Yazar: cemalumit

Rıfat Ilgaz (Yaşamı, Kişiliği, Şairliği, Hikayeciliği, Romancılığı, Oyunları, Anıları, Köşe Yazarlığı) – Asım Bezirci

Asım Bezirci’nin titiz ve sabırlı çalışmalarının bir ürünü olan elinizdeki kitap iki ana bölümden oluşuyor; “tanıtmalar” bölümünde Rıfat Ilgaz’ın yaşamı, şairliği, hikâyeciliği, romancılığı ile oyun, anı, fıkra yazarlığı ayrıntılarıyla sergileniyor. Söz konusu türlerde çıkmış eserlerinin çoğu tanıtılıp değerlendiriliyor. Bunun için üç boyutlu ilginç bir yöntem izleniyor; Rıfat Ilgaz’ın açıklamaları ve Asım Bezirci’nin değerlendirmeleri ile çeşitli

okumak için tıklayınız

Çocuk Edebiyatında Kurtlara Kuşbakışı: Kurt Metaforunun Memetik aktarımı – Şiirsel Taş

Çocuk edebiyatında kurt paradigmasının geçmişi Kırmızı Başlıklı Kız masalına dek uzanır. Ancak sadece Perrault ve Grimm Kardeşler uyarlamalarını dikkate aldığımızda, masalın izini yalnızca birkaç yüzyıl öncesine kadar takip edebiliriz; oysa bu masalın tarihçesi çok daha gerilere gider, kökleri çok daha derinlerdedir. Durham Üniversitesinden kültürel antropolog Jamie Tehrani?nin araştırmaları masalın en az 2600 yaşında olduğunu göstermektedir.

okumak için tıklayınız

Sanık – Ezgi Gençtürk

Giriniz efendim, çekinmeyin. Uzundur bekliyordum. En ağırlayan yerlerimizi size ayırdım. Gelişinize engel olmasın diye bütün kapı kilitlerini gazoz kapakları arasına koydum, neme lazım? Şenlik yerinde yaşıyorum şimdi, duvar köşelerinden saklambaç oynayan çocuklar çıkıyor. Yalnız kedilerle halimiz fena. Otoriteyi ortada unutmuşum, holdeki eski halının üzerinde, onu çaldılar. Çok eminler. Kuyruk hareketlerinden anlıyorum. Hep dik? Hep dik?

okumak için tıklayınız

Venezüella?dan Duvar Fotoğrafları – Zafer Köse

Venezüella?da duvarlar, duvarlarda yazılar, resimler… O çok güzel duvar yazılarının, renkli resimlerin fotoğrafları var kitapta. Okuyabilirsiniz, yazmış ?Sinyorita?. Dünyanın ucunda açmış bir gülün esintilerini ulaştırmış buralara. Alıştığımız muhalif duvar yazıları gibi değil onlar. Özenli, estetik; çok güzel. Çünkü Hugo Chavez’in yönetimindeki güvenlik güçlerinden korkmadan, kaçmadan, acele etmeden boyuyorlar duvarları.

okumak için tıklayınız

“Mutluluğun resmini yapamıyorum ama tadını çıkarta çıkarta yaşıyorum” Hıfzı Topuz – Şenol Çarık

Cumhuriyetle yaşıt bir isim Hıfzı Topuz. Türk basın tarihinin duayeni? O?ndan söz etmeye başlarken ?cumhuriyetle yaşıt? ve ?duayen? gibi tabirleri kullanıp kullanmamayı epeyce düşündüm. Belki çok alışılagelmiş olmasından ya da çokça kullanıldığından olsa gerek. Hasan Pulur da köşesinde modaya uymayıp ?duayen? demeyeceğiz demiş ama, doğrusu böyle büyük bir birikimi anlatırken bundan daha iyi bir tabir

okumak için tıklayınız

Antik Çağı keşfeden hümanistler – Deniz Antepoğlu

Bir şiirin unutulduğu tozlu raflardan gün yüzüne çıkarılmasıyla dünyanın değişmesi mümkün mü? Kitapların her zaman gericilikle savaşması ve kaybetse de yüzyıllar sonra bir şekilde yeniden ve yine dirilmesi mümkün mü? Eğer her ikisinde de cevabınız umuttan yanaysa ?Sapma (Medeniyetin Seyrini Değiştiren Keşfin Öyküsü)? sizi kitapların, kitap avcılarının ve düşünmeyi unutan insanların dünyasına davet ediyor. Can

