Yazar: cemalumit

Bellekteki Che, Ernesto Che Guevara

Che Guevara’nın günlükleri, öyküleri, mektupları ve daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğraflarından oluşan “Bellekteki Che”, Everest Yayınları tarafından yayınlandı. Yayınevinden yapılan açıklamaya göre, kapsamlı bir albüm çalışması olan kitap, tüm dünyanın kararlı bir devrimci olarak tanıdığı Che’nin iç dünyasına bir yolculuk niteliği taşıyor. İçerdiği röportajlarla ünlü devrimci Che Guevara’yı kendi ağzından tanıma imkanı sunan kitap,

okumak için tıklayınız

İlkçağ Tarihi – 2 Roma, V. Diakov, S. Kovalev

V. Diakov, S. Kovalev, İlkçağ Tarihi – 2 eserinde, insanlık tarihinin karakteristik bir dönemini oluşturan Roma Uygarlığını inceleniyor. Antik Yunan uygarlığının yıkılmaya yüz tutmasından başlayarak öne çıkan Roma, katı köleci özellikleriyle öne çıktı. Kıtalara yayılan bu imparatorluğu tüm yönleriyle mercek altına alan bu kitapta, cumhuriyetin doğuşu ve yıkılışı, monarşinin yükselişi, kitlesel köle ayaklanmaları, kültürel bunalım

okumak için tıklayınız

İlkçağ Tarihi – 1 Ortadoğu, Uzakdoğu, Eski Yunan, V. Diakov, S. Kovalev

İlkçağ Tarihi, ilkel topluluk düzeni ile Ortaçağ arasında yer alan uzun bir tarih kesitini materyalist bir bakışla incelemektedir. Bu dönemin incelenmesi, insanın kökeni, dinin doğuşu, sanatların ve bilimlerin ortaya çıkışı, sınıfların ve devletin oluşumu gibi çok önemli sorunların aydınlatılmasını sağlar. İnsanlığın aştığı o güç yolu, atalarımızın doğa karşısında verdiği kahramanca savaşı inceler. İki ciltlik eserin

okumak için tıklayınız

Tepetaklak / Tersine Dünya Okulu, Eduardo Galeano

“Cardona Köyü’ndeki komşularının bakış açısına göre, yaz kış aynı elbiseyle dolaşan Toto Zaugg müthiş bir insandı: Toto asla soğuk almaz, diyorlardı. Toto bir şey demiyordu. Soğuk alıyordu. Alamadığı şey paltoydu.” Eduardo Galeano’nun Tepetaklak / Tersine Dünya Okulu (Patas Arriba La Escueladel Mundo Al Reves) adlı kitabı, dünyanın aldığı korkunç hali gözler önüne seriyor. Ama bunu

okumak için tıklayınız

Felsefenin Politik Vaadi Hâlâ Geçerli mi? – Kutlu Tuncel

Zizek, bir yerde kapitalist totaliter tahakküme karşı, “soyut özgürlük” konumuna çekilmeyi önerir. Bu geri çekilme, verili bir parlamenter mevzi savaşını yeniden örgütlemek ya da legal alanın[1] içine gömülü sol mücadelenin derinleştirilmesinden öte bir şeyi imler: bütün reformist muhakemeleri geçersizleştirecek şekilde, özgürlük konseptinin yeniden tanımlanması. Bu yeniden tanımlama prosedürü sırasında her halükarda Adorno’nun, somut özgürlüksüzlük ve

okumak için tıklayınız

Spinoza’nın İyi-Kötü Ayrımı ve Ahlâk Karşısında Etik – Hasan Cem Çal

Spinoza’nın, çokça ünlenmiş olan Etika’sını yazmadan önce de iyi-kötü sorunsalıyla uğraşmış olduğunu biliyoruz. İyi-kötü sorunsalından kasıt, iyinin ve kötünün ne olduğu ya da, başka bir deyişle, ne ifade ettiğidir. Spinoza’nın bilinen ilk kitabı olan Kısa İnceleme’de dahi bu meseleye ayrılan bir bölüm vardır. İyinin ve kötünün mahiyeti, Spinoza’da, duygular ve duygulanımlarla ilişkisi ekseninde Etika’da ve

