Yazar: cemalumit

7 Maddede Oğuz Atay’ın sözleriyle Tutunamayanlar

1970 TRT Roman ödülünü kazanan ilk romanınız Tutunamayanlar’a karşı, eleştirmenlerimiz genellikle yaklaşmaktan kaçınır bir tavır takındılar. Romanınızı ödüllendiren TRT seçici kurul üyesi edebiyatçılarımız da bu suskunluğa katılır göründüler. Tavrı bütün olarak nasıl yorumluyorsunuz? 1 – Eleştirmenlerimizin, daha doğrusu uzun süredir yazmayanların dışında olanların kafasında belirlenmiş, sınırları çizilmiş bir roman tanımı var sanıyorum. Bu yüzden bir

okumak için tıklayınız

Beyaz Geceler – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

Fyodor Dostoyevski, Beyaz Geceler: Bir Hayalperestin Anıları adlı uzun öyküsünü yazarken, yazar kişiliğini belirleyen olayların bir kısmını henüz yaşamamıştı. Ne hapse girmiş, ne idam edilmeyi beklerken önündeki tutuklunun ölümünü izlemişti; ne de “canlı canlı tabuta konma” olarak adlandırdığı Sibirya’ya sürgüne gitmişti. Başyapıtlarını yazmaya başladığı 1866 yılına daha neredeyse yirmi yıl vardı. Beyaz Geceler, Dostoyevski’nin dev

okumak için tıklayınız

Bertolt Brecht’in sanat ve edebiyat anlayışı – Güney Dergisi

Brecht bizimdir! Brecht’in sanat ve edebiyata ilişkin görüşleri, çeşitli makalelerinin ve notlarının toplandığı “Edebiyat ve Sanat Yazıları”nda ve görüşlerini netleştirmenin de bir aracı olarak tuttuğu “Çalışma Günlükleri”nde yeralmaktadır. Özelde Çalışma Günlükleri Brecht’in farklı ilgi alanlarını, çok yönlülüğünü, yeni fikir ve önerilerinin hangi süreçlerden ve inatçı çalışmalardan geçerek olgunlaştığını göstermesi açısından önemlidir. Bu nedenle, Brecht’in sanat

okumak için tıklayınız

Bellek Tazeleme: 20 Eylül 1985 / Her ölüm gibi erken: Ruhi Su – Serdar Türkmen

Merak ediyorum, o pasaport duruyor mu? Hani Ruhi Su’ya ‘sakıncalı’ fişinden dolayı uzun süre verilmeyip iş işten geçtikten sonra verilen pasaport… Hani artık kullanılmasına gerek olmayan pasaport. Hani şu ‘bir defaya mahsus’ verilen… “O kullanılamayan pasaport özenilerek saklansın; çünkü bizden sonraki kuşaklar bugünü öğrenmek ve anlamak için o kullanılamayan pasaportu müzede görmelidirler” diye yazmış Aziz

okumak için tıklayınız

Ezgileri Susturulamayan Bir Yürek Ruhi Su – Tamer Uysal

“Ama benim memleketimde bugün İnsan kanı sudan ucuz Oysa en güzel emek insanın kendisi Kolay mı kan uykularda kalkıp Ninniler söylemesi” Çarpık düzen ve bununla birlikte halk kültürünün yozlaşmaya yüztuttuğu bir dönemde bütün zorlukları göze alarak geçmişin direncini taşıyan kültür mirasını sahiplenen ilk isimdir Ruhi Su. Halkıyla bütünleşmek, sanatçı yönüyle toplumsal sorunlara karşı bilinç uyandırmak

okumak için tıklayınız

Bir Bilim Adamının Romanı – Oğuz Atay (sesli inceleme)

Ülkemizde pek benimsenmemiş bir dalda, biyografik roman türünde, Oğuz Atay’ın, kendine özgü üslubu ve kurgusuyla, kendi hocası da olan Mustafa İnan’ı anlaştı. “Bir Bilim Adamının Romanı, TÜBİTAK’ın Bilim Adamı Yetiştirme Grubu’na ait bir proje kapsamında yaşama geçirilen ısmarlama bir kitaptır. TÜBİTAK’ın ilgili çalışma grubunun birincil amacı, gençlerin bilimsel araştırmacılığa özendirilmesini sağlamaktır. Bunun için de Türkiye

okumak için tıklayınız

“Sevdiğim yazarların başında Kafka ve Dostoyevski’yi sayarsak, Tutunamayanlar’ı okuyanlar için şaşırtıcı olmaz her halde” Oğuz Atay

