olağanüstü güzel ve bilgelik dolu

okumak için tıklayınız

Sporcu Milletiz Vesselam (Spor Yazıları ve Öyküleri) – Aziz Nesin

Aziz Nesin, bu kez yeşil sahaların ve er meydanının tozunu attırıyor. “Sporcu Milletiz Vesselam”, Aziz Nesin’in futbol ve güreş yazılarını ilk kez kitap olarak okurla buluşturuyor. 1963-64 yıllarında futbol maçlarına giderek izlenimlerini Akşam gazetesinde “Futbolcuyuz Futbolcu” başlıklı köşesinden aktaran Nesin, elbette spor muhabirliğiyle kalmıyor. Basın tribününden değil halkla birlikte izlediği maçlar üzerinden yazdıkları, sıradan futbol

okumak için tıklayınız

Sıfır Tolerans (Polisin Eline Düşünce) – İsmail Saymaz

“Polisin Türkiye’nin genelinde cinayet işlediği zaman nasıl ifade verdiğini araştırdık. Baktık ki, Antalya’da Çağdaş Gemik’i öldüren polis de aynı şekilde ifade veriyor. ‘Ayağım kaydı, silahım patladı, nasıl oldu, bilmiyorum.’ Sivas’a geçtik. Turan Özdemir’i öldüren polislere baktık. Onlar da aynısı… Peki, mermi nereye değdi? Turan Özdemir’in ense köküne. Çağdaş Gemik’in neresinde patlamıştı? Kulağının arkasında. Baran Tursun’da?

okumak için tıklayınız

Yarı Gölge – Uwe Timm

Türkiyeli okurun yakından tanıdığı Alman yazar Uwe Timm, ülkesinin tarihine farklı bir açıdan ışık tuttuğu Yarıgölge’de, okuru Berlin’deki Gaziler Mezarlığı’na götürüyor. Önemli şahsiyetlerin yattığı mezarlar dile geliyor, ölüler kendilerini anlatmaya başlıyor. Almanya’nın ilk kadın pilotlarından Marga von Etzdorf da onlardan biri. 1931’de Almanya’dan Japonya’ya tek başına uçan ilk kadın pilot olarak tarihe geçen Etzdorf, büyük

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali: “Babamın dosyası yeniden açılmalı”

Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, CNN Türk’te Enver Aysever’in sorularını yanıtladı. Ülkemiz edebiyatının en önemli kalemlerinden Sabahattin Ali’nin kızı Filiz Ali, dün gece CNN Türk’te yayınlanan “Enver Aysever’le Aykırı Sorular” isimli programa katıldı. Babasının Türkiye’deki tek partili dönemin kurbanı olduğunu söyleyen Filiz Ali, Sabahattin Ali cinayetinin halen aydınlatılmasına engel olunduğunu ve dosyaların yeniden açılması gerektiğini

okumak için tıklayınız

Kel Güvercinci – Samed Behrengi

Bir zamanlar uzak bir ülkede annesiyle birlikte küçük bir evde oturan bir delikanlı yaşarmış. Bu delikanlının on, on beş tane güvercini varmış, onları eğitir, çeşit çeşit numaralar öğretirmiş; bir de keçisi varmış. Delikanlının başında hiç saç olmadığı için herkes ona Kel Güvercinci dermiş. Anneyle oğul çok yoksullarmış; kulübelerinin tam karşısındaysa kralın görkemli sarayı yükseliyormuş; delikanlı

okumak için tıklayınız

Ahmet Say’ın ‘Ağaçlar Çiçekteydi’si – Serdar Türkmen

İnsan kendisini yazabilir mi? Elbette her yazılan biraz ya da epeyce yazarıdır. Olur mu peki, hem süzgeç ol, hem de süzülen? Oto-biyografinin, herkes tarafından bilinen riskine kolayca bağlanabilecek bu cümleden sonra, ?bize bilmediğimiz bir şey söyle? denirse, içinde insan değil de sayılar, yaşam akışı değil de kronoloji, bağlantılı filler ve sebep-sonuç ilişkisi değil de listeler

okumak için tıklayınız

Sırtcı adlı öykü – Mehmet Ercan

Rüzgâr, dağın yükseklerinde, uzun otlara, dikenlere ve bodur çalılara çarparak, yıllardır bildik türküsünü söylemeye devam ediyordu. Ne rüzgâr, bu türküyü söylemekten usanıyor, ne de dağ, onu dinlemekten bıkıyordu. Karaya sevdalı dalgalar; kendilerini nasıl sahillere vururlarsa, rüzgâr da yüreğini dağlara öyle vuruyordu. Kimi zaman, yârini yitirmiş âşıklar gibi ağlamaklı oluyor, kimi zaman yüreği kabarmış ırmak gibi

okumak için tıklayınız

Portreler – Henry James

Büyük İngiliz romancısı Henry James, yalnızca devasa romanlarıyla değil, denemeleriyle de dünya edebiyat düşüncesinde izler bırakmıştı. Çağının önemli yazarlarının eserlerini incelerken yaptığı tespitler, deyim yerindeyse, hedefi hep on ikiden vurmuştur. Bugün Balzac’ın, Flaubert’in, Turgenyev gibi o dönemde Avrupa’da yeni yeni şöhrete kavuşan yazarların yazınsal değerlerini sıcağı sıcağına tespit etmiş, kalıcı değerlendirmelerde bulunmuştur.

okumak için tıklayınız

Evrim mi Yaratılışçılık mı? Eugenie C. Scott

Günümüzün en önemli tartışmalarından birini iki kavramlı bir soru belirliyor: Evrim mi yaratılış mı? Evrensel Basım Yayın, bu sorunun en çok tartışıldığı ülkelerden biri olan ABD?de yapılmış çok önemli bir çalışmayı, 5 Ekim?de okurlarına sunuyor. ABD Ulusal Bilim Eğitimi Merkezi Başkanı Dr. Eugenie C. Scott?un çalışması, ?Evrim mi Yaratılışçılık mı?? başlığını taşıyor. Evrim ve yaratılış!

okumak için tıklayınız