Yazar: cemalumit

Kürt sineması: Yurtsuzluk, sınır ve ölüm

Bir Kürt sineması fikri şimdi, Yılmaz Güney, Bahman Ghobadi, Hiner Saleem, Kazım Öz, Hüseyin Karabey gibi isimlerin dâhil olduğu (ama onlarla da sınırlı kalmayan) başarılı yönetmenlerin kolektif çalışmalarına dayanır. Keza adını andığım Kürt sinema yönetmenlerinin hepsine başka ulusal sinemalar da sahip çıkabilir ve çıkmıştır; üstelik böyle bir iddia çok da temelsiz değildir. Yılmaz Güney örneğin,

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali ‘nin kurbağaya olan ilgisi

Ayşe Sıtkı’ya yazdığı 20 Mart 1934 tarihli mektubunda, “Geçen akşam tam gurup zamanı buralarda dolaşırken bütün kurbağalar ötmeye başladılar. Hemen yolun kenarına oturdum, bunları dinlemeye başladım” diyen Sabahattin Ali’den geriye kalanlara bakarak onun kurbağalara karşı özel bir ilgisi olduğunu söyleyebiliriz. Sabahattin Alinin evrakında “Kurbağa”, “Bir Serenadın Sonu”, “Kurbağaname”, “Kurbağaya Mersiye”, “Merhuma Mersiye” başlıklı kurbağa şiirleri

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin ‘in öldürülen Sabahattin Ali’nin eşyalarını “teşhis etme” ifadesi

İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Ali Ertekin’in itirafına rağmen, olayı duyurmadan önce Sabahattin Ali’nin yakın arkadaşlarını çağırarak cesedin üzerinden çıkan eşyaları göstermiş ve bunların kime ait olduğunu sorarak olayı doğrulamaya çalışmıştır. Aziz Nesin, Esat Adil’in de çağrıldığı “teşhis etme” görevini şöyle anlatmaktadır:

okumak için tıklayınız

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare”

Mehmet Eroğlu’nun yeni romanı “9,75 Santimetrekare” raflardaki yerini aldı. Eroğlu bu yeni romanında, “Fay Kırığı” üçlemesinde resmettiği Türkiye’nin, bir adım sonrasındaki kırılmayı gündemine alıyor; Gezi Parkı Direnişi’ni. Diğer yandan ise kahramanı Ahmet’le Gabar Dağı’nın eteklerinde bıraktığı on dakikalık karanlığın peşinden bir yaşamı sürüklüyor.

okumak için tıklayınız

Soma ve Ermenek katliamlarının ardından sonra ‘Germinal’i yeniden okurken

“Germinal”de, 1860’lı yıllarda Fransa’nın kuzeyindeki maden ocaklarında yaşanmış acımasız, ilkel, dayanılmaz koşulların, günümüz Türkiye’sinde, Soma’da, Ermenek’te hemen hemen hiç değişikliğe uğramadan sürüyor olması, yüreğinize isyan duyguları salmıyor mu? Yüreğimde öfke ve isyan… Calvino’nun klasikleri değişik açılardan tanımlayan ünlü denemesindeki ölçütler, kuşkusuz, Zola’nın “Germinal”i için de geçerli. Tıpkı Shakespeare’in, Dostoyevski’nin, hayatın ve insan ruhunun evrensel derinliklerini

okumak için tıklayınız

Bitti Bitti Bitmedi – Vedat Türkali

(…) Ustalıklı roman akışının yanı sıra kullanılan tarihsel veriler, Vedat Türkali’nin kitabına Ermeni sorunu konusunda gerçekten değerli bir belge niteliği kazandırmış. Soykırımın canlı tanığı Dede’nin siyasal örgütlenmeler üzerine anlattıkları da son derece önemli. Genelde azınlıklar, özelde ise Ermeni, Rum ve Kürt kırımları konusunda TKP’nin, hatta genelde Türk solunun tavrı, bazı istisnalar dışında, pek de tutarlı

okumak için tıklayınız

Neden uyuruz?

Bazıları sekiz saate ihtiyaç duyarken bazılarına dört saat yetiyor. Ama herkesin nefes almak ve yemek gibi uykuya da ihtiyacı var. Fakat bilim insanları bunun nedenini hâlâ çözebilmiş değil. Bu konuda ilginç teoriler ve ipuçları var. İpuçlarından en belirgin olanı, yeterince uyuduğumuzda kendimizi iyi, mahrum kaldığımızda ise çok daha kötü hissetmemiz. Birkaç günlük mahrumiyetin ardından uyku

okumak için tıklayınız

Bazı şarkılar neden dilimize dolanır?