okumak için tıklayınız

Jean Genet: Açık Düşman, Aykırı Yazar ? Zafer Köse

?… çokuluslu hisse senedi ortaklığına dayalı şirketlere ve onların fabrikalarına ihtiyacı olan halk değildir, halka ihtiyacı olan o pislik kapitalistlerdir; polisin amacı halkı suçlulardan korumak değil, emperyalist sömürücülerin düzenini halktan korumaktır; halkın adalete değil, adaletin halka ihtiyacı vardır…? Ulrike Meinhof Evlilik dışı bir çocuk olarak 1910?da doğan Jean Genet, annesi tarafından terk edildiği için ilk

okumak için tıklayınız

Gezginlerden Dört Yeni Kitap – Serdar Şahinkaya

2013 yılı, gezginlerin notlarının okuyucu ile buluşması açısından iyi bir başlangıç oldu. Alter Yayıncılıktan çıkan, birisi iki ciltli, üç kitap bu yazının konusunu oluşturuyor. Bu kitapların önemli bir özelliği tam 132 gezginin kaleminden çıkmış olması. Tabi bu kadar çok kalemden çıkanların editörlük sürecinin zorluğunu ayrıca düşünmek ve takdir etmek gerekiyor. Bu kitapların zorlu editörlük sürecini

okumak için tıklayınız

Chavez Bizi Bırakma – Noyan Umruk “anlayana sivrisinek saz, anlamayana Venezuela az…”

Neden Chávez, neden Venezuela? Çünkü Venezuela, turnusol kâğıdı; kendini dünya güzeli zanneden kraliçeye asıl yüzünü gösteren ayna. Bölgenizde, dünyanızda, yaşamınızda neler olup bittiğini ya da neyin olup olmadığını kavrayabilmek açısından, günümüzün en ilginç ülkesi. Çünkü Irak ya da Libya’nın işgalinin gerekçesi sayılan yığınla hikâyenin, ikiyüzlülüğe direnmenin örneği Venezuela… Diktatörleri devirmek, demokrasi, özgürlükler, terörle mücadele, adalet

okumak için tıklayınız

Malva – Maksim Gorki

“Deniz gülüyordu. Kızgın bir rüzgârın hafif esintisiyle titriyor, güneşi göz kamaştırıcı bir parlaklıkla yansıtan küçük kırışıklıklarla kaplanıyor, mavi gökyüzüne gümüş renginden binlerce gülümseme gönderiyordu. Denizle gök arasındaki engin boşlukta, denize uzanan kumsal burunun eğimli kıyılarına birbiri arkasına tırmanan dalgaların neşeli şıpırtısı yayılıyordu. Denizdeki kırışıkların binlerce kez yansıttığı güneş ışığıyla bu ses, canlı bir sevinçle, durmadan

okumak için tıklayınız

Uyuyabilmek – Anton Pavloviç Çehov

Gece, on üç yaşında bulunan dadı Varka çocuğun beşiğini sallıyor ve ancak işitilir bir sesle mırıldanıyor: Uyusun yavrum ninni! Büyüsün yavrum ninni? Mukaddes suret’in önünde yeşil bir kandil yanıyor. Odanın bir köşesinden öbür köşesine bir ip geçirilmiş. Üzerine, birçok çocuk bezleriyle büyük siyah pantolonlar asılmış. Kandilden döşemeye büyük, yeşil bir leke vurmuş? Bezlerle pantolonların uzun

okumak için tıklayınız

Eflâtun’un Rüyası – Voltaire

Eflâtun çok rüya görürdü; o zamandan beri de daha az rüya görmüş değiliz. Eflâtun insan yaradılışının eskiden ikiz olduğunu; işlediği günahların cezası olarak da erkek, dişi diye ikiye ayrıldığını düşünmüş. Eflâtun matematikte yalnız beş muntazam cisim olduğu için, ancak beş mükemmel dünya olabileceğini ispat etmişti. Onun Devlet’i de büyük rüyalarından biri oldu. Bundan başka uykunun

okumak için tıklayınız

Karanlığa Mektuplar / İstanbul, Gri Kuşların Şehri! – Dağhan Dönmez

Bu şehri Stanbûl ki bî-misl ü bahâdır Bir sengine yekpare Acem mülkü fedadır. Nedim. Rilke, ?Malte Laurids Brigge?nin Notları? na ?Demek buraya yaşanacak yer diye geliyorlar; burası ölünecek yer desem daha doğru.? diyerek giriş yapar. Bu cümleyi okurken İstanbul?u düşünüyorum. Malum, İstanbul?da yaşayanlar sızlanmalarıyla maruftur. Zor bir şehirdir İstanbul. Kaldırımdan yürüyenlerin değil, yoldan yürüyenlerin şehridir.

