Kumarbaz – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski, ‘Kumarbaz’ (The Gambler) adlı romanını, kumar borçlarından dolayı yoğun baskı altında 25 günde (Kasım – Aralık 1866) kaleme aldı. Kumarbaz, Dostoyevski’nin gençlik yıllarını, dramatik aşk ve kumar tutkusunu en yalın hali ile kaleme aldığı yapıtlarından biridir. İlk büyük romanı olan ve büyük bir kitleye ulaşan Suç ve Ceza’dan sonra yayınevi ile yaptığı

okumak için tıklayınız

Nazım Hikmet’in Açlık Grevi “Millete Verdiğim Açık İstidaya Canımı Pul Yerine Kullanıyorum” – Editör: Yeşim Bilge Bengü

Nâzım Hikmet, 28 Aralık 1938’de Askeri Yargıtay’ın onaylamasıyla hiçbir suçu olmadan toplam 28 yıl 4 ay ağır hapis cezasına çarptırıldı. Şaire isnat edilen suç “orduyu isyana teşvik etmek”ti. 1949 yılına gelindiğinde Nâzım toplam 12 yılını hapishanede geçirmişti. Ve kendince artık dayanma sınırına gelmiş ve farklı “mücadele yollarını” denemeye hazırlanıyordu. Sonunda Nâzım 8 Nisan 1950’de açlık

okumak için tıklayınız

İmroz Rumları (Gökçeada Üzerine) – Derleyen: Feryal Tansuğ

Bu kitap, Türkiye Cumhuriyeti yönetimindeki İmroz Adası Rumlarının Türk kamuoyundaki unutulmuş varlıklarına ve Ada’nın geçirdiği sosyo-kültürel dönüşüme dikkat çekiyor. Farklı disiplinlerden çeşitli makaleler, Ada’daki “insan” boyutunu vurguluyor. Türkçede yayımlanan bu ilk derleme çalışma şimdiye kadar göz ardı edilmiş İmroz Rumlarının Türkiye’nin ulus-devlet kurma sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını, Türk devletiyle ilişkilerini ve Yunanistan ile Türkiye arasında

okumak için tıklayınız

Yengeç Adımlarıyla / Sıcak Savaşlar ve Medyatik Popülizm – Umberto Eco

Eco soruyor: ?Yeni binyılda tarih geriye mi ilerliyor?? Dünyaca ünlü İtalyan yazar ve düşünür Umberto Eco?nun Yengeç Adımlarıyla adlı yeni kitabı, günümüz dünyasıyla ilgili önemli soruları gündeme taşıyor. Eco?nun 2000-2005 yılları arasında yazdığı bazı makale ve konferans metinlerinden oluşan kitap, özellikle ?sıcak savaşlara geri dönüş? ve ?medyatik popülizm? konuları üzerinde yoğunlaşıyor. Eco?ya göre, içinde bulunduğumuz

okumak için tıklayınız

Yasaklı Bir Dilin Homeros’u Dengbéjler – Özkan Öztaş

Modern insanın elli bin yıllık bir tarihi olsa da yazıya dair en eski bulguya M.Ö. yaklaşık 3500 yıllarında rastlıyoruz. İlk olarak Mezopotamya?da Sümerlere ait olduğunu bildiğimiz çivi yazısı ile yazılı kültür başlamış ve ?tarih? kayıt altına alınmaya başlanmıştır. İlginçtir ki yazıyı ilk kez keşfeden bu coğrafya, yine kendisini izleyen yüz yıllar boyunca yazıyı en az

okumak için tıklayınız

Kar Suyu – Hüseyin Bul

Polis-siyasetçi-yeraltı ilişkilerini, derin devleti, şiddeti içselleştirmiş bir toplumsal yapıyı ve bireyin çaresizliğini irdeleyen Karsuyu basit bir polisiye gibi başlayıp keskin bir eleştiriye dönüşüyor? ?Şefim,? dedi, sesi titriyordu. Bekledi bir süre, konuşamıyordu sanki, boğazına bir şeyler kaçmış gibi yutkunup durdu birkaç defa, sonra önündeki masaya gözlerini dikerek, ?Şefim? Semih Şefim? dün akşam trafik kazası geçirmiş? diyebildi.

