Yazar: cemalumit

Ayaktakımı Arasında – Maksim Gorki, ‘Ne pahasına olursa olsun Özgürlük’

“Onlar en dipteydiler. Onlar düzenin atıklarıydılar. Onlar bir devrimin bayraktarlığını yaptılar!” Maksim Gorki’nin 1902 yılında yazdığı oyunu sadece onun en iyi oyunu değil aynı zamanda insanlık tarihinin en iyi oyunlarından biri olarak kabul edilmektedir. Türkçe?ye ?Ayak Takımı Arasında? adıyla çevrilen ?Dipte? adlı oyun, Türkiye’de ilk kez Vâlâ Nurettin’in Türkçeleştirmesiyle 1936-37 Şehir Tiyatrolarında sahnelenmiştir. Oyun, toplumun ?dibine?

okumak için tıklayınız

Kuramsal ve Tarihsel Boyutlarıyla Hak Mücadeleleri I – II

Türkiye’de son yıllarda kamuoyunda sık sık gündemine gelen, neoliberal politikalara karşı eğitimden sağlığa, barınmadan suya farklı alanlardaki insanca yaşam mücadelesinin kod adı ‘hak mücadelelerini’ kuramsal, tarihsel ve güncel boyutlarıyla ele alan ilk kitap yayınlandı. Nota Bene Yayınları tarafından iki cilt halinde yayınlanan, hak kavramı ve hak mücadelelerini farklı zaman dilimleri ve farklı coğrafyalardan örneklerle tartışan

okumak için tıklayınız

Mayıs Günleri / 1 Mayıs’ın Kökeni ve Dünyadaki Tarihsel Gelişimi – Philip Foner

Bu kitap 1 Mayıs’ın öyküsüdür… 1886 yılında sekiz saatlik işgünü hakkı için mücadele ederken idam edilenlerden Spies,”Sessizliğimizin, bugün boğduğunuz seslerden daha güçlü olacağı bir zaman gelecek” diyerek öldü. Sesimizi boğmalarına izin vermemek için… işçi sınıfının gücünü alanlarda kanıtlamak için…”ekmek ve adalet yoksa, barış da yoktur” sloganını haykırmak için 1 Mayıs’ta, alanlara… (Arka Kapak) Kitabın Künyesi

okumak için tıklayınız

Kadın şairimiz Yaşar Nezihe Bükülmez ‘in Hayatı

*”Toplumcu şiirimizde gerçek bir direniş türküsüdür Yaşar Nezihe Hanım. Gerçekçi şiirimizin ilk örneklerini vermiş bir kadın şairimizdir. Amele Cemiyeti?ne üye olmuş; militan şiirler yazmış; toplumsal konulara ilişkin düşüncelerini düzyazılarıyla açıklamıştır. Bu yüzden suçlanmış, kovuşturmalara, iftiralara uğramıştır. Bazı çevrelere göre artık ?modası geçmiş? bir konu olabilir Yaşar Nezihe Hanım?ı anlatmak ama ben öteden beri bunu yapmak

okumak için tıklayınız

Ezilenlerin Tiyatrosu – Augusto Boal

Augusto Boal, kitabında kişisel sanat hayatı boyunca gerçekleştirmeye çabaladığı tiyatronun kuramsal tezlerini, anlayışını ve duruşunu yansıtmaya çalışıyor. Çarpıcı bir tiyatro şölenine dahil oldum. Fakat beklenenin tersine bir sahne karşısında değil, kitaplar arasında oldu bu. Boğaziçi Üniversitesi Yayınları?ndan çıkan Brezilyalı tiyatro kuramcısı Augusto Boal?a ait üç etkileyici kitabı aynı anda edindim:

okumak için tıklayınız

Kaplumbağalar da Uçar (Kusîlekaniş Ditwanin Bifirin) – Behmen Qubadi

İranlı Kürt yönetmen Behmen Qobadi?nin üçüncü uzun metrajlı filmi olan ?Kaplumbağalar da Uçar? uluslararası alanda, Uzak Doğu?dan Avrupa?ya, Avustralya?ya büyük bir ilgi gördü. Onlarca festivale katıldı, birçok ödül aldı. Türkiye?de de gösterime giren ?Kaplumbağalar?? bu kez senaryo olarak karşımızda. Behmen Qobadi?nin hayatına ve sanatına ilişkin yazıların da yer aldığı kitapta, filme ilişkin dünya medyasında yayımlanan

