Etiket: aralık 2015

Bir Fotoğrafı Anlamak – John Berger

Berger’in fotoğraf üzerine yazıları, onun düşünmeye verdiği dikkat ve özeni çok iyi kanıtlıyor. Yazılarını okumaktan bu kadar zevk almamızın bir nedeni olmalı: Düşünce onun için asla bir jest, kibir ya da entelektuel bir egzersiz değil. Küçük bir çocukken içgudusel bir merakla bakmanın yetişkin disiplinine kavuşmuş hali sanki.

okumak için tıklayınız

O Vakit Son Mimoza – Cemil Kavukçu “insan asıl umudunu kaybettiği zaman ölür.”

“Balıklar karınları yukarı doğru ölürler ve yüzeye çıkarlar; bu, onların düşüş biçimidir.” André Gide O Vakıt Son Mimoza, Cemil Kavukçu’nun belki en hüzünlü kitabı. Kavukçu’nun, yaşamı her yönüyle kavrayan, her duygunun hakkını veren öykülerinde sıra hüzünde… Ama okuyunca göreceksiniz; en umutsuz anlarımızda bile bahçemize bir fidan diker, bir sokak hayvanıyla dost olur, ölüm döşeğinde gülümseriz. Çünkü

okumak için tıklayınız

Yalancılar ve Sahtekarlar Ansiklopedisi – Roelf Bolt

Yalancılar Ve Sahtekarlar Ansıklopedisi, insan olmaya “aldatma ve al-danma” penceresinden bakıyor; dünden bugüne, şöhretliden bilinmeyene, en “doğru” yalanları, en “gerçek” sahteleri, en başarılı sahtekarlık vakalarını bir araya topluyor. Pazardan edindiği askeri üniformayla zor kullanmadan şehrin belediye sarayını teslim alan Alman ayakkabıcı (bugün adına basılmış bir pul var); kısırlık tedavisi diye erkeklere keçi testikülü nakledip servet

okumak için tıklayınız

Herkes İçin Kolay ve Pratik Ayrımcılık, Ötekileştirme, Dışlama Rehberi

“Yaşanabilir bir dünya, kimliklerin ve benliklerin birbirlerinden üstünlük değil farklılık vurgusuyla, baskıcı değil özgürleştirici özelliğiyle ayrıştığı bir dünyadır. O dünyada özne, kendi eşsizliğini başkalarının sıradanlığından, bayağılığından, aşağılığından değil, herkesin eşsizliğinden alır. O dünyada eşsizliğin gücü, gücün tekbiçimliliğinden gelmez; herkesin farklı bir güç biçimi oluşturmasından ama herkesin eşit bir güç birimi olmasından gelir. O dünyada herkes

okumak için tıklayınız

Roman Gibi – Sabiha Sertel

Roman Gibi, hayatı bu adı fazlasıyla hak eden bir kadının, Sabiha Sertel’in hayatını anlatıyor. 1895’te Selanik’te başlayan yolculuğu 1968’de Sovyetler Birliği’nde, Bakü’de son bulan Sabiha Sertel, Türkiye basın ve yayın dünyasının en güçlü ve dirençli isimlerinin başında geliyor. “Cins bilinci”nin yanında “sınıf bilinci”ne de sahip olan Sabiha Sertel, bu “son” kitabında, Türkiye’de bir kadın olarak

okumak için tıklayınız

Çocukluğun Sonu – Arthur C. Clarke

Arthur C. Clarke, bilimi edebiyatla eşsizce birleştiren, bilimkurgunun üç büyük ustasından biri. Dünya üzerindeki uygarlığımızın kaderini, insan neslinin akıbetini irdeleyen yazarın ilk dönem başyapıtlarından Çocukluğun Sonu ise ters köşeye yatıran bir “öteki” anlatısı, farklı bir uzaylı istilası öyküsü.

okumak için tıklayınız

Kader Üzerine De Fato – Cicero

Marcus Tullius Cicero, yaklaşık iki bin yıl önce kaleme aldığı bu ufuk açıcı felsefi metniyle okurları kader üzerine düşünmeye davet ediyor. Kader ve özgür irade sorunuyla ilgili Yunan felsefe okullarının birbiriyle çatışan, farklı görüşlerini aktarıp yorumlarken sadece yaşadığı dönemin Romalılarına değil, bugünün okurlarına da bu çetin sorunu çözebilmelerinde yardımcı oluyor ve bir yandan da kader

okumak için tıklayınız

Çizgilerle Rosa Luxemburg – Soner Tuna

Marksist düşünce ve eylemin anıt isimlerinden Rosa Luxemburg, şimdi çizgilerin diliyle yeniden hayat buluyor. Soner Tuna, bir yandan Rosa’nın hayatını kendine has çizim tarzıyla resimlerken, bir yandan da onun yaşamından kesitleri ve düşüncelerinin yıllar içerisindeki gelişimini, akıcı bir dille özetliyor.

