Yazar: cemalumit

Zaman, su gibi, işçi parasını almayan kabadayıdan, oluk oluk kan akacak diyen çakma kabadayıya doğru aktı

Nerede o eski gangsterler Ne, nasıl, ne zaman, kim… Nereden başlayalım! Parantezi o semtin naif öyküsünü anlatarak, açalım… Yeniçeriler Bizans surları önündedir. İstanbul düşmek üzeredir. Bahar olduğu halde hava çok sıcaktır. Yedikule önlerinde toplanmış asker, kırbalarının dibinde kalan son su damlalarını da bitirmiştir. Ortada büyük bir sorun vardır. Artık herkes birbirine su sormaya başlar. Mehmet

okumak için tıklayınız

Boyunuzu aşan “kurnaz” hesaplarınızla ve hatalı kırmızı çizgilerinizle Ortadoğu’dan başınızı kurtarmaya “ölü yıkayıcılığınız” bile kifayet etmez!

Suriye’de 2011 yılından bu yana aslında ne oldu? -4 Bu yazı dizisinin en başında Suriye İç Savaşı’nın patlak verme nedenleri üzerine söylediklerimizi kısaca hatırlayalım: Şam yönetimi, 2009 yılında Katar’ın kuzeyindeki off-shore doğal gaz sahasından başlayıp Suudi Arabistan – Ürdün –Suriye ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya doğalgaz sağlayacak bir boru hattı önerisini reddetti. 2011 yılında da tercihini

okumak için tıklayınız

Bu Kış Kimse Üşümeyecek – Feridun Oral

Feridun Oral takipçileri çocuk edebiyatının en sade, en güzel yardımlaşma ve paylaşma hikâyelerinden biri olan Kırmızı Elma’yı hatırlayacaktır. Sevimli tavşanın bir kış günü yiyecek aramaya çıkmasıyla başlar hikâye. Karla kaplı ormanda bulabildiği tek yiyecek, ulaşamadığı bir daldaki kırmızı elmadır. Arkadaşları küçük kır faresi, tombul tilki ve ayının yardımına ihtiyacı vardır. Hikâyenin sonunda elmaya ancak birbirlerinin

okumak için tıklayınız

“Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler”

20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong ve Buzz Aldrin, Ay’ın yüzeyine indiler, Apollo 11 astronotları bu seyahatten önceki aylarda ABD’nin batısında Ay’a benzeyen ıssız bir çölde eğitim gördüler. Bu alan pek çok Kızılderili topluluğuna ev sahipliği yapıyordu; bir yerliyle astronotlar arasında geçen bir diyaloğa dair şöyle bir hikaye vardır:

okumak için tıklayınız

AnGARa Vicdan Patlaması – Müslüm Kabadayı

Dağların taşların kan kaynaması yetmiyormuş gibi kentler de yangın yerine dönmüştü. Her gün ocaklara ateş düşüyordu. Topraklarındaki enerji kaynaklarına el koyanların yaktıkları savaş ateşinde yürekleri yanan insanlar, acılarını bile paylaşıp külleyemeden daha büyük acılara boğuluyorlardı. Memleketi acılarla yönetenler, zebanileşmişlerdi.

okumak için tıklayınız

Ateş Karınlı – J. C. Michaels

“Hepimiz bir kabın içinde doğduk, hayatımızı çevreleyen bir kabın. Bize okula gitmemizi söylüyorlar. İyi notlar almamızı söylüyorlar. Onlar gibi giyinmemizi, onlar gibi hareket etmemizi, iş bulmamızı, kariyer yapmamızı, ev almamızı. Beni ben yapan şeylerin çoğu tamamen tesadüfi. Hedeflerim, amaçlarım benim değil, benden başka herkesin… Neyim ben? Kimim? Öğretmenler, anneler, babalar, akrabalar, hepsi akıl veriyor. Uyum

okumak için tıklayınız

Goriot Baba – Honore de Balzac

Honore de Balzac?ın dev yapıtı ?İnsanlık Komedyası?, seksen sekiz ciltten oluşur. ?Goriot Baba? (Le père Goriot), bu büyük yapıtın bir parçasıdır. Balzac?ın kafasında ?İnsanlık Komedyası? adlı bu dev yapıtın üç bin?e yaklaşan karakterlerinin önemli bir kısmını, hem de en ilginçlerini bize tanıtır: Rastignac, Madame de Beauseant, Madame de Langeais ve birçokları, ünlü Balzac kişileri olarak

