Yazar: cemalumit

Ece Ayhan – Nilgün Marmara Üstüne Sekiz Soru İki Görüş

1. Nilgün Marmara “korkunç kokular saçan renk cümbüşü içinde çekiciliği kavranamaz çiçekli yolların sürekli kuşkucu yolcusu” mudur sizce? Nereye nasıl ve kimle gittiği belli olmayan bir yolcu mu? 2. Nilgün Marmara’da yaşamla ölüm arasındaki o yerin o noktanın bakışımı günle gece arasındaki diyalogla monolog arasındaki o yer o nokta mıdır? 3. Nilgün Marmara’nın şiirinde dış

okumak için tıklayınız

Ece Ayhan – 128 Nilgün Marmara

Önce Nilgün Marmara’yı herkesinki gibi değil de kendine özgü ve çok değişik morumsu renkte bir giysiyle bir öğrenci olarak düşündüğümü söyleyeceğim. Ama derslere pek girmeyen ve umutsuzlar merdiveni’nde oturmayı seçen çok tuhaf bir öğrenci; daha doğrusu benzersiz bir öğrenci olarak düşündüğümü söyleyeceğim. Sırası belki önlerdedir ama kendisi en arkalarda bulunmayı sever. Her zaman da sınıfı

okumak için tıklayınız

Ece Temelkuran – Küçük Satırlar (Nilgün Marmara’ya dair)

Kendisini tanımayanlardandır Nilgün Marmara. Kendisini hiçe sayanlardan yok kabul edenlerden görmeyenlerden. Yağmurda yürürken ıslandığını değil küçük su taneciklerinin nasıl toprağın göğsünde masumca öldüğünü düşünenlerdendi. Arabaların gürültüsünü lanetlemek yerine bu gürültüye eşsiz bir sabırla dayanan yeryüzünün sükûnetine hayrandı. Kırılmalarla geçen aşkın sonsuzluğunu düşünürdü. Büyüyemeyenlerdendi hep çocukluk yaşayanlardandı. Az zamanda her zamanı dolduracak kadar yaşamak bir mutluluktur.

okumak için tıklayınız

Yılmaz Odabaşı – “Hayatın Neresinden Dönülse Kârdır” Diyen Marmara’nın Nilgün’ü

Şair intiharlarına övgüler dizilmesine karşı çıkarken, yine de Pavese’nin, “Kendini öldürmek konusunda haklı bir gerekçesi olmayan kimse yoktur” dediğini de unutmayalım. Şairse, ürettiği şiirse eğer, yaşarken olduğu gibi, öldüğünde de şairdir… Demek istediğim, intihar, şair olmayanı şair yapmaz, yapamaz, yapmamıştır da… Nilgün Marmara’yı hiç tanımadım; onu şiirlerinden biliyorum. “Kırmızı Kahverengi Defter” adlı kitabındaki biyografisi şöyle

okumak için tıklayınız

“Dönüp baktığımda bir acı da buluyorum Nilgün’ün yüzünde.” Cemal Süreya

“Nilgün ölmüş. Beşinci kattaki evinin penceresinden kendini aşağı atarak canına kıymış. Ece Ayhan söyledi. Çok değişik bir insandı Zelda. Akşamları belli saatten sonra kişilik, hatta beden değiştiriyor gibi gelirdi bana. Yüzü alarır, bakışlarına çok güzel, ama ürkütücü bir parıltı eklenirdi. Çok da gençti. Sanırım, otuzuna değmemişti daha. Ece ile gergedan için yaptığımız aylık söyleşide ondan

okumak için tıklayınız

Daktiloya Çekilmiş Şiirler – Nilgün Marmara

Nilgün Marmara’nın ölümünden hemen sonra çıkan 1988 yılında yayınlanan “Daktiloya Çekilmiş Şiirler” kitabında yer alan şiirler, Marmara tarafından 1980-1987 yılları arasında kaleme alınmıştır. Everest Yayınevi Nilgün Marmara’nın daktiloya çekilmiş şiirlerinin olduğu dosyada herhangi bir düzeltme yapmayarak, özgün halde bırakarak yayınlamış. *Bizce bu kitabın, Türkçe yazılan şiirde özel bir yeri var. Marmara’nın bu özel ilgisi dolayısıyla,

