Yazar: cemalumit

Alafranga Züppeden Alafranga Haine – Berna Moran

Türk romanından batılılaşma sorunsalı dolayısıyla alafranga züppe tipinin önemli bir yer tuttuğunu ve çeşitli yazarların bu tipe ilgi duyduğunu gördük. Ama Tanzimat romanındaki Felâtun ve Bihruz beylerle, Peyami Safa ve Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun 1920’lerdeki romanlarında sergilenen alafranga züppeler arasında büyük fark vardır. Bu tipin geçirdiği evreleri izlemek için adı geçen yazarlarımızın yaptıklarına bir göz atmak,

okumak için tıklayınız

Dâhilere Gerek Yok – Giyotin Çağında Devrimci Bilim – Steve Jones

“Cumhuriyetin dâhilere ihtiyacı yok.” Bu ifadeler 19. yüzyıl Fransa’sının en büyük bilim insanlarından birini giyotine mahkûm eden yargıca ait. Steve Jones kitabında bu sözlerden yola çıkarak, okurlarını aksini gözler önüne seren bir yolculuğa davet ediyor. Modern fiziğin, kimyanın ve biyolojinin temellerinin birbiri ardına atıldığı devrim günlerinde, Fransız bilim insanları salt Paris’i dünyanın dönemin bilim merkezine

okumak için tıklayınız

Fransız Aydınlanması’nın en ilginç şahsiyeti La Mettrie

Frederick Julien Offray de La Mettrie, doğalcılığı, materyalizmi, mekanizmi, ateizmi ve bilimsel felsefe anlayışıyla Fransız Aydınlanması’nın en ilginç şahsiyetlerinin başında gelir. Öyle ki makine-insan teorisi iki yüzyıldan beri Aydınlanma felsefesi veya zihniyetinin tipik ifadesi veya veciz tanımı, daha doğrusu materyalist manifestosu olarak alınmıştır. Buna göre o, Aydınlanma geleneği içinde daha sonra başka filozoflar tarafından temsil

okumak için tıklayınız

Decameron – Giovanni Boccaccio “1348 yılında Avrupa’yı toplu ölümlerle sarsan veba salgınından kaçmaya çalışanların anlattıkları öyküler”

Giovanni Boccaccio, İtalyan dilinde düzyazının temelini atan yazardır. Yazı dili olarak Latincenin kullanıldığı on dördüncü yüzyıl İtalya’sında, Boccaccio başyapıtı ‘Decameron’u halk ağzıyla (İtalyanca) yazmış, bu kitabında hem bir çağın günlük yaşama biçiminden gerçekçi gözlemler aktarmış, hem de İtalyan dilinin daha sonraki gelişme aşamalarına kaynak oluşturacak bir düzyazı düzeni kurmuştur.’ Dünya edebiyatının ilk hikâyecisi olarak sayılan

okumak için tıklayınız

Filozoflara Göre Aşk Nedir?

AŞK (fr. amour\ alm. Liebe’, ing. love). Bir kişiye ya da bir nesneye tutkuyla yönelme. Aşk sevginin tutkulu biçimidir. Filozoflar aşka çeşitli yorumlar getirirken aşk çeşitleri de belirlemişlerdir: evlat aşkı, aile aşkı, yurt aşkı, görev aşkı, meslek aşkı, cinsel aşk vb. Bunlar arasında sevgi duygusundan belirgin biçimde ayrılarak özgülleşen yalnızca cinsel aşktır. Tüm biçimleriyle ve tüm ölçüleriyle cinsel aşkı yalnızca aşk diye belirlemek alışkanlık olmuştur. Cinsel

okumak için tıklayınız

Hangi popüler roman ne kadar sürede yazıldı?

1. “Çizgili Pijamalı Çocuk”, John Boyne, (2.5 Gün) 2. “Dr. Jekyll ve Bay Hyde’in Tuhaf Hikayesi”, Robert Louis Stevenson, (6 Gün) 3. “Otomatik Portakal”, Anthony Burgess, (3 Hafta) 4. “Sherlock Holmes – Kızıl Dosya”, Sir Arthur Conan Doyle, (3 Hafta) 5. “Noel Şarkısı”, Charles Dickens, (6 Hafta) 6. “Döşeğimde Ölürken”, William Faulkner (6 Hafta) 7.

okumak için tıklayınız

Mary Shelley ve bir mağduriyet masalı ‘Frankenstein’