okumak için tıklayınız

“Anayurt Oteli”ne dair – Tahir Ürper

Kendini yalnızlığa mahkûm etmiş bir adamın, havasız kasvetli bir otelin içinde kendi iç dünyasıyla baş başa kalma acısını, kahrını ve çaresizliğini dışa vurma hikâyesini insanın yüzüne çarpması, doğrusunu isterseniz karamsar bir hava dağıtır içimize. Var olma mücadelesi midir bireyin kendi içine hapsolma durumu? Var olma mücadelesi midir bireyin kendi iktidarını kurma çabasına girmeyi? Bu sorular

okumak için tıklayınız

Darvin – Galip Ata

“Galip Ata’nın “Darvin” kitabı önemini yalnızca bilimsel içeriğinin sağlamlığı ve bilim tarihimiz açısından ilk olmasından değil, devletin milli eğitim politikasının izlediği dolambaçlı yolları göstermesinden de almaktadır. Maarif Vekaleti yayını olarak 1931’de bu popüler Darwin biyografisi basılırken, yaratılışçılığın 12 Eylül 1980 darbesi ardından kurumlaşan bağnazlığın ve totaliterliğin verdiği imkanla 1985 yılında yine devlet tarafından Milli Eğitim

okumak için tıklayınız

Manfred Werkwerth’le söyleşi. Brecht?in insanı değiştiren yüzü

1929 doğumlu Manfred Werkwerth, 1950 yılında öğretmenlik yaptığı sırada Brecht tarafından keşfedildi. 1951 yılından itibaren Brecht’in öğrencisi olan Werkwerth, ilk oyununu 1953 yılında Viyana Scala’da sahneye koydu. Brecht’ın ölümünden sonra 1969 yılına kadar Berliner Ensemble’de oyunlar sahneye koyan Werkwerth, Berliner Ensemble’nin yönetimininin yanı sıra, Demokratik Alman Cumhuriyeti Sanat Akademisi başkanlığı, Alman Soyalist Birlik Partisi Merkez

okumak için tıklayınız

Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor / Alain Bosquet ile Görüşmeler – Yaşar Kemal

Alain Bosquet, Yaşar Kemal ile 1957?de bir Amerikan dergisi için söyleşi yapmak amacıyla tanışmıştı. Tanışmakla yetinmedi, Yaşar Kemal?i yakından tanıdı. 1984?e gelindiğinde, artık yakın dost olduğu Yaşar Kemal?in ?kendini anlatması? fikri gelişti aralarında. Yazışmalarla yürüyen bu büyük söyleşi 1989?da tamamlandı. Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor?da Yaşar Kemal masalsı öğelerle bezenmiş çocukluğundan Anadolu topraklarının tarihine, demokrasisi kesintiye

okumak için tıklayınız

Tatar Ramazan (700 Kasaba, 70 Vilayet ve 7 Düvelde Namı Söylendi) – Kerim Korcan

Kerim Korcan’ın en önemli eserlerinden biri olan Tatar Ramazan, 1990 yılında sinema filmine uyarlandı. Başrolde Kadir İnanır’ın oynadığı filmin müziklerini Ahmet Kaya yaptı. Tatar Ramazan, Türk öykücülüğünün en gerçekçi kahramanlarından biri olarak anılmaktadır. Mertliğin, cesaretin, onurun zulme başkaldırısını temsil eder. Cezaevi yaşantısı içindeki karşı konulmayan feodal yaşam biçimine tek başına isyan ettiğinde görmüştür ki arkasından

okumak için tıklayınız

Yıkım Çağında Direniş (Arayış ve Sınıf Mücadelesi) – Yüksel Akkaya

Kitapta toplanan yazılar birbirini tamamlayacağı düşünülen üç ana konu temel alınarak seçildi. İlk ana konu “yıkım”a dair: “refah” devletinin dönüşümü, özelleştirme, işsizlik, yoksulluk, yasal değişiklikler ve sonuçları. İkinci ana konu mücadeleye dair: Dünya’da ve Türkiye’de grevler, en sorunlu alan olan belediyelerde grevler ve bu alandaki sendikal örgütlenme sorunu, kentlerin sınıf mücadelesindeki önemi. Üçüncü ana konu

okumak için tıklayınız

Edebiyat Nedir? – Jean-Paul Sartre “Her insan herkes karşısında her şeyden sorumludur” Dostoyevski

