Newton’un evreni – Stephen Hawking
Günümüzün kütlelerin hareketine ilişkin düşüncesi Galileo ve Newton’a dayanır.
okumak için tıklayınızOkuyun ama yutmayın, çiğneyin.
Günümüzün kütlelerin hareketine ilişkin düşüncesi Galileo ve Newton’a dayanır.
okumak için tıklayınızKristof Kolomb’un yaşadığı dönemde dünyanın düz olduğunu düşünen insanlara sıkça rastlansa da (hatta bugün bile böyle düşünen birkaç insan bulabilirsiniz), çağdaş astronominin köklerini Eski Yunan’a kadar uzatabiliriz.
okumak için tıklayınızÖnder Şenyapılı son yıllarda yazdığı denemelerle kendini kabul ettirmiş genç bir yazar. Edebiyat denemeleri dışında bazı uzun araştırmalarını da okumuştum.
okumak için tıklayınızEski arkadaşı Vâ-Nû’yu görür, durumunu anlatır. Onun aracılığıyla Mehmet Zekeriya ve Sabiha Zekeriya (Sertel) ile tanışır.
okumak için tıklayınızNasyonal Sosyalist Alman İşçi (Nazi) Partisi’nin lideri Adolf Hitler, 31 Ocak 1933’te Alman şansölyesi oldu.
okumak için tıklayınızNational Geographic Kids, sadece 6-14 yaşları arasındaki çocuklar için düzenlenen yıllık fotoğraf yarışması olan Uluslararası Çocuk Dünyası Fotoğraf Yarışması’nın kazananları ilan etti. Hollanda’nın 11 yaşındaki Dewi Baggerman, dünyanın dört bir yanından gelen genç fotoğrafçıların 46.000’den fazla fotoğrafları içinden büyük ödüle layık görüldü.
okumak için tıklayınızLatin Amerika Boom’unun parlak ışıkları arasında, adı ön plana çıkan yazarlardan biri Gabriel Garcia Marquez’di. 1927 Kolombiya doğumlu yazarın çocukluğunu geçirdiği kasabada her renkten insan vardı.
okumak için tıklayınızSanatçı tarihsel işlevini üstlenirken dogmatizmden uzak kalacaktır elbet. Ama onun seçeneği olarak birtakım kimselerce ileri sürülen hoşgörü kavramının yanlış anlaşılması daha da sakıncalıdır. Hoşgörü diyoruz, nedir hoşgörü?
okumak için tıklayınızİskoç roman ve oyun yazarı J. M. Barrie tarafından 1902 yılında yaratılan ve o tarihten günümüze pek çok çocuğun hayal dünyasını şekillendiren Peter Pan kitapları, günümüz nörologlarına göre içerisinde hafıza ve bilince dair muhteşem öngörüler barındırıyor.
okumak için tıklayınızMurat Uyurkulak’ın TOL(*) romanını ikinci kez okudum. Roman, “Devrim, vaktiyle bir ihtimaldi ve çok güzeldi” cümlesiyle başlıyor.
okumak için tıklayınızİlk insanlar, onları şaşkına çeviren olaylardan ürkerek, bilmedikleri yüce bir failin ilerleyişi ve etkiyi idare etmiş olduğuna ister istemez inanmak zorunda kaldılar:
okumak için tıklayınız«Filozoflar bu dünyanın devletlerinde kral ya da şimdi kral, önder dediklerimiz gerçekten filozof olmadıkça; böylece aynı insanda siyasal güç ve bilgelik birleşmedikçe, kesin bir yasayla herkese yalnız kendi yapacağı iş verilmedikçe ne devletler ne de insan ırkı kötülüklerden kurtulabilir. Öyleyse, bunu gerçekleştirmedikçe bizim devletimizin yaşama ve gün ışığına çıkma olanağı da yoktur.» Platon, Devlet
okumak için tıklayınızEkoloji, benim açımdan, hep toplumsal ekoloji oldu: Yani, doğa üzerinde tahakküm kavramının insanın insan üzerinde, hatta erkeğin kadın, yaşlıların gençler, bir etnik grubun diğeri, devletin toplum, bürokrasinin birey, bir sınıfın diğer sınıflar ve sömürgeci güçlerin sömürge halklar üzerinde tahakkümünden kaynaklandığına inanıyorum.
okumak için tıklayınızYeni bir avukatımız var: Dr. Bucephalus. Uzaktan bakıldığında Makedonyalı İskender’e yardım etmiş bir savaş atını andıracak tek özelliği yok.
okumak için tıklayınızDikkat edilirse son yıllarda şairler daha çok büyük şiir temalarıyla yazmaya başladılar. Uzunca bir süredir bu böyle. Birtakım temalar kutsallaştı ve öne geçti.
okumak için tıklayınızMontesquieu bir filozof değildi ve sistemli bir felsefe geliştirmemiştir. Düşünce tarihinde daha çok “siyaset bilimi”nin kurucusu olarak kabul edilir ve bu görüş, 19. yüzyılda Auguste Comte, Durkheim gibi düşünürlerin de paylaştığı genel bir kanı haline gelmişti. Montesquieu’nün tarih felsefesi ve tarih-yazıcılığına etkileri de bu nedenle doğrudan değil, dolaylı bir biçimde oldu.[1] Bu bakımdan düşünürümüzün tarih
okumak için tıklayınız21. Yüzyılda Devrim mi? Küresel seçkinlerin artık eski tarzda yönetimi sürdürmeleri mümkün değildir. Ama yoksulluk, savaş ve küresel ısınma karşısında yegâne geçerli alternatif, bu seçkinlerin zenginlik ve iktidarlarını dayandırdıkları sistemi parçalamaktır.
okumak için tıklayınızBu toplumun tahrip gücü insanlık tarihinde eşi olmayan bir düzeye erişmiştir ve bugün, neredeyse sistematik olarak tüm canlı dünya ve onun maddi temelleri üzerinde duygusuz bir yıkım aracı olarak kullanılmaktadır.
okumak için tıklayınız31 Ağustos 1938’de Nâzım Hikmet İstanbul Tevkifhanesi’ne gönderilir. Kemal Tahir ile Hikmet Kıvılcımlı da yanındadır.
okumak için tıklayınız