Türkiye Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Fakir Baykurt?un Kapanış Konuşması

Türkiye Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Fakir Baykurt’un Kapanış Konuşması
Değerli arkadaşlarım,
Devrimci Eğitim Şûrası, beş gün süren çalışmalarını bitirmiştir. Şûranın ilk günü Biga’dan telgraf gönderen yurttaşımızın dilekleri yorucu ve dikkatli çalışmalar sonunda saptanmıştır. Şûranın ilk günündeki ilgi son günün bu saatine kadar devam etmiş ve umutlarımız gerçekileşmiştir. Şûra, başından sonuna kadar eğitim sorunlarını mantıklı bir açıdan ele almış ve bütün araştırma, eleştirme ve tartışma olanaklarını kullanarak bu sonuçları ortaya koymuştur. Huzurunuzda böyle bir Şûranın kapanış konuşmasını yaparken, Milli Eğitim Bakanlığı’nın 1969 Mayısı’nda toplayacağını kısa süre önce açıkladığı “8. Milli Eğitim Şûrası”na da başarılar dilerim.
Şûramızın başlıca niteliği, eğitim sorunlarımızı, ülkemizin temel çelişkileri içinde ele alıp incelemeyi başarmış olmasıdır. Eğitimi, ülkemizin temel çelişkilerinden ayrı düşündüğümüz zaman dar açılar içine kapanıp kalıyoruz.
Ve aydınlık çıkar yollan bulamıyoruz. Kendimizi yada mesleğimizi ilgilendiren en küçük sorunun bile içinde bulunduğumuz temel çelişkilerle karşılıklı bir bağlantı içinde olduğunu kabul etmeden önümüzü aydınlatmak zordur.
Bugün ülkemiz, gelişmiş ülkelerin emperyalist baskıları altındadır. Bu baskılar birbuçuk yüzyıldır ticaret, politika ve askerlik ilişkileri yoluyla uygulanmaktadır.
Bundan dolayı iyice zayıflayan maliyemiz ve genel olarak ekonomimiz, yoksulluk ve geri bırakılmışlıktan kurtulma olanakları bulamıyor. Tanma bağlı olan çoğunluğumuz, çağ gerisinde kalmış bir toprak düzeni içinde üretimi artırıcı çareleri bulup uygulayarnıyor. Politika hayatımız işçiye, köylüye yeterli temsil olanağı vermiyor. Dış sermaye ile birleşik bulunan iç sermaye sınıflan, derebeylik döneminin temsilcileriyle birleşerek, üniversite öğretim üyesinden doktora, mühendise, avukata ve merkezdeki din adamına kadar pek çok güçleri ittifakına alarak ülkemizin yönetiminde egemen olmuşlardır. Ekonomik yapımızın, yani mülkiyet ve üretim ilişkilerimizin çelişkiler içinde oluşu, yukardaki kurumlarımızın da çelişkiler içinde bulunmasına yol açmaktadır. Bu çelişkilerden sıyrılıp çıkmadıkça eğitim sorununa çözümler bulunamayacağım anlamış bulunmaktayız. Şûramızın bütün üyeleri, Malatya Okul Hademeleri Sendikasından gelen Ahmet Benli’deu SBF Şehircilik Enstitüsü Müdürü Prof. Fehmi Yavuz’a kadar herkes, bu düşüncede birleşmiştir. Eğitimi mutlaka başka sorunlarla, özellikle ülkemizin temel çelîşkileriyle birlikte düşünmek gereğinden dolayı, öğretmenlerimizin ve bütün devrimcilerimizin çabalarını “politik faaliyet” diye engellemek isteyenlerin koyduğu taassuba artık boyun eğmeyeceğiz.
Beş gün çalışarak aldığınız kararların yüceliği ve onuru yanında, sorumluluğu olduğunu da bilmektesiniz. Nasıl bu sonuçlan yüce kılmayı başardıysanız, bunlan paylaşmayı da başaracaksınız. Şûra kararlannm gerçekleştirilmesi için üzerinize düşen görevleri, kuruluş kuruluş yeirne getireceksiniz.