“Amerikalı, Avrupalı, kendi dışındaki kültürleri sadece inceler; bizim samimiyetimiz ve sıcaklığımızla benimsemez… Dostoyevski’ye Tolstoy’a yaklaştığımız gibi yaklaşamaz. Biz Steinbeck’in pamuk ve şeftali toplayan işçileriyle birlikte acı çekeriz, Hamlet’in meselesine katılırız.” Oğuz Atay Dostoyevski’nin Oğuz Atay’ın kurmaca dünyası üzerinde derin bir etkisi olduğu, yapıtlarında yer alan açık ve örtülü göndermeler sayesinde açıkça biliniyor. “Sevdiğim yazarların başında

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay: Kafka’nın insanlarında gittikçe bir ilgisizlik, farksızlık başlar. Entropi başlar yani.

Eddington’u (The Nature of the Physical World) okuyorum. Yıllar önce okumuş olduğum ‘entropi’ sorunu yine ilgimi çekti. Benjamin’in Kafka’yı anlatırken, Eddington’un sözleriyle benzetme yapması ve entropi. Einstein’a göre milyarlarca yıl sonra evren bir ısı ölümüyle karşılaşacak -maksimum entropiye ulaşacak. “Bize ne?” denebilir. Kafka’nın dehşetinde entropiyi sezmesinin payı var. Ayrıca insan yaşarken ‘sezgi’ ile bu, milyarlarca

okumak için tıklayınız

Ruhi Su’nun 24 “bilinmeyen”i

1. 1912 yılında Van’da doğdu. Günü, ayı bilinmiyor. Annesi, babası bilinmiyor. Adı Mehmet’ti. Kimin koyduğu bilinmiyor. Soykırım yapanların ‘kılıç artığı’ dediği Ermeni çocuklardan biri olduğu söylenir. 4 yaşındayken Adana’da çocuksuz bir ailenin yanına verdiler. Kimin verdiği bilinmiyor. 2. 6 yaşındayken Fransızlar Adana’yı işgal edince Adanalıların ‘kaç-kaç yılları’ dedikleri dönem başladı. Evini, barkını bırakan Adanalılar Toros

okumak için tıklayınız

Demiryolu Hikayecileri Bir Rüya – Oğuz Atay (Sesli Öykü)

Sesli Edebiyat Yapımları – Öyküler “Ses”leniyor proje kapsamında Mehmet Atay tarafından seslendirilen Oğuz Atay’ın “Demiryolu Hikayecileri Bir Rüya” adlı öyküsünü dinlemek için “devamını oku”yu tıklayınız. Türü : Sesli Kitap Antolojisi Yöneten : Göksenin Göksel Yapım Tarihi : Ocak 2007 CD Sayısı : 20 DenizBank / Deniz Kültür

okumak için tıklayınız

Oğuz Atay’ın sevdiği ve etkilendiği yazarlar

Pakize Kutlu, Oğuz Atay ile 30 Eylül 1972 tarihinde Yeni Ortam’da yayımlanan bir röportaj yapmıştır. Bu röportajda Pakize Kutlu’nun, “Yazarlarınızı açıklar mısınız?” sorusuna Oğuz Atay, sevdiği yazarları ve etkilendiği yazarları yanıtlıyor. Oğuz Atay’ın sevdiği ve etkilendiği yazarlar şöyle:  

okumak için tıklayınız

Artı Kapital’in Yazarı Suat Kamil Aksoy ile Söyleşi: “Kavranması kolay olmayan gerçeklerin anlaşılabilmesi için yerleşik fikirlerin baskısından kurtulmuş zihinlere ihtiyaç vardır.”

Öncelikle adı ve içeriği ile oldukça iddialı bir çalışma olan “Değerin ve Rantın Doğası – Artı Kapital”in kaleme alınış öyküsünü bize kısaca özetleyebilir misiniz? Suat Kamil Aksoy: Çok geçmişine gidersek, ortaokul döneminde  macera ekonomi politik okumakla başlıyor. Babamın “bunu şimdi okuma anlayamazsın” dediğini hatırlıyorum. Ancak beni bugüne getiren mikrobu o zaman kaptım. Aslında konunun en

okumak için tıklayınız

Parazit filminin sırrı ne?