Edebiyat Nedir? (Qu’est-ce que la litterature?), 20. yüzyılın en etkili düşünür ve yazarlarından Jean-Paul Sartre’ın deneme türünde 1947 yılında yazdığı ve kısa sürede kültleşmiş kitaplarından. Kuram ve eylem adamı niteliklerini birleştiren, yazar-aydın kimliğiyle yaygın bir etki uyandıran Sartre, döneminde tartışmalara yol açan bu kitabında edebiyat kavramını ‘yazar’, ‘yazarın görevi’ ve ‘okurun konumu’ üzerinden üç ayrı

okumak için tıklayınız

Son İstasyon: Tolstoy’un Son Yılı – Jay Parini

Anna Karenina, Savaş ve Barış gibi görkemli başyapıtların yazarı Lev Nikolayeviç Tolstoy, hayatının son günlerini huzur içinde geçirmek amacıyla, 1910 yılının soğuk bir sonbahar günü, meçhul bir yöne doğru evinden, kırk sekiz yıllık karısından, on üç çocuğundan ve gazetecilerden kaçarak trenle yola çıkar. (*)“Bir zamanların görkemli çiftliği Yasyana Polyana’dan çıkarken bunun son yolculuğu olduğunu çok

okumak için tıklayınız

Yüzbaşının Kızı – Aleksandr Sergeyeviç Puşkin “İhanet karşısında dürüstlüğün ve cesaretin zaferini anlatan roman”

Yüzbaşının Kızı (??????????? ?????), Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in 1833-1836 yılları arasında yazdığı rus edebiyatında büyük öneme sahip bir romanıdır. Yüzbaşının Kızı, Pugaçov Ayaklanması sırasında Rus bir subayla görev yaptığı kale komutanı yüzbaşının kızı aralasındaki duygusal ilişkileri konu alır. 18. yüzyıl Rusya’sında geçen roman, rejimin çalkantılı ve belirsiz olduğu dönemde orduya katılan genç asilzade Pyotr Andreyiç Grinyov

okumak için tıklayınız

Gölgesi Yıldız Dolu: Metin Altıok Kitabı – Zeynep Altıok

Metin Altıok, şiirimizde çağcıl bir ses. Şiirinin gelişip oluşma yatağı bir gelenegin belki de en ışıltılı yerinde durur. Onun, süre süre getirdiği şiirinin debisinde yatan acnın/savrulmanın dilidir o çağcıl sesi bugün bize duyuran. En lirik söyleyişten en kült anlatıya uzanan bir coğrafyanın renklerini/seslerini getirir bize. Onun yazgısı da yazdığı şiirinin rengi gibidir. Yangınlara giden bir

okumak için tıklayınız

Ölü Canlar – Nikolay Vasilyeviç Gogol

“Gogol’e ününü sağlayan “Müfettiş” ve “Palto” gibi, “Ölü Canlar” da Rus toplumsal hayatına yapılmış ağır, ama mizahi bir eleştiridir. Kahramanı Pavel Ivanovich Chichikov’la giderek palazlanan iş bitirici ve şarlatan bir insan tipine; onun “can” denilen serfler üzerine çevirdiği dolaplarla kazandığı güç üzerinden ise Rus kanunlarına ve sınıfsal ilişkilere saldırmıştır yazar. Chichikov’un izlediği yol basittir; amacı, toprak

okumak için tıklayınız

Evrenin Oluşumu – Henri Laborit. Bilgiyle düşü, bilimle şiiri birleştirebilen aydınlatıcı bir kitap.

Madde dünyası, taşların, ağaçların, yaprakların, dalların, hayvanlarla insanların, gördüğümüz, dokunduğumuz, kokusunu aldığımız, sesini işittiğimiz her şeyin dünyası nedir acaba? Neden yapılmıştır? Ve insanların yüzyıllarca, yıldızlarıyla birlikte tepelerine asılı sandıkları, Dünya çevresinde döndüğüne inandıkları gökyüzü nereden geliyor? Ve bütün bunların ortasındaki insan nedir? Bu gibi en yalın sorulardan en karmaşık sorunlara geçen Henri Laborit, okurunu çağdaş

okumak için tıklayınız

Yolgeçen Hanı – Pınar Selek

Yolgeçen Hanı, Pınar Selek’in darbe sonrası yılların acılarını, tüm renk ve sesleriyle hayatın ve insanların canlılığına sarmalayarak anlatmayı başardığı; gücünü, samimiyetinden ve doğallığından alan ilk romanı. Bir kaçışın hikâyesi ve 12 Eylül’ün ardından gelen şarkılar… Kimliklerinin peşine düşmüş dört genç: Devrime olan inancını asla yitirmeyen ve bu uğurda sevdiklerini terk etmeyi göze alan Elif, hayatının

okumak için tıklayınız