Bunun için halkla ilişkilerimiz büyük önem taşımaktadır. Halkla ilişkilerimizde, aydın insanın bilgisinden, kültüründen gelme bir yumuşaklık içinde, ayıncı değil, birleştirici ve toplayıcı sloganlar çevresinde yer almak, hattâ
halkın anladığı anlatım biçimini kullanmak, bu suretle bütün devrimci güçleri birbirine kopmaz perçinlerle bağlamak gerekiyor. Çıktığımız okullar ve yetişme koşullarımız ne olursa olsun, devrimci görüş ve davranışta birleşmiş herkes, kendisini halkın çalışan çoğunluğu olan işçinin ve köylünün dâvasına vermiş herkes devrimcidir. Kendisini halkın dâvasına vermiş olan insan halkla sımsıkı olmak zorundadır. Devrimcinin gücü de buradan gelmektedir.
Bu noktayla ilgisinden dolayı şunu özellikle belirtmek isterim: Devrimci Eğitim Şûrası’nı, sadece Köy Enstitülerimizden yetişmiş öğretmenlerimiz değil, ülkemizin devrimci güçlerine güvenerek ve onlarla işbirliği yaparak, eğitmenden profesötre kadar bütün öğretmenlerimizin örgütlü bulunduğu Türkiye Öğretmenler Sendikası ? TÖS toplamıştır. Çalışmalann bir başansı varsa, bu başarı ortak çabamızın ürünüdür. Halkımızın karşısına bu görüş birliği ve gönül raahtlığı içinde çıkacağız.
Bugün bütün devrimcilerin güçlerini titizlikle birleştirmeleri gerekiyor, çünkü bugün her zamankinden zor ve sıkıştıncı koşullar içinde bulunmaktayız.
Bugün devletimiz, her zamankinden daha geri bir tutumun içine itilmek istenmektedir. Bunun eğitimdeki belirtisine bakınız:
1962 İlkokul Program Taslağı’nm eleştirisini yaparken diyorduk ki: “Bu taslak, kasıtlı olarak öğrencilerin bilgisini sınırlamaktadır. Bu program, insanı bilinçlendirecek ve uyandıracak konuları programdan çıkarmak suretiyle, duruk, çağımıza aykırı insanlar yetiştirme amacı güdüyor. Bu yüzden Tarih’ten Reformlar’ı Fransız Büyük Devrinü’ni çıkarıyor. Dört milyon öğrenci, en az yirmi yıl süreyle ilkokullarımızı dolduracak, fakat reform ve devrim sözünü duymadan gelip geçecek. İnsan daha küçük yaştan bu gibi
kavramları duymaz ve tarihten bunun örneklerini öğrenmezse, bugünkü sorunlarına devrimci çözümler açısından bakamaz. Reform ve devrim isteklerini destekleyemez. Herşeye evet diyen, haksızlığa boyun eğen, zulmün yeryüzündeki bozuk düzen sonucu olduğunu değil, bir gökyüzü otoritesinden geldiğine inanan, kişiliksiz, korkak bir insan olur. Bu tip, Cumhuriyetin bizden istediği tip değildir.”
1968’de basılan yeni taslağa bu konular alındı. Bunu memnunlukla karşıladık.
Fakat bir de baktık ki 1968 taslağı bu sefer başka bazı önemli bilgileri alıp götürmüş. Örneğin Yurttaşlık Bilgisinden Yurttaşların, devlete karşı görevleri taslakta var, fakat Devletin yurttaşlara karşı görevleri, yok! Daha iyi bir inceleme fırsatı bulamadık, yeni çıktı çünkü. Daha ne eksikler var kimbilir! Tutucu bir yönetimin eğitim yoluyla yarınki Türkiyenin insanlarını nasıl biçimlendirmek istediğini görüyorsunuz. Öyle bir yurttaş istiyorlar ki, onlar görevlerini inceden inceye, kılına virgülüne kadar bilecekler.
