Yazar: cemalumit

“Diyelim ki, beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum. O eli söküp atan kendi elimin, beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini farkediyorum.”

“Ömrüm boyunca hayatımı ezen koşulların bazılarından kurtulmak istediğim, buna karşılık kendimi benzer koşullar tarafından kuşatılmış olarak bulduğum çok oldu, olayların belirsiz örgüsünde bana karşı kesin bir düşmanlık vardı, desem yeri var. Diyelim ki, beni boğmakta olan bir eli boynumdan söküyorum. O eli söküp atan kendi elimin, beni kurtarırken boynuma bir ip geçirdiğini farkediyorum. İpi boynumdan

okumak için tıklayınız

Sabahattin Ali romanına Kürk Mantolu Madonna adını vermeden önce hangi isimleri düşünüyordu?

Kitabın adına gelince, Cevdet Kudret Sabahattin Ali’nin bu roman için “Lüzumsuz Adam” adını düşündüğünü ancak içindeki “z” ve “s” seslerinin kakofonisinden hoşlanmayarak bu addan vazgeçtiğini söylemektedir. Pertev Naili Boratav ise Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’yı ilk önce bir öykü olarak tasarladığını ve başlığını da “Yirmi Sekiz” koyduğunu, öykünün ilk sayfasını da kendisine gösterdiğini,

okumak için tıklayınız

Sait Faik’e “Balık Gözlü Adam” denmesinin nedeni

Sait Faik bir gün Ada’dan bir balıkçıyla balığa çıkmış bir Karagöz yakalamış. Oltadan çıkarınca bakmış çok küçük, öpüp denize bırakmıştır. Yanındaki ne yaptın diye söylenince “Bak demiş artık denizde benim öptüğüm bir balık dolaşıyor..” Çoğunluk Sait Faik’in gözlerini balık gözü gibi olduğunu söylemiş ve ona “Balık Gözlü Adam” lakabını takmışlardır…

okumak için tıklayınız

Faşizm hep var

Roger Griffin, yükselen milliyetçi dalgayı çağrıştıran biçimde faşizmin bir dönem parlayıp sönen bir alev olmadığını ve hâlâ sahnede olduğunu hatırlatıyor. Ulusalın yerini gittikçe uluslararası toplum hayallerinin aldığı bir dönemde, faşizm üzerine, hele kısa bir dönemde birkaç ulus devletin izlediği özel gelişme biçimi olarak görülen faşizm üzerine yazmak tarih bilimine bir katkı sağlamanın yanında bize başka

okumak için tıklayınız

Yola çıkan şiirler: Başım Kirazlı – Ömer Turan

Gevelediğim cümlelerden Kırık sessiz sözcükler kaldı Aklımın yardımına koşan kitap Yine de umut mu diyorsun Başım kirazlı bekliyorum Abuzer Gülpınar?ın Tekin Yayınevi?nden çıkan ?başım kirazlı? şiir kitabını okuyorum. Hani Sait Faik diyor ya: ?Anlatsam şu kiraz mevsiminin / Para kazanmak mevsimi değil / Sevişme vakti olduğunu??

okumak için tıklayınız

Sanki Devrim (Bir Devrim Gezi’sinden Notlar) – Barış Yıldırım

Mahir’in gördüğü düştü Gezi, İbo’nun sezdiği altın çağ. Deniz’in sehpada son haykırdığı, Mazlum’un hücre demirine ateşten bir bayrak gibi astığı. Kuşaklar boyunca bir karanfil tarlası halinde düşen devrimcilerin yenilgide, tutsaklıkta, ölümde ele-ve bazen söze bile- vermedikleri umuttu. Pir Sultan’ın çaldığı sazdı Gezi, veziriazamın elleriyle boğduğu bir çocuğun Celali babasının elindeki peştar ve Paris Komünü’ne Enternasyonal

okumak için tıklayınız

Orhan Kemal’in “toksöz”lü babası

1924 yılında gazetesi Toksöz?de, ?Ben demokrasi isterim? diye yazan Kemali Bey, hem keskin bir kalem hem iflah olmaz bir muhalif siyasetçiydi. Abdülkadir Kemali, Türk siyaset tarihinin en renkli simalarından biridir. Bu cümleyle giriş yaptıktan sonra, bir açıklama yapmayı zorunlu görüyorum. Zira bu çağın okurlarının, yukarıdaki tespit için şöyle böyle yarım asır beklemesi gerekiyordu. Türk edebiyatının

