Yazar: cemalumit

Ermeni ozan Sayat Nova, büyük aşkı Prenses Anna ve ?Bir Sözüm Var Sana? şiiri

1712 yılında doğup 1795 yılında ölen Ermeni ozan Sayat Nova (Harutyun Sayatian), üç dilde şiirler yazmış. Azerice, Ermenice ve Gürcüce. Sayat Nova’yı henüz tanımıyoruz. Çünkü henüz Türkçeye çevrilmiş değil. *”Ne zaman resimdeki aydınlık yüzlü adama baksam, onun dinlediğim en güzel aşk şarkılarına ve şiirlerine imza atan büyük ozan Sayat Nova olduğu geliyor aklıma ve dalıp

okumak için tıklayınız

Hem Türk hem Ermeni ilk roman, Akabi Hikâyesi ? Hovsep Vartanyan / Vartan Paşa

Avusturyalı Türkolog Andreas Tietze’nin Paris?teki bir kütüphanede bulduğu, Hovsep Vartanyan (Vartan Paşa) tarafından 1851 yılında Ermeni harfleriyle ama Türkçe olarak yazılmış Akabi Hikâyesi adlı romanı hem Ermeni edebiyatının hem de Türk edebiyatının ilk romanıdır. 1872?de Arap alfabesiyle yayımlanan Şemseddin Sami?nin ?Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat? adlı yapıtı Türk edebiyatının ilk romanı olarak anılır. Oysa bu tarihten

okumak için tıklayınız

Küller Arasında / Acının Terazisinde İki Halk: Türkler ve Ermeniler ? Halil İbrahim Özcan

(*) ‘Küller Arasında’ , 1915 Tehcir Kanunu’yla Haçin’den sürgüne gidenlerden bir kısmının 1918’de yeniden Haçin’e dönmelerini ve döndükten sonra yaşadıklarını, hüzünlü ve tarafsız bir dille anlatıyor. Hikâye, Ermeni ve Türk halklarının bin yıllık kardeşlik duygusuyla kaleme alınmış.. “Ben sana ne diyebilirim ki Aram? Şimdiye kadar yoktu böyle şeyler, gavurmuş, Müslüman?mış… Güneş hepimizin üstüne doğardı. Seher

okumak için tıklayınız

Biletimiz İstanbul?a Kesildi ? Mıgırdiç Margosyan ?Diyarbakır?da gavurduk İstanbul?da Kürt olduk?

Mıgırdiç Margosyan’ın 1998 yılında yayımladığı ‘Biletimiz İstanbul’a Kesildi’ öykü kitabında, 1940’lı 50’li yılların Diyarbakır’ı ve İstanbul’unda tadına doyulmaz bir gezintiye çıkarıyor okuru. Mıgırdiç Margosyan anadilini öğrenmesi için, birkaç arkadaşıyla İstanbul’a Ermeni Yetimhanesi’ne gönderilmesiyle başladığı kitabında zaman zaman çocukluğuna, Diyarbakır’da doğup büyüdüğü Gavur Mahallesi’ne dönüyor. Ve yazar öyküsünü şöyle anlatıyor: “Diyarbakır’da, Hançepek’te, Gavur Mahallesi’nde başlayan, ancak

okumak için tıklayınız

Anneannem – Fethiye Çetin “O günler gitsin, bir daha geri gelmesin?”

Bu coğrafyada yaşayan herkesin şu ya da bu şekilde bildiği ama üzerinde konuşmamayı tercih ettiği saklı yaşamlar. Ermeni ve Hıristiyan iken Türk ve Müslüman olmuş binlerce çocuktan biri: Heranuş ya da diğer adıyla Seher. Torunu Avukat Fethiye Çetin anneannesi hakkındaki gerçeği yıllar sonra öğrendi. Anneannesinin akrabaları Gadaryanlara ise onun ölümünün ardından ulaşabildi. Konuşacak çok şey,

okumak için tıklayınız

Emval-i Metruke Olayı (Osmanlı?da ve Cumhuriyette Ermeni ve Rum Mallarının Türkleştirilmesi) ? Nevzat Onaran

Nevzat Onaran, ?Emvâl-i Metrûke Olayı? başlıklı çalışmasında, Osmanlı Devleti?nde ve Cumhuriyet Türkiyesi?nde Ermeni ve Rumların mallarına en konulma süreçlerini ele alıyor. Konuya dair kanun ve yönetmeliklerin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi?nin gizli ve açık oturumlarında olayın nasıl ele alınıp tartışıldığını da araştıran Onaran, Emvâl-i Metrûke meselesini çok yönlü bir bakışla irdeliyor. 1915?te ve sonrasında

