Yazar: cemalumit

Savaşta Bir Yazar (Vasili Grossman Kızıl Ordu’yla 1941 – 1945) – Antony Beevor, Lyuba Vinogradova

“XX. yüzyılın Savaş ve Barış’ı” diye tanımlanarak Tolstoy’la kıyaslanan Yaşam ve Yazgı romanının yazarı Vasili Grossman, büyük bir edebiyat adamı olmanın yanı sıra, savaş muhabiri sıfatını da taşır. İkinci Dünya Savaşı’nın en acımasız günlerinde Donetsk’te, Stalingrad’da, Kursk’ta Almanlarla savaşan Kızıl Ordu saflarında Krasnaya Zvezda (Kızıl Yıldız) gazetesinin cephe muhabiri olarak görev yaptı, 1941-1945 arası Avrupa’nın

okumak için tıklayınız

Edebiyat antolojisi gibi bir mezarlık – Serkan Bilgi

Geçenlerde, Leylâ Erbil toprağa verildi. Zincirlikuyu Mezarlığı?nda. Orada hiç yalnız kalmayacaktır; birçok arkadaşı var çevresinde. Tomris Uyar, Ruhi Su, Rıfat Ilgaz, Asım Bezirci ve başka dostları? Leylâ Erbil?i bir kez daha saygıyla anıyor, şimdi sizi başka bir yazar mezarlığına davet etmek istiyorum. Kitaplıklarımızı andıran mezarlığa? Kuş yuvası anlamına gelen ?Aşiyan? semtindeki deniz manzaralı yazar müzesine.

okumak için tıklayınız

Ülkesini yüreğinde taşıyan bir şair – Abidin Parıltı

Şêrko Bêkes hiç kuşku yok ki yaşayan en büyük ve en üretken Kürt şairlerinin başında geliyor. Otuzu aşkın şiir kitabı yayımlanan Bêkes?in, birçok şiiri çeşitli dillere çevrildi, uluslararası ödüllere layık görüldü, özellikle Irak Kürdistanı?nda şiirleri dilden dile dolaştı, ulusal manalar kazandı. Irak rejimiyle baş etmeye çalışan Kürt grupları arasında ulusal şair

okumak için tıklayınız

Yara – China Mieville

Köle olarak sürgüne gönderilen bir insan yükü… Okyanuslar boyunca çekilen bir korsan şehir… Ortaya çıkarılmak üzere olan gizli bir hazine… Yara, China Miéville’in “Yeni Crobuzon” adlı roman üçlemesinin ikinci kitabı. Üçlemenin ilk kitabı Perdido Sokağı İstasyonu gibi Yara da hiç temposu düşmeyen bir roman. Bu bir mahkûmun yolculuğu… Unutulmuş bir halkın yaşadığı adayı, denizlerdeki en

okumak için tıklayınız

Felsefe El Kitabı – B. I. Suslakov, Y. A. Yakovleva

Diyalektik ve tarihsel materyalizm, bilimsel sosyalizmin temel bileşenlerinden biridir ve Marksizmin genel teorik ve yöntembilimsel temelini oluşturur. Marksist felsefeyi incelemek, bilimsel bir dünya görüşü oluşturmanın başlıca yollarından biridir. Bu nedenle felsefe bilmeden ne bir bütün olarak Marksizm-Leninizm ne de bilimsel sosyalizm, ekonomi politik ya da öteki toplumsal bilimler layıkıyla öğrenilebilir.

okumak için tıklayınız

Karl Marx ve Marksizm Üzerine – Vladimir İlyiç Lenin

Lenin’in Marx’ı ve Marksizmi tanıtmak üzere 1914 yılında popüler bir ansiklopedi için kaleme aldığı bu metin, Karl Marx’ın kısa yaşamöyküsünü ve Marksizmin yoğun ve anlaşılır bir özetini sunuyor. Daha sonra, Lenin’in sağlığında, kitapçık olarak da yayınlanan bu parlak özet, Marksizm okuyucuları için yol gösterici nitelikteki ayrıntılı bir kaynakça da içeriyor. Kitapçıktaki fikirleri bütünleyen “Marksizmin Üç

okumak için tıklayınız

Halkların Dünya Tarihi (Taş Çağından Yeni Binyıla) – Chris Harman

Chris Harman, insanlığın, Taş Çağı’ndan Büyük Roma İmparatorluğu’na, Orta Çağ’dan Aydınlanma’ya, Sanayi Devrimi’nden 21. yüzyıla uzanan büyük yürüyüşünü halklar açısından, “aşağıdan” bir tarih çalışmasıyla anlatıyor. Yoğun ve akıcı bu kitap, insanlık tarihinin belli başlı aşamalarını, toplum biçimlerini, siyasal yapılanmaları, savaşları ve sınıf çatışmalarını parlak bir şekilde özetliyor. Tarihin izlediği yolu, sıradan insanların ortak insani hedefler

