Yazar: cemalumit

Budala – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

“1868 yılında yazılan Dostoyevski’nin Budala adlı eseri, Suç ve Ceza ile Karamazov Kardeşler’in arasında yazılmış bir romandır. 1867’de, kırk altı yaşında Snitkina’yla evlenen Dostoyevski, hem alacaklılardan, hem de yardım isteyen akrabalardan kurtulmak için karısıyla birlikte yeniden yurtdışına çıkmıştır. Rusya’dan dört yıl uzak kalacaktır. Alçaltıcı bir yoksulluk içinde geçen bu dönem boyunca ülkeden ülkeye dolaşacak; tüm

okumak için tıklayınız

Küba Tarihi (Bir Halkın Biyografisi) – Jose Canton Navarro

Küba ‘da Fidel Castro ve arkadaşlarının bütün dünyada saygı uyandıran mücadele ve başarılarının nasıl bir tarihsel arka planı olduğunu anlamak isteyenler için Küba’nın önemli tarihçilerinden Jose Canton Navarro’nun bu çalışmasının bir fırsat olduğunu söyleyebiliriz. Yerli halkın neredeyse tamamının işgalci İspanyollar tarafından yok edildiği küçük bir adada, halkın, yaklaşık 500 yıl süren zorlu mücadelelerin ardından elde

okumak için tıklayınız

Arap Milliyetçiliği: Mısır ve Nasırcılık (Tahrir Meydanı’nda Korkuyu Yenmek) – Zeynep Güler

Mısır 1950’li ve 1960’lı yıllarda Bağlantısızlık Hareketi içinde güçlü ve kişilikli bir konum geliştirmişti. Arap milliyetçiliğinin taşıyıcılığını üstlenen Nasır’ın Mısır’ı, emperyalist-kapitalist sistemle sosyalist sistem arasında, tartışmasız biçimde ikinciye daha yakın, bağımsızlıkçı bir seçeneği kurmayı denedi. Arap-İsrail çatışmasının gölgesinde kalan bu deneme Nasır sonrasında tasfiye edilecek ve Mısır, siyaset düzleminde Amerikancı, toplumsal dokuda ise İslamcı bir

okumak için tıklayınız

Suç ve Ceza – Fyodor Mihayloviç Dostoyevski

1866 yılı Rusya’sını yansıtan ‘Suç ve Ceza” (Prestupleniye i nakazaniye), Dostoyevski?nin en büyük eserlerinden birisidir. Dostoyevski’nin ölümüne 15 yıl kala açlık ve sefalet içinde kaleme aldığı bu eser dönemin Rusya’sının sosyo-ekonomik yanlarını tümüyle ortaya koymakla beraber Dostoyevski’nin yaşam kavgasını da çeşitli yönlerden anlatmaktadır. Eserin başkarakteri Raskolnikov’un Petersburg’ta oturduğu semtin, Dostoyevski’nin semtiyle aynı olması ve hatta

okumak için tıklayınız

Kavganın Şafağı – Ivan Popov. Yenilginin küllerinden yeniden dirilişin romanı

Rusya’da 1905 Devrimi yenilmiş, ağır gericilik ve suskunluk yılları başlamıştır. Ülke, çarlık çizmeleri altında karanlık bir hapishane görünümündedir. İşçi hareketi bastırılmış, devrimci örgütler büyük ölçüde dağıtılmış, aydınlar kitle halinde devrimden uzaklaşmıştır. Siyasal baskıların yanı sıra büyük tasfiyeci dalgaya göğüs germeye çalışan Bolşevikler de iç sorunlarıyla kan kaybetmektedirler. Ama işçi kitleleri için için kaynamaktadır. Ve onların

okumak için tıklayınız

Fikrimin İnce Gülü – Adalat Ağaoğlu. İşçi Bayram’ın ‘Bayram Bey’ olma yolculuğu

“Fikrimin İnce Gülü” Adalet Ağaoğlu’nun 1976 yılında yazdığı ikinci romanı. Yazar, insanlardaki yabancılaşma ve içe yolculuğu etkileyici bir biçimde anlatıyor. Eser, işçi Bayram’ın bir gününün hikayesini konu alır. Adalat Ağaoğlu bu yol romanında, sınıfının ve konumunun bilincinde olmayan Bayram’ın “Bayram Bey” olma çabasının biricik öznesi bal rengi Mercedes’i ile ilişkisini, Kapıkule’den başlayıp köyünde hazin bir