okumak için tıklayınız

Tehcir Çocukları “Nenem bir Ermeni’ymiş…” – İrfan Palalı

İrfan Palalı’nın anneannesi Fatma’nın tehcir sırasında yaşadıklarını ve onun Ermeni olduğunu öğrendiğinde tepkisini anlattığı “Tehcir Çocukları”, 2005 yılında Su Yayınları tarafından yayımlandı. ?Anneannemin Ermeni olduğunu 40 yaşlarında öğrendiğim için özel bir duygu hissedeceğim yaşı geçmiştim ve korkularımı aşmıştım. Gençken öğrenseydim, herhalde ?Ermeni dölü? olmaktan hicap duyardım. Ama ailemden çok korktum, nitekim korktuğum kadarını yaptılar. Mesela

okumak için tıklayınız

Kumkapı Ermeni Balıkçıları (1952) – Ara Güler

“1952 yılında, Ermenice olarak çıkan Jamanak gazetesinde altı gün süresince (21-26 mayıs) Kumkapui hay tzıgnorsnerun/Kumkapı Ermeni Balıkçılarıyla Birlikte adıyla yayımlanan foto-röportajı, Aras Yayıncılık tarafından Kumkapı Ermeni Balıkçıları adıyla, Ermenice, Türkçe ve İngilizce olmak üzere üç dilli olarak yayımlandı. Kumkapı Ermeni Balıkçıları kitabı, Ara Güler?in Kumkapı?da yaşayan Ermeni balıkçılarla yaptığı röportajlardan ve o dönemde balıkçı köyü

okumak için tıklayınız

Kara Kefen (Müslümanlaştırılan Ermeni Kadınların Dramı) – Gülçiçek Günel Tekin

Gülçiçek Günel Tekin, Müslümanlaştırılan Ermeni kadınlarının dramını ele alırken, Türkiye’nin en tabu konularından birini daha deşiyor, otopsi masasına yatırıyor. 1915 travması yalnız Ermeniler açısından değil, Türkler ve Kürtler başta olmak üzere onlarla birlikte yaşamış olan tüm halk grupları açısından da geçerli ve etkileri hala devam etmekte. Bu travmanın ele alınmayan grubu ise, karma köklere sahip

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Çocuk Olmak!(*) – Faiz Cebiroğlu

Çocuk, dünyanın her tarafında, çocuktur. Yaş olarak, 18 yaşın altında olan herkes, çocuktur. Kızı, erkeği, beyazı, esmeri, Afrikalısı, sarışını?Hangi renk, cins ve görünüşten olursa olsun, çocuk, çocuktur. Herkes güzel ve kaliteli bir ?çocukluk devresi? yaşama hakkına sahiptir. Bu bir insanlık hakkıdır. Çocukları korumak, en başta devletlerin görevi oluyor. Devlet, ?çocukluk devresini? koruyan kurallar, çıkarmakla yükümlüdür.

okumak için tıklayınız

Can Çocuk 25 Yıldan Seçmeler / Çocuk Edebiyatı Antolojisi

(*) ‘Can Çocuk 25 Yıldan Seçmeler’i bir nevi çocuk edebiyatı antolojisi olarak da görebiliriz. Can Yayınları’nın kuruluşunun 25. yılında, yayınevi son derecede yerinde bir karar vererek bu yirmi beş yıllık serüvenin özeti olacak bir seçki yayımladı. Seçkinin adı; Can Çocuk 25 Yıldan Seçmeler. Kitapta yayınevinin kuruluşundan bu yana kitapları yayımlanmış yazarların yapıtlarından seçilmiş parçalar ve

okumak için tıklayınız

Şimdiki Çocuklar Harika – Aziz Nesin

“Bu romanı, salt çocuklar için değil, anababalarla öğretmenler için de yazdım.” Aziz Nesin Şimdiki Çocuklar Harika, Aziz Nesin’in 1967’de yazdığı bir kitaptır. 55 kere basılmıştır. Bu kitapta Ahmet ve Zeynep ismlerinde iki çocuk ayrılıp mektuplaşma yoluyla birbirlerine yaşadıkları olayları anlatırlar. Ahmet ile Zeynep eskiden aynı okulda okumaktalardır, ancak Zeynep sonra Ankara’ya taşınır. Mektuplaşmaya söz vermişlerdir.

okumak için tıklayınız

Öykülere Gizlenen Çocuklar – Hüsnan Şeker

2008 Rıfat Ilgaz Çocuk Edebiyatı Öykü Ödülü’ne ‘Öykülere Gizlenen Çocuklar’ adlı kitabıyla ortak olan Hüsnan Şekeralan ödül töreninde Rıfat Ilgaz?ın çocuklara duyduğu büyük sevginin, yetişkin öykülerinin içine de sızdığını, okuduğu her Rıfat Ilgaz öyküsünde, satırların arasına gizlenen, birbirinden muzip, akıllı, büyümüş de küçülmüş çocukları gördüğünü belirterek? Öykülere gizlenen çocuklar Rıfat Ilgaz adına bir yarışma düzenlendiğini

