Yazar: cemalumit

Orada Öylece Kal “Kayıp Şey” – Funda Demir

İtiraf etmeliyim ki; adı dalgınlık mı, safsaklık mı bilmiyorum. Bugüne kadar onlarca şeyimi kaybettim. Kimisinin arkasından günlerce öfledim pöfledim, kimisini neyse ki, n?apalım diye geçiştirdim. Ne kimlikler, akbiller, kitaplar geldi geçti de; hiç biri mor hırkam kadar üzmedi beni. Hem çok severdim, hani üzerinizden çıkarmadığınız şeyler vardır ya, öyleydi… Hem de iki dakika öncesine kadar

okumak için tıklayınız

Türkiye Neden Feda Edildi – Merdan Yanardağ

Merdan Yanardağ bu çalışmasında, “Türkiye’nin neden feda edildiği” sorusunun yanıtını arıyor? Ergenekon ve Balyoz davalarıyla esas olarak bürokrasideki ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki son Kemalist kadronun önemli bölümü tasfiye edildi. Bu davalar, siyasal, ideolojik ve toplumsal bakımdan yeni bir hegemonya kurmanın; rejimi değiştirmenin ve dinci-faşizan bir karşıdevrimin aracı olarak kullanıldı. Böylece, bu topraklarda yaklaşık 200 yıldır

okumak için tıklayınız

Adaletin Pençesi: Hasan Sabbah – İnan Gündoğdu

Sabbah fedaisine sorar: “Gerçeğin sebebini öğrenmek ister misin?” – Öyle ise dinle. Bu senin son şansın. (“) Gençliğimde iki arkadaşım ile kutsal bir yemin ettim: Bunlardan birisi öldürdüğün vezir idi, öteki de şair Ömer Hayyam. Bu taht hırsızlarını alt etmeye yemin etmiştik. Planlarımızı gerçekleştirmek için, toplumun en üst seviyelerine ulaşmaya çalışacak ve bu çabalarımız sırasında

okumak için tıklayınız

Bedo’nun Mevzusu Derin – Ayşegül Tözeren

Ahmet Büke, açlık grevlerini, Kürt coğrafyasında toprağa gömülmüş kemiklerin ninesine seslenişini, ring aracında yanan mahkûmların hikâyelerini güçlü anlatımıyla öyküleştirebilmiş ve bu cesaretiyle Türkiye öyküsünde yeni bir sayfa açabilmiş bir yazar. Büke, ilk romanında yine zor olanı deniyor. Gençlik edebiyatı alanında değerlendirilebilecek olan ‘Mevzumuz Derin’le uzun anlatıya yöneliyor. ‘Mevzumuz Derin’in ana karakteri

okumak için tıklayınız

Ursula’dan Novesma Verba* – Başak Baysallı

Ursula K. Le Guin?in 1979?da kaleme aldığı Malafrena, Cemal Yardımcı tarafından Türkçeye ilk kez çevrilerek temmuz ayında Metis Yayınları tarafından yayımlandı. 1929?da Kaliforniya?da doğan Ursula K. Le Guin; Mülksüzler, Yerdeniz Büyücüsü, Antuan Mezarları, Tehanu ve Yerdeniz Öyküleri gibi eserlerinde yarı gerçekçi / yarı fantastik temaları işledi. Gerçeğin katılığını hayali dünyanın saydamlığında eriten yazar, toplumsal sorunları

okumak için tıklayınız

Minör Bir Direniş Destanı: Kızıl Darı Tarlaları – Görkem Dağdelen

Nobel ödülleri her yıl açıklandığında, edebiyatçılar ve edebiyat eleştirmenlerine ödülü alan yazar hakkında sorular yöneltilir. Yaptığım internet taramasında, 2012?deki ödül sonrası Türkiyeli edebiyatçıların yorumlarına fazla rastlayamadım. Bunun muhtemelen en önemli nedeni, 2012 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Mo Yan`ın hiçbir kitabının (o an itibariyle) Türkçe`ye çevrilmemiş olmasıydı. Türkiye`de Uzak Doğu Asya edebiyatına ilginin (Afrika edebiyatı gibi)

okumak için tıklayınız

Faşizm Şapkadan Çıkmadı – Onur Koçyiğit

Sosyal faşist kavramı, bize 60?ların sonu 70?lerin başında angaje olmuşsa da tarihsel bağlamı daha eskidir. 70?lerden bir örnek vermek istiyorum: Bugünkü PKK?nin lideri Abdullah Öcalan, Ankara?da okurken, Ankara Devrimci Yüksek Öğrenim Derneği (ADYÖD) üyesidir. Öcalan, derneğin yönetiminde de bulunmuştur ancak daha sonra yönetimin sosyal faşist-Maocu bozkurt şeklinde nitelenmesi ve revizyonist tavırlar alması üzerine dernekten ayrılmıştır,

