Yazar: cemalumit

Fernando Pessoa: Ömer Hayyam’ın Sıkıntısı

Hayyam’ın sıkıntısı, ne yapacağını bilemeyen, aslında hiçbir şey yapamadığı ya da beceremediği için bu halde olan bir adamın çektiğiyle bir değildir. Öylesi, ölü doğmuş insanların ve kendini haklı olarak morfine ya da kokaine verenlerin sıkıntısıdır. Acem bilgenin sıkıntısı ise, bununla karşılaştırılamayacak kadar asil ve derindir.

okumak için tıklayınız

Dario Fo Hayatı

Dario Fo Hayatı (d. 24 Mart 1926 Sangiano, – ö. 13 Ekim 2016, Milano) Dario Fo, Felice Fo ve Pina Rota Fo çiftinin oğlu olarak doğdu. Babası lokomotif sürücüsü bir makinist idi. Fulvio adında bir erkek kardeşi vardır. Kız kardeşi Bianca Fo Garambois de bir yazardır. 1940 yılında eğitimi için Milan’a taşındı. Brera güzel sanatlar akademisinde

okumak için tıklayınız

Kadınların Çığlığı – Serkan Fırtına

Tiyatro yayıncılığına yeni bir soluk getiren ekip, Sıfırdan Yayınları olarak başladığı serüvene şimdi Dramatik Yayınları olarak devam ediyor. Yayınevi, 7 yeni tiyatro oyununu meraklıları için ilk defa gün yüzüne çıkardı. Genel yayın yönetmenliğini Nurhan Uslu’nun yaptığı yayın evi ayrıca, OYÇED’in mevsimlik yayını “Dramatik” dergisini de çıkarıyor. Ülkemizde nitelikli yayıncılığın, özellikle tiyatro yayıncılığının ne kadar zorlu

okumak için tıklayınız

Recep Dönmez “Deniz, yaşamıma renk kattı”

Türkiye’de sualtı fotoğrafı denince akla gelen önemli isimlerden birisi, Recep Dönmez. Sualtı fotoğrafçılığı dalında birçok ödülün sahibi olan Dönmez için, deniz ve fotoğraf büyük bir tutku. Deniz insanı olmanın yaşama değişik bir gözle bakmayı öğrettiğini vurgulayan Dönmez, “En azından yok edici pozisyondan onu geleceğe aktarıcı pozisyona geçiyorsunuz. Bu biraz da düşünsel bir gelişim. Denizle ilişkim,

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin en büyük şairi benim, ama hapistekiler ve sürgündekiler hariç…’

Ellili yıllarda Niyazi Akıncıoğlu ile Ahmed Arif ağabey-kardeş gibidirler. O günleri şöyle anlatır Ahmed Arif: “Niyazi abi oğlu gibi seviyordu beni. Ben de büyük şairlere müthiş hayranım. Hâlâ öyleyimdir. Yaşları küçük de olsa çok iyi bir şair beni baştan çıkarır. Canımı vermek isterim. Cemal Süreya o yüzden benim çok sevdiğim bir arkadaştı. Büyük şairdi.

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif: “Sevdadır bu teyze”

Ahmed Arif Ankara’da tutuklanır. İstanbul’da yargıç karşısına çıkarılacaktır. Ankara’dan iki komiser ve dört polis nezaretinde yola çıkarlar. Ahmed Arif, “Serçe kadar canım vardı. Boğazımda kanama vardı. Hastaydım. Ekmek çiğneyemez, yemek yiyemezdim. Zaten zayıf bir çocuktum, büsbütün zayıflamışım. İşte böyle bir günde götürdüler beni…” diye o günleri anlatacaktır.

okumak için tıklayınız

David Harvey: İşçiler kendilerini emekçi sınıfının bir parçası olarak görmüyorlar

Kapitalizmin modern kent hayatının tüm alanlarına müdahil olduğu bu çağda, anti-kapitalist olmak mümkün müdür? Bence anti- kapitalist olmak tamamen mümkün, bu kapitalizmin dışında yaşamak anlamına gelmiyor. Yani bu bir iç kritik. Ve tekrar düşünüyorum Marksist analizin verdiği gücün bir bölümü günlük yaşamda olup biten hakkında bu iç kritiği yapmaya olanak sağlayan araçları vermesinden kaynaklanıyor bana

okumak için tıklayınız

Nazilerden Kocasının İntikamını Almak İçin Tank Satın Alan Kadın: Mariya Oktyabrskaya