okumak için tıklayınız

Kırmızı Kahverengi Defter – Nilgün Marmara

Nilgün Marmara’yı hiç tanımadım; onu şiirlerinden biliyorum. “Kırmızı Kahverengi Defter” adlı kitabındaki biyografisi şöyle yazılmıştır: “1958’de doğdu; yirmi dokuz yıl sonra yeryüzünü terk etmeye karar verdi…” İşte bu kadar kısa, yalın bir biyografisi var onun. Fotoğraflarındaki güzel yüzünü alıp gitmiş bir şair imgesidir Nilgün Marmara. Cüreti, güzelliği ve şiirlerinde en olmadık yerlerde ortaya çıkan illegal

okumak için tıklayınız

Ünlü Ressamların Hayatını Konu Alan 11 Film

1. Frida Yapım: 2002 Film, sanat tarihinin sıradışı insanlarından biri olan Frida Kahlo’nun hayatını anlatıyor. Frida’nın meşhur aşkı, bir kadın düşkünü olan Diego, Frida’ya ‘kendini farklı kadınlarla birlikte olmaktan alıkoyamayacağını, ama özünde sadece O’nu seveceğini’ söylemiş ve Frida tarafından anlayışla karşılanmıştır. Ancak zamanla ilişkileri problemli bir hal almaya başlar. 2. Girl With a Pear Earring Yapım:

okumak için tıklayınız

Adolf Hitler’in Propaganda Afiş ve Pankartları “Führer Size 11,5 Milyon Metreküp Kömür Verdi, Siz de Ona Oyunuzu Verin!”

Milyonlarca insanın ölümüne neden Nazi Almanyasının diktatörü Adolf Hitler ve onun propaganda teknikleri günümüzde hala konuşuluyor. Bu propagandanın en iyi yapıldığı afiş, pankart ve kitaplarlardan öne çıkanlarını derledik. 1. Tek Halk, Tek Devlet, Tek Lider   2. Tek Millet Tek Lider Tek ”Evet” Seçimler için slogan 3. Tek Millet Tek Devlet Tek Lider Büyük Almanya! 4.

okumak için tıklayınız

Türk Edebiyatının Unutulmaz 10 Kadın Roman Karakteri

Türk Edebiyatının Unutulmaz 10 Kadın Roman Karakteri 1. Halide Edip Adıvar (1884 – 1964) – Handan 2. Sevgi Soysal (1936 – 1976) – Tante Rosa 3. Reşat Nuri Güntekin (1889 – 1956) – Çalıkuşu – Feride 4. Mehmet Rauf (1875 – 1931) – Eylül – Suad 5. Halit Ziya Uşaklıgil (1866 – 1945) – Aşk-ı

okumak için tıklayınız

Türk Edebiyatının Unutulmaz 15 Erkek Roman Kahramanı

Türk Edebiyatının Unutulmaz 15 Erkek Roman Kahramanı 1. İnce Memed – Yaşar Kemal – İnce Memed 2. Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan – Zebercet 3. Tutunamayanlar – Oğuz Atay – Selim Işık 4. Dokuzuncu Hariciye Koğuşu – Peyami Safa – Hasta Genç 5. Huzur – Ahmet Hamdi Tanpınar – Mümtaz 6. Murtaza – Orhan Kemal

okumak için tıklayınız

Normal Nefes Almaya Devam Edin – Hakan Bıçakcı

Hakan Bıçakcı, kendine özgü yalın üslubuyla, modern zamanları ve faillerinin dehşetli monotonluklarını anlatıyor. Normal Nefes Almaya Devam Edin, gittikçe karmaşıklaşan öykülerin kitabı. Çarpıp kaçan, derin tesirli, paranoyakça gerçekçi. Bu nedenle yazan çizen insanları da anlamam. Düşüncelerini, anılarını, hikâyelerini arsız bir iştahla yayımlatanları. Herkes onların akıllarından geçenleri okusun, izlesin, etkilensin saplantılarına bir mânâ veremem. Sapık gibi

okumak için tıklayınız

Velhasıl – Ercan Kesal “İnsan kalacağız!”