okumak için tıklayınız

Cinayet Şirketi – Jack London

‘Cinayet Şirketi’, eylem ve serüvenin ağır bastığı felsefi bir romandır: Gerçek üstünde erimeyen, ama tam anlamıyla gerçek olarak kalmayan, inanılmaz ile yüce arasında parçalanan gerçek’in irdelendiği bir roman… Jack London, filozofluğa özenen aydın bilgiçliğini ince bir ironiyle taşlıyor, şefe tapınma yutturmacasına sırt çeviriyor, adalete üstün tutulan düzeni yerin dibine batırıyor, hayatı baskı altında tutan bir

okumak için tıklayınız

Düello – Anton Çehov

“Yol Gösterici Bir İdea” olmadan sürdürülen hayatları “Çıkmaz Sokaklara” benzetip, bir tür melankoliye kapılan Anton Çehov, yazınsal iklimini gündelik hayatın sıradan, rastgele bölümlerinden kesitler alarak yaratır; bu özelliğiyle “izlenimci edebiyat” tekniğinin de öncüsüdür. Kısa romanı Düello’da, yolu Kafkaslar’da kesişmiş subay, doktor, polis şefi, bilim adamı, diyakos ve bir kadının dünyalarına eğilip, hayata dair bir düşünce

okumak için tıklayınız

Eleştiri pek yüz verilen bir tür değil – Sennur Sezer

Eleştiri uzun süredir olumsuz anlamıyla anılıyor. Oysa eleştiri hem yazara hem okura bir eserdeki ögeleri gösterir. Ataç?ın denemeleri, okuru bir eleştiriyi ke-yifle okumaya hazırlardı. Eleştirinin eserden örneklerle desteklenmesi ?nesnel? eleştiri diye adlandırılır. Asım Bezirci?nin başlattığı bu tür eleştirinin sürdüğü de pek savunulamaz. Bir şairin yaşamını eleştirinin değiştirmesinin en güzel örneği Turgut Uyar?dır. Ataç?ın ?Zarımı Turgut

okumak için tıklayınız

Eleştiri, uygarlık düzeyini gösteren ölçütlerdendir – Ahmet Say

Konu müzik eleştirisi olunca, aklıma hep şu özdeyiş gelir: ?Heykeli dikilmiş eleştirmen yoktur!? Neden? Aslında biz değerbilir bir halkız; futbolcuların bile heykelini dikeriz. Ama öte yandan biz, tek başına ?eleştiri? kavramına bile soğuk bakarız. Bence eleştiri, uygarlık düzeyini gösteren ölçütlerdendir. Tarihteki geri toplumlarda eleştiri yoktur: İlk Çağda bir köle, ya da Orta Çağda bir serf,

okumak için tıklayınız

Hangi tasvir Ehmedê Xanî?nin? – Zana Farqînî

Ehmedê Xanî?nin eserlerinden, düşüncelerinden ya da sanatsal kimliğinden bahsetmeyeceğim. Mesele başka. Ehmedê Xanî?nin birden fazla tasviri ile bir de ona ait olduğu iddia edilen bir ?fotoğraf?ı var piyasada. Hemen başta söyleyelim, Xanî Baba?nın sağlığında çizilen herhangi bir resmi, tablosu veya minyatürü yok. Zaten İslam ulemasının resme karşı nasıl bir tavra sahip olduğunu bilmeyen yok herhalde.

okumak için tıklayınız

Aydın Çubukçu ile eleştirinin yeri, rolü ve önemi üzerine söyleşi

1980 sonrası özel sektör üzerinden şekillenen sanat üretiminin, ?işletmecilik? mantığı ile hareket etmesi sanatın ticarileşmesini beraberinde getirdi. Bu bakış açısının yarattığı etki sanat eserlerinin de birer ?meta? olarak görülmesini sağladı. Artık sanatın ticaretsiz olmayacağını düşünenlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Sanat eleştirmenliği de bundan payını aldı. Eleştiri yazıları, eseri değerlendirmekten uzak, reklam ve tanıtımdan ibaret birer

okumak için tıklayınız