okumak için tıklayınız

Komünist Piyasa Ekonomisi için ne dersiniz? – Suat Kamil Aksoy

Sosyalist yeniden kuruluş adı altında yeni bir partiye evrilmesi umut edilerek başlatılmış olan toplantılar ve tartışmalar devam ediyor. Bu tartışmalarda bugüne kadarki birlik ve yenilik çabalarını aşan bir noktaya erişilip erişilemeyeceği hakkında olumlu ya da olumsuz bir fikir öne sürmek ihtiyacında değilim. Ertuğrul Kürkçü bu tartışmalara start verirken kendi deneyiminin de özeti olan bir kaç

okumak için tıklayınız

Savaşa karşı roman! – Burhan Sönmez

Birinci Dünya Savaşı sırasında askere alınan Fransız şair Aragon henüz 19 yaşındaydı. Savaşa giderken, ailesi ona gerçeği söyledi: Ablası bildiği kadın, aslında annesiydi. Onları evlatlık aldığı sanılan kadın, büyükannesiydi. Ona vaftiz babalığı yapan adamınsa gerçek babası olduğunu öğrendi. Ona her şeyi söylediler, çünkü ölüme giden yolda kendi gerçeğini bilmek onun hakkıydı. Savaş ve ölüm kelimeleri,

okumak için tıklayınız

Hint-Avrupa dilleri Anadolu kökenli – Naz Kanıt

Hint-Avrupa dilleri dünyanın en yaygın kullanılan dil ailelerinden birine mensuptur. Son iki milenyumda bu dillerin birçoğu yazıldı ve tarihleri oldukça biliniyor. Ancak bu dillerin kökeninin zaman ve mekânı hala tartışılmakta. Max Planck Enstitüsü?nden (MPI) Michael Dunn?ın da içinde bulunduğu uluslararası bir takımın araştırmaları doğrultusunda, Hint-Avrupa dillerinin yeni bir Bayesian filocoğrafi analiziyle dilbilimsel ve bölgesel sonuçları

okumak için tıklayınız

Çatıdaki Pencere – Jose Saramago

Çatıdaki Pencere, Jose Saramago’nun yazarlığının erken döneminde yazdığı, ama ölümünden sonra yayımlanan romanı. Eşi Pilar del Rio’nun dediği gibi, Çatıdaki Pencere Saramago’ya giriş kapısıdır ve her okur için bir keşif olacaktır. Sanki mükemmel bir halka tamamlanıyormuş gibi. Sanki ölüm yokmuş gibi. “Ölmek, varolmuş olmak ve artık olmamaktır,” derdi Jose Saramago. O öldü, artık yok, ama

okumak için tıklayınız

Deprem 7.2 Irkçılık 77.2 – Tevfik Taş

Irkçılık, insanca ve sevgili hiçbir alanda yer bulamayan duyguların, davranış kalıplarının, devlet politikası ve savaş aracı haline getirilmesidir. Dur durak bilmeden savaşlar, yangınlar çıkaran bu olgu, insanlığın çöp tenekesidir. “Deprem 7.2 Irkçılık 77.2” başlığını taşıyan bu çalışma, Van-Erçiş’te meydana gelen depremden sonra, Türkiye’de ağır bir hastanın kendini koyvermesi gibi bir kez daha açılıp saçılan nefreti,

okumak için tıklayınız

Eyüboğlu’nun Veysel’i ve Halk Şiiri – Zafer Köse

?Türk şiirinin Cumhuriyete kadar ne türlü bir çıkmazda olduğunu görmek için eskiden beğenilen herhangi bir şiirine bakmak yeter. Halktan uzak kalmak şairlerimize öyle pahalıya mal olmuş ki bugün hiçbiri kendi milletiyle tercümansız konuşamıyor. Halbuki şair kendi milletinin tercümanı olacaktı, nerede?? Bu satırlar Sabahattin Eyüboğlu?nun 1952?de Varlık?ta yayımlanan ?Halk Şiiri ve Âşık Veysel? yazısından.