Frankenstein’ın dünyanın ilk bilimkurgu eseri olarak kayıtlara geçtiği de onun yazarının kadın edebiyatçı Mary Shelley olduğu da sıklıkla unutuluyor. Mary Shelley, 30 Ağustos 1797 tarihinde Londra’da dünyaya geldi. 1816 yılında şair Percy Bysshe Shelley’le evlendi. İki yıl sonra en tanınmış romanı olan Frankenstein’ı yayınladı. Shelley, Frankenstein’ın yanı sıra Valperga (1823), Son İnsan (1826), öz-yaşam öyküsünü

okumak için tıklayınız

Frankenstein’in yaratıcısı Mary Shelley: “Hayallerim; canım sıkkınken sığınağım, özgür anlarımda ise en büyük keyfimdi”

Yazarın, Standard Novels Baskısındaki Önsözü (1831) Frankenstein’ı dizilerinden biri için seçen Standard Novels yayımcısı, benden öykünün ortaya çıkışı hakkında bilgi vermemi rica etti. Ben buna dünden razıydım, çünkü bu sayede şahsıma sık sık yöneltilen bir sorunun cevabını verebilecektim: O sıralarda henüz bir genç kız olan ben, nasıl böylesine dehşet bir fikri düşünmüş, geliştirmiştim? Yazılarımda kendimi

okumak için tıklayınız

Son İnsan – Mary Shelley “apokaliptik romanın ilk modern örneği”

Gotik edebiyat alanı, kadın yazarların sivrildiği bir türdür. Bazı eleştirmenler bu olguyu kadın yazarların özel yaşamlarında babalarından, sevgililerinden ve kocalarından gördükleri baskı, taciz ve zulümden etkilenmelerine bağlarlar. Mary Shelley de 1826’da yayımlanan Son İnsan romanıyla gotik edebiyata özgü bilimkurgunun alt türü olan apokaliptik romanın ilk modern örneğini veren ve bu türün önde gelen yazarı oldu.

okumak için tıklayınız

Frankenstein (Çizgi Roman) – Mary Shelley

Mary Shelley’nin “Frankenstein”ı, ilk olarak 1818 yılında yayımlanmıştı. Yayımlandıktan sonra büyük yankı uyandıran roman, bilimsel gelişmelerin varabileceği tehlikeli aşamayı gözler önüne sermeyi, insan kabiliyetinin dudak uçuklatıcı örneklerini veren yaratının, aynı zamanda nasıl olup da onun cehennemi olabileceğini göstermeyi amaçlıyordu. Shelley’nin öyküsü, gelişen tıp ilminin verdiği imkanlarla yaratılan yeni bir varlığın, kendisini yaratanların celladı oluşunu hikâye

okumak için tıklayınız

Alan Watts – 10 Dakikalık Tanrı (Türkçe Altyazı)

Alan Watts verdiği seminerlerden birinde geçen 10 Dakika boyunca Tanrı taklidi yaptığı ilginç bir kesit. Alan Wilson Watts (d. 6 Ocak 1915, Kent – ö. 16 Kasım 1973, Mt. Tamalpais), Britanyalı filozof, yazar ve karşılaştırmalı dinler uzmanı. Çoğu Uzak Doğu dinleri ve kültürü konusunda 25’i aşkın kitabı ve birçok makalesi bulunmaktadır. Kitapları Türkçe Zen Yolu,

okumak için tıklayınız

Ursula K. Le Guin: Pasifist Anarşizm Üzerine (2014) | Türkçe Altyazılı

Ursula K. Le Guin, pasifist anarşizmin bilindik anlamda işe yaramadığını, dünyanın gerçeklerinde daha büyük silahı olanın zafer kazanacağını, ama zafer kazanmanın bir sorunu çözmek demek olmadığını söylüyor. “Pasifizmin ‘işe yaradığını’ sanmıyorum. (…) Daha büyük silahı olan her zaman kazanacaktır. Peki ama bu neyi çözecektir? (…) Şimdiye dek şiddetin çözdüğü herhangi bir sorun bilmiyorum.” Çeviri: Ümid

okumak için tıklayınız

Emma Goldman: Amerika’ya Dönüş Konuşması (1933) – Türkçe Altyazılı

Amerika’dan sürgün edildikten 15 yıl sonra, 1933’te, mevcut politik gündeme değinmeyip sadece kendi hayatı üzerine konuşmalar yapması şartıyla 90 günlük vizeyle ülkeye geri dönmesine izin verilen Emma Goldman, artık Amerika’da ünlü biridir ve herkes onun etrafına toplanmakta, gazeteciler onunla röportaj yapmaktadır. İşte bu röportaj da bu geri dönüş sırasında kayda alınmıştır. Arşiv görüntüsü olarak muhtemelen