Bazı şarkılar bir kez dilimize dolandı mı zor kurtuluruz.Beynimizin bir bölümünün kontrolümüz dışında olduğunun göstergesidir bu aynı zamanda. Bazen günlerce, hatta aylarca sürer bu takıntı. Nedenini bilmeksizin o şarkıyı mırıldanıp dururuz. Psikologlar açısından bu durumun en ilginç yanı işte beynimizin bu kontrol dışı bölümüdür. Davetsiz gelir bu şarkılar ve bırakmak istediğimizde de gitmezler. Beynimizin ses

okumak için tıklayınız

Ursula K. Le Guin: Zor zamanlar geliyor. Özgürlüğü anımsayabilen yazarlara ihtiyacımız olacak.

Yazar Ursula K. Le Guin, ABD Ulusal Kitap Ödülleri’nin (1) 2014 “Amerikan Edebiyatı’na Seçkin Katkı Madalyası”nı 19 Kasım’da aldı. Aşağıdaki metin, 1929 doğumlu Le Guin’in ödül töreninde yaptığı konuşma:

okumak için tıklayınız

Gerçek dünya haritası insanlarla neden paylaşılmaz?

Birazdan göreceğiniz resim Peter Projeksiyonlu Dünya Haritası’na ait. İlk kez Dr. Arno Peters tarafından 1974’te Almanya’daki Basın Konferası’nda tanıtılıp sonrasında ise epey tartışmaya konu olmuş. Tartışmanın esas konusu şu: Bu harita gerçeği yansıtıyorsa bizim bildiğimiz harita neyi yansıtıyor?

okumak için tıklayınız

Olgulardan şaşmamalıyız. Olgular bu hassas yapıda birbirlerine dişli çarkın dişleri gibi geçiyor: Biri diğerini harekete geçiriyor, yalanın tek bir zerresi, gıcırdayıp tümünün durmasına yeter!

Çağdaş Macar edebiyatının en önemli temsilcilerinden Péter Nádas, Bir Aile Masalının Sonu’nda düş dünyası büyükbabasının anlattığı savaş anılarıyla, masallar ve efsanelerle beslenen küçük bir çocuğun hikâyesini anlatıyor. 1950’lerin Macaristan’ındayız. Olup bitenleri küçük bir çocuğun, Peter Simon’un bakış açısından izliyoruz. Anlamaya çalışıyoruz demek daha doğru olur. Çünkü Peter de etrafında gelişen olayları anlamakta ve değerlendirmekte zorlanan

okumak için tıklayınız

Tezer Özlü ‘nün Franz Kafka ‘ya dair yazısı “Hiçbir Şeye Gücüm Yok, Acılar Dışında”

“Bütün evin gürültüsünün ana karargâhı olan odamda oturuyorum. Tüm kapıların vurulduğunu işitiyorum, böylece hiç değilse kapılar arasında dolaşanların ayak seslerini duymaktan kurtuluyorum, ama mutfakta açılıp kapanan fırın kapağının gürültüsünü işitiyorum. Babam odamın kapılarını sanki yararcasına gecelik elbisesini yerde sürükleyerek gelip geçiyor, bitişik odada sobanın külünü kazıyorlar, Valli ön odadan kelimesi kelimesine babamın şapkasının temizlenip temizlenmediğini

okumak için tıklayınız

ABD’li tarihçi: Cami değil cami gibi, Küba değil Bahamalar!

Amerika kıtasının keşfini anlatan ABD’li tarihçi Gary Knight, Başbakan Erdoğan’ın ‘Amerikayı Müslümanlar keşfetti’ açıklamasına delil gösterdiği metinleri değerlendirdi. ABD ’de yayınlanmış “Unutulan Kardeşler” isimli kitabında Amerika kıtasının keşfini anlatan ABD’li tarihçi Gary Knight, “Kolomb bir camiden söz ediyor. Güzel tepenin küçük bir camiyi andırdığını yazıyor. Kolomb burayı İspanya’daki ‘Âşıklar Kayası’na benzetiyor” dedi. Knight, bu yerin

okumak için tıklayınız

Georg Lukacs ‘ın Goethe’nin Genç Werther’in Acıları’na dair değerlendirmesi

Genç Werther’in Acıları Werther’m yayınlandığı yıl olan 1774 yalnızca Alman edebiyatı açısından değil, dünya edebiyatı açısından da önemli bir tarihtir. Fransa’yı felsefe ve edebiyat alanındaki ideolojik önderliğinden geçici süreliğine mahrum bırakan Almanya’nın bu iki alandaki kısa süreli ama fevkalade önemli hegemonyası ilk kez werther’m dünya çapında elde ettiği başarıyla açıkça görünür hale gelmişti. Kuşkusuz Alman

okumak için tıklayınız

Neden güleriz?

