Yazar: cemalumit

Kapitalizm ve Şizofreni için Kullanıcı Rehberi (Deleuze ve Guattari’den Sapmalar ) – Brian Massumi

Kapitalizm ve Şizofreni İçin Kullanıcı Rehberi, Fransız filozoflar Gilles Deleuze ve Felix Guattari’nin ortak eserlerinin eğlenceli ve kesinlikle pratik, ayrıntılı bir analizidir. Metnin sonundaki ayrıntılı notlarla birlikte okunduğunda, aynı zamanda Deleuze’ün felsefi eserinin tamamına yönelik oldukça zengin, akademik bir yaklaşım sunmaktadır. Ve nihayet, Brian Massumi’nin çağdaş sanattan, bilimden ve popüler şehir kültüründen veridiği birçok açık

okumak için tıklayınız

1871 Paris Komünü Tarihi 1. Cilt (Kuruluş ve İktidar) – Prosper Olivier Lissagaray

Paris Komünü Üzerine Bir Klasik Paris Komünü üzerinden yola çıkan değerlendirmelere çokça rastlanır. Özellikle dünyada ve Türkiye’de son yıllarda başlayan, arkasının kesilmeyeceği de anlaşılan isyan dalgasıyla beraber bu tür değerlendirmeleri daha çok duyacağımız da kesin. Ancak bu denli yoğun atıf yapılan Komün’de tarihsel olarak neler yaşandığı ülkemizde çok az bilinir. Paris Komünü nasıl ortaya çıktı?

okumak için tıklayınız

Çoklu Evrenler (Kuantum Fiziğinin Evrenleri) – John Gribbin

Evrenimiz birçok evrenden sadece biri midir? Modern fiziğin en büyüleyici gizemleri bize bunu gösteriyor gibi. Diğer evrenlerin bizden önce geldiği, bizimkinin yanı sıra süzüldüğü veya bizimkini yansıttığı ne kadar imkansız gözükse de buna dair kanıtlar şaşırtıcı biçimde ikna edicidir. Şaşırtıcı ve karmaşık fikirleri en basit ifadelerle anlatmadaki yeteneğiyle bilinen ünlü bilim yazarı ve astrofizikçi John

okumak için tıklayınız

Büyük Patlamanın Işığı (Zamanın Başlangıcından Gelen Mesaj ) – Marcus Chown

Büyük Patlamanın Işığı, Büyük Patlamadan artakalan ışınımın hikâyesini anlatıyor. Bu ışınımın izlerini bugün hâlâ bulmak mümkün. TV’yi açıp kanallar arasında dolaştığınızda ekranınızdaki akımın yüzde biri Büyük Patlamadan gelen ışınımdır. TV anteni tarafından yakalanmadan önce, uzayda 13,7 milyar yıldır yol almaktadır ve dokunduğu son şey Büyük Patlama’daki ateş topudur. Geçen yüzyılın en büyük evrenbilimsel keşfi olan

okumak için tıklayınız

Perdido Sokağı İstasyonu – China Mieville

Yeni Crobuzon, dünyanın merkezidir. İnsanlar, Tekraryapımlar ve esrarengiz ırklar, bu kentin kanatları altında yaşamlarını sürdürürler. Miskin miskin akan bir nehir, kenti ikiye böler. Fabrikalar, dökümhaneler, gecenin sessizliğini yırtar. Bin yıldan uzun zamandır, Parlamento ve onun acımasız milisleri, bölge ekonomisine hâkim olmuş, işçilere, sanatçılara, casuslara, askerlere, sihirbazlara, esrarkeş ve fahişelere kök söktürmüştür. Günün birinde, kente bir

okumak için tıklayınız

Bilinmeyen Şaheser – Honore de Balzac

Sanatla gerçekliği buluşturmaya adanmış büyük bir dehanın ve yakıcı bir tutkunun öyküsü… Başta ressamlar olmak üzere, her alandan sanatçıyı etkilemiş olan Bilinmeyen Şaheser, yaratıcılığın sınırları ile sanatçının kusursuzluk arayışı arasındaki çatışmanın ağır bedelini, yani deliliği yürek burkucu bir biçimde işliyor ve okuyucuyu varoluşsal bir sorgulamaya sürüklüyor.

