Yazar: cemalumit

Tarih hangi durumda tekerrür eder?

Tarih ancak tarih bilinci olmayan toplumlarda tekerrür eder Haftalık tarih yazılarıyla tanıdığımız Ayşe Hür’ün yeni kitabı Darbeli ve Çatışmalı Yıllar çıktı. Kitap, 1961-2000 yılları arasında Türk siyasi hayatındaki gelişmeleri aktarıyor. Kitap vesilesiyle Ayşe Hür’e demokrasi tarihimizi sorduk.

okumak için tıklayınız

Sürü – Frank Schatzing

Frank Schätzing’in Sürü’sü insana şunu düşündürüyor: “İnsanlığın Ay hakkında bildikleri, okyanuslarla ilgili bildiklerinden fazla.” İşte size klişe bir soru: “Ya evrende yalnız değilsek.” Tartışılagelir bu sorunun yanıtı. Bir kenarda tartışıladursun. Biz daha az klişe bir soruya doğru yol alalım: “Ya dünyada yalnız değilsek.”

okumak için tıklayınız

Le Horla – Guy de Maupassant

19. yüzyıl Fransız edebiyatının en güçlü kalemlerinden olan Maupassant’ın hikâyeleri, hayatla sanat arasındaki sınırları ortadan kaldıran cinsten. Hayat sanattan, sanat da hayattan kopuk değildir Maupassant’ın estetik dünya görüşünde. Modern insanın “iç dünyasının” detaylı bir biçimde resmedildiği hikâyelerinde, doludizgin akan bir hayat sevincine paralel olarak, alttan alta işleyen melankolik, ürkütücü ve karanlık duygular da var.

okumak için tıklayınız

Benim Kısa Tarihim – Stephen Hawking

“Ben 8 Ocak 1942’de, Galileo’nun ölümünden tam üç yüz yıl sonra doğdum. Tabii, benimle aynı gün iki yüz bin civarında başka bebek de doğdu. Onlardan herhangi biri sonradan astronomiyle ilgilendi mi, bilmiyorum.” Günümüz bilim dünyasına damgasını vuran Stephen Hawking Benim Kısa Tarihim’de kendi yaşamöyküsünü paylaşıyor.

okumak için tıklayınız

Hollywood’da farklı ırkları neden beyazlar oynuyor?

Hollywood’da farklı ırktan insanların hikayelerini anlatan filmlerde protestolara ragmen hala beyaz oyuncular rol almaya devam ediyor. Ünlü masal kahramanı Peter Pan’ın hikayesini anlatan Pan adlı film bu ayın başlarında ABD’de gösterime girdi. Kızılderili bir kahramanın beyaz oyuncu Rooney Mara tarafından oynanması büyük tepki aldı.

okumak için tıklayınız

Aspirin kanseri önler mi

Aspirin’in kanser üzerindeki etkisine dair en kapsamlı araştırma Aspirin’in kanserin tekrarlamasını engelleyip engellemediğine yönelik şu ana kadar yapılmış en kapsamlı araştırma İngiltere’de başladı. Araştırmaya bağırsak, meme, prostat, mide ve özofagus (yemek borusu) kanserine yakalanmış yaklaşık 11 bin kişi katılıyor.

okumak için tıklayınız

Beynin hayallere dalması neden yararlı?

Oturmak ve hiçbir şey düşünmeden rahatlamak… Bunu yapmak pek de mümkün değil. Beyni dinlenme moduna almaya çalışsanız bile farklı hayal dünyalarına daldığınızı görürsünüz. Fakat bu boş hayaller faydalı olabilir. Nörologlar yıllarca beynin özel bir iş yaparken sıkı çalıştığını ve boş dururken dinlendiğini sanıyordu. Deneylerde parmak oynatma, zihin aritmetiği yapma, resimlere bakma gibi eylemler sırasında insanların

okumak için tıklayınız

Sanatçı ve Aydın Olmak – Nejdet Evren

“Hiçbir şair, hiçbir sanatçı, kendi anlamını yalnız başına tam olarak taşıyamaz” S.T.Eliot, (1) Her sanatçı doğduğu ve çevresinde kendini hazır bulduğu tarihsel ve toplumsal doku içerisinde varlık kazanır. Onun, içinde bulunduğu toplum-zamanından farklılaşabilmesi, toplumsal olgularla yaşayacağı çatışmalar sonucunda oluşturacağı öznelliği, kimliği ile yakından ilgilidir.

okumak için tıklayınız

Sarkis Çerkezyan: Bir serefraz

Herkesin hayatı boyunca en çok bedel ödediği sınavdır anlaşılmak. Kendini en çok kendinden gizlemek zorunda kalanların varlığı hep gölgelidir, solgunluğun tarihidir geçmişleri. Sürgün, köklerini sadece başka yere taşımak değil, varlığını kabul ve idame ettirmek istediğin topraklara yabancı düşmen, damarlarının kesilmesidir. Ruhunun ve gövdenin ağrısı diline sirayet eder, susarsın. Suskunluk bir tür görünme biçimidir aslında, kelam

okumak için tıklayınız

Dostoyevski – Sigmund Freud

“Dostoyevski’nin Karamazov Kardeşler’i şimdiye dek yazılmış romanların en güçlüsü, “Büyük Engizisyoncu” epizodu dünya edebiyatının şimdiye dek ortaya koyduğu yaratıların en üstünüdür ve ne denli övülse azdır.” Sigmund Freud “Karamazov Kardeşler” adlı romanın Büyük Engizisyoncu adlı epizodu Ele aldığım olay Onaltıncı Yüzyılda oluyor. O zamanlar, o zamanlar gökyüzündeki varlıkları şiirler yazarak dünyaya indirmek alışkanlık olmuştu. Artık Dante’den