Devletin kendilerine karşı görevlerini de bilseler iyi. Fakat programda buna yer yok! Bilinçsiz, dilsiz, ağızsız, kul gibi bir yurttaş istiyorlar. Hiçbir şeye baş kaldırmasın. Herhangi bir haklan davacısı olmasın. Bugüne kadar böyle kul yönetir gibi yönettik, bundan sonra da kul yönetir gibi yönetip gidelim, diyorlar. Demokraside böyle bir anlayış Millî Eğitime yakışmaz. Onun için bugün karşı karşıya bulunduğumuz zorluklar eskisinden fazladır. Devrimcilerin biribirleriyle takışmayı bırakıp, görüş ayrılıklarım büyütmeden, ortak noktalarda birleşmeleri ve bu sosyal mücadeleyi omuz omuza yürütmeleri gerekmektedir. Ülkemiz bu kadar iç ve dış baskılar altında, geri ve yoksul bir haldeyken, toplumcu güçlerin bölünmesi doğru değildir. Bu Şûraya üye olmuş devrimcilerin, bütün devrimcileri ve halkı kaynaştırmak görevleri olduğunu belirtmek isterim. Bu mantıkla çalıştığımız zaman, devrimci eğitim etkili olacak, devrimci güç işleyecek ve yurdumuzda dünyanın en güzel çiçeklerinden biri açacaktır.
Devrimi ve her şeyi halk yapar diye beklemek doğru bir tutum olamaz bugün. Elbet halk yapar, halkın gücü yapar. Fakat ne zaman .nasıl? % 50’den çoğu henüz okuma ve yazma bile bilmeyen ve devrimci yönde bilinçlenmemiş bir halk, hakkını hukukunu nasıl bilir de devrimi yapar? Vaktiyle o halkın göğüslerinden beslenmiş olan aydınların, öğretmenlerin bugün ona öncülük etmesi, onu uyandırması ve bilinçlendirmesi gerekir. Halkımız buna muhtaçtır, aydınlar da mecburdur.
Halka öncülük ederken, kullanılacak bilgilerin doğru olması, birbiriyle kaba çelişkilere düşmemesi gerekir. Beş gündür burada bile gördük ki, kullandığımız istatistiklerin çoğu biribiriyle çelişmektedir. Bu çelişik bilgilerle halkın karşısına çıkmanın yaran yoktur. Kendi toplum ve ülkemizi daha iyi tanımak, onu araştırmak, bilimsel yollarla öğrenmek, sonuçta elde ettiğimiz bilgileri halka anlatmak durumundayız. Şûramızın ortaya koyduğu bu ihtiyaç üzerinde görüş birliğine varılmasından Sendikamız adına bahtiyarlık duymaktayım. Toplum ve ülkemizi inceleyerek elde edeceğimiz bilgiler en çok öğretmenlerimizin işine yarayacaktır. Karşımızdaki insanlarla çatışırken çürütülmez kanıtlarla ortaya çıkmamız gerekir. Halkı inandıramadığımız sürece, onu bulunduğu yerden tek santim bile kıpırdatamayız.
Sözlerimin burasında. Şûra sırasında konuşmasını zevkle dinlediğimiz Hakkı Yalçın arkadaşımın bir sözünü anacağım : “Önce kendimizi eğitmek zorundayız. Sonra örgütlerimizi güçlendirmek ve bütünlemek, daha sonra da halkımızla işbirliğini artırmak…” Hakkı Yalçm’m bu sade önerisi hepimiz için düstur olacak değerdedir. Bu öneriyi halkla elele vermemizin bir anahtarı olarak görmekte ve paylaşmanızı dilemekteyim.
Beş gündür çok yoruldunuz. Bazı gün çalışmalar, gece yarılarım geçene kadar sürdü. Bazı komisyonların tan yeri ağarana kadar çalıştığını görmekten kıvanç duydum. Bugün Şûra yapmak için yorulan sizler, yarın okul programları. Milli Eğitim plânlamaları yapacaksınız ve topluma daha çok yararlı olacaksınız.
Çalışmalarımızın sona erdiği bu dakikalarda, Devrimci Eğitim Şûrası’nı kapatırken onun hazırlanmasında, yönetiminde ve her türlü yükünün omuzlanmasında emeği geçmiş bütün arkadaşlarımızı, ad söylemeden, birini ötekinden ayırmadan, en candan saygılarla ayrı ayn anıyorum ve hepsine, hepinize teşekkür ediyorum.
Türkiye’de devrimci eğitim ve çabalar ergeç amacına ulaşacaktır.
Devrimci Eğitim Şûrası, Türk ulusuna armağan olsun.