okumak için tıklayınız

Yarasına Küsmüş İnsanların Öyküleri – Müslüm Üzülmez

?Gücünü iradesiz iradelere borçlu olanlar ve bu güce tapan gönüllü köleler benim gibileri sevemezler.? Erdinç Gültekin İnsanın ne zaman, nerede olacağı hiç belli olmuyor. Diyarbakır-Ergani?de annemin bahçesindeyim. Baharın yeşilliği her tarafı kaplamış, Mayıs ayının yüzü suyu hürmetine bahçede var olan bütün güzellikler çiçeklenmiş. Bahçe renklerin gökkuşağı sanki. Güneş ışıklarının bir oyunu değil de, renkler gerçeğin

okumak için tıklayınız

Hartal ( * ) / Top-yekün sessizlik! – Nejdet Evren

( * ) Mahatma Gandhi?nin ?hartal?, top-yekün sessizlik olarak pratikleştirdiği olgu ile ?sakın konuşma? (1) yüklenimi de benzer bir olgu olsa gerek. Bu ortak payda, her ikisinin de, şiddetin belki de hiç tanımlanmayan ve hep gözlerden uzak tutulan ?yoğunlaşmasına- gösterilen bir tepkinin sonucunda ortaya çıkmış olmalarıdır. İnsanların ?çoluk,çocuk,yaşlı,kadın,hasta demeden- ve yine insan görünümlü tanımlanamayanlarca kimyasal

okumak için tıklayınız

Dinamo’nun yasaklı şiiri: ‘Türkiye Sovyet Cumhuriyeti’

Hasan İzzettin Dinamo’nun tüm şiirleri ve ses kayıtları gün yüzüne çıkıyor. ‘Ateş Ormanları Arasından’ adlı kitapta, Dinamo’nun hiç yayımlanmamış ‘Türkiye Sovyet Cumhuriyeti’ adlı şiiri de var. Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre, Hasan İzzettin Dinamo?nun bazıları daha önce hiç yayımlanmamış ve bazıları kendisi tarafından seslendirilmiş şiirleri, ölümünün 25. yılında bir kitap ve CD olarak okurla buluşuyor.

okumak için tıklayınız

Faşizmi Analiz Etmek – Mutlu Arslan

?Faşizm? kavramı, ülkemizde son yıllarda en sık ve en yersiz biçimde kullanılan kavramlardan birisi haline geldi. Türkiye?nin en namlı sağcıları bile, politik muarızını suçlamak için kolaylıkla ?faşist? nitelemesine başvuruyor. 80?li yıllara kadar Türkiye?deki devlet analizlerinin ve devrimci stratejilerinin anahtar kavramlarından biri olan ?faşizm? kavramı, günümüzde pek çokları için alelade bir küfür haline dönüştü. Faşizm kavramının

okumak için tıklayınız

Faşizmin Dili – Sanem Yardımcı

Weimar Cumhuriyeti döneminde orta sınıf Yahudilerin yoğun olarak yaşadıkları Berlin?in Bayerischer Platz semtinde yürüyüş yaparsanız, gözünüze 15-20 metrede bir direklerin üzerine asılmış tabelalar çarpar. Bu tabelalarda Nasyonal Sosyalizm döneminde yürürlüğe giren, Yahudilerin yaşamlarını günbegün denetim altına alan yasal düzenlemeler, yürürlüğe girme tarihi ile birlikte yer alır. Bir adım atarsınız, tüm erkek Yahudilerin kendi isimlerine ek

okumak için tıklayınız

İstisnai Rejimler Üzerine – Ebubekir Aykut, Kansu Yıldırım

Türkiye toplumsal formasyonunda siyasal rejimin almakta olduğu biçim ve toplumun geçirdiği dönüşüm liberal ve sol cenahta tartışılmaya devam ediyor. Otoriterlik, diktatörlük, faşizm, totalitarizm, bonapartizm gibi belirli tarihsel deneyimlere referansla tanımlanan kavramlar üzerinden yürütülen tartışmalar AKP döneminin özgün olduğu konusunda hemfikir gibi gözüküyor. Başkanlık sistemi tartışmaları, kolluk kuvvetlerinin artan gücü ve topluma müdahale sıklığı, işçi sınıfı

