Platon’un Bilgi Teorisinin Anahtar Unsurlarını Veren “Mağara Benzetmesi”
Bilgi teorisinin anahtar unsurlarını veren “Mağara” benzetmesinde, Platon ayrıca insanın dünyadaki halini, insanın genel beşeri durumunu anlatır.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Bilgi teorisinin anahtar unsurlarını veren “Mağara” benzetmesinde, Platon ayrıca insanın dünyadaki halini, insanın genel beşeri durumunu anlatır.
okumak için tıklayınızViyana banliyösü Klostcrncuburg yakınındaki KierJing Sanatoryumu’nda önceki gün, Prag’da yaşamakta olan Alman yazar Dr. Franz Kafka öldü.
okumak için tıklayınızAssociated Press’in ortak kullanıma açtığı 1 milyon dakikalık video arşivinden Mahir Çayan ve Ulaş Bardakçı’nın mahkeme görüntüleri ile Mahir Çayan ve Hüseyin Cevahir’in Maltepe’de kuşatılma anlarının görüntüleri.
okumak için tıklayınızDünyanın dört bir yanında olduğu gibi, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında da masallar ve efsaneler halkların belleğinin, yaşantısının, ruh hallerinin, gelenek ve göreneklerin önde gelen yansıma alanlarındandır.
okumak için tıklayınızEdebiyatçı, sinemacı, bilim adamı, eleştirmen, sanat tarihçisi ve sinema yazan gibi halkın ve okurun dışında oluşturulan, Türk sinema tarihinin “ilk büyük soruşturma “sı 1974 yılında yapıldı. Soruşturmanın konusu “60 yılın en iyi 10 filmi”nin seçimiyle ilgiliydi. ”
okumak için tıklayınızBir belgeye göre ülkemiz sinemasında “ilk sesli film” 25 Eylül 1929 yılında oynamıştı. Ve bu yabancı filmin Türkçe adı ise “Kadının Askere Gidişi” idi. Kadıköy Opera Sineması’nda gösterilmişti.
okumak için tıklayınız“Bende utançla cüret arasında çok küçük bir mesafe vardır. Çocukluğumla bugünkü ben arasında da çok kısa bir mesafe olduğu için belki de bu. Herşey o günlerden kalma ve çok taze.”
okumak için tıklayınızRusya’da yapılan bazı araştırmalara göre, nüfusun neredeyse yüzde 4’ü vejetaryen. Bu oranda klasik Rus edebiyatçıların da etkisi olduğuna inanılıyor.
okumak için tıklayınızBu kitapta, Marksizm üzerine tartışmaların birçoğunda görüldüğünden farklı bir Lenin tablosu sunulmaktadır. 1914-1915 yıllarında kaleme aldığı Hegel Defterleri’ne yakından bakılarak, Lenin’in 1914 sonrası çalışmalarının, özellikle diyalektikle ilgili çalışmalarının, onu, ortodoks Marksistlerden çok Hegelci ya da ‘Batılı’ Marksistlere daha yakın kıldığı savunuluyor. Çalışma, Lenin’in Marksizmi ve genel olarak Marksist teori hakkında bir tartışma açma girişiminde bulunurken,
okumak için tıklayınızİnsanlara İnanmak Yalancının en büyük azabı, sözlerine kimsenin inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş.
okumak için tıklayınızKendi menfaatlerini milletlerin menfaatinden üstün tutanlara, kendi hak edilmemiş ekmeklerini yiyebilmekte devam etmek için milletlerini kölelik zincirleri, cehalet karanlığı, korku uyuşukluğu içinde bırakmaya çabalayanlara lânet olsun…
okumak için tıklayınız“Rusya üç devrim geçirdi, ama gene de Oblomov’lar kaldı; çünkü Oblomov’lar yalnız derebeyler, köylüler, aydınlar arasında değil, işçiler, komünistler arasında da vardır.
okumak için tıklayınız1930’lardaki Büyük Buhran’ın tanımlayıcı bir imgesi, kepenkleri kapanmış fabrikaların kapıları önünde yığılmış, gözlerinin önünde duran kanıtlara rağmen iş bekleyen erkeklerin fotoğraflarıdır.
okumak için tıklayınızYolcular ve Dereceleri. – Yolcular beş dereceye göre ayrılırlar: en düşük derecedekiler gezen ve bu sırada görülenlerdir, – aslında gezdirilirler ve âdeta kördürler; bir üst derecedekiler gerçekten kendi gözleriyle görürler dünyayı;
okumak için tıklayınızSevim Burak, Leylâ Erbil, Sevgi Soysal ve Tezer Özlü’nün 1950- 1970 arasında zamanın ruhunu sezgisel olarak yakalayarak dünyadaki feminist edebiyat ile eşzamanlı çok güçlü yapıtlar kaleme aldığını görüyoruz.
okumak için tıklayınızÜç Düşünür Bir Örümcek Eder. – Her felsefe tarikatında üç düşünür birbirlerini sırayla şu ilişki içinde izlerler:
okumak için tıklayınızDostoyevski olanca melodram yeteneğiyle hayatının çok önemli bir noktasına ulaştığını, geleceğini sonsuza kadar belirleyecek bir noktada bulunduğunu söylüyordu.
okumak için tıklayınızAnna Grigoryevna Snitkina, 1846’da St. Petersburg’da doğdu. Liseyi bitirmek üzereyken Fyodor Dostoyevski’yle tanıştı. Yazarın el yazması notlarını stenografi aracılığıyla metin haline getirmek üzere yanında çalışmaya başladı.
okumak için tıklayınızYalancının en büyük azabı, sözlerine kimsenin inanmaması değil, kendisinin kimseye inanmaması imiş.
okumak için tıklayınız