okumak için tıklayınız

“Spinoza Tayfası”: Spinoza’yı Yanlış mı Tanıdık Yoksa? Ahmet İlhan

Teolojik-Politik İnceleme ve Etika adlı eserleriyle dinî dogmalar ve duygulanımlar üzerine devrimsel çalışmaları ile tanınan Bento Spinoza, 17. yüzyıl Avrupa’sında, bilimsel aydınlığın ve dogmatik karanlığın keskin karşılaşmalarının, zirvedeki hesaplaşmaların yaşandığı bir süreçte doğdu, yaşadı ve öldü. Bahsi geçen yıllar, din ve mezhep savaşlarının, şiddetli teolojik tartışmaların, baskıcı dinsel hüküm ve yönetimlerin ve bunun tersine çok sayıda bilimsel buluşun,

okumak için tıklayınız

Döngel Dünya – Ethem Baran “Yeşilçam melodramlarının sıcaklığına sığınan gariplerin öyküleri”

Mahallede, evde dikiş diken bir erkek yadırganmazdı, öyle hatırlıyorum. Para veren de olmazdı. Bu işi para için yapmazdı babam… Babam yokken, dikiş makinesinin küçük çekmecesindeki terzi yüksüğünü alır, parmak parmak dolaştırırdık. Parmağımıza bol gelen o yüksükle, iğneli iğnesiz, dikişli dikişsiz nice oyunlar uydurur, kaybedeceğimizden korkan annemizden ne azarlar işitirdik. Bir masal oyuncağını andıran bu yüksük,

okumak için tıklayınız

Mıknatıs-Ses / Rezonans ve Sanatın Politikası – Nermin Saybaşılı

“Ses yazıyı ve anlamı nereye götürür? Eleştirel düşünce ne kadar titreşim, ne kadar rezonans taşır? Her metin imge ve sözden meydana geldiğine göre ses tınlar, anlam çınlar mı? “Bir anlam arayışının taşıyıcısı olan ‘mıknatıs-ses’ son kertede yaşamanın gücüne ve yüküne işaret ediyor: Nefes ile düşünce arasındaki ilişki, yaşamı sürdürmek ile bilgi üretmek arasındaki devinim süreklidir.

okumak için tıklayınız

Yaşasın Bencillik

“Bencillik kolundan tutmasa, erdem pek uzaklara gidemezdi” diyen La Rochefoucauld, bilim yolundan gelmiyor. O, daha çok, Sainte-Beuve’ün dediği gibi, yemeklerden sonra eğlenmek için düşünceler karalayan, giderek yaptığından etkilenen, düşüncelerinin tadına varan, tadına vardıkça da onları daha bir düzenlemek gereğini duyan akıllı bir adamdır: Çeşitli davranışları tek açıdan ele almış, soyut olarak yorumlamıştır. Yaşadığı çağ, XVII.

okumak için tıklayınız

Bertrand Russell: İbn Rüşd; İslam felsefesi için bir sondu, Hristiyan felsefesi içinse bir başlangıç

İbnu Rüşd (Avrupalılar Averroes derler) (1126-1198) İslâm dünyasının öbür ucunda yaşamıştır. Cordoba’da doğan İbnu Rüşd’ün babası ve büyük babası kadıydı, kendisi de önce Sevilla’da, sonra Cordoba’da kadılık yapan İbnu Rüşd, önce teoloji, fıkıh, sonra tıp, matematik ve felsefe tahsil etmiş, halife Abu Yakub Yusuf’a Aristoteles’in eserlerini şerhetmeye yetenekli bir kişi olarak tavsiye edilmişti. (Bununla birlikte

okumak için tıklayınız

Platon’un Devlet’inde İdealar Kuramı – İrem Kılıç

Bu makalede yapılmak istenen Platon’un idealar kuramını açıklamak, yani değişim içinde olan ve onun bilgisi ile, değişmeyen ve onun bilgisi arasındaki ilişkinin nasıl açıkladığını belirlemek olacaktır. Ayrıca çalışmanın bir diğer amacı Platon’un idealar kuramından hareketle Devlet’i anlamaya çalışmaktır. Bunun için Platon’un Devlet adlı eserinin 6-7-8 ve 9’nolu diyalogları/kitapları tartışılacaktır. Bu diyalogların seçilme nedeni; Platon’un idealar

okumak için tıklayınız

Bakkhalar – Euripides “En büyük bilgelik kendine egemen olabilmektir.”

