Yazar: cemalumit

Simone de Beauvoir: Kadın Doğulmaz, Kadın Olunur! (1975) | Türkçe Altyazılı

1975 tarihli “Simone de Beauvoir: Neden Feministim?” adlı 50 dakikalık kayıttan kısa bir kesit. Çeviri: Ümid Gurbanov Ünlü feminist kuramcı Simone de Beauvoir, 1975 yılında katıldığı bir TV programında -ki kendisinin televizyona çıktığı ender anlardan biridir bu- İkinci Cins kitabı bağlamında feminizmin ne olduğunu ve önemini anlatıyor, kadın-erkek eşitsizliği ve kadınlara yönelik uygulanan baskı ve

okumak için tıklayınız

Jacques Lacan Konuşuyor! – Louvain Konferansı (1972) | Türkçe Altyazılı

Psikanaliz, yirminci yüzyılda en çok tartışılan kuramsal alanlardan biri olmuştur hiç kuşkusuz. Sigmund Freud’un gerek bilinç gerekse de bilinç dışı üzerine yaptığı çalışmalar beraberinde pek çok lehte ve aleyhte görüşün doğmasına yol açmıştır. Psikanalizin bu çalkantılı dünyasında, Jacques Lacan da en az Freud kadar önemli ve etkili bir isim olmuştur. Lacan’ın özellikle “bilinç dışının bilimi”ni

okumak için tıklayınız

Kriton veya Ödev Üzerine – Platon

Sokrates, toplumun inandığı tanrılara saygı duymama, yeni tanrılar icat etme ve gençlerin ahlakını bozma suçlamasıyla idama mahkûm edilir. Ancak cezası hemen infaz edilmez, çünkü Atinalılar cezanın infazı için, kutsal bir vazifeyle Delos’a gönderdikleri heyetin geri dönmesini beklemektedirler. Sokrates’in infazından iki gün önce, söz konusu heyeti taşıyan geminin artık Atina sularına girdiği yönünde haberler gelmeye başlar.

okumak için tıklayınız

Başkalaşımlar – Lucius Apuleius “Roma İmparatorluğunda sıradan insanların gündelik hayatlarının çarpıcı yanlarını alaycı ve eğlendirici bir ifadeyle sunan öyküler”

Farklı farklı öyküleri birbirine örerek dost canlısı kulakları birkaç hoş fısıltıyla okşamak isterim; tabii Nil’den gelen şu sivri uçlu kamışla yazdığım Mısır papirüsüne göz gezdirmeye üşenmezsen. İnsanların biçimlerinin ve yazgılarının başka görünümlere dönüşmesine ve iç içe örülerek yeniden kendi asıl halini almasına şaşırıp kalacaksın. Öyleyse başlayalım. Birbirinden ilginç öyküleri peş peşe dizerek okuruyla ilgisini hiç

okumak için tıklayınız

Ziya Gökalp, Kemalizm ve Türkiye’de Korporatizm – Taha Parla

Türk siyasal düşüncesinin, hatta diyebiliriz ki Türk kamu felsefesinin temel eğilimi korporatizmdir. İster dayanışmacı ister faşist alt türleriyle olsun, bu eğilimin temel özelliği kapitalizme antiliberal bir teorik-ahlaki rasyonel sağlamaya çalışması ve Marksizm ile sosyalizme karşı olmasıdır. Korporatizm, toplumu birbirlerini uyum içinde tamamlayan organlardan, meslek zümrelerinden oluşan bir organizma olarak görür. Hem liberalizmin bireyciliğini, hem de

okumak için tıklayınız

Yazı ve Fark – Jacques Derrida “Kitap labirenttir. Çıktım derken, daha da dalıyorsun.”

