Yazar: cemalumit

Özgürlük, boyun eğme ve iktidar hırsı – Erich Fromm

ÖZGÜRLÜK – BİR RUHBİLİMSEL SORUN MU? Çağdaş Avrupa ve Amerikan tarihi, daha çok, insanları bağlamış olan siyasal, ekonomik ve tinsel kelepçelerden kurtulma çabalarını anlatır. Ezilenler, yeni özgürlükler isteyenler, savunacak ayrıcalıkları olanlara karşı özgürlük savaşı vermişlerdir. Bir sınıf, başkasının egemenliğinden kurtulup kendi öz bağımsızlığını elde etme savaşı verirken, kendisini, insanlığın özgürlüğü uğruna savaşan bir sınıf olarak

okumak için tıklayınız

Adalet ve özgürlük idealleri olmaksızın insanlık yaşayabilir mi? Tuhaf Zamanlar – Eric Hobsbawm

“Adalet ve özgürlük idealleri olmaksızın” insanlık yaşayabilir mi? Hatta 20.yüzyılda bu yola kendini adayanların anıları olmadan?” “Eğer insanların daha iyi bir dünyaya ilişkin herhangi bir idealleri yoksa, bu bir şeyleri yitirmiş oldukları anlamına gelir.” 1917 doğumlu Marksist Eric Hobsbawm’ın 80 yaşın üzerinde kaleme aldığı ve Tuhaf Zamanlar (Interesting Times) adını verdiği özyaşamöyküsü “bir Marksist olarak

okumak için tıklayınız

AKP’nin 1 Kasım ürünü hormonlu oy oranını koruması her şekilde imkansızdır.

Enseyi karartmayın! 1 Kasım 2015 akşamı seçim sonuçlarının üç aşağı beş yukarı belli olduğu anda başına oturduğum yazıya, rahmetli Çetin Altan’ı dilinden düşürmediği tavsiyesiyle anarak başlıyorum: Enseyi karartmayın! Büyük yazarın uzun ve meşakkatli ömrü ülkesinde demokrasinin yerleştiğini görmeye yetmemiş olabilir… Ama onun için daha kötüsü, demokrasi umudunu yitirmiş olarak ölmekti. Çetin Altan umutsuzluğu reddetti. Biz

okumak için tıklayınız

Nabokov’un Kafka’ya karşı “böcek” inadı

Eğer Kafka’nın Dönüşüm’ünü İngilizce çevirisinden okuduysanız elinizdeki çeviriye göre dönüşüm geçirmiş Gregor Samsa’dan karafatma, hamamböceği ya da daha genel olarak dev bir böcek diye söz edilmektedir. Yazarın orijinal metni Almanca yazdığı düşünüldüğünde bu çevirilerin hiçbiri yanlış sayılmaz – Gregor kaçacak delik arayan, çok sayıdaki bacağını havada sallayan ve bir çeşit kabuğu olan biridir. Hizmetçisi onu

okumak için tıklayınız

“Hükümet Türkiye’yi idare edecek mi,” diye sormuyorum. Soru, “Türkiye –yeniden- yönetilebilir olacak mı”

2 Kasım’dan sonra Türkiye yönetilebilecek mi? 1 Kasım seçim sonuçlarının parlamento aritmetiğini nasıl şekillendireceğinin belli olmasıyla birlikte önümüzdeki dönemde Türkiye’ye kimin tek başına hükümet edeceği belirginleşmiş oldu. Şimdi cevabı belki de daha önemli olan bir soru var. O da şu: Türkiye yönetilebilecek mi? “Hükümet Türkiye’yi idare edecek mi,” diye sormuyorum. Soru, “Türkiye –yeniden- yönetilebilir olacak

okumak için tıklayınız

Akıl Tutulması – Max Horkheimer

Akıl Tutulması (The Eclipse of Reason, 1947), 1923 yılında kurulan Frankfurt Toplumsal Araştıma Entitüsü’nün (Frankfurt Okulu’nun) ve kurucusu Max Horkheimer’in temel yapıtlarındandır. Horkheimer, “akıl’ kavramının tarihini, Batı’da aklın önce hurafelerle ve mitoslarla verdiği mücadeleyi, ardından kendinin de bir hurafeye dönüşmesini anlatır. Aydınlanma’nın mitoslardan sıyrılayım derken kendinin de bir mitosa dönüşmesini anlatır. Faşizmin “Batı aklını’ etkilediğini

okumak için tıklayınız

Yeni Dönem – Zafer Köse

Yüz yıllık bir projeydi bu Cumhuriyet. En önemli hedeflerinden üçü şunlardı: 1- Müslüman ümmeti Batılı topluma dönüştürmek. 2- Kürtleri Türkleştirmek. 3- Köylerde ve kentlerdeki milyonlarca emekçinin ürettiği değerlerin toplanmasıyla bir zenginler kesimi yaratarak ekonomiyi büyütmek.