Atina’nın yetiştirdiği üç büyük tragedya şairi arasında en fazla eseri günümüze ulaşan sanatçı olarak özel bir yeri vardır. Bu durum şenliklerde Aiskhylos ve Sophokles kadar birincilik ödülü kazanmamış olsa da halk arasında daha çok beğenilen bir şair olmasına bağlanır. Euripidesin oyun kahramanları insana özgü zayıflık ve kusurları taşırlar, yaşadıkları tragedyalar da bu kusurları ile vazgeçemedikleri

okumak için tıklayınız

Salgın Hızı ve Sokaklar – Dr. Suat Kamil Aksoy

Sevgili arkadaşlar burada öyle kanıta dayanmayan mantık yürütmelerle kimi aykırı sözler bulmanın peşinde oldum. Ne yapalım ben buyum. Yazdığım iktisat metninin de derdi aynıydı. Neyse salgın konusunda daha önce de beyan etmiştim. Evlere kapanmanın yayılma hızında herhangi bir düşüş yapmayacağını dile getirmiştim. Sadece salgın içerisinde yayılacağı kitle daralacağı için sonuçta daha az can alacaktı. Tabi biz bu sonuca ulaşmadan önce

okumak için tıklayınız

Tomris Uyar’a Aşık Olmak

1950’li yıllar şiirde bir milattır: “İkinci Yeni”nin şairleri, edebiyata, “Garip” ve “1940 Toplumcu Gercekçi Kuşağı”dan faklı olarak, şiirin yanında yaşam tarzlarına da değişik imge, çağrışım ve soyutlamalarla özgün bir bakış açısı getirdiler. Aklın, mantıksal işleyişine sırt çevirmelerinden kaynaklı olarak, gerçeküstücülüğü daha bilinçli benimsediler. Şiirde, “anlamın” dışında imgeyi ön plana çıkarmaları, konuşma dilinden uzak, alternatif bir

okumak için tıklayınız

KORKUDA BİR KAVRAM: Ateş yakıyor, gök gürlemesi ürkütüyor, su boğuyor, yel sürüklüyordu.

KORKUDA BİR KAVRAM Bir XVIII. yüzyıl düşünürü, Volney (Constantin François, Comte de Chasseboeuf, 1757-1820), gök ölçüsünün hikayesini kendi açısından; şöyle anlatıyor: İlk insanların hiçbir düşünceleri yoktu. Önce kollarını, bacaklarını kullanmasını öğrendiler. Gittikçe; babalarının deneylerinden yararlanarak geliştiler. Yaşama araçlarını sağlama bağladıkça zekaları, ilkel gereksemeler (ihtiyaçlar) zincirinden kurtularak dolayısıyla anlamalara; sonuç çıkarmalara (istidlallere) yöneldi. İnsan zekası, giderek,

okumak için tıklayınız

Nişanlılar – Alessandro Manzoni “İtalyanca’da yazılan ilk tarihî roman”

İtalyanca’da yazılan ilk tarihî roman olma özelliğini taşıyan Nişanlılar, bu türün seyrini değiştirirken anlattığı ülkenin ruhunu da yakalayabilmiş bir şaheser. Lombardiya’nın 1620’lerde İspanyollar tarafından işgalinin gölgesinde Renzo ve Lucia isimli iki gencin aşkını hikâye eden Nişanlılar, Alessandro Manzoni’nin “Risorgimento” öncesi İtalya’ya, Katolik inancına ve tarihî romana dair fikirlerini ustaca harmanladığı bir başyapıt. Lucia’ya âşık despot

okumak için tıklayınız

Aydınlanma İdeallerinin Bunalımı

“Giriş”te devrimi hazırlayan 18. yüzyıl Fransız filozoflarının varolan her şeyin tek yargıcı olarak nasıl usa başvurduklarım gördük. Ussal bir devlet, ussal bir toplum kurulmalıydı; ölümsüz usa karşı olan her şey, amansızca ortadan kaldırılmalıydı. Aynı biçimde, bu ölümsüz usun, o zamanlar bir burjuva olmaya doğru evrim geçiren 18. yüzyıl yurttaşının ülküselleştirilmiş anlığından başka bir şey olmadığım

okumak için tıklayınız