okumak için tıklayınız

Rime – Dante Alighieri

Dante’nin (1265 – 1321) Yeni Hayat ve Şölen’de yer alan şiirler dışında İtalyanca yazmış olduğu tüm şiirleri içeren Rime, Dante’yi İlahi Komedya’daki ustalığa taşıyan süreci göstermesi bakımından olduğu kadar, kitaptaki tüm şiirlerin “Aşk”ı tartışmaya-anlamaya-anlatmaya adanmış olmasıyla da Dante şiirinde ayrıcalıklı bir yere sahip. Şiirin temel işlevini “zevk verme” ve buna bağlı olarak şairin temel görevini

okumak için tıklayınız

Brecht ve Yöntem – Fredric Jameson

Metin şöyle dedi: Yararlı olan, yalnızca Büyük Yöntem’e göre düşünmek değil, ama aynı zamanda Büyük Yöntem’e göre yaşamaktır. Kendi kendisiyle uyuma varamamak, bunalımları kucaklamak ve şiddetlendirmek, küçük değişiklikleri büyük değişikliklere dönüştürmek vb. bütün bunlar, izlemekle kalmayıp yapılabilecek, dışsallaştırılabilecek şeylerdir.

okumak için tıklayınız

Kadın Önderleşmesinde Rosa Luxemburg – Füsun Erdoğan

“Berlin’de düzen hüküm sürüyor. Sizi budala çakallar! Sizin düzeniniz kumdan inşa edilmiştir. Yarın devrim bir kere daha ayağa kalkacak ve trompet sesleri ortasında sizi dehşete düşürerek haykıracaktır: ‘buradayım, buradaydım, hep burada olacağım!” Katledilişinden bugüne neredeyse yüzyıla yakın bir zaman geçti. Zamanın unutturmaya gücünün yetmediği Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht’i katliamlarının

okumak için tıklayınız

Antigone Mitolojik Bir Kahraman mı Sadece – Çağlar Mirik

“Her ilkyaz badem ağacı gibi çiçeklenir Onurlu şehitlerin kızıl toprakları.” Oğuz Tansel “Her gün yazmak gerekir şikayet etmeden, defteri tanık etmek için tarihe. Zorlanacağız günler ilerledikçe, fakat bu kalem düşmemeli elden. Şairi ya da yazarı değiliz çıkacak metnin. Çadırdan dışarıya taşan hayatın sözcükleriyiz. İmlası yanlış, cümlesi düşük de olsa; yazmalıyız.” Böyle diyor ve her gün

okumak için tıklayınız

Kütüphanelerden Kitaplar Toplanıyor!

Gaziantep’in İslahiye ilçesindeki halk kütüphanesinde bulunan kitaplar hamur olmayı bekliyor. Kent merkezinde bulunan halk kütüphanesinde yeni gelecek olan kitaplara yer olmaması sebebiyle hali hazırda bulunan sayısı oldukça fazla kitap kütüphanedeki raflardan kaldırıldı . Yerine hangi kitapların konulacağı bilinmeyen kitaplar kolilere konularak kütüphanenin bodrum katında bekletiliyor.

okumak için tıklayınız

Nasıl olan Edip Cansever – Nilay Özer

Devrim Dirlikyapan?ın, Ölümü Gömdüm, Geliyorum adlı çalışması, Edip Cansever?in (1928-1986) 17 şiir kitabından yedisi üzerine bir yakın okuma. Kitapta Umutsuzlar Parkı (1958), Nerde Antigone (1961), Tragedyalar (1964), Çağrılmayan Yakup (1969), Ben Ruhi Bey Nasılım (1976), Bezik Oynayan Kadınlar (1982) ve Oteller Kenti (1985); uzun bir şiirden ya da uzun bir şiirin bölümlerinden oluşmaları, özgün kurmaca

okumak için tıklayınız

Ölsem ayıptır, sussam tehlikeli – Haluk Kalafat

Metin Altıok ne zaman aklıma gelse, Battal Pehlivan?ın çektiği o fotoğraf; üç şair Madımak Oteli?nin merdivenlerinde? Ne zaman aklıma düşse Metin Altıok, Madımak Oteli?nin merdivenlerinde oturmuş, elinde sapı kırılmış fırçayı tutmuş objektife bakar. Kararlı, biraz sert, belki bir miktar olup bitene bir türlü inanamayan. Hemen yanı başında bir şair daha, Uğur Kaynar; düşünceli, eli çenesinde.