okumak için tıklayınız

“Aşkın Metafiziği: Aşka ve Kadınlara Dair” – Kıymet Ceviz

Dikkat Uzun Bir Yazıdır ! Karamsar Arthur, 1788-1860 yılları arasında yaşamış Alman filozoftur. Felsefe tarihinin, “iradesini öldüren” filozofu olarak da bilinir. Ona göre; “Aklın denetiminde olmayan bu irade, insanları parmağında oynatıyor ve geçici tatminlerle ve ulaşılamayan hayallerle, insanı hiçbir zaman dışına çıkamayacağı bir bıkkınlık ve acı döngüsüne sokuyordu.” Kurtuluşun tek bir yolu vardı; iradeyi öldürmek!

okumak için tıklayınız

Tramvay’ın Kanlı Yolu – Taksim – Dağhan Dönmez

?Kapadım balkonumu, duymak istemiyorum çünkü ağıtları, ama külrengi duvarlar arkasından, bir şey duyulmuyor ağıttan başka?? (Türkçesi: Erdal Alova) Bu satırların sahibi, İspanya İç Savaşı?nın başlarında General Franco?nun faşist askerleri tarafından kurşuna dizilen şair Federico Garcia Lorca?dır. Yüzlerce haneye ateş düşüren, binlerce insanın ölümüne sebep olan savaşın, su üstünde kalan kısmıdır Lorca. Zihinlerimiz suya benzer çünkü.

okumak için tıklayınız

Büyük Budapeşte Oteli’nden Stefan Zweig’a

Wes Anderson?ın son filmi Büyük Budapeşte Oteli Berlin Film Festivali?nden sonra, 33. İstanbul Film Festivali?yle Türkiye prömiyerini yaptı ve sinema salonlarına Nisan ayında girdi. Kara komedi türündeki yapım epeyce ilgi çekti ve uzun zamandır da vizyonda. Nazi döneminde Avrupa?daki değişimi Wes Anderson?ın ruhuna özgü farklı, masalsı bir dille anlatan filmin Stefan Zweig?a uzanan yolculuğuna,

okumak için tıklayınız

“Leyla bir özge candır!” – Öznur Özkaya

?Hayri Abi bana vurdu. Başım masaya çarptı. Yere düştüm. Ben onu ittim. Hayri Abi beni pastal masasının altına itti. Ben tekme attım. O kemerini çözdü. Avazım çıktığı kadar bağırıyorum: ?Kurtarın!? Eliyle ağzımı kapattı. Gene de bağırıyorum. Kimse duyup gelmiyor. Ben ona vuruyorum. Hayri Abi fermuarını açtı. Çırpınıyorum. ?Ömer?e verirken iyiydi!? diye bağırıyor. ?Elin üç kuruşluk

okumak için tıklayınız

?Charlie Small ve Yer Altının Gizemi!? – Mehmet Özçataloğlu

Çocukluğunuzda defter tuttunuz mu hiç? Ya da çocuklarınıza defter tutturuyor musunuz? Eğer yanıtınız ?Hayır? ise tez elden bir defter edinip çocuklarınıza tutturun. ?Evet? demişseniz de defter tutmanın ne demek olduğunu, yararlarını biliyorsunuz demektir. Uzmanlar her gün duygu ve düşünceleri yazılı olarak kaydetmenin kişiler için çok geliştirici ve yönlendirici olduğunu savunuyorlar. Günlük yazmak

okumak için tıklayınız

Hera Hep Kötü Olmak Zorunda Değil – Hüseyin Bul

Çocuk deyince hepimizin aklına üç aşağı beş yukarı aynı şeyler geldiğinden eminim. Okul, uyku, yaramazlık, oyuncak, bisiklet, aile sırlarının bir çırpıda ortaya saçılması falan. Hatta bizde, haberi çocuktan al diye bir vecize bile var. Adaletin yanlış tecelli ettiğini düşünüp cinayet dosyasını yeniden inceleyerek gerçeğin ortaya çıkmasına vesile olan bir çocuk gördüğümüzde çocuklara dair düşüncelerimiz değişmese