Parazit, yüzyıllardır üzerine çok şey söylenen sınıf çatışmasını günümüzün kodlarıyla başarılı bir şekilde beyaz perdeye taşıdı. Bong Joon-Ho’nun ‘sınıf’ meselesini anlatırken farklı türlere olan yakınlığı, tür geçişlerine hakimiyeti filmin en dikkat çekici özelliği olarak görünüyor. Film, ‘parazit’e dönmüş, hayatta kalmak için her yolu deneyen, zengin bir ailenin yanına teker teker yerleşerek onların sırtından geçinip gideceğini

okumak için tıklayınız

Pierre Rosanvallon, “Popülizm Yüzyılı” kitabını anlatıyor (Türkçe altyazılı)

Pierre Rosanvallon popülizm üzerine bir kitap çıkardı. Ben de kitabı tartıştıkları bir yayını çevirdim. “Demokrasi, halkın egemenliği demektir. Çok güzel. Peki halk kim? Halkın egemenliği ne demek? Popülizm bizi bu soruları sormaya zorluyor.” Çeviren: İlker Kocael

okumak için tıklayınız

Böceğe dönüşmek: Kafka’nın Gregor Samsa’sı ve büyük eseri Dönüşüm

Büyük yazar Franz Kafka’nın başyapıtı Dönüşüm’de Gregor Samsa’nın bir sabah böceğe dönüşmüş olarak uyanması bize neler anlatıyor? Ünlü yazar Vladimir Nabokov’un 1940’lı yılların sonunda Cornell Üniversitesi’nde verdiği edebiyat derslerinin notlarından hareketle yapılan bu filmde Nabokov’u da ünlü oyuncu Christopher Plummer canlandırıyor. Nabokov’un Dönüşüm’ün ilk sayfasını okuduğu kısımda da bu eseri enfes bir üslupla Türkçe’ye kazandıran

okumak için tıklayınız

Şampanya içerek yaşamdan ölüme geçen ölümsüz: Anton Çehov – Müslüm Üzülmez

Bu yazımda dünyaca ünlü Rus yazarı Anton Çehov’u anlatmaya çalışacağım. Çehov, despot bir babanın ve kişiliği sinik bir annenin çocuğu olarak 1860 yılında Rusya’nın Taganrog şehrinde dünyaya gelir. Cin gibi altı kardeşiyle birlikte zorluklar içinde yaşar. Zor koşullar ve baba baskısı kendisini yıldırmaz; lise öğrenimini Taganrog’da, tıp öğrenimini de Moskova’da tamamlayarak doktor olur. Kardeşine; “Yasal

okumak için tıklayınız

Ruhi Su: “Benim memleketimde bugün / İnsan kanı sudan ucuz” (kendi sesinden)

İNSAN VE EMEK Bir sergiyle geldi bahar Ne don vurur, ne meyve verir Öylece bir çiçek düşlemesi Ne güzel bir oyundur canım Taşlara bakan gözün çiçeği görmesi Benim memleketimde bugün Kırk elli bin liradır Resmin metrekaresi Ve dillere destandır canım Turan Erol beyazıyla Bodrum’un mavisi Bir gece kulübünde bugün Kırk bin, elli bin liradır Bir

okumak için tıklayınız

Bir Bilim Adamının Romanı – Oğuz Atay

“Bir Bilim Adamının Romanı, TÜBİTAK’ın Bilim Adamı Yetiştirme Grubu’na ait bir proje kapsamında yaşama geçirilen ısmarlama bir kitaptır. TÜBİTAK’ın ilgili çalışma grubunun birincil amacı, gençlerin bilimsel araştırmacılığa özendirilmesini sağlamaktır. Bunun için de Türkiye ortamında bir bilim adamının tabandan tepeye nasıl yetiştiğini anlatan bir roman yazılması istenir. Yaşamıyla romana konu olacak bilim adamının seçiminde ise, o

okumak için tıklayınız

Camus, Yabancı ve Cezayir Soykırımı

Kurbana değil saldırgana acımak, kurbandan taraf değil de saldırgandan taraf hissetmek, saldırganla özdeşleşmek mümkün olabilir mi? Düşününce tüylerimizi diken diken eden bu durumun ilk bakışta olamayacağını düşünürüz genellikle, ama eğer saldırganı mükemmelleştirilmiş insanî değerlerle donatıp kurbanı ve hayatını da bu donatının aksesuarı haline getirebilen ve tutarlı görünen bir felsefenin gücünü arkanıza alırsanız, insanların kurbanı ve

okumak için tıklayınız