okumak için tıklayınız

Yanan Gözler: Antoine Agoudjian?dan Ermenilerin Hatıraları – Antoine Agoudjian

Bir fotoğrafçının kimliği, kaderi ve çalışmaları, onun içinden geldiği toplumla nadiren bu kadar örtüşür. Antoine Agoudjian Fransız; Ermeni anne babadan doğma; Ermeni göçmenlerinin torunu; Ermeni halkının trajik tarihiyle ilgili hiçbir şeye uzak ve kayıtsız değil… Fotoğraf, Agoudjian?ın itiraf ettiği gibi, modern tarihin azabıyla aniden savrulmuş ve parçalanmış bir halka çok yakın olmanın en radikal yoludur.

okumak için tıklayınız

Shakespeare ve Greenblatt – Ceylan Koryürek

Shakespeare sahnede, büyülü sözcüklerle dolaşıyor damarlarda, yüzyıllardır hızı kesilmemiş, dengede bir cambaz sevenlerini oynatıyor parmaklarında. Stephen Greenblatt, Shakespeare olmak adlı biyografisiyle, eserlerin içindeki gerçek yaşantıyı kanıtlardan yola çıkarak, duyumsattışı heyecan, düş ve gerçeğin kenetlenmiş elleriyle, ilişkilendirdiği her olayla yapıtlardaki izdüşümünü araştırmış. Greenblatt için ön plana çıkan Shakespeare eserlerinin dehasının büyüklüğünü anlatmaktan çok, dehanın o yapıtı

okumak için tıklayınız

Azap Yolları 1- 2- 3 / Aleksey Tolstoy

Rus yazar Lev Tolstoy’un uzaktan akrabası olan Aleksey Tolstoy ‘Azap Yolları’ eseri, “İki Kız Kardeş”, “Yıl 1918”, “Kederli Sabah” ciltlerinden oluşan bir nehir romandır. Birinci Dünya Savaşı, Büyük Sovyet Devrimi, uzun ve zorlu iç savaş yıllarının zengin bir panoramasını sunan eser, tüm derinliği ve karmaşıklığı ile insan doğasını, olaylar içindeki insanların ıstırap ve sevinçlerini büyük

okumak için tıklayınız

Laz Kapital 1 – Yılmaz Okumuş ?Karl Marx Trabzon?da doğsaydı”

?Karl Marx Trabzon?da doğsaydı? fikrinden yola çıkarak kitap yazan mizahçı ve senaryo yazarı Yılmaz Okumuş?un Laz Kapital?i fıkra tadında yazılardan oluşuyor. Gırgır, Nankör, Hıbır, Ustura ve Küstah gibi mizah dergileri ile İnce İnce Yasemince, Kaygısızlar, Baskül Alise ve Tatlı Kaçıklar gibi dizilerin senaryo yazarı olarak tanınan Yılmaz Okumuş, ?Laz Kapital? kitabında, hayatın farklı alanlarından konuları,

okumak için tıklayınız

Makar Çudra – Maksim Gorki. Bilim aklın şiiridir; şiir de yüreğin bilimidir.

Rusça’da “acı” anlamına gelen Gorki takma adını kullanan Aleksey Maksimoviç Peşkov, edebiyata ilk adımını 1892 yılında ‘Makar Çudra’ öyküsü ile attı. Daha ilk öykülerinden başlayarak eserlerinde bir iyimserlik, insanın yaratıcı gücüne duyulan sonsuz güven ve aktif bir hümanizma göze çarpar. Rusya’nın geçirdiği çalkantıları, kapitalizmin gelişme sürecini, emekçilerin mücadelesini konu alan eserleri Rusya’da ve Dünya’da büyük yankı

okumak için tıklayınız

Fontamara – Ignazio Silone. Köylülerin acılı ve umutsuz hayatını anlatan roman

Fontamara, İtalyan yazarı Ignazio Silone?nin 1930?da yayımlanan romanı. Yazar bu eserinde, yoksul İtalyan köylülerinin (Cafoni?nin) acılı ve umutsuz hayatını büyük bir ustalıkla dile getirir. Fontamara, eski bir yerleşme yeridir; burada yoksul köylüler ve küçük toprak sahipleri yaşar. Hayat, sanki hiçbir değişikliğe uğramıyormuş gibi yoksulluklar, felaketler, doğumlar, evlenmeler ve ölümler içinde geçip gider. Yoksul köylü her

okumak için tıklayınız

Azizname – Aziz Nesin. “Ey benim eli açık, gözü kapalı halkım”