Modern düşüncenin klasiklerinden biri olarak, okumaya ve yazmaya odaklanmış bir kitap bu. Okumanın yazmak, yani “zeyil” yapmak olduğunu kabul eden Jacques Derrida’nın 1959-1966 arasındaki özgün okumalarından oluşuyor: Rousset, Foucault ve Descartes, Jabès, Levinas, Artaud, Freud, Bataille ve Lévi-Strauss hakkındaki denemelerinden. Bu yazılar bir yandan modern düşüncenin gelenekten kopmayı amaçlamış akımlarının nasıl geleneksel veçheler taşıdığını, metafizik

okumak için tıklayınız

Sermayenin Mikropolitikası – Şimdiki Zamanın Tarihöncesi ve Marx

Kapitalist üretim, son otuz yılda derin bir başkalaşım geçirdi. Mal ve hizmet üreticisi olan sermayeyi, eskiden üstyapı olarak adlandırılan fikir, inanç, algı ve beğenilerin üretiminden ayırt etmek artık olanaksız. Bu dönüşüm emeğin de temelden başkalaşımını beraberinde getirdi: Artık yalnızca fiziksel emek gücü değil, bilgi, duygulanım ve arzular da işe koyuluyor. Hasılı, kapitalist üretim “mikropolitika” tabir

okumak için tıklayınız

Yaşam Nedir? Biyolojinin Kimyaya Dönüşümü – Addy Pross

Canlı varlıklar nasıl tanımlanabilir? Onları cansız maddelerden ayıran özellikleri nelerdir? İkisi de aynı “ölü” moleküllerden oluştuğu halde birbirlerinden nasıl bu kadar farklı olabilirler? Peki ya ilk canlının ortaya çıkışı? Darwin’in evrim kuramı bütün canlıların tekhücrelilerden nasıl türediğini büyük bir başarıyla açıklamasına rağmen, ilk canlının nasıl ortaya çıktığı sorusunu yanıtsız bırakır. İşte bu kitap tam da

okumak için tıklayınız

Pastoralya – George Saunders “kara mizah türünün çok iyi bir örneği”

“Çok güzel bir dünyada yaşıyoruz, güzel maceralar, çiçekler, kuşlar ve harika insanlarla dolu, ama ne yazık ki bu dünyada çürük elmalar da var.” Dünyanın yaşayan en iyi öykücülerinden sayılan George Saunders’tan canlı ayrıntılarla kurgulanmış, tamamen kendine özgü bir sosyal hiciv: Pastoralya. Yedi hikâyeden oluşan Pastoralya’nın ilk hikâyesi, kitaba adını veriyor. Novella tarzındaki bu uzun hikâye,

okumak için tıklayınız

Oyun yazarı olarak Maksim Gorki, Ataol Behramoğlu

Yaratıcılığıyla Sovyet Rus edebiyatını başlattığı kabul edilen, sosyalist gerçekçilik akımının kurucusu sayılan Maksim Gorki, yapıtlarını iki çağın (19.Yüzyıl-20.Yüzyıl) kesiştiği noktada verdi. Marangoz bir babanın ve köylü kökenli bir ananın çocuğu olarak dünyaya gelen Maksim Gorki’nin, yapıtlarında, devrim öncesi, devrim yılları ve devrim sonrası Rusya’sının sorunları bütün genişliğiyle yansıdı. Ona dünya çapında ün getiren ilk hikâyeleri

okumak için tıklayınız

Dersim – Alevilik, Ermenilik, Kürtlük – Gürdal Aksoy

“… Duzgı’nın Mehr’in (Avesta Mithra) bir devamı olduğu şeklindeki yakın tarihli bir tespite ek olarak, Zerdüşti Ermenilerin tanrısı Vahagn ile Dersimli Alevi Kürtlerin evliyası Tujik Bava arasındaki devamlılık da Ermenilerin Alevi Kürt kültürü üzerindeki etkileri ya da devamlılığı babında, satırlar arasında kaybolacak türden bir bulgu değildir…” Özellikle Alevi ve Kürt kültür tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla

okumak için tıklayınız

Herkesin Bildiği Sır: Dersim – Derleyen: Şükrü Aslan

Bir eski öyküdür bileceksiniz Masallardan kalmıştır Dersim Ülkemin ortasında gizli Yanık bir türküdür Dersim Yıl otuz sekizdi dağlarda İri ceviz ağaçları ve atım vardı Belki bir gökyüzü savaşçısıydım Bir arpa ekmeği kadar sıcaktı Toprağım, karım ve çocuklarım Oysa soğuk bir kuştur Parıldar süngü Bana niçin uzaksın düşündün mü? Kurda kuşa dostluğumu düşündün mü? Bu sularda