okumak için tıklayınız

Kuşkunun Ardındaki – Hatice Balcı

‘’Kimileri dünyayı yönetir, kimileri de yönetilen o dünyanın ta kendisidir. Servetini İsviçre’de ya da İngiltere’de saklayan bir Amerikalı milyonerle bir kasabanın sosyalist lideri arasında nitelik bakımından hiçbir fark yoktur; fark nicelikten kaynaklanır yalnızca. Uzakta, aşağıda biz varızdır, yani kılıksız insanlar, biz, bohem oyun yazarı William Shakespeare, biz, öğretmen John Milton, serseri Dante Alighieri, dün alışverişimi

okumak için tıklayınız

Düştü Çamura – Zafer Köse (Öykü)

– Günaydın – Ooo, aleykümselâm. Gel buyur. Bu başıma gelenlerin güzel tarafı da var; sık görüşmeye başladık. – Dışardakiler, köydekiler iyi. Selam gönderdiler. Karşı tarafla da işler yolunda. – Daha öğrenciyken başlamıştın bizi ihmal etmeye. Ama iyi ki büyük okulları bitirip avukat oldun. İşimiz düşünce sana güvenebilirmişiz demek.

okumak için tıklayınız

Şiir ve Öykünün Ressamı İsmail Gümüş – Müslüm Kabadayı

Önce öğretmen, sonra şair-yazar-ressam İsmail Gümüş, sanat dünyamızda hoş bir seda bırakarak ışıklı yolculuğuna çıktı. Yakınlarına, dostlarına sabırlar dilerken tam 10 yıl önce kendisiyle ilgili kaleme aldığım metni paylaşmak istedim. Saygıyla anıyorum. Olgunluk ve duruluk akar bazı insanların yüzünden. Gözlerindeki ışıltı, size yaşama sevinci verir. Hele bu insan önemli bir kültürün, göçmenlik serüveninin ateşinden geçerek

okumak için tıklayınız

Akakiy Akakiyeviç her yerde yaşıyor – Adalet Çavdar

Bir hikayeyi sadece hikaye diyerek okuyup onun farklı katmanlarını görmezden geldiğimizde sığ bir okumaya sahip oluruz ve asıl görmemiz gerekeni atlarız. Hikayeler bize sadece kıyıda köşede yazarın kalemine misafir olan “küçük insanların” değil bulundukları coğrafyanın, dönemin koşullarını da anlatan bir nevi tarihi tanıklıklardır. Küçük insanların etrafında dönen büyük dünyanın ayrıntılarına bakmak için fırsattır öyküler. Size

okumak için tıklayınız

Gıdasız demokrasi olmaz

Çocukluk yıllarımızda köy nüfusunun azalıp yerine şehir nüfusunun artması olumlu bir değişim gibi öğretilirdi. Böylece tarım yerine sanayileşme artacak, ülkenin sanayi üretimine dayalı kalkınması hızlanacaktı. Hem sosyalizm de her şeyden önce kapitalizmin yarattığı sanayileşmenin üstüne kurulmayacak mıydı. Demek ki buna zorunluyduk. Bunun nereye kadar doğru ya da ne yanlış olduğu şu anda anlamını yitirmiş durumda.

okumak için tıklayınız

Bülbülü Öldürmek: İyinin ve kötünün ötesinde

Eylül ayında Harper Lee’nin ünlü romanı Bülbülü Öldürmek’in Sel Yayıncılık tarafından Ülker İnce çevirisiyle yeniden yayımlandığını gördüğüm an, bu yazıyı yazacağımı biliyordum. Aradan geçen yirmi yıla rağmen unutamadığım ve her sene öğrencilerime tavsiye ettiğim bir romandı söz konusu olan. Çocuk edebiyatıymış, gençlik edebiyatıymış, böyle kavramların olmadığı bir zamanda, bulunan her şeyin yaşa başa bakmadan okunduğu

okumak için tıklayınız

Ecevit’in Ardından – Zafer Köse

O tarihi CHP kurultayında İsmet İnönü kaybediyor, Ecevit genel başkanlığa seçiliyor. İsmet Paşa; Garp Cephesi Komutanı, Lozan Kahramanı, devletin kurucularından, çok partili rejime geçişin öncüsü… ayağa kalkıyor, önünü ilikliyor, 87 yaşının yorgun adımlarıyla “Bülent”i kutlamak üzere yürümeye başlıyor. Bunu fark eden Ecevit hemen yerinden kalkıyor, Paşa’ya doğru ilerliyor, ortada buluşuyorlar, tokalaşıyorlar.

okumak için tıklayınız

Çok olmadığımız kesin / çok olan tarafta değiliz / çok olan tarafta olmayacağız

Sevgili Yoldaş Kurbağalar – Nevzat Çelik “Kurbağalar gökyüzünü kuyunun ağzı kadar sanır.” Çin Atasözü Sevgili Yoldaş Kurbağalar, manifesto gibi bir şiirle başlar: “İtirazın İki Şartı” Az olanın yanında olmayı önerir şiirde. Çok olmanın baskıcı karakteri az olanın yanında olmakla kırılır çünkü! Şafak Türküsü’nden sonra belki de en beğenilen, en bilinen şiirlerden biri olur “İtirazın İki

okumak için tıklayınız