okumak için tıklayınız

Fransa’daki Grenoble şehrine ‘hikâye dağıtma makineleri’ yerleştirildi

Fransa’nın Grenoble şehrinde, kamusal alanlarda insanların hikâye okuyarak vakit geçirebilmesi için, şehrin farklı noktalarına ‘kısa hikâye dağıtma makineleri’ yerleştirildi. Teknoloji gerçekten hayatlarımızı istila etmiş durumda. Tabletlerden akıllı telefonlara, neredeyse ‘ekransız’ olarak geçirdiğimiz bir zamandan söz edebilmek mümkün değil. Seyahat ederken, yemek yerken ve halka açık yerlerde beklerken akıllı telefonlar bakışlarımızı asla rahat bırakmıyor. Ancak Fransa’daki

okumak için tıklayınız

Mitolojiyle Gerçekliğin Cin Kubbesi – Müslüm Kabadayı

Nihat Aslanyürek’in ilk romanı Cin Kubbesi’ni(1) okurken, hem tema-konu, olay örgüsü ve iletileri açısından hem de dil ve anlatım özellikleri bakımından farklı duygu ve düşünceler atmosferine girip çıktığımı baştan söylemeliyim. Artzamanlı olarak olayların kurgulandığı romanda Osmanlı’nın son dönemi, Fransız işgal yılları ve 1939’dan 12 Eylül’e kadar uzanan geniş zaman diliminde başkahraman Yusuf ve geriye doğru

okumak için tıklayınız

Yaşlanmanın faydaları

Yaşlanmak çoğu insan için korkutucu bir süreçtir. Fakat yaşlılığın mutluluk, zeka ve hatta daha iyi bir cinsel yaşam getirdiğine dair çok sayıda veri bulunuyor. Çağımız yaşlanma çağı. Dünyada 800 milyon insan 60 yaşın üstünde ve 100 yaşını doldurmuş 330 binden fazla insan var. Dünya bunun ekonomik ve sosyal sonuçları ile baş etmeye çalışıyor. Yaşlanmak hastalıkların

okumak için tıklayınız

Suriye suçları ve diğerleri – Korkut Boratav

Sic Semper Tyrannis başlıklı sitede (20 Ekim) CC rumuzunu kullanan bir yazardan aktarıyorum: “Erdoğan ABD’nin Suriye politikasını önce zorla yönlendirmeye, başaramayınca da aktif olarak baltalamaya çalıştı. Türkiye’nin kendine özgü Suriye politikalarındaki inatçı ısrarı hayret vericidir.” Dört örnek veriyor: Birincisi, Suriye’nin kimyasal silah kullandığı bahanesiyle Obama’yı “kırmızı çizginiz aşıldı; müdahale edin” doğrultusunda ısrarla ikna etmeye çalışmasıdır.

okumak için tıklayınız

Zaman, Aşk, Bellek , Jonathan Weiner

‘The Beak of the Finch’ isimli kitabıyla Pulitzer Ödülü kazanan Jonathan Weiner, ‘Zaman, Aşk, Bellek’te, davranışların kökeni konusunda araştırmalarıyla ünlü evrimci biyolog Seymour Benzer’ın hayatını hikâye ediyor. İyi bir bilim-roman olması yönüyle dikkat çeken kitap, hem okura Benzer’ın bilimsel çalışmalarını anlatıyor hem de onu Pascal, Ezra Pound, Darwin ve Antigone’a uzanan, bir edebiyat yolculuğuna çıkarıyor. Dolayısıyla

okumak için tıklayınız

Salman Rushdie ‘Nereye baksam utanacak bir şey var. Ama utanç da diğer şeyler gibi; insan onunla uzun süre yaşadığında mobilyalarından biriymiş gibi alışıyor’

‘Ülke’lerinden biri olan Pakistan’da aforoz edilmesine yol açan Salman Rushdie’nin politik romanı Utanç, yayımlanışından yirmi iki yıl sonra 2005 tarihinde Türkçeye çevrildi. Şiddetin kökleri olarak niteliyor Rüşdi utanmazlık ve utanç duyusunu ve davranışını. “Utançla utanmazlık arasında, etrafında döndüğümüz mihver uzanıyor; bu iki kutuptaki meteorolojik koşullar da aşırı uçlarda. Utanmazlık, utanç: şiddetin kökleri.”

okumak için tıklayınız

Bizim Cumhuriyet – Zafer Köse

AKP öncesindeki onlarca yıl boyunca uygulanan zulümlerin listesi uzundur. Onca baskı, inkar, vahşet… Bütün bunlar cumhuriyetin gerçek nitelikleriyle yerleşmesi için değildi, onu halktan koparmak içindi. Kuşaklar boyunca biriken hınç ve öfke sonucunda halk, doğal olarak, düzene karşı gördüğü hareketleri destekleyecekti. Ve 12 Eylül nedeniyle ortada bir sol muhalefet kalmadığı için, düzen karşıtı olarak dinci hareketler

okumak için tıklayınız

Açılın Kapılar Şaha Gideyim / Yıkılın Kaleler Dosta Gideyim – Pir Sultan Abdal (seslendiren: Ahmet Kaya)

Pir Sultan Abdal – Açılın Kapılar Hızır paşa bizi berdar etmeden açılın kapılar şaha gideyim siyaset günleri gelip çatmadan açılın kapılar şaha gideyim yıkılın kaleler dosta gideyim kalenin kapısı daşdan demirden yanlarım çürüdü yaşdan yağmurdan bir kimsem yoktur ki dostu çağırtam açılın kapılar şaha gideyim yıkılın kaleler dosta gideyim çıkarım bakarım kale başına mümin müslümanlar

okumak için tıklayınız

Babamın Bıyıkları Yoktu, Tekin Gönenç

“…duyarsın derinlerde bir yerlerde, insanın insana bölünmesidir yalnızlık…” Tekin Gönenç 2008 yılında yayımlanan “Babamın Bıyıkları Yoktu” adlı öykü kitabı ile şiirle içi içe geçen bir yaşamdan süzülen kesitleri okurlara sunuyor. “…geçen yıl bir trafik kazasında kaybetmiş babasını. Annesi hem baba hem anne olmuş dört kardeşe. Kaş?ta zengin yazlıkçıların evlerinde çalışırmış çoğu zaman. Emine ara sıra

okumak için tıklayınız