okumak için tıklayınız

Canistan – Yusuf Atılgan

“Benim yazarlığımdan daha önemlisi günlük yaşamımdır” diyen ve “çok az” yapıt verdiği kabul edilen Yusuf Atılgan, uzun zamandır yayımlanması beklenen son romanı Canistan ile yazarlık serüvenini tamamlıyor. Yusuf Atılgan, önce “İşkence” adını koyduğu ve “Duruşma”, “Yargıç”, “Tanık”, “Sanık” bölümlerinden oluşmasını tasarladığı bu romanının “Sanık” bölümünü yazamadan aramızdan ayrılmıştı. Ancak elinizdeki kitaba “yarım kalmış bir roman”

okumak için tıklayınız

Açlık, Knut Hamsun

Yoksul bir ailenin çocuğu olarak doğan Knut Hamsun, 1890 yılında yazdığı, yaşamının otobiyografisi niteliği taşıyan ?Açlık? adlı romanında, kalemiyle geçinen bir yazarın karşılaştığı zorlukları, çektiği sıkıntıları ve bu olumsuzluklar karşısında onurundan ve ahlaki değerlerinden taviz vermemesini anlatır. Yoksulluk, sefalet ve açlık, bu romanda cehennemi bir durumun yapı taşlarıdırlar. Romanda insanların karşılaştığı zorluklarla mücadele etmesi gerektiği, yaşam savaşı vermesi

okumak için tıklayınız

Tarih, bizlere yalnızca vatansever vatandaşlar, geleceğin askerleri, iradeden yoksun toplum bireyleri olalım diye kaşık kaşık yedirilmişti

… bizler, özellikle Avrupa’da yaşayanlar, tarihi nasıl öğrendik? Açıkça söylemem gerekir ki, bunu ben çoktan unutmuştum. Ama yakınlarda bir taşınma sırasında, Avusturya’da gitmiş olduğum liseden kalma tarih kitabım elime geçti; bu arada, eski okul kitaplarımızı bir yana fırlatıp atmakla haksızlık ettiğimizi de belirtmeliyim, çünkü zamanımızın tasarımlarının ve bakış açılarının ne büyük bir hızla değiştiğini bize

okumak için tıklayınız

İnsanlık, sadece tarihin akışını değiştirebilme değil, tarihi sona erdirebilme kapasitesine de sahip

BÎR İSPANYOL KÖYLÜSÜ 1000 YILINDA uyuyakalıp, beş yüz yıl sonra Kolomb’un mürettebatının Nina, Pinta ve Santa Maria gemilerine binerken çıkardığı patırtı esnasında uyanmış olsaydı, dünya yine de gözlerine çok tanıdık gelirdi. Teknolojide, yaşam biçiminde, siyasi sınırlarda pek çok değişiklik yaşanmış olsa da, bu ortaçağ gezgini yine de kendisini evinde hissederdi. Buna karşılık, Kolomb’un denizcilerinden biri

okumak için tıklayınız

Çanlar Kimin İçin Çalıyor – Ernest Hemingway

Çanlar Kimin İçin Çalıyor, Hemingway’in en güzel romanlarından biridir. İspanya iç savaşının anlatıldığı roman, 1940’larda yazılmıştır. Böyle olmasına karşın, hâlâ birçok ülkede çevirisi yayımlanmakta, hâlâ en çok okunan kitaplar arasında yer almaktadır. Bu ilginin nedeni, bir serüven romanı oluşundan ya da Hemingway’in o kendine özgü anlatış biçiminde aranabilir. Ancak şöyle bir saptama da yapılabilir: Çanlar

okumak için tıklayınız

‘Amerikan düşmanı’ liderlerin ABD düşkünlüğü

Bilal Erdoğan’ın bitmeyen öğrenciliği ve tuhaf ilişkiler Malumunuz, Cumhurbaşkanı’nın gözde oğlu, TÜRGEV’in yönetim kurulu üyesi, ‘gölge eğitim bakanı’ ve 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmasının kilit isimlerinden Bilal Erdoğan, İtalya’nın Bolonya şehrindeki doktorasına devam etmeye karar verdi.