okumak için tıklayınız

İroni Kavramı – Sokrates’e Yoğun Göndermelerle – Soren Kierkegaard

Kierkegaard zihinsel ve sanatsal gelişimi sürecinde önceleri Alman romantizminin etkisi altındaydı. Kendini, geleneklerin zihinsel gelişimini sınırlamasına izin vermeyen yaratıcı bir birey olarak tanımlıyordu. Bu başkaldırının ana motifini ise ironi kavramı oluşturuyor ve böylece ironi genel bir zihinsel ilke düzeyine yükseltiliyordu. Bunun üzerine Kierkegaard, ironiyi zihinsel faaliyet için önemli bir ilke olarak gören ilk felsefi kişilik

okumak için tıklayınız

Birden Friedrich Engels döndü ve Rusça Puşkin’den bir şiir okudu

Konuklar arasında hararetli tartışmalar yapılıyordu, herkes heyecanlanmış, bağırıyor ve Engels’in soruyu yanıtlaması isteniyordu. Birden Engels bana döndü ve benim hiçbir yabancı dil bilmediğimi dikkate alarak, Rusça konuştu. Puşkin’den aktarıyordu: V Yalnızca raslansal eğitim Bize kural diye verdikleri Bizimle şöhretleri çökecek Çünkü ancak ahmaklar öğrenir Kaskatı ve kuşkuya kapılmayan Kafalar birleşti bir noktada Yevgeni çok bilgili

okumak için tıklayınız

Moleküler Kızıl – Antroposen Çağının Teorisi – McKenzie Wark

Sovyetler Birliği’nin çöküşünün ardından zaferini ilan eden dizginsiz kapitalizm, kendi yarattığı için çözüm getiremeyeceği felaketlerle yüz yüze bugün. Artık insan türü olarak bozduklarımızı küçük rötuşlarla düzeltip kendi çıkarımıza kullanacağımız bütünsel, organik bir döngü varsaymamız mümkün değil. Kapitalist gerçekçilik de, hepimizi bambu bisikletlerde hayal eden ideolojik ikizi kapitalist romans da çare sunmuyor. Melankoliye kapılmamak için bize

okumak için tıklayınız

Arnold Toynbee: Hatalarını kendi dışındaki güçlere bağlamakla çöküş başlar

Tarih Bilinci(*) – Arnold Toynbee Yunan ve Doğu Medeniyetleri üzerine önde gelen tarihçilerden olan Arnold Toynbee, (1889-1975) yarım yüzyıldan uzun bir süre Londra’daki Uluslararası İlişkiler Kraliyet Enstitüsü Çalışmaları Müdürü olarak görev yaptı. Kendisi de bir tarihçi ve yazar olan D. C. Somervell’in (1885 – 1965) özetleyerek satışa sunduğu Tarih Bilinci adlı eserinin ilk üç cildi

okumak için tıklayınız

Spengler ve Toynbee: Döngüsel Tarih Anlayışına Dönüş

Oswald Spengler’e göre, 19. yüzyılın tüm tarih felsefeleri aslında “gelecek felsefeleri”dir. Bu felsefeler daima bir “total anlam”dan, geçmişi, şimdiyi ve geleceği kapsayan bir anlamdan hareket etmişlerdir. Ama onların esas kaygısı, hep gelecek hakkında önbililer (Prognose) ortaya atabilmektir. Spengler’e göre, tüm bu tarih felsefeleri, bu yüzden “anlamsız olan şeylerin en anlamsızı” bir şey olarak, tarihte hep

okumak için tıklayınız

Gizli Bahçe – Frances Hodgson Burnett “sömürgeci bir kültürde yetişmenin etkilerinden sıyrılma yolculuğu”

İngiltere’nin uçsuz bucaksız fundalık arazilerinden birinde yer alan Misselthweite Malikânesi, kapısı kilitli yüz odası, geceleri duyulan tekinsiz ağlama sesleri ve duvarla çevrelenmiş bahçeleriyle birlikte değişim, kurtuluş ve arınma temalı bir hikâyeye ev sahipliği yapar. Frances Hodgson Burnett’ın Gizli Bahçe’si, Victoria döneminde tasvir edilen gelenekselleşmiş yetim çocuk imgesini başka bir noktaya taşır. Oliver Twist, Jane Eyre

okumak için tıklayınız

Toynbee Üstüne – Cemal Süreya

Toynbee Üstüne Bir süre önce Melih Cevdet Anday’ın Cumhuriyet gazetesinde “Sosyalist Bir Dünya” başlıklı bir yazısı çıktı. Arnold Toynbee’nin Türkçede yeni yayımlanan Tarih Bilinci adlı yapıtından söz ediyor. Toynbee’nin insanlık tarihini bütünüyle kavramaya çalıştığı bu kitabı bütün okurlara salık veriyor; sonra da Toynbee’nin görüşünü ve yöntemini destek alarak, günümüzde oluşan tarih bilincinin artık sosyalist bir

okumak için tıklayınız