okumak için tıklayınız

Bekleyiş – Mehmet Ercan

Yıllardır doğru dürüst tatile çıkmamıştım. Artık tatil yapmamın zamanıydı.  Yılların yorgunluğunu üstümden atmalıydım. Yorgun bedenimin deniz suyuyla tanışma zamanı gelmişti. Kumların üzerinde uzanarak, güneşin tadını çıkarmayı çoktan hak etmiştim.  Deniz kenarında yazlık alalı on yıl olmuştu. İşlerimin yoğunluğundan dolayı gitmek bir türlü kısmet olmamıştı. Bizimkiler her yıl denize gidiyor, mavi gözlü dilberin tadını çıkarıyorlardı. “Belki

okumak için tıklayınız

Angel Karaliyçev’in yazmış olduğu “Bir Sonbahar Masalı”nı Mesut Odman’ın sesinden dinlemek için tıklayınız (soL Radyo, Masal Kütüphanesi Programı)

Bulgaristan Çocuk Edebiyatı’nın öykü yazarı, masal ve öykü derleyicisi Angel Karaliyçev’in (1902 – 1972) yazmış olduğu “Bir Sonbahar Masalı”nı Mesut Odman’ın sesinden dinliyoruz.

okumak için tıklayınız

Gününden Önce Doğan Bir Roman Nasıl Yapmalı ve Çernişevski – Asım Gönen

Bazı eserler vardır; bir kez okunduktan sonra etkileri bir daha akıldan çıkmaz. İşte Çernişevski?nin Nasıl Yapmalı isimli romanı tüm okuyanların belleklerinden çıkmayacak bir eser. Yazılışından bu yana yüz elli yıla yakın bir zaman geçmiş olmasına karşın, kitaplıklarda baş kitaplar arasında yer alması da ayrıca bunun bir göstergesi. Tersine bazı eserler de sonuna kadar ya okunur

okumak için tıklayınız

“Dizim Başladı! Kapat, Sonra Anlatırım” / Televizyonda Hikaye Anlatıcılığı – Derleyen: Aslı Kotaman, Ahu Samav Uğursoy, Artun Avcı

Aşk-ı Memnu kitabı bize ne anlatırdı, dizi filmi neler anlattı? Neden Yeşilçam Sineması’nda sevdiğine kavuşamayan kadınların çocukları evlendikleri değil de sevdikleri adamdandır? Reality TV mi gerçek yoksa hayat mı? Artık misafirler “Prime-Time” vakitlerinde gelmese ne iyi olur dediğinizi duyar gibiyiz! Yeni medya ne yapar mı, peki, siz orada içerik sahibi olarak ne yapıyorsunuz? Televizyonun bizi

okumak için tıklayınız

En Güçlü Kim? – Valeri Suslov

En Güçlü Kim?, Sovyet tiyatro yönetmeni ve çocuk edebiyatı yazarı Valeri Suslov’un (1939 – 1999) 7-10 yaş çocuklara yazdığı bir masal kitabıdır. Aleksey her fırsata Anton’a sorular sorardı: -Göğün yüksekliği ne kadar?–Deniz mi daha derindir, yoksa okyanus mu?–Yere bir delik açıp, dünyanın öbür tarafından çıkabilir misin ?- Aleksey bugün de Anton’a yetişmeye çalışarak, zıplaya zıplaya

okumak için tıklayınız

4. Edebiyat Günleri?nde Ölüdeniz?le Can Bulmak – Duran Aydın

İlginizi çeker mi bilmiyorum, ama az sonra okuyacağınız Söylence No: 1, bana göre, Ölüdeniz?in neden adının ?ölü bir deniz? olduğunu yeterince açıklayamıyor. No: 2 de öyle! Birinci söylence özetle şöyle: Bir deniz savaşında Lidya Kralı?na yenik düşen Likya Kralı gerideki yaralı, çocuk, yaşlı kadın ve erkeklerine güvenceli bir yer arar. Yolları Belceğiz açıklarına düştüğünde fırtına

okumak için tıklayınız

Evlenme / Kumarbazlar – Nikolay Vasilyeviç Gogol

Gogol, en beğenilen komedilerinden biri olan Evlenme’de çöpçatanlık geleneğini ve damat adaylarının şahsında toplumun hemen her sınıfını alaya alır. Kumarbazlar’da ise usta kumarbazların zekâ ve ustalık dolu entrikalarını kusursuz bir kurgu ve keyifli bir dille aktarır. Nikolay Vasilyeviç Gogol (1809-1852): Ukrayna’da, orta halli toprak sahibi bir ailede dünyaya geldi. Çocukluğunu etkileyen köy yaşamı ve Kazak

okumak için tıklayınız