okumak için tıklayınız

Diktatörlük Üzerine Birkaç Nokta – Dinçer Demirkent

Haziran günleri boyunca sokakları inleten sloganların en dikkat çekici olanlarından biri ?diktatör istifa? idi. Tunus?tan başlayıp Mısır?a uzanan ve mevcut rejimlerin birbiri ardı sıra yıkılmasıyla sonuçlanan isyan süreçlerinin de arkasında bu kavram yatıyordu. Avrupa?da ne Indigniados hareketi esnasında ne de Occupy eylemlerinde ön plana çıkmış olan bu kavramın coğrafyamızda itici bir söylem olarak öne çıkmasının

okumak için tıklayınız

Leylâ, Zalım Leylâ! – Sennur Sezer

Ne zaman mektuplardan söz edilse, bir koruluk hatırlıyorum. Ağaçların gölgesindeki banklardan birinde bir kadın oturuyor. Yanında bir tahta kutu, elinde bir mektup, dalıp gitmiş. Almanya?da sık görülen bir öykü. Savaştan dönmemiş bir nişanlı. Mektupların kutusu bombalanan evinden kurtarabildiği tek eşyasıymış. Mektuplar hep bir tanık olarak yaşarlar. Özellikle şairlerin mektupları onların şiirlerinin de şifre anahtarıdır.İki şairin,

okumak için tıklayınız

Sulu Öyküler – Hüseyin Bul

On üç yaşında bir çocuğun babasının sakarlıkları, becerisizlikleri, çaresizlikleri ve bazen komik duruma düşüşleri eşliğinde annesinden ayrılışı, biten bir evliliğin anatomisini ilk önce birinci tekil ağızdan sonra da üçüncü tekil ağızdan anlatışında oluşuyor öyküler. Aslında yazar bunu daha çok öykülerin doğası, konusu ve üslubundan dolayı yapar. Bunları denediği ( yaptığı ) öyküler de farklı öyküler

okumak için tıklayınız

Matematikçi Portreleri – Ali Nesin, Ali Törün

Serüven öykülerinin tadını bulacağınız bu popüler matematik kitabının yazarları Ali Nesin ve Ali Törün kitabın önsözünde, “Amacımızı matematiğin yakın ve uzak tarihiyle ilgili hoş bir kitap sunmak olarak belirledik,” diyorlar. “Yazılarda konu edilen matematiği elimizden geldiğince bir lise öğrencisinin anlayacağı biçimde anlatmaya çalıştık. Bu mümkün olmadığında matematik bölümü öğrencisini hedefledik. Ama yazıların matematiği çok anlamadan

okumak için tıklayınız

Özgürlüğün tarla / adalarında yüz uzun yıl… – M. Sadık Aslankara

İki hafta önce Gabriel García Márquez?den (1928) Yüzyıllık Yalnızlık (1967; Çev.: Seçkin Selvi, Can, elli birinci basım, 2013; Alıntılar için bak.: 1994), Mo Yan?dan (1955) Kızıl Darı Tarlaları (1984; Çev.: Erdem Kurtuldu, Can, 2013) adlı romanları üzerinde durmuştum. Bu kez Márquez?le Yan?ın romanlarını Yaşar Kemal?in (1923) ?Bir Ada Hikâyesi? başlıklı dörtlemesi ile ilişkilendirerek anlatım biçimleri

okumak için tıklayınız

Yurt Gezileri (Gezi Yazıları) – Aziz Nesin

Anadolu “Konfor Palas’larla dolu. Yolların üzerinde Konfor palas yazılı, oklu levhalar var. Bu Konfor Palaslarda hela bile yok, gerisini siz düşünün. Helalar yapılardan ayrı, uzakta, bir koca aralık, bir pis çukur… Konfordan Palastan aşağısı kurtarmıyor. Palaspamdırasın adını Konfor Palas koymuşlar. Adı değişti mi, her şey değişir bellemişiz. Baksanıza, bize demokrasinin adından bir şey var mı?

okumak için tıklayınız

Aşktan ve savaştan ibaret yaşamlar – Eray Ak

Yirminci yüzyıl savaşlarının en çarpıcı görüntülerini insanlığın belleğine kazıyan fotoğraflar için deklanşöre basan “Robert Capa”. Susana Fortes’in yeni yayımlanan romanı “Robert Capa’yı Beklerken”, dünya tarihi açısından da önem taşıyan fotoğrafçının yaşamından bir kesiti hikâyeleştiriyor. Ancak bu roman sadece Capa’nın ve savaşın romanı değil, en çok aşkın romanı. Capa?nın yoldaşı ve meslektaşı Gerda Taro ile yaşadığı

okumak için tıklayınız