Çok basit, ama yanıtı karmaşık bir soru… Gülmenin nedenini anladığımızda insan doğasına ilişkin temel sorunları da anlamışız demektir. Çoğu insan bir şeyi komik bulduğumuz için güldüğümüzü düşünür. Ama insanları gülerken izlediğinizde aslında öyle olmadığını görürsünüz. Gülme uzmanı Robert Provine alışveriş merkezi, okul, ofis, parti gibi farklı ortamlarda saatlerce gerçek konuşmaları kaydetmiş ve bunun sonucunda birçok

okumak için tıklayınız

Amerika’nın “kâşifi” neden Kolomb’dur?

Tayyip Erdoğan geçtiğimiz hafta “Amerika’yı Kolomb’dan önce Müslümanlar keşfetti” diyerek yeni bir tartışma açtı. Bu tartışmanın bir cehalet (ısrar edilirse şarlatanlık) örneği olan “Küba’daki cami” bölümünü geçelim. Çeşitli toplumların Kolomb öncesi Amerika seyahatleri (örneğin Fenikeliler, Vikingler, Arap denizciler, Çinli Amiral Zheng He) hakkındaki söylence ve gerçekleri birkaç gün önce bu portalda yazdık. Bütün bu olgulardan

okumak için tıklayınız

Aziz Nesin ‘in Agatha Christie ‘nin Dersimiz Cinayet üzerine düşünceleri

Graham Green’inkini saymazsam, bugüne dek hemen hiç polisiye roman okumamıştım. Graham Green’in yazdıklarına da polisiye roman denilir mi? 6-7 Eylül olayı dolayısıyla bulunduğum Harbiye Cezaevinde okumuştum Graham Green’i, Adeta unutmuşum okuduğum o romanını. Dört dörtlük bir yazın yapıtıydı. Gerilimliydi daha başında… Polisten kaçan bir adam vardı. Yazar bu kaçışı ne güzel, ne denli gerilimli ve

okumak için tıklayınız

M. Şehmus Güzel’in Söylemek Yazmak isimli yeni kitabı çıktı

Batman’dan haber var. Batmane Yayınevi edebiyat ve yayın dünyamıza girdi, ilk yayınlarından biri olarak M. Şehmus Güzel’in Söylemek Yazmak isimli kitabını sundu. Geçmişimizi iyi bilmek, kendimizi tanımak ve tanıtmak ve özellikle tarihleri es geçilmek, unuturulmak istenen halkların tarihinin eksiksiz yazılabilmesi için sözlü tarihin önemine vurgu yapan yazar, sözlü tarihin araç gereçlerini öneriyor ve bu tarihin

okumak için tıklayınız

Bukowski ve Ağaç Dalı Kompleksi / Factotum

Bir karakter analizi: “Bütün çağların trajedisi bu, Ku-ya-ra:’Kumda yatma rahatlığı’. A-da-ko: ‘ağaç dalı kompleksi’. Şimdi kumda yattığım için Kuyara diyorum, daha da genişletilebilir. Kuyara, alışılmış tatların sürüp gitmesindeki rahatlıktır. Düşünmeden uyuyuvermek. Biteviye geçen günlerin kolaylığı….Ya Adako? Ağaç dalındaki gövdeden ayrılma eğilimini fark ettin mi bilmem? Hep öteye öteye uzar. Gövdenin toprağa kök salmış rahatlığından bir

okumak için tıklayınız

Emek-Değer Teorileri ve Dışticaret – Nail Satlıgan

“Nail Satlıgan bu çalışmayı doktora tezi olarak hazırlamış ve aynı zamanda asistan olarak görevli olduğu İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde 1982 yılı içinde savunmuştu. Şimdi bu esaslı çalışma, bütünlüğü içinde iktisatla, özel olarak da ekonomi politiğin Marksist eleştirisiyle ilgilenenler için erişilebilir hale geliyor. Aynı zamanda, Türkiye topraklarından Marksist literatüre yapılmış dünya çapında bir katkı da böylece

okumak için tıklayınız