okumak için tıklayınız

Çocuk İşçiler / Çarpık Gelişen Bedenler – İzzet Duyar, Barış Özener

Yeni binyılın eşiğinde çocuk emeğine ilişkin yapılan değerlendirmelerin sonuçları pek iç açıcı görünmüyor. İncelemeler, çocukların, başta az gelişmiş ekonomiler olmak üzere tüm toplumlarda yaygın biçimde çalıştırıldığını ortaya koyuyor. Bünyeleri tam anlamıyla oturmadan fiziksel yüklenmelere maruz kalan çocukların “çarpık” bir bedene sahip oldukları görülmekte, bu da “çocuk emeği”nin önüne geçilmesi gereken toplumsal bir yara olduğu gerçeğini

okumak için tıklayınız

Türkiye?de Çocuk Emeği – Derleyen: Kemal İnal

Çocuk emeği çoğu ülkede hâlâ yaygın bir olgu, hem de onca önleme rağmen. Madencilikten fuhşa, sokak satıcılığından çıraklığa değin her türlü işte çalıştırılıyor çocuklar. Oyun oynaması gereken, eğitim çağında olan yüz binlerce çocuk, birkaç kuruş adına son derece tehlikeli işlerde emek gücü olarak insafsızca kullanılıyor. Sorulduğunda, ?ekmek parası? için diyorlar; elbette çalışmalarının ilk nedeni olarak

okumak için tıklayınız

Türkiye’nin Çocuk İşçileri, “çocuk bayramınız kutlu olsun! ! ! ?”

Ülkemizde, çocuk işçiliği ile ilgili son araştırma 1999 yılına ait. Aradan 7 yıl geçmiş olmasına karşın sorunun bugünkü boyutlarını ortaya koyabilecek yeni bir araştırma yok. Türkiye İstatistik Kurumu araştırmasına göre, Türkiye’de 6-17 yaşları arasında 16 milyon çocuktan 7 milyonunu çalışıyor. Tarım, sanayi ve hizmet sektöründe çalışanların sayısı yaklaşık 2 milyon. Yaklaşık 5 milyon çocuk ise

okumak için tıklayınız

Edebiyat ve Sinemada Yaşayan Lenin

Çağımızın Marksizmi olarak anılmayı hak etmiş devrimci eylem kılavuzunun baş kişisi Lenin’le ilgili elinizdeki kitap, Lenin’i sanat yoluyla anlatmada çok büyük bir eksikliği gideriyor. Lenin’i anlatırken dünyayı değiştirme iradesi ve coşkusunun sinema ve edebiyat diline çevrilmesinin farklı evrelerini anlatarak Lenin okumalarına uzaklığı kırma hedefini yerine getiriyor. Bütün bir devrimci kalkışmalar dönemini ele alan kitap, “Tarihsel

okumak için tıklayınız

Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine – Nicolaus Copernicus

Nicolaus Copernicus (1473-1543), teolojinin yanı sıra matematik ve astronomi ile ilgilendi. Bir süre İtalya’da tanınmış gökbilimcilerden ders aldı, Domenico Maria Novara da Ferrara ile çalıştı. Aristoteles’in ortaçağa egemen olan Evren ve Dünya görüşünün tersini savundu. En önemli eseri Göksel Kürelerin Devinimleri Üzerine 1543 yılında yayımlandı. Ptolemaeus’un Dünya merkezli modeline karşı Güneş merkezli yeni bir model

okumak için tıklayınız

Nâzım Hikmet’in 1956 ve 1957 yılında Prag’da el yazısıyla Osmanlıca yazdığı şiirler ve mektuplar ortaya çıktı.

Türkiye edebiyatının en önemli şairi Nâzım Hikmet’in 1956 ve 1957 yılında Prag’da el yazısıyla Osmanlıca yazdığı şiirler ortaya çıktı. İçlerinde hiç bilinmeyen mısralar da var, ezbere bildiğimiz dizelerden çok farklı olanlar da… Ankaralı koleksiyoner Erdal Dikmen?in Nazım Hikmet?in ailesinden aldığı ?evrak-ı metruke?den pek çok şiirin orijinalleri çıktı. Koleksiyonda Nazım?ın yazdığı 77 daktilo, 17 el yazması

okumak için tıklayınız

Bologna Süreci Sorgulanıyor (AB’nin Akademik Tahakkümünün Sosyalist Tahlil, Eleştiri ve Reddiyesi) – Kolektif

Avrupa Birliği’nin merkezinde duran emperyalist ülkeler tarafından başlatılan Bologna Süreci, AB ve onun yakın temasta olduğu ülkelerde yükseköğretimi köklü biçimde dönüştürmeyi, onu sadece sermayenin ihtiyaçlarına hizmet eder hale getirmeyi hedefliyor. Buna AB içinden dahi güçlü itirazlar yükselirken, Türkiye akademisi sessiz, hatta kimi solcu hocalar dönüşümü bizzat yönetiyorlar. Üniversite Konseyleri Derneği tarafından hazırlanan bu kitapta Türkiye

okumak için tıklayınız