Ayakta ve uzun alkışlarla karşılanan kapanış konuşmasından sonra Can YÜCEL kürsüye çağırıldı. Ayakta ve hep birlikte aşağıdaki ant içildi:

DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÛRASI ANDI
Türküm, doğruyum, devrimciyim.
Yasam, iç ve dış gâvuru dışarı atmak,
Yurdumu tezelden kalkındırmaktır…
Ülküm ,işçiye iş,
Köylüye toprak,
Bebeye süt.
Yavruya ekmek ve kitap.
Gence gelecek sağlamaktır…
Varlığım ulusal kurtuluşumuza ve bağımsızlığımıza armağan, olsun…

Salondan bir ses yükseldi:
“? Hocamız Cahit Batmaz kürsüye! Hep birlikte Dağbaşmı söyletsin bize!..”
Cahit Batmaz sahnenin önüne geldi, ellerini havaya kaldırdı. “Dağ Başını Duman Almış” marşı coşkunlukla ve gür bir sesle söylendi.
Şûra sona erdi.

DEVRİMCİ EĞİTİM ŞURASI
İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ Sayfa(Bş-Bt):5-8

GENEL BAŞKAN FAKİR BAYKURT?UN DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÜRASI?NI AÇIŞ KONUŞMASI Sayfa(Bş-Bt):15-28

KOMİSYON – 1 DEVRİMCİ EĞİTİMİN AMAÇLARI İLKELERİ YÖNTEMİ Sayfa(Bş-Bt):29-36

KOMİSYON – 2 GERİ KALMIŞ ÜLKELERİN EĞİTİMİ ÜZERİNDE EMPERYALİST ve KAPİTALİST ETKİLERİ Sayfa(Bş-Bt):37-115

KOMİSYON – 3 ANAYASADA EGlTİM İLKELERİ ve ÜLKEMİZDEKİ TEMEL ÇELİŞKİLER Sayfa(Bş-Bt):117-138

KOMİSYON – 4 BUGÜNKÜ EĞİTİM KURUMLARI ve YENİ KURUMLARA İHTİYAÇ Sayfa(Bş-Bt):139-250

KOMİSYON – 5 TÜRK TOPLUMUNUN KÜLTÜR ve SANAT SORUNLARI Sayfa(Bş-Bt):251-300

KOMİSYON – 6 TÜRK EĞITIMINDE ÖĞRENCI SORUNLARI Sayfa(Bş-Bt):301-366

KOMİSYON – 7 KÖY ENSTİTÜLERİ UYGULAMASINDAN ÇIKAN SONUÇLAR Sayfa(Bş-Bt):367-394

KOMİSYON – 8 EKONOMİK ve TEKNOLOJİK AÇIDAN DEVRİMCİ EĞİTİM Sayfa(Bş-Bt):395-422

KOMİSYON – 9 TÜRK EĞİTİMİNDE ÖĞRETMENİN YERl ve SORUNLARI Sayfa(Bş-Bt):423-474

KOMİSYON – 10 TÜRK EĞİTİMİNİN PLANLANMASI Sayfa(Bş-Bt):475-498

ŞÛRA BİLDİRİSİ Sayfa(Bş-Bt):499-502

TÜRKİYE ÖĞRETMENLER SENDİKASI GENEL BAŞKANI FAKİR BAYKURT?UN KAPANIŞ KONUŞMASI Sayfa(Bş-Bt):502-505

DEVRİMCİ EĞİTİM ŞÜRASI’NDAN NOTLAR Sayfa(Bş-Bt):507-508

ŞÜRA’YA KATILANLAR Sayfa(Bş-Bt):509-521

Yorum yapın

Daha fazla Eğitim
1968 Devrimci Eğitim Şurası / Komisyon 10: Türk Eğitiminin Planlanması

1968 DEVRİMCİ EĞİTİM ŞURASI / KOMİSYON 10: TÜRK EĞİTİMİNİN PLANLANMASI Nejat ERDER Mehmet EMÎRALIOĞLU Ahmet BENLİ Abidin ÇANKAYA Cafer ÖZTÜRK...

Kapat