Aziz Nesin, öykülerinde hem sistem eleştirisi yaparken hem de toplumsal eleştiriyi en ince, en komik tarafıyla kıvrak zekası ve usta anlatımıyla buluşturuyor. 1948’de basılan ikinci kitabı, taşlamalardan oluşan ?Azizname?, çeşitli ülkelerde temsil edilmesinin yanı sıra 5 yıl boyunca kapalı gişe oynadı. Oyun, bir taraftan yaşanan olayların komikliğine güldürürken bir taraftan da ince ince düşündürüyor. “Nesin

okumak için tıklayınız

Bilimden Yana – Asım Bezirci

Edebiyatı ya da daha geniş anlamıyla sanatı ayrı ayrı ve bir bütün olarak toplumların tarihsel gelişimden arındıran hiçbir anlayış bilimsel değildir. Kültür- sanatı kendi özgül ve aynı zamanda nesnel yasalılıklarından soyutlayan hiçbir anlayış da bilimsel değildir. Toplumcu çizgideki edebiyat eleştirileriyle ön plana çıkan yazar, Asım Bezirci’nin eleştiri yönteminin bir uygulaması sayabileceğimiz “Bilimden Yana”, üç bölümden

okumak için tıklayınız

Ölüm Bizim İçin Değil – Ufuk Bektaş Karakaya

?Devrim? yılları. Varoluşunu, öngördüğü gelecek tahayyülüyle gerçekleştiren, mevcudiyetini ?yaşanacak güzel bir dünya? ihtimaline feda etmiş bir kuşağın hikâyesi. Sol muhalefetin devrim yürüyüşü, kitlelerin bir araya gelişi, Türkiye?nin kırılmanın eşiğinde dolaştığı karışıklık yılları? 12 Eylül 1980. Yakın dönem Türkiye tarihinin her köşesinde izleri bulunan, yaşamı değiştiren, adamakıllı bir kuşağı deyim yerindeyse bertaraf eden ?kötü zamanların? başlangıç

okumak için tıklayınız

Özgünlüğün Politikası / Radikal Bireycilik ve Modern Toplumun Ortaya Çıkışı – Marshall Berman

Bu, modern yaşamın deneyimlerinden ve gereksinimlerinden doğan yeni bir dilin kitabıdır. Öyküsü, dinamik bir ekonomi, akışkan, açık ve çoğulcu bir yaşamın henüz ortaya çıktığı 18. yüzyıl Paris’inde başlar. Bu paradoksal bir çağın başlangıcıdır: Bastırılmış dürtü ve enerjilerin ortaya çıkışına, insanın beceri ve yetilerinin gelişimine kendine yabancılaşma eşlik eder. Sosyalleşen insan, sosyal rolü tarafından yutulan yurttaşa

okumak için tıklayınız

“İkiye Bölünen Vikont” – Tahir Ürper

?Bazen insan kendini eksik sanır, oysa sadece gençtir.? İnsanın her zaman hayatın başka tatlarını tatma özlemi içinde olduğunu varsayarsak, kendine masallar anlatan bir çocuğun; yarattığı masum bir masalın kahramanı olabilme mücadelesini gösterebileceğini unutmamak lazım. ?Yeniyetmeliğin eşiğine ulaşmıştım, ama hâlâ ormandaki büyük ağaçların kökleri arasında saklanıp kendime masallar anlatıyordum. Bir çam iğnesi benim için bir atlı,

okumak için tıklayınız

Ne Var Ne Yok? / Beş Film Ayrıntısında Bir Günün Öyküsü – Vladimir Mayakovski

“Sizin için sinema bir gösteri, benim içinse, neredeyse, dünyayı bir kavrama biçimi. Sinema, devinimin taşıtıdır. Sinema, yazının yenilikçisidir. Sinema, estetiğin yıkıcısıdır. Sinema, yürekliliktir. Sinema, sporculuktur. Sinema, bir düşünce dağıtımcısıdır. Ama bugün sinema hastalıktır. Kapitalizm gözlerini altınla boyadı. Kurnaz girişimciler elinden tutup istedikleri yöne sürüklüyorlar onu. Gözü yaşlı küçücük konularla yürekleri titretip ceplerini dolduruyorlar. Bu sona

okumak için tıklayınız