okumak için tıklayınız

Gelecek için geçmiş nasıl yazılır? ? Ali Mert

Anılarını kaleme almak, o büyük deneyimi paylaşmak değil midir? Biricik olduğu için değil belki, tipik olana işaret edebildiği için… Kendini öne çıkarmak için değil elbette, ?anlatılan senin hikayendir?i göstermek, gençleri uyarmak, ortak aklımızın gelişimine katkıda bulunmak için… Ve ömür boyu süren bir inadın devrimci coşkusunu paylaşabilmek, yaşananların ?boşuna? olmadığını göstermek için… Öğrensinler diye… Öğrenelim diye…

okumak için tıklayınız

Bir ayrılık türküsü – Selma Sayar

?Ayrılık? Bu sözcük uğruna neler söylenmemiş, neler yazılmamış, neler yapılmamış, neler yaşanmamış ki! Çeşit, çeşit ayrılık vardır. Nazım ne diyor: ?Kimi insan otların, kimi insan balıkların çeşidini bilir, ben ayrılıkların?? Kaçamadığımız bu gerçeklik, yani ayrılık, ne yazık ki hep vardır insan yaşamında. Kimi zaman gönüllü ayrılıkların

okumak için tıklayınız

Portreler – Can Yücel ‘Yaşamım benim en güzel şiirim’

Sezai Sarıoğlu’nun hazırladığı şiir seçkisi Portreler’de, konularına göre Can Yücel’in farklı dönemlerde yazılmış şiirlerinden seçilmiş örnekler bir araya getirilmiş. Portreler, adından anlaşılacağı gibi Can Yücel’in çeşitli kişiler için kaleme aldığı şiirlerden oluşuyor. Şiirler üç bölüme ayrılmış: Şairler İçin; yazarlar, sanatçılar, siyasetçiler için; Başka Sesler İçin. Can Yücel şiirlerinden seçmeler, Portreler, adından da anlaşıldığı gibi, şairin

okumak için tıklayınız

Kelepçemin Karasında Bir Ak Güvercin – Hasan Hüseyin Korkmazgil

Hasan Hüseyin Korkmazgil’in Acıyı Bal Eyledik ve Oğlak kitaplarının hemen ardından 1974 yılında yayımladığı ‘Kelepçenin Karasında Bir Ak Güvercin’, iki bölümden oluşur: 1) Eylül Telefonları, 2) Mapusâne Seni Yapan Kör Olsun “Birinci bölümde, çeşitli zamanlarda yazılmış şiirlerden kimileri; ikinci bölümdeyse, ‘Kızılırmak’ adlı yapıtım yüzünden bir süre tutuklu kaldığım 1967 yılında yazıp bir köşede unuttuğum, yedi

okumak için tıklayınız

Metayı bilmeyen köye Hollywood girdiğinde… – Kaya Özkaracalar

Bilgisayar canlandırması karakterleri canlı oyuncularla bir arada perdeye getiren Hollywood yapımı ikinci uzun metraj Şirinler filmi ?Şirinler 2? (The Smurfs 2) ABD?yle eşzamanlı olarak ülkemizde de vizyona girdi. Şirinler?in son yıllardaki bu iki filmden de önce küresel düzeyde geniş kitleler nezdinde tanınması, 1980?lerde Amerikan televizyon çizgi filmleri üreticisi Hanna-Barbara Stüdyoları?nın yapımı olan

okumak için tıklayınız

Matematik ve Sanat – Ali Nesin

Sadece eğitim sistemimiz değil, analar babalar da çocuklarını sürekli başarıya yönlendiriyorlar. Tipik bir gerikalmış ülke yurttaşı korkusu: Oku, adam ol, para kazan, bizim gibi sefil olma, zorluk çekme, araban olsun, evin olsun, güçlü ol. Çocuklarımız bu korkuyla büyüyorlar. Daha sonra okul ve çevre de bu korkularını besliyor. Bunun sonucu olarak en zeki ve en çalışkan

okumak için tıklayınız

Direnişi Fotoğraflardan Okumak – Zerrin Yılmaz

Bir fotoğraf; uzun bir yazıdan, bir filmden, saatlerce süren bir konuşmadan daha fazla şey anlatır bazen. Gerçek olanın kanıtıdır fotoğraf, bu yüzden de nesneldir. Bir yanıyla da ona bakan göz, onu algılayan zihin, onu hisseden kalbin biricikliği oranında öznel bir yanı da vardır. Türkiye?nin her bir meydanından yükselen fotoğraf kareleri görüyoruz bir süredir. Gezi Parkı?ndan

okumak için tıklayınız

“Anı yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır” Yaman Tüzcet kitabına André Gide’den bu alıntıyla başlıyor. – Serkan Fırtına