“‘Geçmiş’, ‘bugün’ dediğimiz şeyin içinde saklı duran bir anılar yumağı. Aynı zamanda gelecekten de kehanetler içeren bir yumak bu. Yaşadığımız her şey, ardımızdan yuvarlanıp birikerek ‘şimdi’yi oluşturduğu için geçip gitmiş; kaybedilmiş bir şey de yok aslında. (…) Zamanın kendine ait bir şiddeti ve gücü var. Hatırladığımızda bize acı ve keder veren şeyler saklı içinde. Ama

okumak için tıklayınız

“Mehmed Uzun”un Hikayesi Başa Mı Döndü?

“Diyarbakır hayatımın şehridir. Berxwedan jiyane (Direnmek Yaşamaktır). Ben buraya ölmeye değil yaşamaya geldim” sözlerinin üzerinden dokuz yıl geçti. Diyarbakır’da doktorlarının gözetiminde 15 ay süresince dolu dolu yaşadı ve 11 Ekim 2007 tarihinde vefat etti. Cenazesi on binlerin katılımıyla Diyarbakır Mardinkapı’daki mezarlığa defnedildi. Tabutunun başında Uzun’un kendi vasiyeti üzerine yaşamı boyunca “baba” diye hitap ettiği ünlü edebiyatçı

okumak için tıklayınız

Mehmed Uzun: Barışa Adanan Bir Hayat

İnsan bir şeyi başkasına aktaramayan bir varlık olsaydı onu anlamlı kılacak başka bir nitelikten bahsetmek zor olurdu. Bu aktarma işini yapan, dolaysıyla bir milleti var eden de dil denen düşüncenin elbisesi ise kuşkusuz bu aktarma da çok önemlidir; çünkü bir halk önce dilde vardır. Biz de biliriz ki bir dil, işlendiği sürece gelişir ve iyi

okumak için tıklayınız

“Mehmed Uzun, Kürt dili için bir tarih” Yaşar Kemal

Bu haftanın kitaplarını Kürt yazarların metinlerine ayırınca, Kürt edebiyatının tarihine değinmek, hiç tanımadığımız bu edebiyatın -hiç değilse- aynı coğrafyada yaşadığımız yazarların elinden çıkan ürünlerine bir göz atmak yerinde olur. Niyetimiz böyle olunca, Mehmed Uzun’un “Kürt Edebiyatına Giriş”i, en önemli, hatta tek başvuru kaynağı olarak çıkıyor karşımıza. Mehmed Uzun, 1953 Siverek doğumlu. 1977 yılından beri İsveç’te

okumak için tıklayınız

Mehmed Uzun Romanlarında Anlatıcılar – Selim Temo

Mehmed Uzun’un romanlarına anlatı kuramı açısından bakıldığında, pek çok özgün ve tanımlanması gereken özellikle karşılaşılır. Kişi kadrosundan anlıklaştırmalara, kullanılan sıfatlardan tekrarlara, terimlerden özel sözlüğe , dönüşümsellikten sözlü kültür ürünleri ve etkisine kadarki geniş alandan bakıldığında, önce her bir kitabın incelenmesi, sonra da bir bütün olarak Uzun’un yapıtının anlamı üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Uzun’un anlatı kuramı açısından

okumak için tıklayınız

Tepelere Doğru Didinmek… Elif Şahin Hamidi

Uzun ve yorucu bir günün sonunda, yine soğuk ve yağmurlu bir Eskişehir akşamında, otobüsün buğulu camına başımı dayamış, yurda doğru yol alıyorum. Sol tarafımda oturan iki küçük çocuk dikkatimi çekiyor. Yanılmıyorsam kardeş değiller; iki minik dost gibi görünüyorlar. Biraz daha ufak tefek olanı, koltukta şöyle bir doğrulup, buğulu camlara kocaman “BARIŞ” yazıyor. Küçük dostuyla birlikte

okumak için tıklayınız

Tutuklunun Günlüğü’nden – Attila İlhan

TUTUKLUNUN GÜNLÜĞÜ’NDEN / salı gecesi / kara bir balta buldu akşam vuracak noktayı hücreler doldu bir ıslık en yakın maçka tramvayı kim bırakmış yalnızlığıma bu hüzzâm şarkıyı kimin bu karanlık kimler sürgülemişler kapıyı insan olan bağlar her koptuğu yerden yaşamayı daktilolar camları bulutlu sorgu odalarında didiklemez mi özgürlüğünü sansaryan hanı’nda küflenir suyun bir bakır çalığı

okumak için tıklayınız