okumak için tıklayınız

Ortak tarihten doğan yabancılar – Sennur Sezer

Ortadoğu tarihinde ülke olarak payımız olmasına karşın Ortadoğu edebiyat ve sanatına yabancı olduğumuzu rahatça söyleyebiliriz. Neval el Saddavi yıllar öncesinden en iyi tanıdığımız tek Mısırlı yazar. Kadın toplantılarından birindeki konuşmalarını unutmam olası değil. Necip Mahfuz?un Nobel alışı bize Ortadoğu?dan bir kapı aralar diye düşünüldüyse de bu kapı umduğumuz kadar geniş olmadı. 2011?de Necip Mahfuz?un 100.

okumak için tıklayınız

Hemingway’den tavsiye almak için otostopla 3 bin km yol gitti

Arnold Samuelson yazar olmak isteyen bir genç adamdı ve 1934 baharında idolü Ernest Hemingway?le tanışmak üzere otostopla Florida?ya gitmişti. Arnold Samuelson 22 yaşında bir maceraperestti. Kuzey Dakota?da Norveçli göçmen bir ailenin çocuğu olarak doğmuştu. Minnesota Üniversitesi?nde gazetecilik konulu final ödevini tamamlamışsa da 5 dolarlık diploma harcını ödemeyi reddetmişti. Üniversite sonrasında

okumak için tıklayınız

Bir nehrin söylediği: Orontes Mensurları – Ömer Turan

Neruda, 1971 yılındaki Nobel konuşmasını şu cümlelerle bitirir: ?Teşekkürlerimi sundum ve şimdi çalışmalarıma, biz şairleri bekleyen boş sayfaların başına dönüyorum. O sayfalar ki bizler onları kan ve karanlıkla doldurmalıyız çünkü şiir ancak kan ve karanlıkla yazılır.? Gören şiir, dertli olduğu kadar da

okumak için tıklayınız

?En acıklı öykü?

İngiliz yazar Ford Madox Ford, başyapıtı sayılan İyi Asker?de dışarıdan bakıldığında ?mükemmel? görünen iki çifti ve İngiliz yaşam tarzının çöküşünü anlatıyor. Ford Madox Ford, ?Bu kitaba harcadığım emekten, atıflardan ve karşı atıflardan oluşma karmaşık düğümler karşısında şaşkınlığa düştüğümü söylemeden edemeyeceğim. Bu kitabı hızlı yazmama karşın on yıl öncesinden başlayarak

okumak için tıklayınız

İktidarsız Bir Ütopya

Muktedir; devlette, okulda, işte, sokakta, evde ve de her yerdeyken, iktidarsız soluk alabileceğin tek bir mecra kalmamışken, iktidarın olmadığı sanat elindeki tek kaledir. Ruh çekilmiştir bedenden yavaş yavaş? Makineleşme cennetinin ruhsuz cemiyetine adapte olmak üzereyken, bedenin çürümeye yüz tutmuş iliklerine kadar sömürülüyorken tam da kurumuş ölüyorken; dinlediğin protest müzik,

okumak için tıklayınız

Kaybedenlerin büyük öfkesi

Emrah Serbes, Behzat Ç. maceralarından sonra yeni romanı Deliduman? ile okur karşısında. Bu kitabın başrolünde Gezi var: İsyancılar, alayına küfredenler ve daha niceleri… Rus biçimciliği akımının önemli eleştirmenlerinden Boris Eichenbaum, 1910?larda ortaya yeni bir edebiyat terimi attı: Skaz. Yüzyıl başında tür olarak roman büyük değişimler içindeydi,

okumak için tıklayınız

Ehmedê Xanî Dîwan’ı (Özel Baskı)

Kadri Yıldırım tarafından hazırlanan Ehmedê Xanî “Dîwan”ının özel baskısı Avesta Yayınları arasında çıktı. Xanî’nin Nûbehara Biçûkan, ‘Eqîdeya Îmanê ve Mem û Zîn adlı eserleri de daha önce yayımlanmıştı. Diwan’la birlikte böylece külliyat tamamlanmış oldu. Tezhîbê zerefşan kir serlewhê kîtaba ‘işq Resma ezelî kêşa, neqşê xwe newalîn da Aşk kitabının baş levhasını altın suyu serperek süsledi

okumak için tıklayınız