okumak için tıklayınız

Saray ve Zindan – Olga Forş

Sovyet edebiyatının önemli yazarlarından Olga Forş’un en sevilen romanlarından biri olan Saray ve Zindan, 19.yy’da Rus ordusunda görevli bir subayın, yıllarca sakladığı bir sırrın çevresinde şekilleniyor. Roman, aynı zamanda 19.yy’ın ortalarından Ekim Devrimi’nin ilk yıllarına kadar geçen sürede Rusya’nın siyasal ve toplumsal yaşamından kesitler sunuyor. Bu açıdan önemli bir tarihi belge niteliği taşıyor.

okumak için tıklayınız

Bir Cesedin Otobiyografisi – Sigizmund Krjijanovski

20. yüzyıl Sovyet edebiyatının ayrıksı çocuğu Sigizmund Krjijanovski ilk defa Türkçede. Kurmacadan çok rüya günlüklerini anımsatan bu öyküler derlemesi yazarın uyku ile uyanıklık, gerçek ile gerçek dışı, yaşam ile ölüm arasındaki ezeli mücadelesini gözler önüne seriyor. Sıradan gerçekliğin, olağandışılığa nüfuz ettiği bu on bir öykü, okurlarımızı esaslı bir edebi yolculuğa davet ediyor.

okumak için tıklayınız

Dilenciler – Aslıcan Kalfa Topateş

Tarihin en eski mesleklerinden biri de dilencilik. Aslıcan Kalfa-Topateş, kitabında her şeyden önce dilenciliğin, yoksullar için bir hayatta kalma stratejisi olduğunu hatırlatıyor. Tarihsel devamlılık olduğu gibi, bir değişim de var ama: Feodaliteden kapitalizme ve kapitalizm içinde refah devletinden küreselleşmeye, dilenciliğin “bağlamının” nasıl değiştiğini görüyoruz. Kitabın geniş bölümünü, Türkiye’nin toplumsal tarihinde dilenme kültürü ve onun değişimi

okumak için tıklayınız

Tımarhaneler – Erving Goffman

Patolojik olan, bir işleyiş bozukluğudur esasında. Bir şeyin, bir nesnenin, bir organın normal işleyişinden uzaklaşması, sapması hâlidir, kısacası ilişkiseldir. Psikiyatrist de, aynen bir saat tamircisi veya dâhiliyeci gibi, bu türden bir patoloji tanımından hareket eder, ancak bir farkla: Yelkovanın gerektiği gibi dönmemesi veya böbreğin beklenen enzimleri salgılamaması esasen teknik bir meseleyken, uygunsuz addedilen bir davranış

okumak için tıklayınız

Devrimcilerin Filistin Günlüğü (1968-1975) – Oktay Duman

Ülkemizde devrimci hareketin tarihi henüz bütünlüklü bir şekilde yazılabilmiş değil. Son yıllarda bu ihtiyacı gidermek için yakın tarihi irdeleyen sözlü tarih çalışmaları yapılıyor. Elinizdeki çalışma da, sözlü tarih çalışmalarının yeni bir örneği. Devrimcilerin Filistin Günlüğü, Devrimci hareketin bugüne kadar üzerinde pek kalem oynatılmamış önemli bir kesitini, geniş bir zaman dilimi kapsamında ele alınıyor.

okumak için tıklayınız

Kayıp Penguen Vakası – Carbayo Pilar Lozano, Alejandro Rodriguez

Dedektif Rino ve yardımcısı Paco gizemli vakaları şıp diye çözüyolar! Yani çoğu zaman… Fillerden biri kayıp mı olmuş? Aslanların yemeğini mi çalmışlar? Birileri kunduzları mı zehirlemiş? Pandanın üstüne bir kutu boya mı dökülmüş? Havuzda kan mı var? Sırtlana isimsiz mektuplar mı gönderiliyor? Devekuşuna tuzak kuran da kim? Ve geceleri ortaya çıkıp flamingoları korkutan bu gizemli

okumak için tıklayınız

Başımızda Kuşlar – Sandra Gobet

Bu kitap, kuşlarla birlikte yaşayan insanların ve insanlarla birlikte yaşayan kuşların öyküsünü anlatıyor. Öykünün mekânı düşsel bir ülkedir ve bu ülkede kuşlar, yuvalarını insanların başları üzerine yapar. İnsanlar, başlarının üzerindeki kuşlardan rahatsız olmak bir yana, onlar olmadan yapamazlar. Çünkü kuşlar, şükran borçlarını ödemek için insanların hayatlarını kolaylaştırıp eksiklerini kapatırlar. Herkes hayatından memnundur.

okumak için tıklayınız

İhtiyar Pastacı ve Kırmızı Kedileri – Tobias Aufmkolk

Dördü de kırmızı, dördü de oyuncu, dört sevimli kedi… Ve dördü de İhtiyar Pastacı’nın evinde yaşıyor. İhtiyar Pastacı’nın kedilerinden sonra hayatta en sevdiği şey, üzerinde kırmızı ahududu meyveleri bulunan lezzetli bir pasta. Fakat ahududuyu en az onun kadar çok seven biri daha var anlaşılan. Çünkü İhtiyar Pastacı ne zaman bir pasta yapıp soğumaya bıraksa, üzerindeki

okumak için tıklayınız