?Anı yazmak, ölümün elinden bir şeyler kurtarmaktır? Yaman Tüzcet kitabına André Gide?den bu alıntıyla başlıyor. Ve okudukça anlıyoruz ki, ölümün elinden iyi ki kurtulmuşlar, ve sözcüklere dökülmüşler? Anıları yazıya dökmek bireysel tarihten toplumsal tarihe eklemlenmektir. Hele ki yaşanılan tarihsel süreç, Türkiye?nin kültürel, sanatsal, siyasal değişimlerinin önemli evrelerine tanıklık etmişse anlatılanların sadece bir çift anıdan ibaret

okumak için tıklayınız

Kendine Yolculuk – Melike Uzun

Hollandalı yazar Gerbrand Bakker?a ait Dolambaç adlı yapıt Türkay Yalnız tarafından dilimize çevrildi, geçtiğimiz günlerde Metis tarafından yayınlandı. Dolambaç, gerçek adını romanın sonuna kadar öğrenemediğimiz bir kadının kaçış öyküsü. Bu kaçış soyguncuların ya da casusların heyecan verici kovalamaca öykülerine benzemiyor elbette. Kendinden kendine yol alış, bazıları için bol hareketli

okumak için tıklayınız

Edebiyattan Televizyona – A. Ömer Türkeş

Televizyon kanallarının edebiyata el atıp bir zamanların klasiklerini ya da günümüzün çoksatarlarını TV dizisi haline getirmesi tartışmalara yol açıyor. Sevdikleri romanların TV dizilerinde kesilip biçilmesine, günümüze uyarlanıp deforme edilmesine karşı çıkanlar haksız olmasalar bile karşılaştığımız bu durum ne yeni ne de yalnızca bize özgü. Edebi metinlerle sinema/tiyatro/televizyon arasındaki ilişki çok eskilere uzanıyor. Sinema tarihine baktığımızda

okumak için tıklayınız

Darwin ve Sonrası (Doğa Tarihi Üzerine Düşünceler) – Stephen Jay Gould

S. J. Gould’u popüler bilim meraklılarının gözünde diğer pek çok bilim insanından daha önemli kılan şey yazarlık yeteneğinin yanı sıra uzmanlık alanı olan biyoloji ile ilgili sorunları dönemin kültürel ve sosyal sorunları ile ilişkilendirerek okurlarına sunmasıdır. Yazarın ilerici dünya görüşü bize bazı sosyal ve kültürel tartışmalara biyoloji biliminin ışığı altında göz atma fırsatı verir. Gould,

okumak için tıklayınız

Sürgün (İsyan Ateşinden Geçen Mutkili Bir Ermeni Aile) – Ferman Toroslar

Sürgün, 1930’lu yıllarda Doğu Anadolu’ya düzenlenen askeri harekâtlar çerçevesinde yerlerinden edilen Bitlisli Toroslar ailesinin hikâyesini konu alıyor. Akrabalarının çoğunluğu öldürülen aile, bölgede yaşayan yüzbinlerce insan gibi, İskân Kanunu çerçevesinde Batı illerine sürgün edilir. Uzun yıllar boyunca zor şartlar altında yaşamak zorunda bırakılan Toroslar ailesi her fırsatta atalarının topraklarına dönmenin bir yolunu arasalar da sürgün fermanı

okumak için tıklayınız

İlkler Daima Özeldir – Gülşah Elikbank

Bir roman düşünün ki 1897 yılında kaleme alınmış olsun ve halen ilk günkü heyecanıyla okuru sarsın sarmalasın. Üstelik bir de aynı isim ile sinemaya uyarlanan ilk yapım olsun. Tabii ki Bram Stoker?ın Dracula romanından söz ediyorum. Transilvanya?da yaşayan, ölümsüz vampir Kont Vlad Dracula? Yıllarca birçok farklı versiyonu çekilen Dracula, ilk olarak 1931?de Tod Browning tarafından

okumak için tıklayınız