okumak için tıklayınız

Sözde Terörist – İsmail Saymaz

Türkiye’de son yedi yılda “terör suçu”, iktidar bloğuna karşı her eylemi, her muhalif kimliği içine alacak şekilde genişletildi. Polis fezlekeleri adeta yasaların yerine geçerken; özel yetkili mahkemeler, “düşman” ilan edilen kesimlere karşı kahredici bir mekanizma olarak kullanılıyor. Çoğulcu demokrasiyi, örgütlü toplumu, özgür bireyi ve eleştirel aklı hedef alan “devlet terörü” eliyle, yasal hakları kullanmak bile

okumak için tıklayınız

Yusuf Ziya Bahadınlı ile Söyleşi ? Ayşe Kaygusuz

–?Alevilik ve İslam Fanatizmi? adlı kitabınız var. Alevilerin ?kendin? olmadan, kendi doğrularını bulmadan birilerinin peşine takılıp kullanılmalarını, AKP?nin dini siyasete alet etmesinin bir benzeri olarak görüyorum. Etnik köken ve inanç ayrımcılığı, tarih boyunca insanlığa acı ve gözyaşından başka bir şey vermemiştir, diye düşünüyorum. Yusuf Ziya Bahadınlı ve Alevilik?

okumak için tıklayınız

? Nerde Akşam Orda Sabah ? ve Ayhan Sarıhan ? Ahmet Eroğlu

?Nerde Akşam Orda Sabah? Değerli dostum Ayhan Sarıhan?ın henüz yeni basımdan çıkmış kitabının adı. Sağ olsun, sıcağı sıcağına imzalamış ve göndermiş Ankara?dan. Elime aldım, yaprakları şöyle bir taradım; sonra hızla okumaya başladım. Okurken, sayfaların arasındaki resimlere de bakarak ve kendimi anılar yolculuğunun içinde sanarak, hayallere bile daldım.

okumak için tıklayınız

Ahmed Arif bakın şiirlerini kime yazmış?

Ahmed Arif’in ölümsüz eseri, her biri birer klasik haline gelmiş şiirlerden oluşan ‘Hasretinden Prangalar Eskittim’ kitabındaki şiirlerin önemli bir bölümünün geçtiğimiz ay kaybettiğimiz ünlü yazar Leyla Erbil’e yazıldığı ortaya çıktı. Hürriyet Gazetesi’nde 15 Ağustos 2013 tarihli İhsan Yılmaz’ın haberi şu şekilde: “Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır/ Üşüyorum, kapama gözlerini…”diye yazmıştı Ahmed Arif tek kitabına da adını

okumak için tıklayınız

Çirkin Prenses – Feyza Hepçilingirler

Çok eski zamanlarda bir ülkede çocuklarının olmasını umutla bekleyen, tatlı mı tatlı bir kralla sevecen mi sevecen bir kraliçe yaşarmış. Zaman geçmiş, kara kargalar beyaza, akbabalar karaya dönmüş, kraliçe bir gün krala beklediği müjdeyi vermiş. Bir bebekleri olacakmış. Bebek doğunca tüm ülkede şenlikler, ziyafetler düzenlenmiş. Bir prensesleri olduğu için herkes çok sevinçli, çok mutluymuş. Ama

okumak için tıklayınız

Türkiye Üzerine Yazılar – Rosa Luxemburg

Tarih kitaplarında şu ünlü “Şark Meselesi”nin 21 Temmuz 1774’de Osmanlı ve Rus İmparatorlukları arasında imzalanan Küçük Kaynarca Anlaşmasıyla başladığı yazılır. Osmanlı İmparatorluğu yaklaşık bir asırdır Rusya karşısında yenilgiler alır ve diplomasi tahterevallisinde Rusya’nın yükselişi karşısında inişe geçerken, Batının o zamanki Büyük Güçleri de bu tahterevallinin kâh bir yanına kâh diğer yanına ağırlıklarını koyuyorlardı.

okumak için tıklayınız