okumak için tıklayınız

Ümit İlkan Kaftancıoğlu “Garip Tatar” hakkında – Ayhan Hüseyin Ülgenay

Nüfus kaydına göre esas ismi Garip TATAR 30.05.1964 tarihinde mahkeme kararı ile ismini Ümit İlkan KAFTANCIOĞLU olarak değiştirdi. ( İmranlı Asliye Hukuk Mahkemesi 1964/99 karar Hakim İlyas DÖNMEZ ), 05.04.1935 Kars/ Hanak /Koyun pınarı / doğumlu. Baba adı; Aşur Ana adı; Güli Eşinin İsmi; Behiye Nurcan ( 01.09.1965 Evlenme ) İki çocuk babası ( Ali

okumak için tıklayınız

“IŞİD’in Türkiye yapılanması diğerlerinden ‘farklı’ gibi, acaba neden? “

Türkiye’nin ‘IŞİD’i Ankara faciasının ardındaki sır perdesi, değil çözülmek, aralanmadı bile. Doğrusu aralanmasını da beklemiyorum, zira, bu fazlasıyla karanlık bir olay, olaya ilişkin haber yapmak yasak, dahası en temel bazı sorular üzerinde yeterince durulmuyor.

okumak için tıklayınız

Yalınayak Gen: Ertesi Gün, Keiji Nakazawa

ABD’nin 6 Ağustos 1945 yılında attığı atom bombasıyla cehenneme dönen Hiroşima’da yaşananları bir çocuğun gözünden anlatan Yalınayak Gen dizisinin ikinci kitabı; ‘Ertesi Gün’, yaşanan vahşetin boyutlarını gözler önüne seriyor. Bomba ve onun etrafa saçtığı radyasyon yüzünden kan kusarak ölen, etleri kemiklerinden ayrılan, akıllarını ve hatta insanlıklarını yitiren bir halk karşısında, ölmek mi daha kötü, yoksa

okumak için tıklayınız

Ankara Tren Garı – Sadık Güvenç

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde, kalbur saman içinde memleketin birinde Ankara derler bir şehir var mıymış, yok muymuş, ne desem yanlış olur. Bu Ankara denilen şehir koskoca bir ülkenin başkenti değilmiş. Bu koskoca ülkenin koskoca başkenti olmayan Ankara şehrinde kocaman kocaman bakanlık binaları da yokmuş. Kocaman kocaman bakanlık binaları, onlara bağlı yönetim binaları

okumak için tıklayınız

Grip salgını ile kuru hava arasında nasıl bir bağ var?

Gribin bir salgın dönemi vardır. Yakın zaman öncesine kadar kimse bu hastalığın neden kış aylarında yayıldığını bilmiyordu. Sorunun cevabı virüsün bulaşma yollarıyla ilgili. Hava sıcaklığı düşer düşmez grip sezonu da başlar. Önce boğazda bir rende yutmuşluk duygusu, ardından ateş ve kol ve bacaklarda bir haftadan fazla süren ağrı ve sızı hissedilir. İşte bu griptir. Bu

okumak için tıklayınız

Thomas Hardy – Adsız Sansız Bir Jude

Hardy toplumda egemen tüm normları masaya yatırır; toplumsal sınıf sistemini, evliliği, dini, cinselliği, özellikle de örgütlü dinin nasıl bir canavara dönüşebildiği olgusunu… Geç Viktorya döneminin en önemli romancılarından Thomas Hardy’nin Adsız Sansız Bir Jude’u, aynı zamanda aldığı olumsuz tepkiler nedeniyle Hardy’nin roman yazmaktan vazgeçmesine yol açması ile de ünlüdür. Viktorya dönemi, bilindiği gibi, Kraliçe Viktorya’nın

okumak için tıklayınız

Sokağa Çıkma Yüzü, Osman Namdar

“Bir yanılsamalar çağında yaşıyoruz. Yüreğimiz günden güne sıcaklığını yitiriyor. Bu soğuyan dünyada edebiyat, özellikle de şiir en iyi sığınağı insanın” diyen Osman Namdar’ın ‘Sokağa Çıkma Yüzü’ adlı kitabı, şiir konulu denemelerinden oluşuyor. Namdar, edebiyatın, özellikle de şiirin, insanın kendini tanımasının ve dış dünyaya da kendini anlatabilmesinin en iyi araçlarından biri olduğuna inanan bir isim. Dolayısıyla

okumak için tıklayınız