16 Ağustos 1905 doğumlu Mariya Oktyabrskaya Sovyetler Birliği Kahramanı ünvanı alan ilk kadın tank sürücülerinden biriydi. 10 çocuklu bir ailenin çocuğu olan Maria 1925 yılında bir Sovyet subayı ile evlendi. Maria’yı Nazilerden intikam alma uğruna her şeyini satıp bir tank satın almaya iten olaylar subay eşinin Nazi ordusu tarafından öldürüldüğünü haber aldığı an başladı. Tarihe

okumak için tıklayınız

Duvar Yazıları – Dağhan Dönmez

“Onun taşıdığı seste çağdaş şiir yolumuzun bütün duraklarının izlerini bulmanız mümkün. Kendi sesini kurabilme yolculuğunda umutlu bir bakış, yeni bir söyleyişle karşılıyor bizi Duvar Yazıları.” Feridun Andaç “Bizde şair çoktur. Şiir de çoktur ama şairden azdır. Dağhan şair, şiir yazıyor. Kumral ve gece laciverdi gece bir şiir.” Haldun Çubukçu

okumak için tıklayınız

Halit Kakınç “1941-1942 Türkiyesi’nin de öyküsüdür Struma” Söyleşi: Elif Şahin Hamidi

HALİT KAKINÇ “1941-1942 Türkiyesi’nin de öyküsüdür Struma” Yıl 1941. 15 Aralık… Sarayburnu açıklarında demirlemiş bir gemi… Kadın erkek, genç yaşlı, çoluk çocuk tam 769 Yahudi, 769 insan bu geminin koynunda… Açlık, sefalet, hastalık bu gemide kol geziyor. Ama her şeye rağmen koca bir umut…

okumak için tıklayınız

Tuz Kokarsa – Ümit Evran

Mesleğinde oldukça tecrübeli ve işini iyi yapan bir hekimdi. Uzmanlık eğitimi için gittiği Almanya’nın Hannover şehrinde oldukça büyük bir klinikte çalışmış, özellikle komplike kanser ameliyatları konusunda uzmanlaşmış ve yıllar sonra kendi insanlarına hizmet verebilmek için hevesle ülkesine dönmüştü. Şimdi bir devlet hastanesinde çalışıyor, yurtdışında edindiği deneyimleri ile hastalarına yararlı olmak için çırpınıyordu. Yaşamı hastane ile

okumak için tıklayınız

Albert Camus Okumak İçin 7 Neden

Albert Camus, varoluşçuluk ile ilgilenmiştir ve absürdizm akımının öncülerinden biri olarak tanınır; fakat Camus kendini herhangi bir akımın filozofu olarak görmediğinden, kendini bir “varoluşçu” ya da “absürdist” olarak tanımlamaz. 1957’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanarak, Rudyard Kipling’den sonra bu ödülü kazanan en genç yazar olmuştur. Albert Camus Okumak İçin 7 Neden:

okumak için tıklayınız

A’dan Z’ye Aslı Erdoğan

A.: “Farz edin ki, taş binaya giden sokakta bir kahve, kahvenin önünde de yaz-kış bir adam var. (Binanın içinde dev bir avlu, avluyu çevreleyen merdivenlerde insan boyunu aşan tel örgüler… Kimse kendini aşağı atmasın diye. Çünkü insan hayatı, taşlarda parçalanmayacak kadar değerli son bir-iki yüzyıldır. Dışındaysa döne döne beşinci kata dek yükselen bir yangın merdiveni.

okumak için tıklayınız

Erasmus’un Misyonu ve Yaşamının Taşıdığı Anlam

inkara kalkışmayalım; bir zamanlar yüzyılının en parlak ve en büyük ününün taşıyıcısı olan Ratterdamlı Erasmus’un bugün neredeyse sadece adı var. Artık unutulmuş uluslarüstü bir dilde, hümanist Latince’de kaleme alınmış sayısız eserleri, el değmeksizin kitaplıklarda uyumakta; bir zamanlar ünü dünyayı tutan bu eserlerin içinden sesini zamanımızda da duyurabileni hemen hemen yok gibi. Erasmus’un kişiliği ise, güç anlaşılırlığı ve türlü çelişkileri yansıtır nitelikte oluşu yüzünden tarih

okumak için tıklayınız

Stendhal ‘ın Günümüz İçin Anlam ve Önemi – Stefan Zweig

-1900’e doğru anlayacaklar beni.- (Stendhal) Stendhal, bir sıçrayışta bütün bir yüzyılı, on dokuzuncu yüzyılı aşmıştır; hızını on sekizinci yüzyıldan, Diderot ve Voltaire’in kaba materyalizminin yüzyılından alıp, bizim psiko-fizyolojik çağımızın, psikolojinin bir bilim haline geldiği çağımızın ortalık yerine sıçramıştır. Nietzsche’nin dediği gibi -ona bazı noktalarda erişebilmek, onu çok fazla etkileyen problemlerden bazılarını çözebilmek için iki kuşağın

okumak için tıklayınız