okumak için tıklayınız

İyi Aile Yoktur – Nihan Kaya

İyi aile yoktur. Ya da paradoks şu ki iyi aile, “İyi aile yoktur” düsturuyla hareket edebilen ailedir. İnsanlar çocuk sahibi olduğunda farkında olmadan kendi çocukluğuna dair hisleri yaşar. Çocuğumuzla ilişkimiz, anne-babamızla ilişkimizin devamıdır. Çocuğumuzla doğru bağ kurma, kendi çocukluğumuzu ve içimizdeki çocuğu tamir etmekle olur. Her insanın içinde anne, baba, çocuk vardır ve güçlü psikoloji

okumak için tıklayınız

İyi Toplum Yoktur – Nihan Kaya

Nihan Kaya, çok ses getiren kitabı İyi Aile Yoktur’dan sonra, hiç farkında olmadan topluma uygun hâle getiriliş biçimlerimizi ve bu mekanizmanın hem toplumun hem de bireyin gerçekten var olabilmesini nasıl engellediğini anlatıyor. İyi Aile Yoktur’un devam kitabı olan İyi Toplum Yoktur, sünnet, nikâh, düğün, kına gibi törenlerin bize anlatılandan çok başka amaçlara dayandığını, her törenin

okumak için tıklayınız

Schopenhauer: Ateşli hayal gücü öteden beri hep mektep kaçağıdır.

Kendileri dışında sair herkes hakkında en az fikre sahip insanlar yazmaktan ve okumaktan başka işi olmayan insanlardır denebilir. Eğer elinden okumaktan ve yazmaktan başka bir şey gelmeyecekse insanın okuma yazma bilmemesi daha iyidir. Umumiyetle elinde bir kitapla dolaşan aylak bir adam gerek etrafında olup bitene, gerekse kendi kafasının içinden geçenlere dikkat kesilme gücünden veya isteğinden

okumak için tıklayınız

Schopenhauer’ın son günleri ve ölümü

İstenç Yok, Tasarım Yok, Dünya Yok Schopenhauer’ın son yıllarında nispeten sağlığı iyiydi, devamlı hareket ediyor ve temiz hava alıyordu. Hasta olan DoB’a nasihat üstüne nasihat veriyordu: “Her gün iki saat hızla yürü, bu sana bütün banyolardan daha iyi gelecek, üstelik de bedava. Bu gezintilerim olmasa yetmiş iki yaşımda, her zaman olduğum ve olacağım kadar sağlıklı,

okumak için tıklayınız

Güzelin Algılanışı Neden Bizi Mutlu Eder? – Arthur Schopenhauer

Güzelin Algılanışı Neden Bizi Mutlu Eder? Başeserimde (Piaton’un) idealar öğretisini ve onunla ilişkili olan şeyi, yani saf bilme öznesini yeteri kadar ayrıntılı olarak ele aldığım için, bunun bu anlamda benden önce hiçbir surette ele alınmamış bir değerlendirme olduğu zihnimdeki yerini korumamış olsaydı, burada ona bir kez daha geri dönmeyi gereksiz bulurdum. Bu sebepten ötürü eğer

okumak için tıklayınız

Şiir Üzerine – Arthur Schopenhauer

Divina Commedia’nın (İlahi Komedya) büyük şöhretinin bana abartılı göründüğünü içtenlikle kabul ederim. Büyük ölçüde bunun sorumlusu temel fikrin aşırı saçmalığıdır ve bunun bir sonucu olarak Hıristiyan mitolojisinin en itici boyutu Infemo’da derhal dikkatimize canlı bir şekilde sunulur. Üstelik üslup ve telmihlerin karanlıklığının da bunda payı vardır: Omnia enim stolidi magis admirantur, amantque, lnversis quae sub

okumak için tıklayınız

İlk kürtçe-latin alfabesini hazırlayan araştırmacı İsahak Marogûlov

Kürtçe için ilk Latin alfabeyi hazırlayan İsahak Marogûlov’un 140. doğum yılı. Hazırladığı Kürtçe Latin alfabesinin kabulünün ise 80. yılı. Kürtçe’nin gelişimi için büyük sarfeden Marogûlov 1933 yılında hayatını kaybetti. Kürtçe-Latin alfabesini hazırlayan İsahak Marogûlov, hayatı boyunca alfabe, dilbilgisiyle birlikte, Kürtçe öğretmenliği yaptı, akedemik yazılar kaleme aldı Aslen Asuri olan İsahak Marogûlov 1868 yılında dünyaya geldi.

okumak için tıklayınız